<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erzurum Haber Gazetesi &#187; Sinan Özcaylak</title>
	<atom:link href="http://www.erzurumhabergazetesi.com/author/sinanozcaylak/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com</link>
	<description>ErzurumHaberGazetesi.com</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 16:23:30 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>İnadına açıklama…</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/10727-inadina-aciklama%e2%80%a6</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/10727-inadina-aciklama%e2%80%a6#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Jun 2010 07:29:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=10727</guid>
		<description><![CDATA[İl Emniyet Müdürü İbrahim Çelik, geçtiğimiz aylarda gündeme gelen bir haberle ilgili olarak gazetecilerin sorduğu sorulara “inadına açıklamadım.” yanıtını vermişti. Onun için birazdan yazacaklarıma da bir açıklama beklemiyorum.
Anlatacağım olay 14 Şubatta yaşanıyor. Emniyet mensupları Çaykara caddesindeki 12 AH 376&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İl Emniyet Müdürü İbrahim Çelik, geçtiğimiz aylarda gündeme gelen bir haberle ilgili olarak gazetecilerin sorduğu sorulara “inadına açıklamadım.” yanıtını vermişti. Onun için birazdan yazacaklarıma da bir açıklama beklemiyorum.</p>
<p>Anlatacağım olay 14 Şubatta yaşanıyor. Emniyet mensupları Çaykara caddesindeki 12 AH 376 plakalı araçtan şüpheleniyor. Park halindeki aracın plakasını sorguluyor. Sorgulama sonrası plaka ile aracın örtüşmediği ortaya çıkıyor. Bir müddet sonra aracın başına birisi gelince gidip durumu izah edip karakola gitmeleri gerektiğini söylüyorlar. Duruma müthiş sinirlenen araç sahibi “ben Bingöl’ün Yedisu Kaymakamı Mustafa Pala’yım sizinle hiçbir yere gelmiyorum.”diyerek zorluk çıkarıyor. Polis memurlarının ısrarı üzerine Mustafa Pala “ Buyurun gidelim karakola ama hepinizle hesaplaşacağız diyerek küfürler tehditler savuruyor.” Polis memurları tehditlere aldırmayıp görevlerini yapmanın bilinciyle alıp kaymakam beyi emniyete götürüyorlar. İfadesi alınan kaymakam bey serbest bırakılırken, görevini yapan iki polis memuru sürülüyor.</p>
<p>Sıradan vatandaşlar bilmese de biz gazeteciler biliyoruz ki güvenlik gerekçesiyle bu tarz plaka değişiklikleri yapılabiliyor. Ancak hepsi resmi bir biçimde yapılıyor. Anlayacağınız polis sorgusunda durum ortaya çıkıyor. Öyle görünüyor ki Kaymakam bey resmi kaydı olmadan kafasına göre plakaları değiştiriyor. Beyefendi Kaymakam olduğu için hiç kimsenin hiçbir şekilde kendisine herhangi bir şey sormaması gerektiğine inanıyor. Yaşanan bu olayda Kaymakam beyin bu düşüncesinde ne kadar haklı olduğunu gözler önüne seriyor.</p>
<p>Nedir bu polis memurlarının suçu? Görevlerini yapmak. İki polis memuru sadece görevini yaptı diye sürülüyor. Şimdi empati yapalım ben polis memuru olsam ve başıma böylesi bir olay gelse, bir daha şüpheli gördüğüm hiçbir aracın plakasını sorgulamam. Umursamam emniyet müdürünün direkt talimatı olmadan kılımı kıpırdatmam.</p>
<p>İçişleri Bakanlığı’nın bu olaydan haberi var mı çok merak ediyorum? Bir kaymakam iki polis memurunu nasıl sürdürebilir? Hem de hiçbir suçları yokken. Bunun adı kölelik sistemi. Bu kaymakam polis memurlarını kölesi olarak mı görüyor? Kendisini bütün kanunların üzerinde gören bu kaymakamın talimatıyla polis memurlarını süren yöneticilere ne demeli.</p>
<p>Yazıya başlarken belirttiğim gibi Emniyet Müdürü İbrahim Çelik’ten bir açıklama yapmasını beklemiyorum. Kendisine “inadına açıklamadım” deme zevkini yaşatmamak için….</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/10727-inadina-aciklama%e2%80%a6/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tepkisizleşiyoruz…</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/10466-tepkisizlesiyoruz%e2%80%a6</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/10466-tepkisizlesiyoruz%e2%80%a6#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2010 07:07:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=10466</guid>
		<description><![CDATA[Terörden daha tehlikeli olan terörün sıradanlaşması…
Tepkisizleşiyoruz…
90’lı yılların başında terör olayları tıpkı bu gün ki gibi artmıştı. Ancak her hain saldırı sonrasında Türkiye’nin dört bir tarafında telin mitingleri düzenleniyor; Türk Kürt kardeştir diye sloganlar atılıyor, böylelikle bölücülere amaçlarına ulaşamadıklarının&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Terörden daha tehlikeli olan terörün sıradanlaşması…</p>
<p>Tepkisizleşiyoruz…</p>
<p>90’lı yılların başında terör olayları tıpkı bu gün ki gibi artmıştı. Ancak her hain saldırı sonrasında Türkiye’nin dört bir tarafında telin mitingleri düzenleniyor; Türk Kürt kardeştir diye sloganlar atılıyor, böylelikle bölücülere amaçlarına ulaşamadıklarının mesajı veriliyordu. Bu gün terör eylemleri yine tırmanışa geçti. Neredeyse gün aşırı şehit haberleri geliyor. Peki şimdi vatandaş ne yapıyor. Tepkisiz… Birkaç küçük gösteri dışında hiçbir şey yok. Yani tehlikeli noktadayız. Terör ne yazık ki sıradanlaşıyor…</p>
<p>Eylemlerin artmasının nedenlerini iyi okumak lazım. Artan terör olaylarını siyaset malzemesi yapmamak ve derinliğini iyi irdelemek gerekiyor. Yapılan sınır ötesi operasyonlarla oldukça ciddi kayıplar veren ve çözülme noktasına gelen örgütün gözü kara bir biçimde hain saldırılarını artırmasının gerçek sebebi ne?</p>
<p>Hükümetin, açılım politikaları sonrasında bir çok eleştiri yapıldı. Kuşkusuz eleştirilecek yönleri de yok değildi. Özellikle Habur’dan giren eşkıyalara yapılan muamele hepimizi üzdü. Süreç içerisinde bu durum son derece rahatsız ediciydi. Ancak açılım politikaları bölgede yaşayanların örgüte olan desteğini de azalttı. Bölücü örgüt bundan ciddi derecede rahatsız. Eylemlerini artırarak açılım sürecinin bir işe yaramadığını hissettirmeye çalışıyor. Bu yolla bakışın değişmesi adına çaba sarf ediyor. Elinde bölge halkına karşı kullanacağı argüman kalmayan örgüt son kozlarını oynuyor. Öyle görünüyor ki eylemlerde artacak. Örgüt elinde tutamadığı baskı ve korku cumhuriyetini yeniden ele geçirme çabası içerisinde.</p>
<p>Bu noktada çok dikkatli olunması gerekiyor. Örgüte karşı ciddi tedbirler ve yaptırımlar uygulanırken, bölge halkına karşı hassas davranmak gerekiyor. Tepki gösterirken teröristle Kürt vatandaşlarımızı karıştırmamak gerekiyor. Öyle bir bütünlük sergilenmeli ki terör örgütünün son umudu da tükenmeli. Kustukları kanda boğulmalılar.</p>
<p>Terör örgütüne karşı sadece askeri müdahaleler yeterli gelmiyor. Daha caydırıcı tedbirler alınmalı. Bakın Amerika’da Usame Bin Ladin deyip sokaklarda bağırırsanız tutuklanırsınız. Türkiye’de de benzeri tedbirler alınmalı. İmralı’yla örgütün bağlantısı kesilmeli.Bölgesel kalkınmışlık farkının ortadan kalkması adına ciddi gayretler gösterilmeli. Terörle mücadele yasası yeniden gözden geçirilmeli.</p>
<p>Vatandaş olarak bizlerde üzerimize düşeni yapmak zorundayız. Örgütün nifak tohumları ekmesine fırsat vermemeliyiz. Gerekiyorsa her gün Türk, Kürt sokaklara dökülüp terörü kınamalıyız. Terörü asla sıradanlaştırmamalıyız. İnanın bu acı olayların sıradanlaşması terörden daha tehlikeli. Asıl tehdit bu. Bölücülere vereceğimiz tek mesajımız olmalı. “ Biz et ve tırnak gibiyiz bizi asla birbirimizden ayıramazsınız. Bu birliktelik için savaşmaya, şehit düşmeye ve öldürmeye hazırız”….</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/10466-tepkisizlesiyoruz%e2%80%a6/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Organize İşler Bunlar(!)</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/10166-organize-isler-bunlar</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/10166-organize-isler-bunlar#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jun 2010 07:01:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=10166</guid>
		<description><![CDATA[Son günlerde Organize sanayi sitesine gideniniz oldu mu? Ben geçenlerde gittim. İlginç manzaralarla karşılaştım. Üretim yapan tesis sayısı yok denecek kadar az. Genelde Büyük firmaların depoları mevcut. Ancak benim anlatmak istediğim bu değil.
Organize sanayi sitesinde villa yapılıyor. Evet, yanlış&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde Organize sanayi sitesine gideniniz oldu mu? Ben geçenlerde gittim. İlginç manzaralarla karşılaştım. Üretim yapan tesis sayısı yok denecek kadar az. Genelde Büyük firmaların depoları mevcut. Ancak benim anlatmak istediğim bu değil.</p>
<p>Organize sanayi sitesinde villa yapılıyor. Evet, yanlış duymadınız buradan arsa alan birkaç uyanık hemen Tripleks villalarını inşaya başlamış. Hatta bahçeye bir at bile bağlamış. Öyle görünüyor ki ilerde burayı çiftlik evi olarak kullanacak. Kimseler fark etmesin diye villalarının etrafını yüksek duvarlarla da çevirmiş.</p>
<p>Birçok yatırımcı arsa arayıp bulamazken, organize sanayi sitesi içerisinde konut yapılması ne kadar doğru? Bu yapıya kim ne şekilde izin veriyor? Bildiğim kadarıyla organize sanayi sitelerinde bu tarz konutlar yapılamaz. Yapılması yasal değil. Hiçbir yetkili bu yüksek duvarların arkasında ne yapılıyor diye bir kafasını uzatıp içeriye bakmadı mı? Kaldı ki burası öyle başıboş bir yer de değil. Organize Sanayi Sitesi’nin bir yönetimi var. Bu yönetim kurulu ne iş yapar?</p>
<p>Edindiğimiz bilgilere göre Organize Sanayi Sitesi Yönetim Kurulu Başkanının arsasına yapılıyor bu konutlar. Eminim sizde benim gibi “nasıl yani?” Diyorsunuz. Evet, yanlış duymadınız, Organize Sanayi Sitesi yönetim kurulu başkanı arsasına villa yaptırıyor. At bağlayıp ileride çiftlik olarak kullanacağı evinin etrafını yüksek duvarlarla çeviriyor. Buraya yapılan evlere organize sanayi sitesinin faydalandığı birçok avantajdan da yararlanmış olacak. Örneğin enerji indirimi gibi.</p>
<p>Bir bilgi daha. Zirai Donatımın yeri olarak bilinen ve sağlık bakanlığına tahsisli alan da Organize Sanayi Bölgesine verildi. Şimdiden arsalara iştahı kabaranlar var. Yetkililer lütfen araştırsın. Bu alan için Organize Sanayi Bölgesine kimler dilekçe verdi? Devir yapılır yapılmaz kime neye göre bu arsalar satılacak yada tahsis edilecek?</p>
<p>18 Haziranda Organize Sanayi sitesi genel kurulu yapılacak. Bu genel kurulda umarım üyeler bu rezaletin hesabını sorarlar. Peki, bu şehri yönetenler. Bu kadar gözleri kapalı mı? Organize Sanayi Sitesinde neler olup bittiğini hiç mi araştırmazlar? Organize Sanayi Bölgesi “çiftlik” haline geliyor. Organize Sanayi Bölgesinde “organize işler” dönüyor…</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/10166-organize-isler-bunlar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>24 TL Parkomat ücreti</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9914-24-tl-parkomat-ucreti</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9914-24-tl-parkomat-ucreti#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2010 07:39:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=9914</guid>
		<description><![CDATA[Başkan Küçükler, vatandaşın gereksinimlerinin değiştiğini bu yüzden yapılan belediye hizmetlerinin eleştirildiğini söylüyor. İnanın benim gereksinimlerim değişmedi. Ben Cumhuriyet caddesindeki trafik yükünün azalmasını istiyordum. Belediye tarafından başlatılan parkomat uygulaması bu yükü biraz azalttı. Gerçi hep söylüyorum madem böyle bir uygulama ile&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başkan Küçükler, vatandaşın gereksinimlerinin değiştiğini bu yüzden yapılan belediye hizmetlerinin eleştirildiğini söylüyor. İnanın benim gereksinimlerim değişmedi. Ben Cumhuriyet caddesindeki trafik yükünün azalmasını istiyordum. Belediye tarafından başlatılan parkomat uygulaması bu yükü biraz azalttı. Gerçi hep söylüyorum madem böyle bir uygulama ile bu yük azalacaktı tarihi yapıların arasına yerin dört kat altına kimsenin kullanmadığı bir otopark yapılması ne kadar akıllıcaydı? Neyse bunu geçelim. Evet parkomat uygulaması faydalı oldu. Ancak aksayan ciddi hususlar var.</p>
<p>Cumhuriyet Caddesinde parkomat uygulamasının sıkıntılı yanlarını gündeme getirmiştik. Bizim gözümüzden kaçak bir başka sıkıntı daha varmış. Oda ücret politikası. Yarım saat aracını park edenler 1 TL. ödüyor. Sonra her saat başı 3 TL fiyatlandırma yapılıyor. Yani 1 saat kaldınız 3 TL, 2 saat kaldınız 6 TL, 3 saat kaldınız 9 TL dört saat kaldınız 12 TL, 8 saat kaldınız tam 24 TL. Türkiye’nin hiçbir bölgesinde bu kadar karlı bir otopark uygulaması yok. İstanbul, İzmir gibi sadece adı değil kendi de büyük olan ‘büyükşehirlerde’ bile…. Sanırım Belediye, pekte karlı olmayan yerin altına gömdüğü otoparkın yapım masraflarını bu yolla vatandaştan çıkarmaya kararlı.</p>
<p>Parkomatlara eğitim verilmeli.</p>
<p>Cumhuriyet caddesindeki parkomat sayısının yetersizliğinden bahsetmiştik. Aracınıza binip dakikalarca parkomatın gelmesini bekliyorsunuz. Bir başka sıkıntı da vatandaşla bire bir muhatap olan parkomatların kullandığı ifadeler ve kaba tavırları. Parkomatlar vatandaşa ‘usta’ diye sesleniyor. ‘Canın yiyim’, ‘gardaş’ ‘Hocam’ ‘Haci’ gibi ifadeler kullanıyor. Bu arkadaşlara vatandaşa beyefendi yada hanımefendi demeleri gerektiğini birinin öğretmesi lazım. Yani hizmet içi eğitim şart. Bir de tek tip giyinseler daha hoş olmaz mı ?</p>
<p>Bir hizmet yapılırken önceden bir fizibilite yapılması gerekiyor. Hizmet ne ölçüde yararlı, vatandaşın beklentilerine karşılık veriyor mu, Kamu kaynakları bi hakkın kullanılıyor mu? Vb. gibi. Şayet bu çalışmaları yapmadan hizmete girişirseniz kuşkusuz doğacak sıkıntılar nedeniyle de eleştirilirsiniz. Ben yaptım oldu. Ben dünyanın en zeki insanıyım, en iyi ben düşünürüm derseniz, kusura bakmayın eleştirilirsiniz…</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9914-24-tl-parkomat-ucreti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SOKAK POLİSİ!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9592-sokak-polisi</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9592-sokak-polisi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 Jun 2010 07:51:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=9592</guid>
		<description><![CDATA[HAYDUTÇA SALDIRI!
Haydut gibi saldırdılar. İsrail bir kez daha gerçek yüzünü tüm dünyaya gösterdi. Yiyecek bekleyen, ilaç bekleyen Filistinlilere yardım ulaşmaması için yardım gemisine baskın yapıp kan akıntı. İsrail’in yıllardır Filistin’e karşı uyguladığı zulmü maskelediği “kendimi savunuyorum” maskesi de düşmüş&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HAYDUTÇA SALDIRI!</p>
<p>Haydut gibi saldırdılar. İsrail bir kez daha gerçek yüzünü tüm dünyaya gösterdi. Yiyecek bekleyen, ilaç bekleyen Filistinlilere yardım ulaşmaması için yardım gemisine baskın yapıp kan akıntı. İsrail’in yıllardır Filistin’e karşı uyguladığı zulmü maskelediği “kendimi savunuyorum” maskesi de düşmüş oldu. İsrail’in savunma anlayışı tamda yaptığı saldırıyla örtüşüyor. Savunmasız, sivil tek dertleri yardım ulaştırmak olan insanlara saldırıp öldürüyor, yaralıyor. Yaralılar hastanelere ellerine takılmış plastik kelepçelerle naklediliyor. İsrail haydutluk ediyor.</p>
<p>Peki şimdi ne olacak? Yazılı bir nota bile gönderilmedi İsrail’e. Sözlü kınamalar ve uyarılar dışında diplomatik bir tedbir yok. Kaldı ki Haydut İsrail’in Başbakanı Netanyahu “İsrail ordusunun yaptığı operasyonun arkasındayız.” diyerek küstahlığını da sürdürüyor. İsrail insanlık suçu işlemesine rağmen her zaman olduğu gibi haklılığını savunuyor, özür bile dilemiyor. Olacağı ben size söyleyeyim. Hiçbir şey. İsrail’in yaptığı yanına kar kalacak. Yine İsrailli iş adamları Türkiye’ye gelip ticaret yapacak, arsalar satın alacak. Dünyadaki İsrail lobisi işleyip olay İsrail’in lehine bir boyuta taşınacak. İnanın bir müddet belki İsrail mallarına boykot uygulanacak ama bir aya kalmaz her şey unutulacak.</p>
<p>Umarım yanılırım…</p>
<p>BESİCİ KESİM ADEDİNİN ARTMASINI BEKLİYOR!</p>
<p>Tavan yapan et fiyatlarına müdahale etmek için hükümet ithal et kartını masaya sürdü. Fiyatlar düşsün diye et ithal edeceğiz. Bazı bölgelerde ihaleler bile yapıldı. Bunun üzerine bir çok besici hayvanını kestirmek için Et ve Balık kurumunun yolunu tuttu.</p>
<p>Tuttu ama ne fayda. Erzurum’da kesim bekleyen tam 4 bin 500 besi hayvanı var. Et ve Balık Kurumu ise günde sadece otuz hayvan kesiyor. Yani bu hızla bu hayvanlar en erken 5 ay da ancak eritilebilecek. Piyasada et yok fiyat yüksek et ithal edelim deniliyor, buna karşı kesim bekleyen 4 bin 500 hayvandan sadece 30’u kesiliyor. “Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.”</p>
<p>Ayrıca besi hayvanını kestiremeyen besici için her geçen gün zarar hanesine yazılıyor. Neden mi? Besi sezonunun bitmesi ve 36 ayını dolduran hayvanlar için kilo başına ödenen 1,5 TL’lik desteklet hayvanını kestiremeyen besici faydalanamayacak.</p>
<p>Anlayacağınız bir taraftan et ithal etmek için ihaleler yaparken, beri tarafta üreticiyi mağdur edip hayvanlarını kesmiyoruz. Vallaha ben bir anlam veremedim. Siz bir anlam verebiliyorsanız buyurun…</p>
<p>SOKAK POLİSİ!</p>
<p>İl Emniyet Müdürü İbrahim Çelik Basın mensupları ile bir araya geldi. Göreve başladığı günden bu güne yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi. Çelik’in ilk günden beri uyguladığı Polis sokakta olur uygulamasını hep destekledim destekliyorum da. Verilerde yapılan uygulamanın etkili olduğunu gösteriyor. Suç işleme oranında ciddi azalma var. Yani sokakta, caddede, kaldırımda polisi gören kötü niyetliler suç işlemekten çekiniyorlar. Öyle görünüyor ki Çelik, polisi sokakta tutmakta kararlı. Yaptığı toplantıda Çelik; ‘Benim polisim “Sokak polisi” dir.’ dedi.</p>
<p>Bu uygulamayı destekliyorum. Polisi sürekli görmek bana güven veriyor. Ancak bu uygulamadan rahatsız olan bazı polis memurları uygulamanın acısını vatandaştan çıkarmak istiyor. Çelik; bu duruma da müdahale edeceğini ve gereğini yapacağını söylüyor. Umarım bunda da başarılı olur. Zira Çelik geldiği günden bu güne geçen 4 aylık sürede verdiği sözleri yerine getiriyor. Fiziki anlamda son derece yetersiz olan bir çok birimi yeniledi. Pasaport şube, Trafik Tescil gibi. Teşkilatın vatandaşa yaklaşımındaki rahatsız edeci durumu da düzelteceğine inanıyorum.</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9592-sokak-polisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir garip Erzurum&#8230;</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9251-bir-garip-erzurum</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9251-bir-garip-erzurum#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 May 2010 07:07:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=9251</guid>
		<description><![CDATA[PARKOMAT…
Büyükşehirlerin hemen hepsinde, çeşitli caddelerde olan parkomat uygulaması Erzurum’da da başladı. Belediye hizmetleri olarak “Kayseri’yi” örnek alıyoruz ya(!) uygulama normal. Yalnız gözden kaçırdığımız önemli bir husus var. Cumhuriyet caddesindeki park yükü azalsın diye Büyükşehir belediyesi caddenin tam göbeğine trilyonlar&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>PARKOMAT…</p>
<p>Büyükşehirlerin hemen hepsinde, çeşitli caddelerde olan parkomat uygulaması Erzurum’da da başladı. Belediye hizmetleri olarak “Kayseri’yi” örnek alıyoruz ya(!) uygulama normal. Yalnız gözden kaçırdığımız önemli bir husus var. Cumhuriyet caddesindeki park yükü azalsın diye Büyükşehir belediyesi caddenin tam göbeğine trilyonlar harcayarak bir otopark gömdü. Otopark sorunu böyle de çözülebiliyorsa neden trilyonlar harcandı anlamak mümkün değil. Herhalde Belediye yaptırdığı otoparka müşteri bulamayınca ve hata ettiğini anlayınca, otopark için harcanan parayı nasıl çıkarırım hesap etti ve başlattı parkomat uygulamasını.<br />
Büyükşehirlerde bu uygulama yapılıyor ya eyvallah bizde de olsun. Vatandaş olarak uygulamayı sineye çekelim. Bari doğru dürüst yapın bu işi. Caddedeki parkomat görevlilerinin sayısını artırın. Aracınızı park ediyorsunuz, fişiniz kesiliyor. İşinizi bitirip aracınızın başına geçtiğinizde dakikalarca parkomat bekliyorsunuz. Bu vatandaşa işkence yapmaktan başka bir şey değil. Vatandaş hem para verecek, hem de dakikalarca parkomat bekleyecek. Lütfen oyunu aldığınız vatandaşınıza biraz olsun kıymet verin…</p>
<p>EMNİYET AÇIKLASIN!</p>
<p>Palandöken gazetesinin manşetine taşıdığı haber oldukça dikkat çekici. Bir halk otobüsü, içindeki yolcularıyla birlikte, polisin dur ihtarına uymayıp kaçıyor. Bir kovalamaca yaşanıyor ki sormayın, Kaçan otobüs şoförü, bütün trafik kurallarını ihlal ediyor. Sonra güç bela durduruluyor. Ertesi gün olayı araştıran meslektaşımız, olayla ilgili emniyette bir kayıt olmadığı cevabını alıyor. Sonrasında Emniyet Müdürüne ulaşıyor o da evrakı eksikmiş o yüzden kaçmış diyor…<br />
Pes…. Halk otobüsü içindeki yolcusuyla kaçıyor. Bu kovalamaca esnasında kendini kaybeden şoför her şeyden önce yolcuların can güvenliğini hiçe sayıyor ve Emniyet bu işi son derece basit bir meseleymiş gibi değerlendiriyor. İnsan hayatı bu kadar mı ucuz? Polis bunu yaparsa vatandaş kime inanıp kime güvenecek.<br />
Emniyet Cumhuriyet Caddesinde bile uygulama yapıp vatandaşların aracını didik didik arayabiliyor. Canın istediğini durdurup GBT sorgulaması yapabiliyor, ancak içinde yolcusuyla birlikte dur ihtarına uymayıp kaçan şoför hakkında işlem yapmıyor. Emniyet Müdürü İbrahim Çelik’in bu olayla ilgili polis memurlarının bilgisine başvurup, bir açıklama getirmesi şart. Hatta işlem yapmayan polisler hakkında soruşturma bile açmalı. Müdür Çelik’i teşkilatı çok çalıştırıyor diye sevmiyor olabilir. Ancak bu durum sokağa bu şekilde yansırsa vay geldi vatandaşın haline…</p>
<p>ÇOCUKLARI BULUN!</p>
<p>Erzurum’un Tekman ilçesinde 16 mayısta kaybolan 7 yaşındaki iki kız çocuğu hala bulunamadı. Sivil Savunma ekipleri bölgedeki aramaların bittiğini ve herhangi bir sonuç alamadıklarını, konu üzerinde jandarmanın soruşturmasının sürdüğü belirtiyor. Merak ediyorum bu kaybolan çocuklar, falanca işadamının yada filanca siyasetçinin çocukları olsaydı yine bu kadar rahat bir biçimde açıklamalar yapılabilir miydi? Yoksa Devletin bütün imkanları seferber edilir ilgililer çocuk bulununcaya kadar rahat uyuyabilir miydi?</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9251-bir-garip-erzurum/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duman ateşe mi delalet ediyor?</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9012-duman-atese-mi-delalet-ediyor-2</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9012-duman-atese-mi-delalet-ediyor-2#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 May 2010 06:48:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=9012</guid>
		<description><![CDATA[Kayak Federasyonu Başkanı Özer Ayık yeniden federasyon başkanlığına seçildi. Bir Erzurumlu hemşerimizin bu göreve yeniden seçilmezsine kuşkusuz hepimiz sevindik. Kendisine de yeni görevinde başarılar diliyoruz. Ancak başkan Ayık’ın suskunluğuna da bir anlam veremiyoruz. Aylardır Gazete Güncel başta olmak üzere bir&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kayak Federasyonu Başkanı Özer Ayık yeniden federasyon başkanlığına seçildi. Bir Erzurumlu hemşerimizin bu göreve yeniden seçilmezsine kuşkusuz hepimiz sevindik. Kendisine de yeni görevinde başarılar diliyoruz. Ancak başkan Ayık’ın suskunluğuna da bir anlam veremiyoruz. Aylardır Gazete Güncel başta olmak üzere bir çok yayın organı bir takım iddiaları dillendiriyor. İhalelerdeki yolsuzluk iddialarından tutun, yönetimde sergilenen usulsüzlüklere kadar bir çok iddia gazete sütunlarına yansıyor. Ancak Kayak Federasyonundan herhangi bir açıklama gelmiyor.</p>
<p>Başkan Ayık susuyor. Kimse kusura bakmasın atalarımızdan öğrendiğimize göre<br />
“ sükut ikrardan gelirmiş” demekten kendimizi alamıyoruz. Kuşkusuz Başkan Ayık’ın basını takip eden bir birimi vardır. Yazılan konuşulan bu kadar habere cevap verilmeyince aklımıza “görünen bu duman acaba ateşin varlığına mı delalet ediyor?” sorusu geliyor. Kaldı ki bu iddiaları dile getiren meslektaşlarımız ellerinde herhangi bir belge olmadan bu haberleri yapmayacak kadar deneyimlidir. Ayık’a tavsiyem; hiç vakit kaybetmeden, bir an önce elinde iddiaları içeren dosya ile Erzurum’a gelip bu iddialara basının huzurunda cevap vermesidir. Ancak bu şekilde insanlar tatmin olur ve zihinlerinde oluşan sorularına cevap bulabilirler. “Siz ne yazarsanız yazın, benim umurumda değil, farklı bir biçimde seçimi de kazanmışım. Buda iddia sahiplerine yeter.” Deyip köşeye çekilmek, bu iddia sahiplerinin elini güçlendirmekten başka bir işe yaramaz.</p>
<p>Son iddiayı yine Gazete Güncel’de okuduk. Dağa yapılan bazı tesislerin kurulumunda helikopter kullanılması gerekiyormuş, gerekçe ise dağın doğal yapısına zarar verilmemesiymiş. İddia o ki ihale bu şekilde yapılmasına rağmen direkler helikopter kullanılmadan kurulmuş ve doğal olarak dağın yapısı tahrip olmuş.</p>
<p>Bu iddia bana neden inandırıcı geliyor hemen söyleyeyim. Gazeteci Ağabeyim Mehmet Şener’le sohbetimiz esnasında bir bilgi aktarıyor. Yıllar önce Palandöken’e ilk tesisler yapılırken, teknoloji bu kadar ilerde değil. Bir çok ekipman atlı arabalarla, dağa taşınıyor ve arabaların tekerleklerine de keçe sarılıyor ki dağın doğal yapısı bozulmasın. Dönem şartlarında son derece hassas bir düşünce. Bu günde şayet direkler kurulacaksa günümüz teknolojisiyle tabiî ki helikopterle kurulmalı. Helikopter kullanılmamışsa bunun gerekçesi muhakkak açıklanmalı. Ben yaptım oldu deme lüksü yok Sayın Başkanın. Zira demokrasilerde kimse layüsel değildir. Herkes hesap verebilmelidir.</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9012-duman-atese-mi-delalet-ediyor-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duman ateşe mi delalet ediyor?</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8888-duman-atese-mi-delalet-ediyor</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8888-duman-atese-mi-delalet-ediyor#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 May 2010 06:58:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=8888</guid>
		<description><![CDATA[Kayak Federasyonu Başkanı Özer Ayık yeniden federasyon başkanlığına seçildi. Bir Erzurumlu hemşerimizin bu göreve yeniden seçilmezsine kuşkusuz hepimiz sevindik. Kendisine de yeni görevinde başarılar diliyoruz. Ancak başkan Ayık’ın suskunluğuna da bir anlam veremiyoruz. Aylardır Gazete Güncel başta olmak üzere bir&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kayak Federasyonu Başkanı Özer Ayık yeniden federasyon başkanlığına seçildi. Bir Erzurumlu hemşerimizin bu göreve yeniden seçilmezsine kuşkusuz hepimiz sevindik. Kendisine de yeni görevinde başarılar diliyoruz. Ancak başkan Ayık’ın suskunluğuna da bir anlam veremiyoruz. Aylardır Gazete Güncel başta olmak üzere bir çok yayın organı bir takım iddiaları dillendiriyor. İhalelerdeki yolsuzluk iddialarından tutun, yönetimde sergilenen usulsüzlüklere kadar bir çok iddia gazete sütunlarına yansıyor. Ancak Kayak Federasyonundan herhangi bir açıklama gelmiyor.</p>
<p>Başkan Ayık susuyor. Kimse kusura bakmasın atalarımızdan öğrendiğimize göre<br />
“ sükut ikrardan gelirmiş” demekten kendimizi alamıyoruz. Kuşkusuz Başkan Ayık’ın basını takip eden bir birimi vardır. Yazılan konuşulan bu kadar habere cevap verilmeyince aklımıza “görünen bu duman acaba ateşin varlığına mı delalet ediyor?” sorusu geliyor. Kaldı ki bu iddiaları dile getiren meslektaşlarımız ellerinde herhangi bir belge olmadan bu haberleri yapmayacak kadar deneyimlidir. Ayık’a tavsiyem; hiç vakit kaybetmeden, bir an önce elinde iddiaları içeren dosya ile Erzurum’a gelip bu iddialara basının huzurunda cevap vermesidir. Ancak bu şekilde insanlar tatmin olur ve zihinlerinde oluşan sorularına cevap bulabilirler. “Siz ne yazarsanız yazın, benim umurumda değil, farklı bir biçimde seçimi de kazanmışım. Buda iddia sahiplerine yeter.” Deyip köşeye çekilmek, bu iddia sahiplerinin elini güçlendirmekten başka bir işe yaramaz.</p>
<p>Son iddiayı yine Gazete Güncel’de okuduk. Dağa yapılan bazı tesislerin kurulumunda helikopter kullanılması gerekiyormuş, gerekçe ise dağın doğal yapısına zarar verilmemesiymiş. İddia o ki ihale bu şekilde yapılmasına rağmen direkler helikopter kullanılmadan kurulmuş ve doğal olarak dağın yapısı tahrip olmuş.</p>
<p>Bu iddia bana neden inandırıcı geliyor hemen söyleyeyim. Gazeteci Ağabeyim Mehmet Şener’le sohbetimiz esnasında bir bilgi aktarıyor. Yıllar önce Palandöken’e ilk tesisler yapılırken, teknoloji bu kadar ilerde değil. Bir çok ekipman atlı arabalarla, dağa taşınıyor ve arabaların tekerleklerine de keçe sarılıyor ki dağın doğal yapısı bozulmasın. Dönem şartlarında son derece hassas bir düşünce. Bu günde şayet direkler kurulacaksa günümüz teknolojisiyle tabiî ki helikopterle kurulmalı. Helikopter kullanılmamışsa bunun gerekçesi muhakkak açıklanmalı. Ben yaptım oldu deme lüksü yok Sayın Başkanın. Zira demokrasilerde kimse layüsel değildir. Herkes hesap verebilmelidir.</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8888-duman-atese-mi-delalet-ediyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Güzel gelişmeler!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8561-guzel-gelismeler</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8561-guzel-gelismeler#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 May 2010 07:22:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=8561</guid>
		<description><![CDATA[Hep olumsuzlukları yazacak değiliz. Gerçi bizleri idareciler sürekli olumsuzluklara yer veriyoruz diye her fırsatta eleştirirler. Fakat maalesef çok fazla olumlu gelişmelerle karşılaşmak maalesef mümkün olmuyor. Kaldı ki gazeteci olarak da alkışlamak gibi bir görevimiz yok açıkçası, mesleğin temeli eleştiri üzerine&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hep olumsuzlukları yazacak değiliz. Gerçi bizleri idareciler sürekli olumsuzluklara yer veriyoruz diye her fırsatta eleştirirler. Fakat maalesef çok fazla olumlu gelişmelerle karşılaşmak maalesef mümkün olmuyor. Kaldı ki gazeteci olarak da alkışlamak gibi bir görevimiz yok açıkçası, mesleğin temeli eleştiri üzerine kurulu. Bize böyle öğretti ustalarımız. İşte size üç olumlu haber.<br />
Kitap sarayına her hafta yaptığım ziyaretlerden birini yapıyorum. Hemen üst kata çıkıp Muammer ağabeyiyle alacağım kitaplar üzerine konuşuyoruz. Tam bu sırada rafların arasında ayrılmış bir sürü kitap görüyorum. İçinde klasik romanlardan şiir kitaplarına bir çok eser var. “Hayırdır ağabeyi nereye gidiyor bu kitaplar” diye sorunca, Muammer Ağabeyi “Palandöken Kaymakamlığı bünyesindeki okullara gönderilmek üzere aldı” diyor. Palandöken Kaymakamı Şenol Esmer’i yürekten kutluyorum. Çocukları kitapla buluşturduğu için. Okuma alışkanlığı edinmeleri adına gayret sarf ettiği için. Yapılacak en büyük yatırımın insana yapılan yatırım olduğunun bilincinde olduğu için. Özlediğimiz yönetici profili bu. Umarız örnek teşkil eder.<br />
Erzurum’da bir başka önemli gelişme de çifte minarelerin etrafına yaptırılan barakaların yıkım kararını Danıştay’ın onaylaması oldu. Danıştay’ın kararının tebliği sonrasında umarız yetkililer duyarlılık gösterir ve yıkımı gerçekleştirirler. Yarısından fazlası boş olan ve amacına hitap etmeyen, tarihi medresenin güzelliğini gölgeleyen bu barakalardan umarız bu ecdat yadigarı kurtulur. Yakutiye Belediye Başkanı Ali Korkut kararın belediyeye tebliğ edilmesi halinde yıkıma hemen başlayabileceğini ifade etmiş. Sayın Korkut’u da bu duyarlılığından ötürü kutluyorum.<br />
Bir güzel haberde Büyükşehir belediyesinden geldi. Numune hastanesinin boşaltılması sonrasında yıkılan binaların yerine bir park yaptırılacak.Parkın en güzel yanı ise engelli parkı olması.Belki de Erzurum’da ilk kez engelliler için bir adım atılmış oldu. Ahmet Küçükler’i de bu duyarlılığından ötürü kutlamak gerekiyor.</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8561-guzel-gelismeler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alana iyi ders!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8215-alana-iyi-ders</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8215-alana-iyi-ders#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 May 2010 09:23:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=8215</guid>
		<description><![CDATA[Seçim dönemleri hep gerilimli geçer. Adayların sağ duyu oranına göre bu gerilim ya tırmanır, yada düşer.
Seçim çalışmalarında çoğu zaman maalesef etik kurallar görmezden gelinir. Seçimi kazanma adına vicdan bir kenara konulur. İnsaf ölçüleri de o kadar küçülür ki görmek&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Seçim dönemleri hep gerilimli geçer. Adayların sağ duyu oranına göre bu gerilim ya tırmanır, yada düşer.</p>
<p>Seçim çalışmalarında çoğu zaman maalesef etik kurallar görmezden gelinir. Seçimi kazanma adına vicdan bir kenara konulur. İnsaf ölçüleri de o kadar küçülür ki görmek mümkün olmaz.</p>
<p>Koltuğa oturma işi öyle bir yarışa döner ki ring sporlarının tamamında yasak olan belden aşağı vuruş, koltuk müsabakasında adeta serbestmiş gibi adaylar birbirlerine dalarlar. Bu durum on üyesi olan bir dernekte de böyledir, genel seçimlerde.</p>
<p>Erzurum’da siyasetin renkli simalarından bir ağabeyime siyaseti neden bıraktığını sormuştum. “ aday oldum; annemin ermeni, babamın Yahudi sarraf olduğunu öğrendim.” diye cevap vermişti. Sakın yanlış anlaşılmasın, “Ermeni” ve “Yahudi” ifadelerini ağabeyim hakaret unsuru olarak kullanmamıştı, ben de kullanmıyorum. İsrail ve Ermenistan’la bir kriz yaşanmasını istemeyiz değil mi(?)</p>
<p>Neyse anlayacağınız herhangi bir koltuğa seçim yoluyla talip olduysanız, her türlü saldırıya da bağrınız açık olacak. Seçmeninize güvenip, belden aşağı aldığınız yumruklara dişinizi sıkacaksınız. Sağduyu sahibiyseniz siz belden aşağı vurmayacaksınız.</p>
<p>Seçmenin en hassas olduğu hususlardan biride asla yol arkadaşlarınıza ihanet etmeyeceksiniz. Eğer seçmen sizi inandırıcı bulmazsa ve her şeyden önemlisi seçmen, “beraberken iyiydi, şimdi ne oldu da her şeyi anlatmaya başladın.Delikanlıya yakışır mı?” ifadelerini kullanmaya başladıysa ağzınızla kuş tutsanız nafile bu seçimi kaybettiniz. Mesela Erkan Mumcu, parlak bir siyaset adamıyken, yol arkadaşlarını terk etti. Gelinen nokta ortada. Veyahut Abdullatif Şener. Vatandaş Şener’in eleştirilerini “ bunu söylemek sana yakışmadı” yorumlarıyla dinliyor.</p>
<p>Anlayacağınız seçim işi çetrefilli bir iş.</p>
<p>Bu hafta sonu Erzurum’da Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin seçimi gerçekleşti. Ve yukarıda anlattıklarımızın hepsi yaşandı. Kılıçlar çekildi. Belden aşağı vuruşlarda kemik sesleri geldi. Adaylardan Hikmet Karaca bir dönem birlikte çalıştığı hatta Başkan vekili olduğu mevcut yönetimi yolsuzlukla suçladı. Hakarete varan ifadeler kullandı. “Mevcut yönetimin aday olması ahlaki değil, mahkemede yargılanıyorlar” derken, kendisinin geçmişte birlikte yola çıktığı arkadaşlarını yolsuzlukla suçlamasının ne kadar ahlaki olduğunu hiç düşünmedi.</p>
<p>Erzurum’da esnaf Rasim Fırat’la yola devam dedi.</p>
<p>Esnaf ve Sanatkarlar odaları birliği başkanlığına yeniden Rasim Fırat seçildi. Delegelerden 197 oy alan Fırat, rakibi Hikmet Karaca’ya 93 oy fark attı. Bu sonuçla esnaf Rasim Fırat’ın vicdanlarda suçsuz olduğunu ifade etti. Mahkeme sürecini de bekleyip göreceğiz. Ancak Erzurum’da esnaf seçimle bir takım koltuklara talip olan herkese bir ders verdi. Tabiî ki alana…</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8215-alana-iyi-ders/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘HES’sittir!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8009-%e2%80%98hes%e2%80%99sittir</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8009-%e2%80%98hes%e2%80%99sittir#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Apr 2010 06:47:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=8009</guid>
		<description><![CDATA[Erzurum’un kuzey ilçelerinde ekolojik dengeyi bozacağından endişe edilen Hidro elektrik Santralleri (HES) hakkında çok şey yazıldı çizildi. ÇET raporu alınmadan yapımına başlanılan santrallerin üretecekleri düşük elektrik enerjisinin, bu santrallerin doğaya vereceği zararla mukayesesinden tutunda, keşif yapmaya giden hakimin can güvenliği&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum’un kuzey ilçelerinde ekolojik dengeyi bozacağından endişe edilen Hidro elektrik Santralleri (HES) hakkında çok şey yazıldı çizildi. ÇET raporu alınmadan yapımına başlanılan santrallerin üretecekleri düşük elektrik enerjisinin, bu santrallerin doğaya vereceği zararla mukayesesinden tutunda, keşif yapmaya giden hakimin can güvenliği olmadığı endişesiyle yüze yakın askerle köye gitmesine, bir çok haber ve yorum. Yöre halkı sırf bu iş için dernek kurdu. Direnmekte kararlı görünüyorlar. Allah yardımcıları olsun.</p>
<p>Peki bu HES’lere müteahhit firmalar neden bu kadar ilgi gösteriyor. Bir derenin suyunu kapabilmek adına birbirleriyle yarışıyor. Bu işi bu kadar cazip kılan ne? Öyle ya Erzurum’a yatırımcı çekebilmek adına bir çok teşvik yasası çıktı ama yatırımcı Erzurum’u tercih etmedi. Ama HES’ler öyle mi? Bir çok firma gelip hemen yatırıma başladı.</p>
<p>“Yatırımcı HES’lere niye bu kadar ilgi gösteriyor?” diye küçük bir araştırma sonrası ulaştığımız bilgilerle gerçekten bu işin ballı kaymak olduğunu anladık. Eski parayla 100 milyar yeni parayla 100 bin TL niz varsa hidro elektrik santrali sahibi olunabiliyor. Bunun dışında tek kuruş para harcamadan, tesisi yapıyorsunuz. Birazdan anlatacaklarımı okuyunca sizlerden eminim benim gibi ‘HES’sittir diyeceksiniz.</p>
<p>Yatırımcı suyun kullanım hakkını kiralayabilmek için 100 bin TL harcıyor ve ruhsat çıkarıyor. Ruhsatla birlikte devlet; “üretilen elektriği ben alacağım” mealinde bir temlik veriyor. Yatırımcı hemen bir devlet bankasına gidip, temliği göstererek kredi istiyor. Devlet’in garantisini gören devletin bankası veriyor krediyi. Geri ödemesi devletin elektrik için ödeyeceği paydan kesiliyor. Küçük bir matematik hesabıyla anlıyoruz ki 6 yılda kredi ödemesi tamamlanıyor. 49 yıllığına suların kullanım hakkını alan yatırımcı 43 yıl kendine çalışıyor. 100 bin TL para ve 6 yıl sabırla trilyonluk bir tesis sahibi oluyorsunuz. 43 yıl kesenizi dolduruyorsunuz. İstihdama katkısı mı? Yok denecek kadar az. İki bekçi bir mühendis dışında bir katkı sağlamıyor.<br />
Tortum’da her türlü meyve ağacı yetiştiğini duymuştum da “gazoz ağacını” duymamıştım. HES’ler sayesinde bölgede “gazoz ağacı” yetiştiğini de öğrenmiş olduk. Hükümete yakın çevreler biat ve hizmetleri karşılığında 100 bin TL karşılığı bu ağaçlardan birine sahip olabiliyor. Bu ‘gazoz ağacı’ da 49 yıl boyunca yaz kış meyve veriyor. Ne diyordu üstat Tefik Fikret Han-ı yağma şiirinde;<br />
….</p>
<p>“Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,<br />
Doyuncaya,tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin”….</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8009-%e2%80%98hes%e2%80%99sittir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Toplanın değiştirin!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7968-toplanin-degistirin-2</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7968-toplanin-degistirin-2#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Apr 2010 08:29:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=7968</guid>
		<description><![CDATA[Yıllardır Paşalar caddesi olarak bildiğimiz cadde ile Cemal Gürsel caddesinin ismi değiştirilmiş. Garip bir tartışma yapılıyor, bu isimleri kim değiştirdi diye? Mevcut Başkan ben yapmadım, Mehmet Ali Ünal’la Ersan Gemalmaz’ın işi bu diyor. Ve ekliyor “Cumhuriyet sevdamızdan kimsenin şüphesi olmasın”&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır Paşalar caddesi olarak bildiğimiz cadde ile Cemal Gürsel caddesinin ismi değiştirilmiş. Garip bir tartışma yapılıyor, bu isimleri kim değiştirdi diye? Mevcut Başkan ben yapmadım, Mehmet Ali Ünal’la Ersan Gemalmaz’ın işi bu diyor. Ve ekliyor “Cumhuriyet sevdamızdan kimsenin şüphesi olmasın” diye. Anlayacağınız tartışma bu işin sorumlusunu bulma merkeziyle ilerliyor. Kaldı ki değiştirme hakları da var. Kanun böyle bir hak vermiş. Yani değiştirdiler diye ceza yazılamayacak.Sanki tartışmamız gereken bu yanlıştan bir an önce dönülmesi gerektiği. “ Yanlışsa tabi”</p>
<p>“Yıl 1995 Yenişehir Belediye Başkanı Sıdık Polat odasında bir maketin başında, Yardımcısı Tahsin Cihan anlatıyor, biz gazeteciler de dinliyoruz. Yenişehir Yıldızkent arasındaki alanda büyük bir rekreasyon alanı yapımı planlanıyor. Ballandıra ballandıra anlatılan proje sonrası Sıdık Polat rekreasyon alanının ismini açıklıyor. “Necmettin Erbakan” rekreasyon alanı. Yıl 2000 Yenişehir Belediye Başkanı İsmail Hakkı Asiltürk odasında anlatıyor. Yenişehir Yıldızkent arasında bizden önceki dönemde yapımına başlanan rekreasyon alanını bu dönem bitireceğiz. Ve adını da belirledik, “Alparslan Türkeş” rekreasyon alanı. Ve yıl 2005 Palandöken Belediye Başkanı Cenap Köksal Birdal, anlatıyor, Yenişehir Yıldızkent arasındaki rekreasyon alanını bitirdik ve adını da “ Recep Tayyip Erdoğan” rekreasyon alanı koyacağız.” Evet tam üç kez ismi değiştirildi bu alanın. Her gelen kendi liderinin ismini tercih etmişti.</p>
<p>Hafıza i beşer nisyan ile maluldür. Bakın aklıma yine ne geldi. Yıl 1989 Doğruyol Partili Yaşar Demircioğlu, Pasinler’de seçimi kazanmış. Demircioğlu’nun seçim sonrası ilk icraatlarından biri Pasinler Kaplıcasına partisinin simgesi olan bir at başı yerleştirmek oldu. Havuzun başındaki at başı heykelinin ağzından havuza su akıyordu. Ve o dönem bayağı sükse yapmıştı bu icraat. Yıl 2000 bu kez Pasinlerde Seçimi kazanan MHP. Başkan Bünyamin Ucun. Seçim sonrasında kaplıcada gazetecilerle bir araya gelmiş havuz sefası yapıyor. Ucun başlıyor sohbete; “Bu at başını kaldırıp yerine bir kurt figürü koysam nasıl olur?” Benim de aralarında bulunduğum gazeteciler, yapma etme diyip telkinde bulunuyoruz. Ucun “tamam At kalsın yanına bir kurt yaptırayım” diyor. Neyse uzatmayalım Ucun bu kararından vazgeçiyor…</p>
<p>Bu kadar hafıza tazelemek yeterli sanırım. Gelelim meseleye. Paşalar Caddesiyle Cemal Gürsel caddesinin isimleri değiştirilmiş. Hem de yıllar önce. Belediye yeni tabelaları koyunca haberimiz oluyor. Başkan bu işi hata olarak algıladığından sanırım, açıklama yapıp mesul ben değilim diyor. Başkan Küçükler’e şunu sormak istiyorum, “siz bu caddelere eski isimlerini geri verseniz. Yani toplanıp caddelerin ismini yeniden Paşalar ve Cemal Gürsel caddeleri olarak değiştirirseniz ne olur?” Bence çok iyi olur. Tamam hatayı yapanları açıkladınız. Ama iş bitmedi. Yükten kurtulmadınız. Verin eski isimleri caddelere iş bitsin, tartışma kapansın. Umarım önümüzdeki günlerde bununla ilgili de bir açıklama yaparsınız. İsimleri geri vermeyecekseniz gerekçelerini de açıklarsınız. Şehirle ilgili onca tartışmamız gereken konu varken kamuoyu da bu işle meşgul olmayı bırakır.</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7968-toplanin-degistirin-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Toplanın değiştirin!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7843-toplanin-degistirin</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7843-toplanin-degistirin#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Apr 2010 08:12:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=7843</guid>
		<description><![CDATA[Yıllardır Paşalar caddesi olarak bildiğimiz cadde ile Cemal Gürsel caddesinin ismi değiştirilmiş. Garip bir tartışma yapılıyor, bu isimleri kim değiştirdi diye? Mevcut Başkan ben yapmadım, Mehmet Ali Ünal’la Ersan Gemalmaz’ın işi bu diyor. Ve ekliyor “Cumhuriyet sevdamızdan kimsenin şüphesi olmasın”&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır Paşalar caddesi olarak bildiğimiz cadde ile Cemal Gürsel caddesinin ismi değiştirilmiş. Garip bir tartışma yapılıyor, bu isimleri kim değiştirdi diye? Mevcut Başkan ben yapmadım, Mehmet Ali Ünal’la Ersan Gemalmaz’ın işi bu diyor. Ve ekliyor “Cumhuriyet sevdamızdan kimsenin şüphesi olmasın” diye. Anlayacağınız tartışma bu işin sorumlusunu bulma merkeziyle ilerliyor. Kaldı ki değiştirme hakları da var. Kanun böyle bir hak vermiş. Yani değiştirdiler diye ceza yazılamayacak.Sanki tartışmamız gereken bu yanlıştan bir an önce dönülmesi gerektiği. “ Yanlışsa tabi”</p>
<p>“Yıl 1995 Yenişehir Belediye Başkanı Sıdık Polat odasında bir maketin başında, Yardımcısı Tahsin Cihan anlatıyor, biz gazeteciler de dinliyoruz. Yenişehir Yıldızkent arasındaki alanda büyük bir rekreasyon alanı yapımı planlanıyor. Ballandıra ballandıra anlatılan proje sonrası Sıdık Polat rekreasyon alanının ismini açıklıyor. “Necmettin Erbakan” rekreasyon alanı. Yıl 2000 Yenişehir Belediye Başkanı İsmail Hakkı Asiltürk odasında anlatıyor. Yenişehir Yıldızkent arasında bizden önceki dönemde yapımına başlanan rekreasyon alanını bu dönem bitireceğiz. Ve adını da belirledik, “Alparslan Türkeş” rekreasyon alanı. Ve yıl 2005 Palandöken Belediye Başkanı Cenap Köksal Birdal, anlatıyor, Yenişehir Yıldızkent arasındaki rekreasyon alanını bitirdik ve adını da “ Recep Tayyip Erdoğan” rekreasyon alanı koyacağız.” Evet tam üç kez ismi değiştirildi bu alanın. Her gelen kendi liderinin ismini tercih etmişti.</p>
<p>Hafıza i beşer nisyan ile maluldür. Bakın aklıma yine ne geldi. Yıl 1989 Doğruyol Partili Yaşar Demircioğlu, Pasinler’de seçimi kazanmış. Demircioğlu’nun seçim sonrası ilk icraatlarından biri Pasinler Kaplıcasına partisinin simgesi olan bir at başı yerleştirmek oldu. Havuzun başındaki at başı heykelinin ağzından havuza su akıyordu. Ve o dönem bayağı sükse yapmıştı bu icraat. Yıl 2000 bu kez Pasinlerde Seçimi kazanan MHP. Başkan Bünyamin Ucun. Seçim sonrasında kaplıcada gazetecilerle bir araya gelmiş havuz sefası yapıyor. Ucun başlıyor sohbete; “Bu at başını kaldırıp yerine bir kurt figürü koysam nasıl olur?” Benim de aralarında bulunduğum gazeteciler, yapma etme diyip telkinde bulunuyoruz. Ucun “tamam At kalsın yanına bir kurt yaptırayım” diyor. Neyse uzatmayalım Ucun bu kararından vazgeçiyor…</p>
<p>Bu kadar hafıza tazelemek yeterli sanırım. Gelelim meseleye. Paşalar Caddesiyle Cemal Gürsel caddesinin isimleri değiştirilmiş. Hem de yıllar önce. Belediye yeni tabelaları koyunca haberimiz oluyor. Başkan bu işi hata olarak algıladığından sanırım, açıklama yapıp mesul ben değilim diyor. Başkan Küçükler’e şunu sormak istiyorum, “siz bu caddelere eski isimlerini geri verseniz. Yani toplanıp caddelerin ismini yeniden Paşalar ve Cemal Gürsel caddeleri olarak değiştirirseniz ne olur?” Bence çok iyi olur. Tamam hatayı yapanları açıkladınız. Ama iş bitmedi. Yükten kurtulmadınız. Verin eski isimleri caddelere iş bitsin, tartışma kapansın. Umarım önümüzdeki günlerde bununla ilgili de bir açıklama yaparsınız. İsimleri geri vermeyecekseniz gerekçelerini de açıklarsınız. Şehirle ilgili onca tartışmamız gereken konu varken kamuoyu da bu işle meşgul olmayı bırakır.</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7843-toplanin-degistirin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kayıtsız kalamadı!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7594-kayitsiz-kalamadi</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7594-kayitsiz-kalamadi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Apr 2010 07:12:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=7594</guid>
		<description><![CDATA[Milletvekili eleştirince KUDAKA 19 milyon hibe desteğinde bulunacağını açıkladı.
Aylardır gazeteler KUDAKA ile ilgili yayınlar yapıyorlar. İnternetle ihale yapılmasından tutunda, verilecek işlerde ihale şartı yoktur notuna, teklifleri Genel Sekreter Altan kendi maili yoluyla alıyor eleştirilerine kadar. KUDAKA’dan ses yok. Ancak&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Milletvekili eleştirince KUDAKA 19 milyon hibe desteğinde bulunacağını açıkladı.</p>
<p>Aylardır gazeteler KUDAKA ile ilgili yayınlar yapıyorlar. İnternetle ihale yapılmasından tutunda, verilecek işlerde ihale şartı yoktur notuna, teklifleri Genel Sekreter Altan kendi maili yoluyla alıyor eleştirilerine kadar. KUDAKA’dan ses yok. Ancak nasıl ki kendisini o koltuğa atayan irade eleştiriyor. Hemen basın toplantısı ve 19 milyon dağıtacağız ifadeleri.</p>
<p>Nedir bu KUDAKA? Hemen söyleyeyim; Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı, daha açık bir ifade ile Erzurum, Erzincan, Bayburt illerinin kalkınmasında öncülük etmek maksadıyla proje destekleri verecek olan bir kuruluş. Kurulduğu günden bu tarafa Genel Sekreter DR.Rıfat Altan ifadesiyle kurumsal yapısına kavuşmaya çalışıyor. Kurumsallaşmak iyi bir binadan geçer diyen Altan kollar sıvar ve Cumhuriyet caddesindeki Tekel binasının tadilatı için internet sitelerinde ilana çıkar. İrtibat adresi olarak görevli bir arkadaşın şahsi maili verilir. Ve ilanın sonunda “KUDAKA 2886 Sayılı Devlet ihale kanunu ile 4734 sayılı Kamu ihale kanunu hükümlerine tabi olmadığından, mal ve hizmet alımı ile yapım işlerine ilişkin işi ihale edip etmemekte, kısmen ihale etmekte veya dilediğine kısmen veya tamamen vermekte serbesttir.” Hatırlatması yapılarak adeta ben istediğime veririm bu işi kimsede karışamaz diyor. Gazeteler durumu fark edip haber yapıca ihale yapılıyor ve yüzde 41 kırımla bir firma işi alıyor. Haber olmasa belki ihaleye bile gerek kalmayacak.</p>
<p>Bütün bu eleştirilere karşı suskunluğunu bozmayan Genel Sekreter Rıfat Altan, milletvekili eleştirisine kayıtsız kalmadı ve basın toplantısı yaptı.</p>
<p>Milletvekili Fazilet Dağcı Çığlık, KUDAKA ziyaretinde “ Kurumun bilgilendirmede eksikleri var. Bu konu üzerine yoğunlaşılmalı. Erzurum’da projelere kullanım oranını artırmak için sizlere önemli görevler düşüyor. Yeterince bütçeniz var. Aynı sorunlarla karşılaşmak istemiyoruz. Bu hatalar telafi edilmeli.” Eleştirisini getirdi. Şimdiye kadar yapılan bütün eleştirile kayıtsız kalan Dr. Rıfat Altan’ın basın toplantısı gazetelere yansıdı. “Bu yıl 19 Milyon hibe desteği sağlayacağız.” Demek ki KUDAKA ile ilgili şikayetiniz varsa milletvekillerini devreye sokacaksınız yoksa ha duvara ha Dr.Rıfat Altan’a konuşmuşsunuz fark etmez.</p>
<p>Milletvekili Fazilet Dağcı Cığlık’ın da belki de seçilmiş seçileli en önemli icraatı bu. Kendisini kutluyorum. Başbakan bundan yaklaşık üç yıl önce Erzurum gezisinde “Çok önemli bir projemiz var” demişti. Herkes de Davos ziyareti sonrasında Bu projenin Fazilet Hanımla ilgili olduğu yorumunu yapmıştı. Yıllar geçti projeden ses yok. Bilen varsa söylesin. Neyse konuyu dağıtmayalım. Fazilet hanım birde şu kültür müdürümüze eleştiri getirse ne güzel olur. Belki oda kendisi hakkında yapılan yorumlara bir cevap verir.</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7594-kayitsiz-kalamadi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mağdur ama mağrur!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7306-magdur-ama-magrur</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7306-magdur-ama-magrur#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 05 Apr 2010 08:38:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/7306-magdur-ama-magrur</guid>
		<description><![CDATA[Yıl 3 eylül 1924. Pasinler depremi , Hasankale depremi Pasin ovasını yerle bir etmiş. Mağdur bir ihtiyar evinden geriye kalan enkazın başında. Bir o kadar da “mağrur” iki evladını savaşta şehit vermiş. Mustafa Kemal Atatürk yanına yaklaşıyor. Mağduriyetini görerek ihtiyara&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıl 3 eylül 1924. Pasinler depremi , Hasankale depremi Pasin ovasını yerle bir etmiş. Mağdur bir ihtiyar evinden geriye kalan enkazın başında. Bir o kadar da “mağrur” iki evladını savaşta şehit vermiş. Mustafa Kemal Atatürk yanına yaklaşıyor. Mağduriyetini görerek ihtiyara geçmiş olsun dileklerini sunuyor. Kaybını sorunca ihtiyar “ memleketimiz sağ olsun” diyor. “Kimin kimsen yok mu?” sorusuna ise “ evlatlarımı savaşta şehit vermişem” diyor. Mustafa Kemal “ devlet sana yardıma geldi, ne istersin devletinden” deyince mağrur ihtiyar, “ Bir şey istemiriğ paşam, biz yedi düvelle harp etmişiğ, koca memleketi yeniden kurmuşuğ bu bize yetir.” deyip hepimizi duygulandırıyor.</p>
<p>Erzurum insanının devlete bakış açısını çok güzel özetleyen bir reklam filmi olmuş. Her zaman devletine milletine bağlı, her türlü olumsuzlukta memleket sağ olsun diyebilen ve Allah Devletimize zeval vermesin lafını diline pelesenk etmiş Erzurumlu bu kadar güzel anlatılabilirdi.</p>
<p>Her ne kadar “mağrur” ihtiyar bir şey istemese de Cumhurbaşkanı Atatürk’ün talimatıyla, 37 gün gibi kısa bir sürede depremin bütün yaraları sarılmış ve kısa sürede devlet imkanlarının seferber edilmesiyle evleri yıkılan halk yeni evlerine kavuşmuş. Bölge halkının duruşu bu şekilde ödüllendirilmiş.</p>
<p>Erzurumlular 1924’den bu yana hiç değişmedi hala memleket sağ olsun diyor. İsyan etmiyor, devletine başkaldırmıyor, ihtiyar genç herkes “Allah devlete zeval vermesin” diyor. Mağrur duruşunu hiç kaybetmeden sabırlı bekliyor. Ancak hak ettiği ilgiyi görüyor mu? Sürekli göç veren, tarımı neredeyse bitme noktasına gelmiş, kahvehaneleri işsiz insanlarla dolu. Devlet yatırımlarından yeterli payı alamamış. Ancak hiç ağlamamış. 2000 rakımda 8 ay karın altında hep mağrur olmuş, mağduriyetini hiç dillendirmemiş. Yorum sizin…</p>
<p>REYHANİ ve MOZART</p>
<p>Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Ana bilim dalı 2 temmuzda nefis bir konserle kulaklarımızın pasını sildi. Öğretim Elemanlarının hazırladığı konserde, Mozart’tan Musorgski’ye, Vivaldi’den Reyhani’ye bir çok eser seslendirildi. Öğretim Elemanı Betül Yarar, Georges Bizet’in Carmen’inden Habanera Ariasıyla dinleyenleri adeta büyüledi. Gecenin finalinde ise asrın ozanı olarak tabir edilen Reyhani’nin “Sakın dağlar gibi yüceyim deme” ve “Bu gün sabah ile visali yardan” eserleri Yrd. Doç.Dr. Cengiz Şengül tarafından seslendirildi. Uzun zamandır bu kadar keyif aldığım bir etkinliğe katılmamıştım. Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Müzik eğitimi Ana Bilim dalı öğretim elamanlarına teşekkür ediyorum. Umarım şehirde sanatsal etkinliklerin sayısı artar.</p>
<p>Sinan Özçaylak</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7306-magdur-ama-magrur/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atatürk Üniversitesi Konut Edindirme İdaresi</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7180-ataturk-universitesi-konut-edindirme-idaresi</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7180-ataturk-universitesi-konut-edindirme-idaresi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 31 Mar 2010 07:23:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=7180</guid>
		<description><![CDATA[“Dünyada mekan ahrette iman!” demişler. İşte tam bu sözü doğrulamak adına Atatürk Üniversitesi Toplu Konut İdaresi ( TOKİ ) ile bir anlaşma yapıyor. Uçsuz bucaksız arazilerinin bir kısmını TOKİ’ye vermek suretiyle akademik ve idare personeline ev yaptırıyor. Erzurumluların 1950’li yıllarda&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>“Dünyada mekan ahrette iman!” demişler. İşte tam bu sözü doğrulamak adına Atatürk Üniversitesi Toplu Konut İdaresi ( TOKİ ) ile bir anlaşma yapıyor. Uçsuz bucaksız arazilerinin bir kısmını TOKİ’ye vermek suretiyle akademik ve idare personeline ev yaptırıyor. Erzurumluların 1950’li yıllarda sembolik rakamlarla fakülte yapılsın diye sattığı çoğu hibe olan arsalar üzerinde TOKİ’nin akademik ve idare personel için yapacağı villa tipi evler konuşlandırılacak. Üniversite müracaatları almaya başladı bile.</p>
<p>Üniversite rektörü Prof.Dr. Hikmet koçak ile bu meseleyi konuştum. Hoca gayet iyi bir niyetle yola çıkmış. “ Tersine göçü sağlayabiliriz bu yolla, bir vesileyle üniversitemize gelen Akademik personelin, burada bir evi olması halinde, şehrimizde kalması söz konusu olabilir” diyor. Bizim karşı durduğumuzda personele ev yaptırılması değil. Üniversite arazilerinin bu iş için kullanılması.</p>
<p>Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ Pazar günü gazetecilerle sohbet toplantısı yaptı. Bölge Eğitim Hastanesi’nin inşası sürecinde üniversiteden arsa istediklerini ve dönemin rektörünün bin bir türlü zorluk çıkarıldığını, hatta mahkemeye gitmekle tehdit ettiğini söyledi. Keza Bölge İstinaf Mahkemesine arsa tahsisinde yine bu tarz zorluklar çıkarıldığını biliyoruz. Ticaret ve Sanayi Odası’da zamanında Oda binası yapmak üzere üniversiteden arsa istemiş ve alamamıştı. Kamu yararına olan bu işler için arsa tahsisinde ketum olan Atatürk Üniversitesi, iş akademik ve idari personeline ev yaptırmak olunca hemen müsaade edebiliyor. Hatta TOKİ ile kendisi anlaşıyor. Bu ne kadar etik bir davranış yorumu size bırakıyorum.</p>
<p>Eğer akademik personele bu villalar yaptırılırsa, yarın kamyoncular kooperatifi bir heyet kurup, bizde üyelerimize ev yaptıracağız üniversite bize de arsa tahsis et demez mi? Öyle ya madem üniversite arazileri çok, ve ev yapılmak için tahsis edilebiliyor verin kamyonculara da onlarda ev sahibi olsun. Maksat vatandaş ev sahibi olsun.</p>
<p>Bu TOKİ’yi de anlamak mümkün değil. TOKİ Erzurum’da ne kadar boş sorunsuz arsa varsa buralara giriyor. Kentsel dönüşüme hiç bir katkısı yok. Zaten yapılan konutları da alanlar yatırım amaçlı alıyor, yani anlayacağınız fakir fukara yine evsiz. TOKİ dağ mahallesine girse ya, süt evlerine girse ya. Yok TOKİ Çat yolundaki tertemiz arsaya evleri yapıyor. Sonra satılmayan evleri belediyeye satıyor. Belediyenin konut edindirme diye bir işi mi var? Belediye ne yapıyor, vatandaşa satamayınca, emniyet teşkilatına lojman olarak veriyor.</p>
<p>Siyasi mitinglerde anahtarlar dağıtmakla olmuyor bu iş. TOKİ amacına uygun hareket etmiyor. Erzurum’daki inşaat sektörünü de bitme noktasına getirdi. Hepimiz biliyoruz TOKİ müteahhitlerinin esnafı kaç para dolandırdığını.</p>
<p>TOKİ fakir vatandaşa, Başbakan’ın ifadesiyle “garip gurebaya” ev yapmak için var olan bir kuruluş değil mi? Buradan hareketle anlıyoruz ki Atatürk Üniversitesi Akademik personeli fukara. Sosyal güvencesi olmayan evine ekmek götüremeyen insanlar. Bak çok üzüldüm şimdi. Bilim üreten öğrenci yetiştiren bilim adamlarımızı fakir bırakmışız, ne lojman verebilmişiz, ne sosyal tesisler yapıp faydalanmasını sağlamışız(!) Başka Üniversitelerde sembolik rakamlarla kampus içerisinde lojmanlar verilirken, tenis kortları, kapalı yüzme havuzları, restaurantlar, bowling salonları yapılırken, Bizin üniversitemizin personeli gureba sınıfında. TOKİ inşallah onları ev sahibi yapacak. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına söyleyelim, bu fakir personel için yapılacak villalarda yakılmak üzere kömür yardımında da bulunsun bari. Belediyelerde bu yıl gıda yardım paketlerini Üniversiteye göndersin…(!)</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7180-ataturk-universitesi-konut-edindirme-idaresi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Üniversiteyi nereye kursak?</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6889-universiteyi-nereye-kursak</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6889-universiteyi-nereye-kursak#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 12:00:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=6889</guid>
		<description><![CDATA[Erzurum’a kurulması planlanan Erzurum Üniversitesi için yer tartışmaları sürerken, ortak akıl şehrin doğusunu işaret ediyor. Az gelişmiş, yoksul ve giderek suç yuvası haline gelen şehrin doğusuna devlet yatırımlarının girmesi halinde sosyal adalet adına bir adım atılmış olacak ve bu saydığımız&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum’a kurulması planlanan Erzurum Üniversitesi için yer tartışmaları sürerken, ortak akıl şehrin doğusunu işaret ediyor. Az gelişmiş, yoksul ve giderek suç yuvası haline gelen şehrin doğusuna devlet yatırımlarının girmesi halinde sosyal adalet adına bir adım atılmış olacak ve bu saydığımız olumsuzlukların giderilmesi noktasında ilk hareket sağlanacak.</p>
<p>Şehrin doğusunda Ağır Bakım Fabrikası olarak bilinen ve bu gün belediyelerin şantiyesi olarak kullanılan yer bu iş için adeta biçilmiş kaftan. Ağır Bakım Eski Fabrikası, ileride büyümesi planlanan Erzurum üniversitesi için Tortum yoluna kadar ve Palandöken eteklerine kadar genişleme imkanı sağlayabilecek fiziki konuma sahip.</p>
<p>Hem bu yatırımda dedikodu ve şaibe olmaması içinde önemli bir yer Ağır Bakım Eski fabrikası. . Öyle ya arsa spekülatörleri şimdiden şuraya buraya kurulsun diye internet ortamında fikir beyanına başladılar. Erzurum Üniversitesinin kişilere değil Erzurum’a rant sağlamasını istiyorsak şehrin doğusu birinci öncelik olarak kabul edilmeli.</p>
<p>Birileri de Atatürk Üniversitesi yerleşkesi içerisindeki arazilere kurulması yönünde fikir beyan ediyor. Bu durum Erzurum Üniversitesinin ileride büyümesine olanak sağlamayacak ve adeta Atatürk Üniversitesinin bir fakültesi haline getirecek. Bunu hiç birimiz istemeyiz. Hem Atatürk Üniversitesinin arazileriyle ilgili başka tasarrufları var.<br />
Neyse konuyu dağıtmayalım. Yine bazıları Üniversitenin ovaya kurulmasını istiyorlar. Dünya küresel ısınma sonrasında tarım arazileri oluşturmak adına inanılmaz bir çaba sarf ederken, biz tarıma elverişli topraklarımıza Üniversite mi kuracağız? Bunun bu şehre ne katkısı olur Allah aşkına?</p>
<p>Erzurum Üniversitesi şehrin doğusuyla batısını birleştirebilir. Yıllardır ihmal ettiğimiz ve görmezden geldiğimiz Erzurum’un doğusunu kalkındırabilir. Bu fırsatı niye kaçıralım? Hem ortak akıl da bunu dillendiriyor. Sivil Toplum Örgütleri bu yönde fikir beyan ediyor. Umarım Başta Sağlık Bakanı Recep Akdağ olmak üzere milletvekilleri de yükselen bu sesi duyarlar.</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6889-universiteyi-nereye-kursak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz…</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6697-ayinesi-istir-kisinin-lafa-bakilmaz%e2%80%a6</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6697-ayinesi-istir-kisinin-lafa-bakilmaz%e2%80%a6#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Mar 2010 10:29:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=6697</guid>
		<description><![CDATA[Erzurum’a ikinci devlet üniversitesinin kurulması için YÖK’ün aldığı karar sonrasında gözler artık parlamentoya çevrildi. Sürecin hızlanması da kararın kağıt üzerinde kalması da artık milletvekillerimizin elinde. “Bu kararı YÖK’e ben aldırttım” demek için birbirleriyle yarışan milletvekillerine asıl şimdi ciddi görevler düşüyor.&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum’a ikinci devlet üniversitesinin kurulması için YÖK’ün aldığı karar sonrasında gözler artık parlamentoya çevrildi. Sürecin hızlanması da kararın kağıt üzerinde kalması da artık milletvekillerimizin elinde. “Bu kararı YÖK’e ben aldırttım” demek için birbirleriyle yarışan milletvekillerine asıl şimdi ciddi görevler düşüyor. Her biri geçmişte Rıfkı Salim Burçak’ın gösterdiği duyarlılığı ve tavrı göstermesi gerekiyor.</p>
<p>Tarih 1937 Mustafa Kemal Atatürk, yasama yılı açılış konuşmasında Doğu Anadolu’da büyük bir üniversite kurulması gerektiğini ifade ediyor. Hatıralardan öğrendiğimize göre de il olarak o dönemde Mustafa Kemal üniversitenin Van’da kurulmasını tavsiye ediyor. 12 yıl sonra Mustafa Kemal’in bu hayalini gerçekleştirmek için harekete geçiliyor. Bir komisyon oluşturulup hazırlıklar başlıyor. Tıpkı Mustafa Kemal’in tavsiye ettiği gibi üniversite Van’a kurulmak isteniyor. Haberi alan Rıfkı Salim Burçak, harekete geçiyor ve Menderes’e giderek Üniversitenin Erzurum’a kurulması gerektiğini enine uzununa anlatıp ilerde birlikte yargılanıp mahkum edilecekleri Başbakan Menderes’i ikna ediyor. Erzurum’un kalkınmasında son derece önemli olan Atatürk Üniversitesi’nin Erzurum’A kurulması kararı böyle alınıyor.</p>
<p>Rıfkı Salim Burçak’ın ölümünün üzerinden 12 yıl geçti. Ancak Erzurumlular onu hiç unutmadı. Ne onu ne de Erzurum’a yaptığı bu önemli hizmeti. Erzurumlular onu minnet ve rahmetle anıyor.</p>
<p>Şayet şu anki Erzurum milletvekilleri de aynı şekilde anılmak istiyorlarsa işte önlerinde fırsat. Hem karar da alınmış. Tek iş süreci hızlandırmak ve bu kararın kağıt üzerinde kalmasını engellemek. Hem yalnız da değiller, Kayseri, Konya, İzmir, İstanbul gibi illerin milletvekilleri ile birlikte hareket etmeleri yeterli. Kararı ben aldırdım şeklinde kendilerine paye çıkarmak yerine bu kararın bir an önce hayatiyete geçmesi adına gayret göstermeliler.</p>
<p>Gelelim şehrimizin vefasızlığına bir okul dışında Rıfkı Salim Burçak’ın ismini ne bir sokağa ne bir parka verebildik. Milli Eğitim Müdürü Fevzi Budak’la sohbetimiz esnasında Rıfkı Salim Burçak’ın isminin verildiği okulu gidip gezdiğini tabelasının fotoğrafını büyük bir heyecanla çektiğini anlatmıştı. Bu vesileyle Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Küçükler’e sesleniyoruz, başkanın bu konuda hassasiyet göstereceğinden de eminiz, bir sokağa bir caddeye Erzurum’a bu denli önemli bir hizmetin gelmesinde vesile olan Rıfkı Salim Burçak’ın isminin verilmesini istiyoruz. Öyle ya ticari bir yatırım yapan, iş adamının veya bir okul yaptıranın ismini caddelere verebiliyoruz. Lütfen Rıfkı Salim Burçak’a olan bu borcumuzu da ödeyelim. Ayrıca Rektör Hikmet Koçak’ın da üniversite içerisindeki dersliklerden birine onun ismini vermesini bekliyoruz.</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6697-ayinesi-istir-kisinin-lafa-bakilmaz%e2%80%a6/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkek egemen toplumun figüranları…</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6309-erkek-egemen-toplumun-figuranlari%e2%80%a6</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6309-erkek-egemen-toplumun-figuranlari%e2%80%a6#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 09:39:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=6309</guid>
		<description><![CDATA[Ne kadar samimiyiz? Muhabirlerimiz sokağa çıkıp sordular “kadın denince ne geliyor aklınıza?”diye. Toplum olarak ne kadar sanata düşkün olduğumuzun kanıtı gibiydi verilen cevaplar(!) “ Kadın; onlar olmadan bir yaşam düşünülemez. Kadın; hayatı anlamlı kılan yegane varlık. Kadın; toplumun vefakar, asla&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne kadar samimiyiz? Muhabirlerimiz sokağa çıkıp sordular “kadın denince ne geliyor aklınıza?”diye. Toplum olarak ne kadar sanata düşkün olduğumuzun kanıtı gibiydi verilen cevaplar(!) “ Kadın; onlar olmadan bir yaşam düşünülemez. Kadın; hayatı anlamlı kılan yegane varlık. Kadın; toplumun vefakar, asla hak ettikleri yerde olmadıklarını düşündüğüm görünmeyen kahramanları. Kadın; çiçek. Kadın; geleceğimizi yetiştiren anneler.”<br />
***<br />
Bana sorulduğunda bu soru, hiç düşünmeden bir çırpıda “ Çalıştıkları iş yerlerinde cinsel tacizle yüzleşmek zorunda kalan, kocaları tarafından şiddete maruz bırakılan, ‘Okuyup ta ne olacak, alan adam elbet karnını doyurur’ diye eğitim almaları engellenen, küçük yaşta aile baskısıyla evlendirilen. Erkek egemen toplumun figüranları” deyi verir. Sonra “Hay Allah! Yine düşünmeden cevap verdim.” diye kendime kızardım. Biraz düşününce de sokaktaki vatandaşlarımızın verdiği cevaplarla aynı paralelde cümleleri sıralardım herhalde.<br />
***<br />
Ama ben yinede bildiğimi söyleyeceğim…<br />
Türkiye’de kadın olmak gerçekten zor. Bu yüzden çoğu kez şükrediyorum, Tanrıya beni erkek yarattı diye. Düşünün bir kere, özellikle ülkenin doğusunda, kadın dünyaya gelir gelmez, “beşik kertmesi” denilen bir töre ile yüzleşmek zorunda kalıyor. Dünyaya gözlerini yeni açan kadın bir başkasıyla anında oracıkta evlendiriliyor. Sonra çocuk büyümeye başlıyor, eli tırpan, orak tutar tutmaz, hadi bakalım tarlaya çalışmaya. Eğitim çağına geldiğinde, “ Kız kısmı okur mu? Alan adam geçimini de sağlar elbet” nidaları. Evlenince kocasından gördüğü şiddet. Sadece üreme mantığına dayalı cinsel yaşam. Boy boy çocuklar. Bir sürü, 5’er 10’ar çocuk. Üstüne bir de kuma. Ve buna benzer bir sürü olumsuzluk.<br />
Ola ki biri “berdel”e “ Beşik Kertmesine”, anlamsız geleneklere karşı çıksa, kaçsa, maalesef ölüm. Töre cinayetleri.<br />
***<br />
Gelelim daha modern yaşadıkları iddia edilen batıdaki hanımlarımıza. Çalıştıkları işyerlerinde patronların, amirlerin cinsel tacizi.Sen kadınsın ne anlarsın mantığıyla bakılması. “Elinin hamuru ile erkek işine karışma.” ifadeleri. Tıpkı doğudaki gibi kocaları tarafından şiddete maruz kalmaları. Tek fark birinin elinde kına, diğerinin elinde oje olması.<br />
***<br />
Nasıl anlamadım? Ben çok mu karamsarım?<br />
Söylediklerimde yanlışlık varsa karamsar olduğumu düşünmekte haklısınız. Ama kadınına çiçek diyen sonrada onu solduran, ezen, yok sayan bir mantığı kabullenmemi kimse beklemesin benden. Samimi olmayan insanların sözlerine itibar etmem de asla beklenemez. Baktığımda Türkiye’de gördüğüm kadın gerçeği bu, erkek egemen toplumun figüranları….</p>
<p><strong>Sinan Özçaylak</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6309-erkek-egemen-toplumun-figuranlari%e2%80%a6/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erzurum&#8217;da Ümitlendiren haberler!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5970-erzurumda-umitlendiren-haberler-2</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5970-erzurumda-umitlendiren-haberler-2#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 10:47:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/5970-erzurumda-umitlendiren-haberler-2</guid>
		<description><![CDATA[DEMEK Kİ NEYMİŞ? KİMSE DOKUNULMAZ DEĞİLMİŞ.
Erzurum’da Tarım ve Hayvancılığın dibe vurmasına sebep olan, üstüne üstük kamuoyunu da yanlış bilgiler vererek kandıran, kendisini teftişe gelen müfettişlere alem yaptıran, Tarım İl Müdürü Bektaş Erdoğan Trabzon’a atandı. Yerinden o kadar emindi ki&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>DEMEK Kİ NEYMİŞ? KİMSE DOKUNULMAZ DEĞİLMİŞ.<br />
Erzurum’da Tarım ve Hayvancılığın dibe vurmasına sebep olan, üstüne üstük kamuoyunu da yanlış bilgiler vererek kandıran, kendisini teftişe gelen müfettişlere alem yaptıran, Tarım İl Müdürü Bektaş Erdoğan Trabzon’a atandı. Yerinden o kadar emindi ki Bektaş bey, atanacağını ifade eden milletvekilinin kendisini arayıp özür dilediğini bile söylemişti. Efendim Trabzon’a gitmesi ödül sayılırmış, Vallaha hiç umurumda değil, Erzurum’dan gitti ya benim için önemli olan o. Şimdi Trabzonlular düşünsün.<br />
Bektaş Erdoğan’ın atanması beni ümitlendirdi. Kararnamesi 3 aya çıksa da olsun. Zararın neresinden dönersen kardır demişler. Ümitlendim, demek ki Bakan korumasında olduğu iddia edilen müdürler, şayet başarısızlarsa değiştirilebiliyorlarmış. Bir başarısız müdürümüz daha var. Erzurum kültürünü çocukluğunda oynadığı “aşşık” oyunundan ve Pasinler doğumlu “palavracı” Teyo pehlivandan ibaret gören, Cumhurbaşkanını horon gösterisiyle karşılayan, kravat takmayı zül kabul eden, 2011 üniversiteler arası kış oyunları için çalışan ekibin görmezden gelip umursamadığı, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın akrabası olduğu iddia edilen Kültür ve Turizm Müdürü Fikret Öztürk. Öztürk’ün de Bakan dokunulmazlığına rağmen değiştirilebileceğini düşünüyorum. Bu kamuoyu baskısı gereğinin yapılmasını sağlayacaktır.<br />
BİR “GARİP” AHMET SARI.<br />
Onunla üniversite öğrencisiyken tanıştım. O dönem Araştırma Görevlisiydi. Bir bardak demli çay eşliğinde yaptığımız sohbetler oldukça keyifliydi. Yazdığım oyunları ilk ona okutur, yaptığı eleştirileri büyük bir dikkatle dinlerdim. Çok yoğun olmasına rağmen muhakkak zaman ayırır ve sizi dinlerdi. Ne zaman canım entelektüel bir muhabbet çekse soluğu yanında alırdım. O’da yaptığı çevirileri benimle paylaşırdı. O kadar heyecanlıydı ki Ahmet Sarı onunla konuşurken sizin de heyecanlanmanız kaçınılmazdı. Hızlı konuşmasının sebebi dilinin beynine yetişememesiydi. Onu anlamanız, kurduğu cümleleri kaçırmamanız için bütün dikkatinizi vermeniz gerekirdi.<br />
Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Sarı’ya yaptığı çeviriler ve bilimsel çalışmaları nedeniyle Avusturya Cumhurbaşkanlılığı “Avusturya Gümüş Hizmet Nişanı” vermiş. Sonuna kadar hak etti bu ödülü Sarı. Bana sorarsanız “ altın hizmet nişanı” daha şık dururdu ama olsun. Ahmet hocayı yürekten kutluyorum.<br />
DAĞLARLA SAVAŞTI BAŞARDI.</p>
<p>Ona yapılan zulmü çok kaleme aldık. Yazıp çizdik, kısır çekişmeler yüzünden bir dönem ameliyatlara girmemesi için ellerinden geleni yaptılar. Hayatı ona çekilmez kılmak için çok uğraştılar. Ama o yılmadı, bulduğu her fırsatta insanları iyileştirmek için çaba sarf etti. Benim için mücadelenin adıdır Doç.Dr. Mehmet Dumlu Aydın. Onun haklılığına hep inandım. Başarılı olacağına da emindim. Öyle de oldu.</p>
<p>Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Dumlu Aydın’ın halen kullanılmakta olan ilaçların tansiyon yüksekliğini düşürme mekanizmasının bilindiği gibi olmadığı konusunda yaptığı deneysel çalışma ile ‘Archives of Pharmacal Research’ dergisine kapak oldu.<br />
Aydın’ın bu çalışması ile beklide ileride tansiyon ilacı kullanmaya bile gerek kalmayacak. İşte bilim adamı böyle olmalı. Eline sağlık Mehmet Dumlu Aydın.</p>
<p><strong>Sinan ÖZÇAYLAK</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5970-erzurumda-umitlendiren-haberler-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erzurum&#8217;da Ümitlendiren haberler!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5867-erzurumda-umitlendiren-haberler</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5867-erzurumda-umitlendiren-haberler#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 10:54:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=5867</guid>
		<description><![CDATA[DEMEK Kİ NEYMİŞ? KİMSE DOKUNULMAZ DEĞİLMİŞ.
Erzurum’da Tarım ve Hayvancılığın dibe vurmasına sebep olan, üstüne üstük kamuoyunu da yanlış bilgiler vererek kandıran, kendisini teftişe gelen müfettişlere alem yaptıran, Tarım İl Müdürü Bektaş Erdoğan Trabzon’a atandı. Yerinden o kadar emindi ki&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>DEMEK Kİ NEYMİŞ? KİMSE DOKUNULMAZ DEĞİLMİŞ.<br />
Erzurum’da Tarım ve Hayvancılığın dibe vurmasına sebep olan, üstüne üstük kamuoyunu da yanlış bilgiler vererek kandıran, kendisini teftişe gelen müfettişlere alem yaptıran, Tarım İl Müdürü Bektaş Erdoğan Trabzon’a atandı. Yerinden o kadar emindi ki Bektaş bey, atanacağını ifade eden milletvekilinin kendisini arayıp özür dilediğini bile söylemişti. Efendim Trabzon’a gitmesi ödül sayılırmış, Vallaha hiç umurumda değil, Erzurum’dan gitti ya benim için önemli olan o. Şimdi Trabzonlular düşünsün.<br />
Bektaş Erdoğan’ın atanması beni ümitlendirdi. Kararnamesi 3 aya çıksa da olsun. Zararın neresinden dönersen kardır demişler. Ümitlendim, demek ki Bakan korumasında olduğu iddia edilen müdürler, şayet başarısızlarsa değiştirilebiliyorlarmış. Bir başarısız müdürümüz daha var. Erzurum kültürünü çocukluğunda oynadığı “aşşık” oyunundan ve Pasinler doğumlu “palavracı” Teyo pehlivandan ibaret gören, Cumhurbaşkanını horon gösterisiyle karşılayan, kravat takmayı zül kabul eden, 2011 üniversiteler arası kış oyunları için çalışan ekibin görmezden gelip umursamadığı, Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın akrabası olduğu iddia edilen Kültür ve Turizm Müdürü Fikret Öztürk. Öztürk’ün de Bakan dokunulmazlığına rağmen değiştirilebileceğini düşünüyorum. Bu kamuoyu baskısı gereğinin yapılmasını sağlayacaktır.<br />
BİR “GARİP” AHMET SARI.<br />
Onunla üniversite öğrencisiyken tanıştım. O dönem Araştırma Görevlisiydi. Bir bardak demli çay eşliğinde yaptığımız sohbetler oldukça keyifliydi. Yazdığım oyunları ilk ona okutur, yaptığı eleştirileri büyük bir dikkatle dinlerdim. Çok yoğun olmasına rağmen muhakkak zaman ayırır ve sizi dinlerdi. Ne zaman canım entelektüel bir muhabbet çekse soluğu yanında alırdım. O’da yaptığı çevirileri benimle paylaşırdı. O kadar heyecanlıydı ki Ahmet Sarı onunla konuşurken sizin de heyecanlanmanız kaçınılmazdı. Hızlı konuşmasının sebebi dilinin beynine yetişememesiydi. Onu anlamanız, kurduğu cümleleri kaçırmamanız için bütün dikkatinizi vermeniz gerekirdi.<br />
Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Ahmet Sarı’ya yaptığı çeviriler ve bilimsel çalışmaları nedeniyle Avusturya Cumhurbaşkanlılığı “Avusturya Gümüş Hizmet Nişanı” vermiş. Sonuna kadar hak etti bu ödülü Sarı. Bana sorarsanız “ altın hizmet nişanı” daha şık dururdu ama olsun. Ahmet hocayı yürekten kutluyorum.<br />
DAĞLARLA SAVAŞTI BAŞARDI.</p>
<p>Ona yapılan zulmü çok kaleme aldık. Yazıp çizdik, kısır çekişmeler yüzünden bir dönem ameliyatlara girmemesi için ellerinden geleni yaptılar. Hayatı ona çekilmez kılmak için çok uğraştılar. Ama o yılmadı, bulduğu her fırsatta insanları iyileştirmek için çaba sarf etti. Benim için mücadelenin adıdır Doç.Dr. Mehmet Dumlu Aydın. Onun haklılığına hep inandım. Başarılı olacağına da emindim. Öyle de oldu.</p>
<p>Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Dumlu Aydın’ın halen kullanılmakta olan ilaçların tansiyon yüksekliğini düşürme mekanizmasının bilindiği gibi olmadığı konusunda yaptığı deneysel çalışma ile ‘Archives of Pharmacal Research’ dergisine kapak oldu.<br />
Aydın’ın bu çalışması ile beklide ileride tansiyon ilacı kullanmaya bile gerek kalmayacak. İşte bilim adamı böyle olmalı. Eline sağlık Mehmet Dumlu Aydın.</p>
<p><strong>Sinan ÖZÇAYLAK</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5867-erzurumda-umitlendiren-haberler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tuz kokarsa…?</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5739-tuz-kokarsa%e2%80%a6-2</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5739-tuz-kokarsa%e2%80%a6-2#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 09:44:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=5739</guid>
		<description><![CDATA[Et kokarsa tuzlanır, ya tuz kokarsa..? İşte o zaman sıkıntı var demektir.
Erzurum’dan tüm Türkiye’ye yayılan yargı krizi bu deyimi hatırlattı. “Tuz” yerine koyduğumuz yargının koktuğu sinyalini verdi ki bu çok tehlikeli bir durum.
Kim haklı kim haksız tartışmasına girmekte&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Et kokarsa tuzlanır, ya tuz kokarsa..? İşte o zaman sıkıntı var demektir.<br />
Erzurum’dan tüm Türkiye’ye yayılan yargı krizi bu deyimi hatırlattı. “Tuz” yerine koyduğumuz yargının koktuğu sinyalini verdi ki bu çok tehlikeli bir durum.</p>
<p>Kim haklı kim haksız tartışmasına girmekte bir o kadar yanlış. Erzincan Cumhuriyet Baş savcısı İsmail Ağa cemaatinin irticai faaliyet gösterdiği gerekçesiyle soruşturma başlatıyor. Soruşturmanın Ergenekon terör örgütü isteğiyle başlatıldığı yönünde iddialar var. Bir başka savcı Erzurum Özel Yetkili Savcısı bu iddiaları soruştururken, Erzincan Cumhuriyet Baş Savcısının tutuklanmasını talep ediyor ve tutuklama kararı çıkıyor. Sonrasında HSYK toplanıp, yetkisini aştığı gerekçesiyle Erzurum Özel Yetkili Savcısının yetkilerini aldığını belirtiyor ve hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını ifade ediyor. Nedendir bilinmez kıyamet bundan sonra kopuyor.</p>
<p>Bir tarafta Adalet Bakanı, bir tarafta HSYK ikisi de birbirlerini adeta bombardımana tutuyorlar. Muhalefet tutuklanan savcının, iktidar yetkileri alınan savcının yanında yer alıyor.<br />
Her iki tarafta hukukun çiğnendiğinden dem vuruyor. Yandaş medya HSYK’na saldırırken, bir kısım medyada Erzincan savcısının serbest kalmasını istiyor. Anlayacağınız kriz ortamından çok kaos ortamı hakim.</p>
<p>Bir çok konuda verilen yargı kararı ile ilgili kimse sesini çıkarmıyor da iş ideolojik yapılarla ilgili verilen kararlara geldi mi herkes kıyameti koparıyor. Habur’da teröristleri affetmek için kurulan çadır mahkeme’de başka bir hukuk, Ergenekon davasında başka bir hukuk, Deniz Feneri davasında başka bur hukuk işletiliyor.</p>
<p>Hukukun bağımsızlığı ilkesi ayaklar altında, Bakanının savcıyı arayıp talimat verdiği iddia ediliyor, Bir başka savcının Ergenekon terör örgütüne hizmet etmek için soruşturma başlattığı iddiaları var. Neler oluyor hani yargı bağımsızdı?Hukuk herkese lazımdı?</p>
<p>Geçtiğimiz gün Erzurum’da 32 avukat Adliye binası önünde objektiflere arz-ı endam ediyor. HSYK’nın kararını protesto ederek, Özel Yetkili Savcı lehinde açıklama yapıyor. Kendilerine Erzurum Sivil Toplum Kuruluşları Platformu diyen aralarında MÜSİAD, Ebu İshak vakfı, Deniz Feneri, Vuslat Derneği, Çağrı Der ve Anadolu Geçlik Dergisinin de bulunduğu 26 dernek öğlen namazına müteakip Lala Paşa camii önünde HSYK’yı eleştiriyor. Cenaze namazı mı protesto gösterisi mi, niye cami avlusunda anlamak mümkün değil.</p>
<p>Durum gösteriyor ki hukuk kimsenin umurunda değil. Savcı Şanal’da, Cihaner’de hukukçu, haklarını hukuki zeminde ararlar. Verilen karara da saygı duymak zorundalar. Tabi hukukun üstünlüğü ilkesine inanıyorsak. Yani kimsenin tarafında yer almamız gerekmiyor, daha doğrusu taraf olmamalıyız. Kim haklı kim haksız karar merci yargıdır İşi ideolojik savaş haline getirmemeliyiz. “Tuz”un kokmasına sebebiyet vermemeliyiz. Aksi taktirde Adalet Mülkün Temeli olmaktan çıkıp “özel mülkün” temeli olur ki bunu hiçbiriz istemeyiz.</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5739-tuz-kokarsa%e2%80%a6-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tuz kokarsa…?</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5632-tuz-kokarsa%e2%80%a6</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5632-tuz-kokarsa%e2%80%a6#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Feb 2010 09:40:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=5632</guid>
		<description><![CDATA[Et kokarsa tuzlanır, ya tuz kokarsa..? İşte o zaman sıkıntı var demektir.
Erzurum’dan tüm Türkiye’ye yayılan yargı krizi bu deyimi hatırlattı. “Tuz” yerine koyduğumuz yargının koktuğu sinyalini verdi ki bu çok tehlikeli bir durum.
Kim haklı kim haksız tartışmasına girmekte&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Et kokarsa tuzlanır, ya tuz kokarsa..? İşte o zaman sıkıntı var demektir.<br />
Erzurum’dan tüm Türkiye’ye yayılan yargı krizi bu deyimi hatırlattı. “Tuz” yerine koyduğumuz yargının koktuğu sinyalini verdi ki bu çok tehlikeli bir durum.</p>
<p>Kim haklı kim haksız tartışmasına girmekte bir o kadar yanlış. Erzincan Cumhuriyet Baş savcısı İsmail Ağa cemaatinin irticai faaliyet gösterdiği gerekçesiyle soruşturma başlatıyor. Soruşturmanın Ergenekon terör örgütü isteğiyle başlatıldığı yönünde iddialar var. Bir başka savcı Erzurum Özel Yetkili Savcısı bu iddiaları soruştururken, Erzincan Cumhuriyet Baş Savcısının tutuklanmasını talep ediyor ve tutuklama kararı çıkıyor. Sonrasında HSYK toplanıp, yetkisini aştığı gerekçesiyle Erzurum Özel Yetkili Savcısının yetkilerini aldığını belirtiyor ve hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını ifade ediyor. Nedendir bilinmez kıyamet bundan sonra kopuyor.</p>
<p>Bir tarafta Adalet Bakanı, bir tarafta HSYK ikisi de birbirlerini adeta bombardımana tutuyorlar. Muhalefet tutuklanan savcının, iktidar yetkileri alınan savcının yanında yer alıyor.<br />
Her iki tarafta hukukun çiğnendiğinden dem vuruyor. Yandaş medya HSYK’na saldırırken, bir kısım medyada Erzincan savcısının serbest kalmasını istiyor. Anlayacağınız kriz ortamından çok kaos ortamı hakim.</p>
<p>Bir çok konuda verilen yargı kararı ile ilgili kimse sesini çıkarmıyor da iş ideolojik yapılarla ilgili verilen kararlara geldi mi herkes kıyameti koparıyor. Habur’da teröristleri affetmek için kurulan çadır mahkeme’de başka bir hukuk, Ergenekon davasında başka bir hukuk, Deniz Feneri davasında başka bur hukuk işletiliyor.</p>
<p>Hukukun bağımsızlığı ilkesi ayaklar altında, Bakanının savcıyı arayıp talimat verdiği iddia ediliyor, Bir başka savcının Ergenekon terör örgütüne hizmet etmek için soruşturma başlattığı iddiaları var. Neler oluyor hani yargı bağımsızdı?Hukuk herkese lazımdı?</p>
<p>Geçtiğimiz gün Erzurum’da 32 avukat Adliye binası önünde objektiflere arz-ı endam ediyor. HSYK’nın kararını protesto ederek, Özel Yetkili Savcı lehinde açıklama yapıyor. Kendilerine Erzurum Sivil Toplum Kuruluşları Platformu diyen aralarında MÜSİAD, Ebu İshak vakfı, Deniz Feneri, Vuslat Derneği, Çağrı Der ve Anadolu Geçlik Dergisinin de bulunduğu 26 dernek öğlen namazına müteakip Lala Paşa camii önünde HSYK’yı eleştiriyor. Cenaze namazı mı protesto gösterisi mi, niye cami avlusunda anlamak mümkün değil.</p>
<p>Durum gösteriyor ki hukuk kimsenin umurunda değil. Savcı Şanal’da, Cihaner’de hukukçu, haklarını hukuki zeminde ararlar. Verilen karara da saygı duymak zorundalar. Tabi hukukun üstünlüğü ilkesine inanıyorsak. Yani kimsenin tarafında yer almamız gerekmiyor, daha doğrusu taraf olmamalıyız. Kim haklı kim haksız karar merci yargıdır İşi ideolojik savaş haline getirmemeliyiz. “Tuz”un kokmasına sebebiyet vermemeliyiz. Aksi taktirde Adalet Mülkün Temeli olmaktan çıkıp “özel mülkün” temeli olur ki bunu hiçbiriz istemeyiz.</p>
<p><strong>Sinan Özçaylak</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5632-tuz-kokarsa%e2%80%a6/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Duvara karşı konuşmak&#8230;</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5365-duvara-karsi-konusmak</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5365-duvara-karsi-konusmak#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Feb 2010 09:52:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=5365</guid>
		<description><![CDATA[Kudüs’te bir gazeteci, ağlama duvarının önünden her geçişinde yaşlı bir Yahudi’nin orada sürekli dua ettiğini fark etmiş. Birkaç hafta sonra dayanamayıp ihtiyar Yahudi’ye sormuş, “ sizi her gün bu duvar önünde dua ederken görüyorum. Kaç yıldır bunu yapıyorsunuz.?” Yahudi 40&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kudüs’te bir gazeteci, ağlama duvarının önünden her geçişinde yaşlı bir Yahudi’nin orada sürekli dua ettiğini fark etmiş. Birkaç hafta sonra dayanamayıp ihtiyar Yahudi’ye sormuş, “ sizi her gün bu duvar önünde dua ederken görüyorum. Kaç yıldır bunu yapıyorsunuz.?” Yahudi 40 yıldan beri bunu yaptığını söylemiş. Gazeteci “ peki bu gün nasıl bir duygu içindesiniz?” diye sorunca Musevi adam bezgin bir sesle cevap vermiş “ içimde sanki duvara karşı konuşuyormuşum gibi bir his var. Tanrı tamam da, insanlarla konuşunken de bazen içimde DUVARA KONUŞUYORMUŞUM gibi hissediyorum.”</p>
<p>Son birkaç gündür eminim benim gibi bir çok gazeteci de bu Yahudi Adam gibi hissediyoruz. Günlerdir şehirle ile ilgili yazılar yazıyoruz. Recep Kapucu Kayak Federasyonu ile ilgili bir takım iddiaları gündeme getiriyor. Kadir Sabuncuoğlu köşesinde nezaketsiz adamların Erzurum’u nasıl hiçe sayıp Trabzon milletvekillerinin Kanada’ya götürülmesini hicvediyor. Acizane bendeniz 2011 ile ilgili yapılmayanları sıraladım. Bu günde Feridun Fazıl Özsoy İstanbul’da düzenlenen EMİTT uluslar arası fuarında yaşanan rezilliği gündeme getirdi. İlçe stantlarından bile küçük bir stantta köşeye itilmiş bir biçimde temsil edilmişiz.</p>
<p>İlgililer mi hepsi duvar. Hem de Erzurum’da yada Erzurumlu olduklarından TAŞ DUVAR. Aylardır yayın yapılmasına rağmen ne Kayak Federasyonu Başkanı Özer Ayık basın önüne çıkıp hakkındaki iddialarla ilgili bir açıklama yaptı. Ne Bekir Korkmaz Erzurum’un adeta yok sayılıp Trabzonluların Kanada’ya götürülmesi ile ilgili bir söz söyledi. Kültür Müdürü Fikret Öztürk’ü hiç sormayın zaten. O aşık oyunu nasıl oynanır gibi önemli işlerle çok meşgul olduğu için fuar rezaletini pek önemsemiyor.</p>
<p>Bu kadar yazılan yazıdan sonra Duvar bile dile gelirdi. Gerçi bu durumu anlatan bir halk deyimi de var ya edebimizden onu söylemeyelim.</p>
<p>Söyleyecek sözünüz mü yok? Bizler gazeteciler size karşı haksızlık da ediyor olabiliriz. Çıkın bunu söyleyin. “Haksızlık ediyorsunuz. Durum bundan ibaret” deyin. Ama taştan ses çıkıyor sizden çıkmıyor. Bizlerde acaba sükut ikrardan mı geliyor diye düşünüyoruz. Eğer durum buysa; bu denli beceriksizseniz, yaşanan bunca olumsuzluk karşısında elinizden bir şey gelmiyorsa ilkeli bir duruş sergileyin ve istifa edin. Boşaltın oturduğunuz koltukları hak edenler otursun. Ne siz duvar olun nede bizler duvara karşı konuşan adam…</p>
<p>Şimdi bu yazı sonrasında bazı ağabeylerimiz beni arayıp “ Seni duvardan duvara vururlar. Cami duvarına işiyorsun. Dikkatli ol” diyebilirler. Vallaha hiç zahmet edip aramasınlar. Diğer gazeteci meslektaşlarımı bilmem ama ben duvara karşı konuşmaktan çok sıkıldım…</p>
<p>Sinan ÖZÇAYLAK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5365-duvara-karsi-konusmak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erzurum 2011’e hazır(!).</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5168-erzurum-2011%e2%80%99e-hazir</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5168-erzurum-2011%e2%80%99e-hazir#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Feb 2010 08:43:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=5168</guid>
		<description><![CDATA[Rus turistler Erzurum’a geliyor. Vize ve gümrük memuru olmadığı için saatlerce hava alanında bekliyor. Erzurum Hava LİMANI 2011 üniversiteler arası kış olimpiyatlarına hazır.(!)
Dağ mahallesinde kış oyunlarının bir etabı gerçekleştirilecek. Dağ mahallesi varoşlardan temizlendi. Kentsel dönüşümünü sağladı. Yolları tabi ki&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rus turistler Erzurum’a geliyor. Vize ve gümrük memuru olmadığı için saatlerce hava alanında bekliyor. Erzurum Hava LİMANI 2011 üniversiteler arası kış olimpiyatlarına hazır.(!)</p>
<p>Dağ mahallesinde kış oyunlarının bir etabı gerçekleştirilecek. Dağ mahallesi varoşlardan temizlendi. Kentsel dönüşümünü sağladı. Yolları tabi ki asfaltlandı. Dağ mahallesi 2011’e hazır(!)</p>
<p>Şehir merkezinde hediyelik eşya satacak mağazalar oluşturuldu. Erzurum’un simgeleri biblolar haline getirildi. Gelen sporcular müsabakalar sonrasında buraları gezip hediyeler alacaklar. Erzurum 2011’e hazır(!)</p>
<p>Erzurum merkezinde lüks restaurantlar oluşturuldu. Gelen sporcular ve gazeteciler buralara gidip eğlenebilecekler. Onların mutluluğu için şehir olarak her şeyi düşündük. Şehir 2011’e hazır(!)</p>
<p>Şehir merkezinde köhne binalarımızı temizledik. Kötü görünen binalarımızın dış cephelerini yeniledik, gelen sporcular şehrimize hayran kalıp tanıtımımızı yapacaklar. Erzurum 2011’e hazır(!)</p>
<p>Ücretsiz yabancı dil kursları düzenledik her esnafın artık yabancı dil bilen bir personeli var. Erzurum 2011’e hazır(!)</p>
<p>Kayak federasyonumuz ihale işleriyle uğraşmaktan vazgeçip sporcu yetiştirmeye başladı. Kayak Federasyonu ve Kayak kulübü öyle sporcular yetiştirdi ki kesin madalyamız var. Sporcularımız 2011’e hazır(!)</p>
<p>Şehre kar yağdığında, Belediyelerimiz hemen yolları açabiliyorlar. Gece gündüz ekipler çalışıyor. Hele kayak merkezi Palandökenin yolları artık anında açılıyor. Hiç kesinti olmuyor. Belediyelerimiz 2011’e hazır(!)</p>
<p>2011 Koordinatörlüğü Maskotu hazırladı. Her mağazanın vitrininde artık bu maskotlar var. Son derece şık olan maskota ismi de verildi. Erzurum 2011’e hazır(!)</p>
<p>Şehri yönetenler olimpiyat olimpiyat dolaşıp dünyayı geziyor. Yeni yerler görüp, yeni kültürlerle buluşuyorlar. Elbette çok önemli. Yöneticilerimiz 2011’e hazır(!)</p>
<p>Şehir halkına 2011 bütün detaylarıyla anlatıldı. Erzurumlu Kış oyunlarının neler getirebileceğini artık biliyor. Öylesine sahiplendi ki halk evlerini bile sporculara açmaya razılar. Halk 2011’e hazır…</p>
<p>Yaşasın hep birlikte 2011’e hazırız.</p>
<p>Sinan Özçaylak</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5168-erzurum-2011%e2%80%99e-hazir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erzurumlulara hakaret!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/4911-erzurumlulara-hakaret</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/4911-erzurumlulara-hakaret#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Feb 2010 15:05:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=4911</guid>
		<description><![CDATA[Ege Erzurumlular Dernekleri Federasyonu Erzurum’a bir ziyaret düzenledi. Vali, Belediye Başkanı ve sivil toplum örgütlerini ziyaret eden heyet gazeteciler cemiyetinde de basın mensuplarıyla bir araya geldi. Federasyon olarak Erzurum’la ilgili neler yapacaklarını, çalışmalarını anlattı. En azından göçüp gittikten sonra memleketlerini&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ege Erzurumlular Dernekleri Federasyonu Erzurum’a bir ziyaret düzenledi. Vali, Belediye Başkanı ve sivil toplum örgütlerini ziyaret eden heyet gazeteciler cemiyetinde de basın mensuplarıyla bir araya geldi. Federasyon olarak Erzurum’la ilgili neler yapacaklarını, çalışmalarını anlattı. En azından göçüp gittikten sonra memleketlerini hatırlayanlar arasında oldukları için hepsine teşekkür ediyorum. Ancak basın toplantısında Federasyonun yönetim kurulu üyesi olan Mine Tüzemen öyle çamlar devirdi ki bahsetmeden geçemeyeceğim.</p>
<p>İzmir’de yaşayan ve şirketlerinin yönetim kurulu başkanı olduğunu öğrendiğimiz iş kadını Mine Tüzemen, “ Erzurum’dan insanlar neden kaçıyor? Suçu birazda kendimizde arayalım” şeklinde bir yorum yaptı. Bunun bir özeleştiri olabileceğini düşünüp kulak kesildim. Belli ki hanımefendi önemli tespitlerde bulunacak diye düşündüm. Ancak Mine Tüzemen sözlerini “ Erzurum yeniliklere karşı, yabancı insanları bünyesinde barındırmıyor. Bu yüzden geri kalıyor. Oruç tutmuyor diye insanları döven, başı açık kızları kapanmaları konusunda rahatsız eden bir şehir” diyerek sürdürdü. Beynimden vurulmuşa döndüm.</p>
<p>Bir Erzurumlu Hanım, hem de Erzurumlular dernekleri federasyonunda yönetim kurulu üyeliğine seçilmiş birinin böylesini bir yorumu neye dayandırdığını açıkçası çok merak ettim. Sabırla dinledim ancak bu tezinin altını dolduramadığını görünce, toplantı salonunu terk etmek zorunda kaldım. Belli ki hanımefendi yanlış bilgilendirilmiş. Hatırlayın geçtiğimiz yıl birkaç sapık köşe yazarı yaygın medyada buna benzer ifadeler kullanarak memleketimizi karalamıştı. Mine Tüzemen okuduklarının etkisi altında kalmış olacak ki onların iddialarını yenileyerek, Erzurum’un geri kalmışlığına kendi çapında bahaneler üretmeye çalıştı.</p>
<p>Bakın Mine Hanım, Erzurum yeniliklere açık, çağdaş bir şehirdir. Misafirperverliği tüm Türkiye tarafından hatta dünya tarafından bilinir. Erzurum’a yobaz gerici maskesi takmak ta kimsenin haddi değildir. Hele de 23 yıldır memleketine uğramamış, sizin gibi bir hanımın hiç değil. Erzurumlu ne geçmişte, ne bu gün kimseye inancı için baskı yapmamış, hanımları tesettüre sokmak gibi bir çabaya da girmemiştir.</p>
<p>Aslında size en güzel cevabı Erzurumluların ablası Zekiye Çomaklı verirde neyse!</p>
<p>Bakın; Erzurum’un geri kalmasının sebebi gerici ve yobaz olması değil verdiği göçtür. Sizin gibi birçok Erzurumlu “yükünü tuttuktan” sonra şehri terk etmiş ve sonrasında dönüp arkasına bakma gereği bile duymamıştır. Büyük şirketlerinizi yönettiğiniz için, İzmir’de yaşadığınızdan beklide bu kentte yaşayanlara yukardan bakıyor olabilirsiniz. Ama unutmayın ki burada yaşayan insanlar birçok olumsuz koşulla mücadele edip şehri ayakta tutmaya, birilerine teslim etmemeye çalışıyor. Buna saygı duyun ve hemen Erzurumlulardan özür dileyin.</p>
<p>Umarım bu fikirleriniz yanlış bilgilenmenizden kaynaklanıyordur. Aksi taktirde bir art niyet söz konusu olur ki bunu bir Erzurumluya da yakıştıramam açıkçası.</p>
<p>Mine hanım’ın biran önce Erzurumlulardan özür dilemesi gerekiyor. Erzurumlular dernekleri federasyonu başkanı Muzaffer Okumuş’un da bu görüşlerin yalnızca Mine Tüzemen’e ait olduğunu ve federasyon olarak bu düşünceye katılmadıklarını derhal duyurması lazım. Bunu yapmazsa federasyonun görüşünün de bu olduğunu algılarız ki sonrasında hiçbir şekilde bu şehirde yaşayanlardan destek göremezler. Erzurumlular Derneği, federasyonu kuracaksınız, sonra gelip Erzurum’da Erzurumluya hakaret edeceksiniz. Bu saygısızlığı kabul etmemiz mümkün değildir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/4911-erzurumlulara-hakaret/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çile başladı…</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/4589-cile-basladi%e2%80%a6</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/4589-cile-basladi%e2%80%a6#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 10:19:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=4589</guid>
		<description><![CDATA[Geçte olsa kar yağdı…
Sanki tanıdığı sürenin acısını çıkarırcasına yağdı.
Köylerle ulaşımı kesti, kentte yaşamı sekteye uğrattı.
“Erzurum o kadar talihsiz ki kar para etti artık yağmıyor” diyenlere inat lapa lapa yağdı.
Palandöken dağındaki otellerin yüzünü güldürmek, fakir fukarayı kara&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçte olsa kar yağdı…</p>
<p>Sanki tanıdığı sürenin acısını çıkarırcasına yağdı.<br />
Köylerle ulaşımı kesti, kentte yaşamı sekteye uğrattı.<br />
“Erzurum o kadar talihsiz ki kar para etti artık yağmıyor” diyenlere inat lapa lapa yağdı.<br />
Palandöken dağındaki otellerin yüzünü güldürmek, fakir fukarayı kara kara düşündürmek için yağdı. Hala sobanın sıcaklığının yaşandığı evlerde kestaneler çoktan atıldı kuzinelere, patatesler fırınlarda, ıhlamur kokusu kapılardan taşıyor. Salep kazanları pastanelerde hak ettiği ilgili görecek artık.</p>
<p>Şehir kendine en çok yakışan rengine, beyaza büründü…</p>
<p>Şehir insanı çok alışık olduğundan belki, beklide AKP li belediyelerin seçildiği günden yani 2002 den bu tarafa bu denli yoğun kar yağışı olmadığından şehir içi ulaşım adeta felç oldu. Yollarda aracınızla ilerlemeniz mümkün değil. Bırakın ara yolları ana caddelerde bile yolda ilerlemek çok zor. Kar yağışı için ne bir tedbir alınmış, nede yollarda bir tek iş makinesi görebiliyoruz. Batıda yağan 3 santim kar için belediyelerin aldığı tedbirleri izleyip yaygın medyadan imreniyoruz.</p>
<p>Kar tazminatı diye dillendirmenin hiç alemi yok zaten. Yıllardır söylüyoruz, gazete sütunlarında dile getiriyoruz oralı olan bile yok. Bırakın yasalaşması için uğraşmayı konuyu meclis gündemine getirecek bir baba yiğit milletvekilimiz bile olmadı. Neymiş efendim; “ doğudaki illere karla mücadele için ödenek verilirse, sahil kentleri sıcak yerlerde sıcağı soğutmak için tazminat istermiş” açıklamaları böyle. Bana mantıklı gelmiyor size geliyorsa söyleyin.</p>
<p>Geçte olsa yağdı kar…<br />
Durunca bir ayaz edecek ki sormayın.<br />
Vatandaşı yine kabarık doğal gaz faturaları bekliyor.<br />
Faturayı ödeyemem diye korkanlar battaniyeler altında ısınmaya çalışacak.<br />
Yollarda yayalar artistik patinaja çoktan başladı, hastanelerin ortopedi servisleri bu günlerde yoğun olacak&#8230; Birde araba tamircileri…<br />
Umarım Belediyeler sokakta yaşayan evsiz insanları düşünüp, toplamıştır bakımevine.<br />
Şayet yarı yıl talili gelmemiş olsaydı “şu kadar süreyle okullar tatil edildi” diye duyuracaktık size.<br />
Anlayacağınız Erzurumlunun kar çilesi başladı. Karın yağma biçimine bakılırsa da bir hayli uzun sürecek. Allah hepimize sabır versin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/4589-cile-basladi%e2%80%a6/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Söz vermek başka şeye benzemez!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/4318-soz-vermek-baska-seye-benzemez</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/4318-soz-vermek-baska-seye-benzemez#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 07:40:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=4318</guid>
		<description><![CDATA[Yüzlerce kişinin önünde söz vereceksiniz. Hatta basın mensuplarının aldığı görüntüleri de işin içine katarsanız yüz binlerce kişinin önünde…
Kürsüye çıkacaksınız esip, gürleyip mangalda kül bırakmayacaksınız. Alkışların en kallavilisini verdiğiniz bu sözlerle siz alacaksınız. Sonra da “çizdim oynamıyorum” diyeceksiniz. Yok öyle&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yüzlerce kişinin önünde söz vereceksiniz. Hatta basın mensuplarının aldığı görüntüleri de işin içine katarsanız yüz binlerce kişinin önünde…</p>
<p>Kürsüye çıkacaksınız esip, gürleyip mangalda kül bırakmayacaksınız. Alkışların en kallavilisini verdiğiniz bu sözlerle siz alacaksınız. Sonra da “çizdim oynamıyorum” diyeceksiniz. Yok öyle yağma!</p>
<p>Erzurumspor’u düştüğü çıkmazdan kurtarmak adına yapılan ortak akıl toplantısında Eski başkanlardan Tefik Özel ve Bekir Ilıcalı Erzurumspor’dan alacaklarını talep etmeyeceklerini hatta Erzurumspor’un daha iyi yerlere gelmesi adına maddi yardımda bulunabileceklerini söylemişlerdi. Vali beyinde hazır bulunduğu toplantıda hepimiz ordaydık Tefik Özel, “ Sayın valim ben kulübe temliği başkalarına engel olmak için koydum. Başkanımız burada anlatsın. Ben bütün alacaklarımdan vazgeçmeye hazırım. Bir şartla eski yöneticiler görev almayacak. Hatta sayın valim sizin belirlediğiniz her hangi bir rakamı da destek olarak vermeye hazırım” demişti.</p>
<p>Bekir Ilıca’lı da kürsü konuşmasında, “ Erzurumspor’u içinde bulunduğu çıkmazdan kurtarmak için bana düşen neyse yapmaya hazırım” demişti.</p>
<p>Alacakları şaibeli olan bu iki eski yöneticinin alacaklarından vazgeçtiklerini ifade etmeleri üzerine, Ticaret Odası Başkanı Lütfü Yücelik’te bu borçların silinmesi halinde Erzurum tüccarları olarak 1,5 milyon toparlayıp bu gemiyi yürütebileceklerini ifade etmişti. Komite oluşturuldu, toplantılar yapıldı. Mangalda kül bırakmayan bu eski iki yönetici kürsüde söylediklerini unuttular.</p>
<p>Tefik Özel “ bana biraz müsaade edin ağabeyime bir danışayım” deyip Erzurum’dan kaçarcasına ayrıldı. Bekir Ilıcalı ise “alacağımın 800 bininden vazgeçeyim ama 1 milyonu ödeyin” dedi.</p>
<p>Özel’in Erzurumspor’dan 1,5 milyon, Ilıcalı’nın ise 1,8 milyon alacağı olduğu söyleniyor. Maliye müfettişlerine bir tüyo.Bu iki yöneticimizin Erzurumspor’a bu paraları verdikleri dönemde şirketlerini bir inceleyin. Bakalım ne kadar vergi tahakkuk etmiş. Öyle ya 3 milyona yakın bağış yaptıklarına göre ciddi bir vergilendirilmiş kazancın söz konusu olması gerekiyor. Neticede kamuoyunda bu alacakların para verilmeden oluştuğu yönünde bir iddia var.</p>
<p>Bu iki eski yönetici de Erzurumlu. Erzurumlu olmanın hasletleri vardır. Bunlardan en başta geleni de verdiği sözü tutmasıdır. Söz vermeyeceksiniz, yada söz verdiyseniz yerine getireceksiniz. Bunu yapmayanın Erzurumluluğundan da şüphe edilir. Söz vermek bizim buralarda başka bir şeye benzemez…!</p>
<p>Ortak akıl toplantısında söz verenler arasında MHP il başkanı Zekai Kaya ve AKP Erzurum milletvekili Saadettin Aydın da vardı. Aydın, Bahri Köse’nin Kaya ise Saffet Sancaklı’nın alacaklarını temizleyeceklerini ifade etmişlerdi. Erzurum kamuoyu onlarında harekete geçmesini bekliyor. Ucuz kahramanlık yok. Ne söz verdiyseniz yerine getireceksiniz. Eğer siz de yan çizerseniz söylenecek son söz “ kapatalım bu Erzurumspor’u gitsin” demek olur. Faturayı da bu şehir sizlere keser.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/4318-soz-vermek-baska-seye-benzemez/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Şehit” de mi rahatsız etti?</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/4045-%e2%80%9csehit%e2%80%9d-de-mi-rahatsiz-etti</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/4045-%e2%80%9csehit%e2%80%9d-de-mi-rahatsiz-etti#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 13:04:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=4045</guid>
		<description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığı şok bir kararın altına imza attı.
22-27 Aralık 2009 Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu başkanlığında 81 il milli eğitim müdürünün katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda ilginç kararların alındığı ortaya çıktı.
Ortaöğretim Genel Müdürü Emin Gürkan imzasıyla yazılı olarak&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><br />
</strong></p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı şok bir kararın altına imza attı.</p>
<p>22-27 Aralık 2009 Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu başkanlığında 81 il milli eğitim müdürünün katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda ilginç kararların alındığı ortaya çıktı.</p>
<p>Ortaöğretim Genel Müdürü Emin Gürkan imzasıyla yazılı olarak illere gönderilen toplantı notlarında, yarar görülen konular başlığı altında bir dizi düzenlemeye gidiliyor.<br />
Karara göre bundan böyle okullara şehit unvanı verilemeyecek. Gerekçe ise oldukça komik, tabelalarda fazla yer kaplıyor.</p>
<p>Dağdan inen eşkıyanın, davul zurna ile, kahramanmış gibi karşılanmasına göz yuman hükümetin Milli Eğitim Bakanlığı, açılıma katkı sağlamak için beklide böylesi cüretkar bir kararın altına imza atıyor. Teröriste kahraman muamelesi yaparak şehitlerimizin kemiklerini sızlatanlar, o kahraman vatan evlatlarının anılarının yaşatılmasına bile tahammül edemiyorlar.</p>
<p>Kahraman şehitlerimizin anısının yaşatılması adına okullara verilen isminden kim rahatsız, bunun neresinde açılımla örtüşen bir mantık var? Bu mudur sizin demokrasi açılımınız? Bu mudur şehide verilen değer? Nasıl olurda şehit unvanının okullarda kullanılmasını engellersiniz? Size bu gücü kim veriyor?</p>
<p>Bu milletin en ulvi makam olarak kabul ettiği şehitlik makamını; hangi vicdan, hangi din, hangi mezhep anlayışınızla sildirmeye çalışıyorsunuz? Bu uygulamayla kime nasıl bir mesaj verdiğinizin farkında mısınız?</p>
<p>Gaflete düşmüşlere sesleniyor. Erzurum’da ona yakın okulda şehit unvanı var. Başka illeri bilmem ama eğer Erzurum’da bir tekininin ismi değiştirilirse bu şehirden oy almaya gelmeyin. Bir tek tabeladan şehit unvanını silerseniz yüzlerce şehit veren Erzurum bunu sizden sorar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/4045-%e2%80%9csehit%e2%80%9d-de-mi-rahatsiz-etti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yollular ve Yolsuzlar!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3995-yollular-ve-yolsuzlar</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3995-yollular-ve-yolsuzlar#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 Jan 2010 08:02:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=3995</guid>
		<description><![CDATA[ 
“Yollular, Yolsuzları araştırdı, ortaya çıkan sonuç kamuoyuyla üstün körü paylaşıldı.”
Gazeteler çarşaf çarşaf özel idarede yapıldığı iddia edilen yolsuzlukları yazdı. Devletin malının nasıl deniz gibi algılanıp, keriz olmama çabası içerisindeki müteahhit ve devlet memurlarının çabalarını kamuoyuyla paylaştı. Hayali işlere&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong></p>
<p>“Yollular, Yolsuzları araştırdı, ortaya çıkan sonuç kamuoyuyla üstün körü paylaşıldı.”</p>
<p>Gazeteler çarşaf çarşaf özel idarede yapıldığı iddia edilen yolsuzlukları yazdı. Devletin malının nasıl deniz gibi algılanıp, keriz olmama çabası içerisindeki müteahhit ve devlet memurlarının çabalarını kamuoyuyla paylaştı. Hayali işlere devlet kasasından milyonların nasıl ödendiğini gözler önüne serdi. Hayal güçleri oldukça gelişmiş olan uyanık müteahhitlerin, bazı memurları nasıl kandırdığı ya da memurlarında gözünü karartarak hak edişleri nasıl imzaladıklarını yazdı çizdi. İl Genel Sekteri, Milli Eğitim Müdürlüğü yazılanları doğruladı. Olay savcılığa intikal ettirildi. Vatandaş bu yaşananları hayal perdesinde Hacivat Karagöz izler gibi seyretti.</p>
<p>Yollu isimlerden oluşan il genel meclisi de ayyuka çıkan yolsuzluk iddiaları üzerine bir komisyon kurarak yolsuzlukları araştırmaya koyuldu. Yapılan araştırmanın neticelerini de “ Ciddi belgeler var ancak olay mahkemeye intikal ettiği için açıklayamıyoruz” diyerek kamuoyuyla paylaştı.</p>
<p>İl Genel Meclisi Yolsuzlukları araştırmak için komisyon kurduğunda ümitlenmiştik. En az beş yıllık dosyalar üzerinde bir araştırma yapılmasını beklerken, zaten yargıya intikal etmiş ve soruşturma yapılan bir konuyu ele alıp sonunda da böyle bir rapor sunacaklarını tahmin etmemiştik. Biz gazeteciler de hep aynı şeyi yapıyoruz, beklentilerimizi yüksek tutup hayal kırıklığına uğruyoruz. Umarız bu komisyon oturumlara katılıp aldıkları huzur hakkı paralarının hakkını verirler ve özel idarede son beş yılda yapılan ihaleleri araştırırlar. Bu çok mu zor? Bence değil. Bu denli “demokratikleşmiş”, Ordusunun kozmik odalarına bile girilebilen bir ülkede birkaç ihale dosyasını incelemek zor olmasa gerek.</p>
<p>Bir iddia daha kulislerde kulaktan kulağa konuşuluyor. Paylaşalım, belki bu meselenin de üzerine Yollu isimler giderler. İl Sağlık Müdürlüğü’nün son 5 yılda doğrudan temin yöntemiyle verdiği inşaat işlerinin yüzde sekseninin hep aynı firmaya verildiği iddiası. Firmanın ortaklarından birinin de AKP’de aktif siyaset yapan bir isim olduğu söylentileri kulaktan kulağa dolaşıyor. Bu iddiayı da araştırsın İl Genel Meclisinin Yollu üyeleri. Belki bu sefer hazırladıkları raporu belgeleriyle birlikte kamuoyuyla paylaşırlar. Öyle ya bu mesele henüz yargıya intikal etmiş değil.</p>
<p>Not:<br />
Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne göre;<br />
Yolsuzluk: Bir görevi bir yetkiyi kötüye kullanarak, haksız kazanç elde etme.<br />
Yollu: Kuralına uygun…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3995-yollular-ve-yolsuzlar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzatın artık şu süreyi !</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3881-uzatin-artik-su-sureyi</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3881-uzatin-artik-su-sureyi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 14:08:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=3881</guid>
		<description><![CDATA[Teşvik yasasının süresi uzatılmazsa işten çıkarmalar başlayabilir. Hangi işverenle konuşuyorsam aldığım yanıt hep aynı. “ Ayakta durmak için resmen çırpınıyoruz, birde işçinin sigorta pirimi artınca iyice sıkıntı yaşayacağız. İşçileri ya sigortasız çalıştıracağız, yahut işten çıkaracağız.” Erzurum’daki işverenlerin 2010’da siyasilerden tek&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Teşvik yasasının süresi uzatılmazsa işten çıkarmalar başlayabilir. Hangi işverenle konuşuyorsam aldığım yanıt hep aynı. “ Ayakta durmak için resmen çırpınıyoruz, birde işçinin sigorta pirimi artınca iyice sıkıntı yaşayacağız. İşçileri ya sigortasız çalıştıracağız, yahut işten çıkaracağız.” Erzurum’daki işverenlerin 2010’da siyasilerden tek beklentisi bu. Fakat milletvekillerimiz Türkiye gündemiyle o kadar meşgul ki bu meseleyi ağırdan alıyorlar. Teşvik yasasının süresinin uzatılmasıyla ilgili bir kanun teklifi hazırlanmış ancak henüz meclis gündemine gelmemiş. Tuzu kuru siyasilerin harekete geçmesi için sivil toplum örgütlerinin; Erzurum Ticaret ve Sanayi Odasının, Esnaf odasının baskılarını artırması gerekiyor. Bakın kar yağıyor. Doğuda yaşayan vatandaşların masrafları yüzde yüz oranında arttı. Dört beş ay sürecek çileli günler başladı. Kışlık elbiseler, araçlara kışlık lastikler alınacak, doğal gaz, odun,kömür paraları. Belediyeler yine trilyonları karla mücadele etmek için yollara saçacak. Yıllardır gazeteciler olarak doğuda kış şartları altında ezilen iller için, pozitif ayrımcılık diyoruz, kar tazminatı diyoruz ancak bu durum hep görmezden geliniyor. Bölgesel kalkınmışlık farkının ortadan kalkması için, yatırımcıya doğuyu cazip kılabilmek için, zaten bütçede pek de hatırı sayılır bir meblağ tutmayan doğudan alınan vergileri beş yıl süreyle almayın diyoruz. Ama duyan kim? Her nedense milletvekilleri memleketlerinin şartlarını gündeme getirmektense genel başkanlarına sempatik görünme adına pembe tablolar çiziyorlar. “Durumumuz çok iyi, ilimiz inanılmaz gelişti. Bu yatırımları hayal bile edemezdik.” gibi beylik laflarla göz boyamaktan öte bir gayretleri maalesef yok. Teşvik yasasının süresi uzatılmaz ise bir çok işçi işinden olacak. Evine ekmek götüremeyecek. Fakirleşecek. Oduna, kömüre, yeşil karta muhtaç olacak. Bunlar siz milletvekillerimizi ilgilendiriyorsa elinizi çabuk tutun. Gerçi milletin fakirleşmesi işinize de yarıyor olabilir. Öyle ya dağıtıp odunu kömürü, verip yeşil kartı, sosyal yardımlaşmadan dağıtıp 50 şer yüzer parayı, unu makarnayı; sadakaya muhtaç ettiğiniz vatandaştan oyları topluyorsunuz. Size oy veren seçmen sayınızı artırmak istiyor olabilirsiniz bunu da sizlerin vicdanına bırakıyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3881-uzatin-artik-su-sureyi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zübük!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3565-zubuk</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3565-zubuk#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Dec 2009 15:10:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=3565</guid>
		<description><![CDATA[Aziz Nesin’in aynı adlı romanından uyarlanan Kartal Tibet’in yönettiği ve Kemal Sunal’ın başrolde oynadığı “ Zübük” filmi geliyor aklıma. 
İbrahim Zübükzade yaşadığı yörede çevirdiği onca dolapla, olmamışı olmuş gibi göstererek ilk iş partisinin il başkanlığına seçilir. Oturduğu koltuğu çok iyi&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aziz Nesin’in aynı adlı romanından uyarlanan Kartal Tibet’in yönettiği ve Kemal Sunal’ın başrolde oynadığı “ Zübük” filmi geliyor aklıma. </p>
<p>İbrahim Zübükzade yaşadığı yörede çevirdiği onca dolapla, olmamışı olmuş gibi göstererek ilk iş partisinin il başkanlığına seçilir. Oturduğu koltuğu çok iyi kullanan Zübükzade sonrasında Belediye başkanı olur.<br />
Akılda kalan sahnelerinden birinde muhalifleri halkın gözünde küçük düşürmek, kendisini yüceltmek için yöreye cami yaptırma derneği kurup, başkanlığına da muhalif bir ismi getirmek istemişti. Muhalif, “yöremizde cami var okul yaptıralım” diyince de, “ Görüyorsunuz bu muhalifleri memleketimize cami yaptırılmasına bile karşılar” diyerek, kendisi tek rekât namaz kılmadan dinin savunucusu olur. </p>
<p>Seçmenlerinin yanında hattı kesik telefonla Başvekili arayarak “ bakanlarına talimat ver, bizim baraj projemiz ne oldu, bak darılıyorum sana” deyip; beldedeki kuru dereye baraj yaptıracağını söyleyerek vekil adayı olur ve seçilir. </p>
<p>Milletvekili seçilen İbrahim Zübükzade bir takım taleplerle Ankara’ya gelen seçmenlerini, kendisini kaçırıyorlarmış gibi göstererek hapse bile attırır. İktidar partisine bu kaçırma olayını bahane ederek yumuşak bir geçiş yapar. </p>
<p>Gençlik yıllarında izlediğim 1980 yapımı Zübük filmini çok abartılı bulmuştum. Yok artık dedirtecek sahnelerle doluydu. Ama bu gün baktığımda Zübük karakteri ile benzerlik gösteren politikacıları görüyorum. </p>
<p>Bir düşünün “ Zübük karakterine kim uyuyor? Partisinin il Başkanı olmak için inanılmaz mücadeleler veren, sonrasında belediye başkanı seçilen, kendi partisi oy kaybedince yumuşak bir biçimde iktidar partisine geçen ve milletvekili seçilen… Sizce kim uyuyor Zübük karakterine? </p>
<p>Erzurum’da esnaf teşvik yasasının süresi uzatılmazsa batacağından endişe ederken, Hayvancılık dibe vurmuşken, Erzurum etini bile başka illerden ithal ederken, sanayi yok denecek kadar azken, işsizlik almış başını giderken, kim meclis kürsüsünden öyle bir Erzurum anlatıp batıda yaşanları bile bu şehirde yaşamaya heveslendirebilir? Bu anlatımıyla neredeyse muhaliflerin bile Erzurum’u Paris’e benzetmelerine sebep olabilir? </p>
<p>Elbette ki “Zübükzade”!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3565-zubuk/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Umarım Şekerleniriz!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3405-umarim-sekerleniriz</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3405-umarim-sekerleniriz#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2009 22:02:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=3405</guid>
		<description><![CDATA[Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Lütfü Yücelik geçtiğimiz günlerde özelleştirme kapsamındaki Ilıca Şeker Fabrikası’nın Erzurumlularda kalması için oda olarak öncülük edebileceklerini, bir konsorsiyum oluşturulup fabrikanın alınabileceğini söyledi.
Tam ne güzel Erzurum yine kolektif ruhla hareket edip fabrikasını kimseye kaptırmayacak&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Lütfü Yücelik geçtiğimiz günlerde özelleştirme kapsamındaki Ilıca Şeker Fabrikası’nın Erzurumlularda kalması için oda olarak öncülük edebileceklerini, bir konsorsiyum oluşturulup fabrikanın alınabileceğini söyledi.</p>
<p>Tam ne güzel Erzurum yine kolektif ruhla hareket edip fabrikasını kimseye kaptırmayacak diye sevinirken birde baktım ki malum Erzurum hastalığı ortaya çıktı. Her olaya garip bir septisizmle bakanlar başladılar bağırmaya, efendim “kurnazlık ediliyormuş da, yine birileri zengin olacakmış ta, Aşkale çimento da böyle alınmışta”</p>
<p>Yahu adama “el insaf!” demezler mi? Aşkale Çimento alınmış ta kötü mü olmuş? Oda Başkanı Yücelik bu anlamda rüştünü ispatlamış bir isim. Aşkale Çimento Fabrikası’nın alınması bir başarı değil midir?</p>
<p>“Aşkale Çimento fabrikasının Erzurum’a ne faydası var?” deniliyor. Hemen söyleyeyim; Fabrikanın vergi levhasında Erzurum yazıyor. Bine yakın ortağına her yıl ortalama eski parayla 6-7 trilyon kar payı dağıtıyor. Bu para Erzurum ekonomisinde dönüyor. Altı yüz kişilik istihdam sağlıyor. Sadece Erzurum’a değil Erzincan, Gümüşhane, Ağrı, Trabzon, Van yani bölge Erçimsan Holding’den faydalanıyor.</p>
<p>İzninizle ben size bir soru sorayım; Bu katma değerler ortadayken, acaba siz ne tür bir “fayda” beklentisi içindesiniz? Bir soru daha acaba sizin memlekete ne “ faydanız” var.</p>
<p>Ilıca Şeker Fabrikası özelleştirilir ve Erzurumlular bu fabrikayı alabilirse bence Ticaret ve Sanayi Odası son 15 yıl içinde yapılan bütün çalışmalardan daha önemli bir işin altına imza atmış olur. Oda başkanı Yücelik, kendisine büyük beklentilerle oy veren üyelerinin taleplerine de karşılık vermiş olur.</p>
<p>Bu olaya sadece Şeker Fabrikasının satın alınması olarak bakmakta eksik bir bakış açısı bence. Erzurumlular tarafından oluşturulacak konsorsiyumun Şeker Fabrikasını alması şehirde kolektif hareket edebilme bilincini yeniden uyandırabilir. Bu bir kıvılcım olabilir.</p>
<p>Dev sermayeleriyle Erzurum’a gelen marketlerle rekabet edebilmek için belki yarın Erzurumlu market sahipleri böyle bir girişim içerisine girebilirler.</p>
<p>Bu girişime destek vermek ben memleketimi seviyorum diyen herkesin vazifesi olmalı. Siyasilerden tutun medyaya, sivil toplum örgütlerinden bürokrasiye herkes bu girişime destek vermeli.</p>
<p>Artık kişisel olarak faydalanmak yerine, faydalı olmayı öğrenmemiz gerekiyor. Ağlamakla dövünmekle olmuyor. Taşın altına elinizi koyamıyorsanız, bari bu çaba içinde olanlara engel olmayın.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3405-umarim-sekerleniriz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bizim 2011maskotumuz hepsinden güzel!..</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3341-2011%e2%80%99inki-hepsinden-guzel</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3341-2011%e2%80%99inki-hepsinden-guzel#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 11:01:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Flaş]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=3341</guid>
		<description><![CDATA[Erzurum’da basın son günlerde bir maskot tartışması tutturmuş gidiyor. Kimisi güzel dedi, kimisi çirkin. Yazarımız Sinan Özçaylak, üşenmeden araştırdı ve olimpiyatlarda kullanılan maskotları buldu.
İşte Özçaylak’ın yazısı…
2011 üniversiteler arası kış oyunları için hazırlanan maskot Erzurum gündemini hatta Türkiye gündemini&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>Erzurum’da basın son günlerde bir maskot tartışması tutturmuş gidiyor. Kimisi güzel dedi, kimisi çirkin. Yazarımız Sinan Özçaylak, üşenmeden araştırdı ve olimpiyatlarda kullanılan maskotları buldu.</div>
<div>İşte Özçaylak’ın yazısı…</div>
<div>2011 üniversiteler arası kış oyunları için hazırlanan maskot Erzurum gündemini hatta Türkiye gündemini işgal ediyor.</div>
<div>Öyle ki herkesin dilinde bir kuştur gidiyor. Maskot güzel olmamış, görenler korkarmış vesaire vesaire. Vallaha biz korkmadık hatta sevimli bile bulduk. Ayrıca bu kadar neden takıldık kuşa onu da anlamadık.</div>
<div>Temel düşünce güzel. “Çift başlı kartal” figürü Erzurum’la özdeşleşmiş simgelerden biri. Orta Asya’dan Selçuklular tarafından alınan “çift başlı kartal” simgesi hem doğuya hem batıya hakim olmak anlamını taşıyor. Hemen hemen bütün Selçuklu eserlerinde bu figüre rastlamak mümkün.</div>
<div>2011 Üniversiteler arası kış oyunları için maskot olarak bu figürün düşünülmesi de ayrıca güzel. Maskot olacağı için sevimli hale getirilmesi gerekiyor kuşkusuz. Güzel Sanatlar Fakültesi de grafik olarak sevimli bir çift başlı kartal figürü ortaya çıkarmış. Maskot uygulamaya konduğunda bir takım sıkıntılar yada estetik olarak eksiklikler olabilir. Bunlar düzeltilebilir. Zaten önemli olanda bu değil mi?</div>
<div>Kaldı ki yapılan olimpiyatlarla ilgili maskot çalışmalarına baktık, sizlerle de paylaşıyoruz. Ne dersiniz bizim maskotumuz daha sevimli ve daha anlamlı değil mi?</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3341-2011%e2%80%99inki-hepsinden-guzel/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşyerini kapatan rekortmen!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3241-isyerini-kapatan-rekortmen</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3241-isyerini-kapatan-rekortmen#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Dec 2009 22:44:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=3241</guid>
		<description><![CDATA[Erzurum bitme noktasının eşiğine geldi. Geçtiğimiz yıl vergi rekortmeni olanlar bile, işyerlerine kilit vurdu. İşte o bilinmeyen gerçeğini, yazdıklarıyla tartışma meydana getiren Sinan Özçaylak kaleme aldı.
İşte o yazı…
İşyerini kapatan rekortmen!
Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen vergi ödül töreni Erzurum gerçeğini bir kez&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum bitme noktasının eşiğine geldi. Geçtiğimiz yıl vergi rekortmeni olanlar bile, işyerlerine kilit vurdu. İşte o bilinmeyen gerçeğini, yazdıklarıyla tartışma meydana getiren Sinan Özçaylak kaleme aldı.</p>
<p>İşte o yazı…</p>
<div id="fth_tpu">İşyerini kapatan rekortmen!</div>
<p>Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen vergi ödül töreni Erzurum gerçeğini bir kez daha ortaya koydu. 2008 yılı vergi rekortmenleri, Kurumlar vergisinde her zaman olduğu gibi yine Erçimsan AŞ. birinci olurken, gelirler vergisinde rekortmen Selami Çolakoğlu oldu. Buraya kadar her şey normal ancak gelirler vergisi rekortmeni Selami Çolakoğlu rekortmen olduktan sonra petrol istasyonunu ekonomik sebeplerden ötürü kapatmak zorunda kaldı.</p>
<p>Erzurum’un içinde bulunduğu durumu bundan daha iyi ne gösterebilir. Ekonomik olarak Erzurum ciddi bir biçimde geriledi. İşyerleri ekonomik gerekçelerle kapanıyor, yüzlerce insan işsiz kalıyor. Siyasiler mi? Bu tabloya seyirci kalmaktan öte hiçbir şey yapmıyorlar.</p>
<p>2010’da işletme sahiplerini yine sıkıntılı günler bekliyor. Teşvik yasasının süresi ocak ayı itibariyle sona eriyor. Erzurum’da on kişinin üzerinde işçi çalıştıran yüzlerce firma bu yasadan faydalanarak sigorta primlerini indirimli olarak ödüyordu. Yasanın sona ermesiyle bu ayrıcalık ortadan kalkmış olacak. Yani bir işçinin sigorta maliyeti 150 TL artmış olacak. Güç bela ayakta durmaya çalışan firmalar gemiyi batırmamak için çalışanlarını feda etmek zorunda kalacaklar. İşsizlik sıralamasında bir hayli yukarılarda olan Erzurum birkaç basamak daha yükselecek.</p>
<p>Geçen sene mevcut teşvik yasasına muadil yeni bir yasa hazırlandı, ancak içeriği hala oluşmuş değil. Kaldı ki yeni çıkarılacak yasa mevcut işletmeleri kapsamıyor. Yeni kurulacak işletmeler için geçerli olacak. Yani anlayacağınız sıkıntılı günler kapıda. Erzurum’da işletme sahipleri 2010’un gelmesine çok da sevinemiyor.</p>
<p>Milletvekilleri bir an önce bu duruma karşı harekete geçmek zorundalar. En azından yeni çıkarılacak yasa netlik kazanana ve içeriği tam olarak olgunlaştırılıncaya dek hali hazırda yürürlükte olan yasanının süresinin uzatılması gerekiyor. Aksi taktirde 2010’da kapanan işletmelerin ve işsizlerin sayısı bir hayli artmış olacak</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/3241-isyerini-kapatan-rekortmen/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8221; Ergenekoncu&#8221; çiçekçi</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2943-ergenekoncu-cicekci</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2943-ergenekoncu-cicekci#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Dec 2009 00:25:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=2943</guid>
		<description><![CDATA[- Bak partimize çiçek göndermişler! Vatandaş bizi seviyor.
- O çiçek değil çelenk hem de siyah.
- Cenazeye mi gönderilirdi siyah çelenk? Ama bizde ölen yok niye gelmiş ki?
- Ben de anlamadım.
- Belki “sulayalım” diye göndermişlerdir.
- Saçmalama&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>- Bak partimize çiçek göndermişler! Vatandaş bizi seviyor.<br />
- O çiçek değil çelenk hem de siyah.<br />
- Cenazeye mi gönderilirdi siyah çelenk? Ama bizde ölen yok niye gelmiş ki?<br />
- Ben de anlamadım.<br />
- Belki “sulayalım” diye göndermişlerdir.<br />
- Saçmalama o bizim partide değil!</p>
<p>Evet siyah çelenk protesto için önemli bir araç. Yas tutma, protesto etme için kullanılan siyah çelengi genelde Büyükelçilikler önünde görmeye ve oralara bırakmaya alışkın bir millettik, ama zamanla hemen her protesto eyleminin vazgeçilmez aksesuarı haline geldi.</p>
<p>Siyah çelenk deyince aklıma gazeteci Recep Kapucu’nun bir eylemi geldi.</p>
<p>Tarihin birinde Kapucu Doğu Anadolu Gazeteciler Cemiyetini protesto etmek maksadıyla bir siyah çelenk yaptırıp kapısına bırakır. Cemiyetin temizlik ve çay işleriyle ilgilenen Oğuz isimli çalışanı “vay bize çelenk göndermişler.” diye sevinerek, birazda başkanının gözüne hoş görünmek için çelengi alır ve getirip başkanın makam masasının arkasına yerleştirir. Dönemin cemiyet Başkanının çelengi görünce Oğuz’a verdiği tepkiyi artık siz tahmin edin. Garibim Oğuz ne bilsin “ Siyah Çelenk” ne anlama geliyor.</p>
<p>Neyse konudan uzaklaşmayalım. Bünyamin Emeç ve Alper Bıyıklı tarafından bir çiçekçiye sipariş edilen siyah çelenk Ak Parti Erzurum il binasına gönderilerek politikaları protesto edilmek istendi. Çiçekçi Çelengi yaptı ve yürüyerek getirip Ak Parti il Teşkilatının bulunduğu Eren iş merkezinin önüne bıraktı. Bir anda Siyasi Şubede görevli sivil memurlar 19 yaşındaki çiçekçi Cüneyt Yıldırım’ı soru yağmuruna tuttu. Kimsin? Kim gönderdi bu çelengi? Neden yürüyerek getirdin? Maksadın nedir?&#8230;.</p>
<p>Neyse ki genç çiçekçi GBT sorgulamasından temiz çıktı ve “ bize sipariş vermişler, bende hazırlayıp getirdim. Kötü bir şey olduğunu bilmiyordum” deyince serbest bırakıldı.</p>
<p>Çiçekçi Cüneyt Yıldırım dua et ucuz atlatmışsın. Bu eylemin sonrasında “ Ergenekon terör örgütüne üye olmak, çete kurarak hükümete karşı darbe girişiminde bulunmak, Ergenekon terör örgütü üyelerinin çiçek siparişlerini yaparak, çiçeklerin renkleri kokuları aracılığıyla haber akışını sağlamak, Erzurum’da kırmızı karanfil satarak dolaylı olarak komünizm propagandası yapmak, gençlere sattığı kırmızı güller nedeniyle örgütün genç kanadında ahlaki çöküntüye sebep olmak gibi suçlarla, o kalın Ergenekon iddia namesinde yer alabilirdin. Annenin babanın duaları karşı gelmiş ve ucuz atlatmışsın kardeşim. Ekonomik imkanların varsa bir kurban kes kan akıt. Ya da kurbanı boş ver. “Kan akıt” dedikya… ne olur ne olmaz. Bundan sonra da telefon görüşmelerinde dikkatli ol. Konuşurken cümlelerini iyi seç. Her an iddianameye girebilirsin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2943-ergenekoncu-cicekci/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YOLSUZUM!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2641-yolsuzum</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2641-yolsuzum#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Dec 2009 14:50:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=2641</guid>
		<description><![CDATA[- Buyurun kimsiniz?
- Ben yolsuzum.
- Nasıl yani?
- Siz onu boş verin. Ben 6 tane okulu onardım, faturayı kestim efendim.
- Kaç kuruş?
- Pek bir şey değil 1 milyon 359 bin Liracık.
- Okullara ne yaptınız?
-&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>- Buyurun kimsiniz?<br />
- Ben yolsuzum.<br />
- Nasıl yani?<br />
- Siz onu boş verin. Ben 6 tane okulu onardım, faturayı kestim efendim.<br />
- Kaç kuruş?<br />
- Pek bir şey değil 1 milyon 359 bin Liracık.<br />
- Okullara ne yaptınız?<br />
- Onardım.<br />
- Neyi?<br />
- Okulu!<br />
- Eğitim şart tabi…<br />
- Elbette efendim.<br />
- Ödeyelim o zaman.<br />
- Lütfen….</p>
<p>2006 yılında 6 yatılı bölge okulunun tadilatını yaptım diyen bir müteahhite 1 milyon 359 bin TL ödeme yapılmış. Ama ortada tadil edilen okul yok. Yapılan iş görülmeden, evraklar incelenmeden bu ödeme nasıl yapılmış, bu ciddiyetsizliğin sorumluları kimler? Bu soruların cevabı mahkeme sürecinde aranacaktır kuşkusuz.<br />
Burada asıl dikkati çeken yolsuzluğa göz yumanın da ortaya çıkaranın da aynı zihniyetin görevlendirdiği bürokratlar olması. Hem dönemin il genel sekreteri Adıyaman!’a vali oldu. Yani bir yerde ödüllendirildi.<br />
- Sizin yaptığınız üstün çalışmalardan ötürü sizi vali olarak değerlendirmek istiyoruz. Ülkemize, çalıştığınız ile ve her şeyden önemlisi “partimize ciddi katkılarda bulundunuz”<br />
- Aman efendim estağfurullah ben ne yaptım ki?<br />
- Yok, yok biz “yaptıklarınızı” biliyoruz.<br />
İl Genel Sekreteri Selami Altınok genç bir isim ve gözlemlediğim kadarıyla vali<br />
olmaya da hevesli. Ama gördüklerinden hiç örnek almıyor sanırım. Size mi kaldı efendim yolsuzlukları ortaya çıkarmak? Bakın vali olmanın yolunu gösteriyor size hükümet, ben yaptım diyene, ben parti merkezinden geldim diyene ödeme yapacaksınız. Sessiz sedasız “verilen görevi” yerine getireceksiniz inanın ilk kararnamede valisiniz. Ama bu kafayla giderseniz işiniz zor. Söylemedi demeyin.<br />
“Kavun değil ki koklayasın” sözü bu olayda bir kez daha ne kadar yerinde bir deyim olduğunu kanıtlıyor. Hükümet tarafından görevlendirilen iki bürokrat, biri göz yumuyor, diğeri ortaya çıkarıyor. Her şey ortada alanda, verende ödeyende… Asıl önemli olan bu yolsuzluk sonrasında hükümetin alacağı tavır.<br />
Dönemin valisi Manisa’da, İl genel Sekreteri de Adıyaman’da. Bakalım Hükümet yolsuzlukla mücadelede gerçekten samimi mi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2641-yolsuzum/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bayram gelmiş neyime!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2620-bayram-gelmis-neyime</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2620-bayram-gelmis-neyime#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Nov 2009 15:05:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=2620</guid>
		<description><![CDATA[Cuma Günü kurban bayramı. Gerçi adı kurban bayramı ama, kurban satışları yok denecek kadar az. Kurban fiyatları çok yüksek değil ama vatandaşın alım gücü yok. Öyle görünüyor ki bu bayramda Erzurum’da çok kurban kesilmeyecek. ( Kurban kesecekler için de bir&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cuma Günü kurban bayramı. Gerçi adı kurban bayramı ama, kurban satışları yok denecek kadar az. Kurban fiyatları çok yüksek değil ama vatandaşın alım gücü yok. Öyle görünüyor ki bu bayramda Erzurum’da çok kurban kesilmeyecek. ( Kurban kesecekler için de bir tavsiye lütfen toplu kesim yerlerini tercih edin. Caddelerde sokaklarda kurban atıkları kan gölleri oluşmasın.)</p>
<p>Elini açmış Bayramı bekleyen esnaf da maalesef aradığını bulamadı. Her bayram öncesi yaşanan ticari hareketlilik bu bayram yüz güldürecek gibi değil. Çarşıda pazarda yaprak kımıldamıyor. Büyükleri geçtim, çocuklar bu bayramı geçen bayramlardan kalan elbiseleriyle geçireceğe benziyor.</p>
<p>Vatandaş sadece boğazının derdinde. Zorunlu tüketim malları dışında pek bir şey almıyor. Ne yapsın! Hani Orhan Veli’nin şiiri var;<br />
Cep delik, cepken delik,<br />
Kol delik mintan delik,<br />
Yen delik, kaftan delik,<br />
Kevgir misin be kardeşlik!</p>
<p>Bir milletvekilimizle sohbet ederken, “ Bayramda güldüremedi milletin yüzünü, bakın sokaklara, hiç bayram hareketliliği yok” deyince! “Yapmayın Sinan bey! Bu kadar karamsar olmayın, Erzurum’da güzel şeyler oluyor. 2011’e adım adım yaklaşıyoruz. Bölge insanı zenginleşecek. Sağlık merkezi konumuna geldik. Çağrı merkezlerini kurup işsiz geçlerimize iş imkanı sağladık. Siz bu kadar karamsar yazılar yazıyorsunuz, vatandaşta etkileniyor. O da öyle düşünüyor.” Yanıtını aldım. Sayın vekile göre Vatandaşın yüzünün gülmemesinin sebebi bizmişiz öğrenmiş oldum.</p>
<p>Sanırım milletvekillerimizin çoğu seçilmeden önce Erzurum’da yaşamadıklarından şehrin gerçeklerini bizim gördüğümüz kadar net göremiyorlar. Ankara’dan Erzurum flu görünebilir. Gelin şehrin en işlek caddesi Cumhuriyet caddesinde bir gezin, yada taş mağazalara gidin, çaykara caddesine gözünüzün ucuyla bir bakın. Esnafa sorun bakalım yaşadıkları ne kadar pembe görünüyor gözlerine.</p>
<p>Vatandaşa gelince. Evine ekmek götüremeyen işsizlere bir türlü çözüme kavuşturamadığınız Yakutiye Belediyesinin işçilere, kredi kartı borcu altında ezilmemek için olmadık taklalar atanlara, Haklarını alamadıkları için eylem yapan memurlara, ay sonunu nasıl getireceğim diye düşünen emeklilere, aldığı teşvik kredileri nedeniyle icraya verilen köylülere, çocuğuna bayramlık alamayan anne babalara bir sorun halini… İnanın hepsi aynı türküyü söylüyor…<br />
Bayram gelmiş neyime,<br />
Aman anam garibem.<br />
Kan damlar yüreğime,<br />
Aman anam garibem…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2620-bayram-gelmis-neyime/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dersim Dört dağ içinde!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2530-dersim-dort-dag-icinde-2</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2530-dersim-dort-dag-icinde-2#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Nov 2009 11:59:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=2530</guid>
		<description><![CDATA[Gazete Güncel’in yayın anlayışı gereği çok fazla bu sütunlarda genel meselelerle ilgili yazılar yazmayı tercih etmiyorum. Lokali dillendirmeyi yeğliyorum. Ancak günlerdir gündemi işgal eden bir konu var ki bir iki çift laf etmesem çatlarım.
Dersim meselesi!
Yazmayacaktım ama dayanamadım. Dersim&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gazete Güncel’in yayın anlayışı gereği çok fazla bu sütunlarda genel meselelerle ilgili yazılar yazmayı tercih etmiyorum. Lokali dillendirmeyi yeğliyorum. Ancak günlerdir gündemi işgal eden bir konu var ki bir iki çift laf etmesem çatlarım.<br />
Dersim meselesi!</p>
<p>Yazmayacaktım ama dayanamadım. Dersim olayları bahane edilerek Mustafa Kemal yargılanıyor. Hem de ne dönemin koşulları göz önüne alınıyor, nede müdahaleye sebep olan etkenler. Mustafa Kemal’e, Türkiye Cumhuriyetine, Türk milletine dil uzatmak için fırsat bekleyenlere gün doğdu. Dersim müdahalesine katliam diyenler, soykırım diyenler, Tunceli adı yeniden Dersim olsun diyenler…</p>
<p>CHP li vekil Onur Öğmen’in yaptığı meclis konuşmasındaki cümlelerden hareketle, mesele geldi vatandaşın gündemine oturdu. Öğmen’in kurduğu cümleleri hatırlatmayacağım, zaten herkes biliyor, ezberledi.</p>
<p>Bakın Beyler! Tarihsel süreçte bölgede yaşanan iki ayaklanma son derece önemli. Bu ayaklanmaların her ikisi de dış kaynaklı. Bunlardan biri 13 Şubat 1925 yılında başlayan şeyh Said isyanı. Perde arkasında ki ülke İngiltere. İsyanı çıkarmaktaki amacı ise Musul üzerindeki isteklerini Türkiye’ye kabul ettirmek ve petrol kaynaklarını kendi kontrolleri altında tutmak. Bu ayaklanma Türkiye Cumhuriyeti tarafından bastırılsa da amacına ulaşmış oldu.</p>
<p>Bölgede son derece önemli olan bir diğer ayaklanma ise Dersim Ayaklanması ki Dersim tarihi zaten başkaldırılarla dolu. Kronolojik olarak ilgilenenler tarihleriyle bu isyan hareketlerini öğrenebilirler.Bu isyanlar neye karşı mı? Osmanlı Padişahlarına karşı, Meşrutiyete karşı, Jön Türk hareketine karşı ve nihayetinde de Cumhuriyet Rejimine karşı. Ayaklananlar ise bölge halkı kesinlikle değil. Toprak ağaları, şeyhler, aşiretler…</p>
<p>Yani bölgeyi kendi kontrolleri altında tutup, tabir-i caiz ise kölelik sistemiyle halkı sömüren, devletin toplaması gereken vergileri kendileri toplayan, Devlete asker göndermeyen, gençleri köleleri gibi silahlandırıp kendi askerleri yapan, eşkıya çeteleri kuran güç odakları. Hatta ayaklanmaya sebep olan en önemli unsar devlet tarafından Dersim’de halka ait olan arsaların tespitinin yapılmış olması ve toprak reformu düzenlemelerinin yapılarak, ağaların, şeyhlerin, aşiretlerin elinden bu toprakların alınarak, yöre insanına verileceğinin öğrenilmiş olmasıdır. Bu feodal yapı, güçlerinin ellerinden alınacağını, kurdukları sömürü düzeninin bozulacağını hissettikleri için isyanı örgütlemişlerdir.</p>
<p>Kimin kışkırtmasıyla mı? Fıransa’nın. Fransa sömürgesi Suriye üzerinden isyanları kışkırtmış ve bu eşkıyalara silah ve maddi destek vermiştir.</p>
<p>Evet 1938 deki Dersim ayaklanması bastırılırken, çok kan dökülmüştür. Olmaması gereken, olaylar yaşanmıştır. Zaten harekatı yürüten komutan, müdahale sonrasında görevden alınmıştır. Ama kimse bu olayların yaşanmasında Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Mustafa Kemal’i sorumlu tutamaz. Asıl sorumlular, ağalar, şeyhler ve aşiret reisleridir. Kendi derebeyliklerini kurmak ve yaşadıkları sömürü düzenini devam ettirmek için isyan etmişler ve çok kan dökülmesine sebep olmuşlardır. Sorumlu ta kendileridir.</p>
<p>Bakın şu tespiti de iyi görmek gerekiyor. Cumhuriyet tarihi boyunca Atatürk’ün partisine en fazla oy veren il Tunceli’dir. Bunu iyi okuyalım. Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal soykırım yaptıysa, katliam yaptıysa doğal bir refleks olarak bu yerden oy almaması gerekiyor. Ancak CHP’ye tarih boyunca en fazla oyun çıktığı il Tunceli…<br />
Devlete, Cumhuriyete, Mustafa Kemal’e çamur atmak için fırsat kollayanların duyurulur…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2530-dersim-dort-dag-icinde-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dersim Dört dağ içinde!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2478-dersim-dort-dag-icinde</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2478-dersim-dort-dag-icinde#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Nov 2009 23:22:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=2478</guid>
		<description><![CDATA[Gazete Güncel’in yayın anlayışı gereği çok fazla bu sütunlarda genel meselelerle ilgili yazılar yazmayı tercih etmiyorum. Lokali dillendirmeyi yeğliyorum. Ancak günlerdir gündemi işgal eden bir konu var ki bir iki çift laf etmesem çatlarım.
Dersim meselesi!
Yazmayacaktım ama dayanamadım. Dersim&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gazete Güncel’in yayın anlayışı gereği çok fazla bu sütunlarda genel meselelerle ilgili yazılar yazmayı tercih etmiyorum. Lokali dillendirmeyi yeğliyorum. Ancak günlerdir gündemi işgal eden bir konu var ki bir iki çift laf etmesem çatlarım.<br />
Dersim meselesi!</p>
<p>Yazmayacaktım ama dayanamadım. Dersim olayları bahane edilerek Mustafa Kemal yargılanıyor. Hem de ne dönemin koşulları göz önüne alınıyor, nede müdahaleye sebep olan etkenler. Mustafa Kemal’e, Türkiye Cumhuriyetine, Türk milletine dil uzatmak için fırsat bekleyenlere gün doğdu. Dersim müdahalesine katliam diyenler, soykırım diyenler, Tunceli adı yeniden Dersim olsun diyenler…</p>
<p>CHP li vekil Onur Öğmen’in yaptığı meclis konuşmasındaki cümlelerden hareketle, mesele geldi vatandaşın gündemine oturdu. Öğmen’in kurduğu cümleleri hatırlatmayacağım, zaten herkes biliyor, ezberledi.</p>
<p>Bakın Beyler! Tarihsel süreçte bölgede yaşanan iki ayaklanma son derece önemli. Bu ayaklanmaların her ikisi de dış kaynaklı. Bunlardan biri 13 Şubat 1925 yılında başlayan şeyh Said isyanı. Perde arkasında ki ülke İngiltere. İsyanı çıkarmaktaki amacı ise Musul üzerindeki isteklerini Türkiye’ye kabul ettirmek ve petrol kaynaklarını kendi kontrolleri altında tutmak. Bu ayaklanma Türkiye Cumhuriyeti tarafından bastırılsa da amacına ulaşmış oldu.</p>
<p>Bölgede son derece önemli olan bir diğer ayaklanma ise Dersim Ayaklanması ki Dersim tarihi zaten başkaldırılarla dolu. Kronolojik olarak ilgilenenler tarihleriyle bu isyan hareketlerini öğrenebilirler.Bu isyanlar neye karşı mı? Osmanlı Padişahlarına karşı, Meşrutiyete karşı, Jön Türk hareketine karşı ve nihayetinde de Cumhuriyet Rejimine karşı. Ayaklananlar ise bölge halkı kesinlikle değil. Toprak ağaları, şeyhler, aşiretler…</p>
<p>Yani bölgeyi kendi kontrolleri altında tutup, tabir-i caiz ise kölelik sistemiyle halkı sömüren, devletin toplaması gereken vergileri kendileri toplayan, Devlete asker göndermeyen, gençleri köleleri gibi silahlandırıp kendi askerleri yapan, eşkıya çeteleri kuran güç odakları. Hatta ayaklanmaya sebep olan en önemli unsar devlet tarafından Dersim’de halka ait olan arsaların tespitinin yapılmış olması ve toprak reformu düzenlemelerinin yapılarak, ağaların, şeyhlerin, aşiretlerin elinden bu toprakların alınarak, yöre insanına verileceğinin öğrenilmiş olmasıdır. Bu feodal yapı, güçlerinin ellerinden alınacağını, kurdukları sömürü düzeninin bozulacağını hissettikleri için isyanı örgütlemişlerdir.</p>
<p>Kimin kışkırtmasıyla mı? Fıransa’nın. Fransa sömürgesi Suriye üzerinden isyanları kışkırtmış ve bu eşkıyalara silah ve maddi destek vermiştir.</p>
<p>Evet 1938 deki Dersim ayaklanması bastırılırken, çok kan dökülmüştür. Olmaması gereken, olaylar yaşanmıştır. Zaten harekatı yürüten komutan, müdahale sonrasında görevden alınmıştır. Ama kimse bu olayların yaşanmasında Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve Mustafa Kemal’i sorumlu tutamaz. Asıl sorumlular, ağalar, şeyhler ve aşiret reisleridir. Kendi derebeyliklerini kurmak ve yaşadıkları sömürü düzenini devam ettirmek için isyan etmişler ve çok kan dökülmesine sebep olmuşlardır. Sorumlu ta kendileridir.</p>
<p>Bakın şu tespiti de iyi görmek gerekiyor. Cumhuriyet tarihi boyunca Atatürk’ün partisine en fazla oy veren il Tunceli’dir. Bunu iyi okuyalım. Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal soykırım yaptıysa, katliam yaptıysa doğal bir refleks olarak bu yerden oy almaması gerekiyor. Ancak CHP’ye tarih boyunca en fazla oyun çıktığı il Tunceli…<br />
Devlete, Cumhuriyete, Mustafa Kemal’e çamur atmak için fırsat kollayanların duyurulur…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2478-dersim-dort-dag-icinde/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tarihi tahrip ettiler!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2415-tarihi-tahrip-ettiler</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2415-tarihi-tahrip-ettiler#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Nov 2009 08:23:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=2415</guid>
		<description><![CDATA[- Ne yapıyorsunuz?
- Restorasyon abi.
- Tarihi Eseri tahrip ederek mi?
- Tahrip değil, doğal gaz borusu!
Yakutiye Medresesi: 1310 yılında inşa edilmiş. İlhanlı mimarisinin örneklerini yansıtan, Erzurum’un simgesi haline gelmiş, bir ilçeye adını vermiş muhteşem eser. Bu ecdat&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>- Ne yapıyorsunuz?<br />
- Restorasyon abi.<br />
- Tarihi Eseri tahrip ederek mi?<br />
- Tahrip değil, doğal gaz borusu!</p>
<p>Yakutiye Medresesi: 1310 yılında inşa edilmiş. İlhanlı mimarisinin örneklerini yansıtan, Erzurum’un simgesi haline gelmiş, bir ilçeye adını vermiş muhteşem eser. Bu ecdat yadigârının restorasyonu için çalışma başlatıldığında oldukça sevinmiştim. İşte bu, böyle olmalı tarihi gelecek nesillere aktarmak için bu tarz çalışmalar yapılmalı diye methiyeler dizmiştim. Erken sevinmişim. Bilemezdim ki Tarihi yapıya boru döşeyecekler. Çatısına plastik pencere takacaklar.</p>
<p>Evet Yakutiye Medresesi’nin dış cephe duvarına doğal gaz saati taktılar. Öyle ya medrese bir şekilde ısıtılacak. Çakarız taşlara çivileri, döşeriz boruları olur biter. Bir de saat taktık mı tamam.</p>
<p>- Görsellik, estetik ne olacak?<br />
- Estetik nedir? Sebzedir!</p>
<p>Yakutiye medresesinin çatısında bulunan ve 1840 yılında yaptırılan fenerin yerine Erzurum Kültür ve Tabiat varlıklarını Koruma Kurumu Bölge Kurulu kararıyla PVC çerçeve yaptırıldı. Herhalde “bu günlerde bunlar daha moda. Ne o öyle eski püskü fener. Yapalım PV C, elli sene götürür.” Diye düşündüler(!)</p>
<p>“ Böyle rezillik olur mu? Bizi ne zannediyorlar? Tarihe yapılan bu saygısızlığa birileri karşı çıkmayacak mı? Nerede bu memleketin aydınları, kanaat önderleri neden sesleri çıkmıyor? Kimse engel olmayacak mı?” diye sormayın.</p>
<p>Çifte Minareli Medrese’nin hemen önündeki tuvaleti kaldırmayıp, tarihin içine edilmesine göz yuman bir anlayıştan bundan daha iyisini beklemeniz mümkün değil. Dua edin ki Medresenin arkasındaki kümbet kısmının önüne umumi tuvalet yapmadılar.</p>
<p>Buna da şükür diyeceksiniz….</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2415-tarihi-tahrip-ettiler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Foya meydana çıktı!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2324-foya-meydana-cikti</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2324-foya-meydana-cikti#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 08:54:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=2324</guid>
		<description><![CDATA[Eski devirlerde kuyumcular yaptıkları yüzük, kolye, küpe gibi ziynetlerde kullandıkları elmasların arka kısmına foya adlı maddeyi sürer, bir çeşit ayna gibi ışıkların yansıtılmasını sağlarlarmış. Zamanla foyalar çıkar, dökülürmüş.
Yapılan işin sahte uydurma bir iş olduğu ortaya çıkarmış. “ foyası meydana&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eski devirlerde kuyumcular yaptıkları yüzük, kolye, küpe gibi ziynetlerde kullandıkları elmasların arka kısmına foya adlı maddeyi sürer, bir çeşit ayna gibi ışıkların yansıtılmasını sağlarlarmış. Zamanla foyalar çıkar, dökülürmüş.</p>
<p>Yapılan işin sahte uydurma bir iş olduğu ortaya çıkarmış. “ foyası meydana çıktı” deyimi de o günlerden bu güne kadar ulaşmış.<br />
Murat Bardakçı’da tıpkı bu hikayede olduğu gibi foya sürülmüş bir çalışmanın, foyasını döktü.</p>
<p>Ben bir çok kişinin aksine kendisine teşekkür ediyorum, o olmasaydı bu traskripsiyonun ( Osmanlıca bilmediğimizden) bu kadar hatalarla dolu bir çalışma olduğunu bilmeyecektik.<br />
Murat Bardakçı Tarihin Arka Odası adlı programda yine Atatürk Üniversitesi tarafından hazırlanan Albayrak Gazetesinin traskripsiyon çalışmasını eleştirdi.</p>
<p>Bir çok hatayla dolu bu çalışma sonrasında Üniversite tarafından yapılan savunmanın yetersiz olduğunu vurguladı ve “ benim karakter analizimi yapacağınıza, adam akıllı bir çeviri yapsaydınız.</p>
<p>Üniversitenin ödeneği vatandaşların vergileridir. Bunu sormaya hakkımız var” dedi.<br />
Kimse kusura bakmasın Bardakçı yerden göğe kadar haklı.</p>
<p>Zamanın yetersizliği, aceleye geldi savunması bence de geçerli bir savunma değil. Böyle hatalarla dolu bir çalışma yapmaktansa yapılmaması daha hayırlı bir iş olurdu. Ayrıca dedikodular çalışmanın büyük bir kısmını da yüksek lisans öğrencilerinin yaptığı yönünde.<br />
Bir şeyi de çok merak ediyorum. Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde gerçekten Osmanlıcaya çok hakim hocaların olduğunu biliyorum. Bu metinlerin traskripsiyonunu yapmak o hocalar için tabiri caiz ise çocuk oyuncağı.</p>
<p> Ancak çalışmada onların isimleri yok. Kitap baskıya girmeden önce bile bu hocalara gösterilseydi eminim bu gün düşülen duruma düşülmezdi.</p>
<p>Örneğin Prof. Dr. Mehmet İnbaşı, Prof.Dr.Besim Özcan, Yrd.Doç.Dr. Ümit Kılıç Bu çalışmayı baskıya girmeden önce inceleselerdi eminim bu sorunların hiçbiri yaşanmayacaktı.<br />
Savunma garip; Baskı yapıldıktan sonra hataları fark ettik ancak yetişmesi lazımdı. Zaman kısıtlıydı.</p>
<p>Geçen bir ağabeyimle bu meseleyi tartışırken çok hoş bir örnek verdi. “Bu beton değil ki donması için zamana ihtiyaç olsun.” Osmanlıca harfleri Türkçe harflere çevirmek, güçlü bir kadroya sahip tarih bölümü için ne kadar zaman alabilir ki?<br />
İyi niyetle başlanılan bir iş maalesef fiyaskoyla sonuçlandı. Atatürk Üniversitesinin böylesi bir şekilde gündeme gelmesi de ayrıca bir Erzurumlu olarak beni üzdü. Umarım bundan sonra yapılan bu tür çalışmalarda daha dikkatli olunur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2324-foya-meydana-cikti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Musa Cinayetindeki sırlar!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2182-musa-cinayetindeki-sirlar</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2182-musa-cinayetindeki-sirlar#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Nov 2009 12:39:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=2182</guid>
		<description><![CDATA[Erzurum Emniyeti Musa’nın kaybolduğu gün Mobese kameralarında birlikte görüldüğü kişinin kimliğini tespit etti.
Musa ile son görüntülenen Amcasının oğluydu. Zanlı gözaltına alındı, savcı ifadesi sonrasında tutuklanmasına karar verdi. Edinilen bilgilere göre Zanlı S.K sorgusunda cinayeti kabul etmiyor. Hatta görüntülerdeki kişinin&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum Emniyeti Musa’nın kaybolduğu gün Mobese kameralarında birlikte görüldüğü kişinin kimliğini tespit etti.</p>
<p>Musa ile son görüntülenen Amcasının oğluydu. Zanlı gözaltına alındı, savcı ifadesi sonrasında tutuklanmasına karar verdi. Edinilen bilgilere göre Zanlı S.K sorgusunda cinayeti kabul etmiyor. Hatta görüntülerdeki kişinin kendisi olduğunu da.<br />
Yani henüz cinayet çözülmüş değil. Cinayetin neden işlendiği, kim yada kimler tarafından işlendiği kesin olarak bilinmiyor. Sadece elde bir zanlı var. Kuşkusuz bu da son derece önemli bir gelişme.<br />
Meslek hayatımız boyunca bu ve buna benzer bir çok olayı takip ettik. Cinayetle ilgili aklımıza takılan ve cevap bekleyen bir çok soru var. Bunlardan bir kaçını paylaşmak istiyorum.</p>
<p>- Musa’nın Mobeselere takılan son görüntülerindeki kişinin amcasının oğlu olduğu tespit edildi. Günlerdir Televizyonlarda yayınlanan bu görüntüdeki kişiyi aileden biri nasıl oldu da tanıyamadı?</p>
<p>Musa’nın babası annesi, yeğenlerini neden görüntülerden teşhis edemediler? En önemlisi zanlının ailesi çocuklarını nasıl olurda tanıyamaz? Kaldı ki zanlının yürüyüşü de karakteristik bir yürüyüş.</p>
<p>Yürüyüşü de bir kenara bırakın, giysilerini de aile tanımadı mı? Yoksa zanlı bu yaşında gerçekten son derece profesyonelce düşünüp evden çıkarken farklı elbiseler giyinip, Musa’ya kaçırmaya geldiğinde elbiselerini değiştirecek kadar planlı mıydı?<br />
- Zanlı S.K Musa’nın cesedinin aileye teslim edildiği gün, Musa’nın okulunun önünde objektiflere takıldı.</p>
<p> Şayet cinayeti S.K işlediyse yaşı itibariyle bu denli soğuk kanlı olabilir mi? Cinayeti tek başına mı işledi?<br />
- Musa zanlı ile giderken neden ağlıyordu? Neden kaçmaya çalışmadı? Okulla cesedin bulunduğu mesafeyi yürüyerek kat ettikleri düşünülürse neden kimseden yardım istemedi?<br />
- Belirtiler Kanğ ailesi üzerinde durulmasına sebep oluyor. Acaba Musa aile içinde görmemesi gereken bir şeye tanıklık etmiş olabilir mi?<br />
Kuşkusuz bizim gibi adli makamlarda bu sorulara cevap arıyor. Dosyanın kapanması için bu soruların mantıklı cevaplarının bulunması ve delillerle kanıtlanması gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2182-musa-cinayetindeki-sirlar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Affet bizi Musa..!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2047-affet-bizi-musa</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2047-affet-bizi-musa#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2009 20:29:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=2047</guid>
		<description><![CDATA[Hiçbir sağlık sorunu yoktu… Zekiydi akranlarına göre… Bilgisayar oyunlarını seviyordu… Heyecanlanıyordu oyun oynarken… Evinde bilgisayar olmadığından internet cafelere gidiyordu. Çocuk dünyasında hayalleri vardı… Bilgisayar mühendisi olacaktı belki de büyüyünce… Olmadı büyüyemedi… Oynadığı oyunlardaki gibi son buldu hayatı, bir caninin elleriyle…&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hiçbir sağlık sorunu yoktu… Zekiydi akranlarına göre… Bilgisayar oyunlarını seviyordu… Heyecanlanıyordu oyun oynarken… Evinde bilgisayar olmadığından internet cafelere gidiyordu. Çocuk dünyasında hayalleri vardı… Bilgisayar mühendisi olacaktı belki de büyüyünce… Olmadı büyüyemedi… Oynadığı oyunlardaki gibi son buldu hayatı, bir caninin elleriyle… Game Over..</p>
<p>Günahsızdı Musa!</p>
<p>6 gün önce okula gitmek için çıkmıştı evden. Dönmedi bir daha. Herkes bulunması için seferber oldu. Haberler yapıldı, ilanlar asıldı. Polis her tarafı aradı. Yoktu! Haber alınamıyordu. Geçtiğimiz gün geldi acı haberi. Metruk bir binanın içinde bulundu cansız bedeni. Başı taşla ezilmiş, vücudu yara bere içinde.</p>
<p>Ateş düştü evine, annesinin babasının yüreğine. Hem ne ateş! Her gün büyüyecek daha çok yakacak, hiç küllenmeyecek. Hangi ateş var ki onun kadar yaksın, hangi yara var ki öylesine kanasın? Candan öte can yitirilmiş kolay mı?</p>
<p>Kim? Nasıl bir cani yapmıştı bunu? Hiç gözünü kırpmadan günahsız bir çocuğu hunharca katleden nasıl bir yaratıktı? Erzurumlu sokağa döküldü. Musa için yürüdü. Kendi evladını yitirmiş gibi sahiplendi Musa’yı. Katili bulmak için Emniyet teşkilatı seferber oldu. Polis bu caniyi bulacak, bulmalı… Bu acıyı bir nebze de olsa dindirmek için, bu ateşe su serpmek için bulmalı. Gerekirse katil bulunana kadar hiç uyumadan, izin yapmadan çalışmalı.<br />
Erzurum’da anne babaların tedirginliğinin bitmesini için o gözü dönmüş yaratık bulunmalı. Cezasını çekmeli…</p>
<p>Yaşanan bu olayla görüldü ki okul çevresi zannettiğimiz kadar güvenli değil. Bunu temin edebilmek için Emniyet bu saatten sonra gerekeni yapmalı. Okul önlerinde ekipler bulundurulmalı. Emniyet Müdürlüğü çocuk şubesi okullarda seminerler verip çocuklara, tanımadıkları insanlar kendileriyle temas kurmaya çalıştığında neler yapması gerektiğini öğretmeli.Adalet anlayışı da değişmeli, çocuklara karşı işlenen suçlarda daha ağır cezalar konulmalı.</p>
<p>Özür diliyoruz Musa!</p>
<p>Yaşama hakkını koruyamadığımız için, seni katleden cani yaratıkların sokaklarda dolaşmasını engelleyemediğimiz için, yaşayamadığın hayallerin için senden özür diliyoruz.<br />
Affet bizi Musa….</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/2047-affet-bizi-musa/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sizi bize sayıyla mı verdiler?</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/1895-sizi-bize-sayiyla-mi-verdiler</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/1895-sizi-bize-sayiyla-mi-verdiler#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2009 21:13:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=1895</guid>
		<description><![CDATA[Nedendir bilmiyorum siyasete bir giren bir daha vazgeçmiyor. Başarılı olsalar, seçildikleri illeri hizmete boğsalar, halktan yoğun teveccüh görseler, partilerin paylaşamadığı adamlar olsalar gam değil. Partilerinden dışlanıyorlar, seçildikleri iller artık onlara rağbet etmiyor, ama yinede vazgeçmiyorlar. O parti olmazsa öbürü olur&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: x-small; color: #000000; font-family: Tahoma;"><span style="font-size: small;">Nedendir bilmiyorum siyasete bir giren bir daha vazgeçmiyor. Başarılı olsalar, seçildikleri illeri hizmete boğsalar, halktan yoğun teveccüh görseler, partilerin paylaşamadığı adamlar olsalar gam değil. Partilerinden dışlanıyorlar, seçildikleri iller artık onlara rağbet etmiyor, ama yinede vazgeçmiyorlar. O parti olmazsa öbürü olur deyip koşturuyorlar. Sanki bir meslekmiş gibi emekliliği bekliyorlar.</p>
<p>İlkeymiş, ideolojiymiş, etikmiş hiç bir kavram artık onlar için önemli olmuyor. Bir dönem bünyesinde yer aldıkları partiyi, dışlandıkları an yerden yere vurup üzerinde tepinebiliyorlar. Vekil oldukları dönem içerisinde, seçildikleri illere bir tek çivi bile çakamayan bu tipler, bir anda illerine sevdalı birer şövalyeye dönüşüyorlar.</p>
<p>İki eski milletvekilinden bahsediyorum.<br />
Mustafa Nuri Akbulut ve İbrahim Özdoğan.</p>
<p>Mustafa Nuri Akbulut, Abdüllatif Şener’in Genel Başkan Yardımcısı olmuş. İbrahim Özdoğan’da Anap-DP birleşmesi sonrasında kendisine yer bulamayınca Mustafa Sarıgül’le flört etmeye başlamış.</p>
<p>Bu isimlere rağbet eden partilere de hayret ediyorum. İktidar olma iddiasıyla ortaya çıkan bu partiler nasıl oluyor da halkın gözünde değersizleşmiş, oy potansiyeli olmayan bu kişileri bünyelerine alıp önemli görevler veriyor anlamak mümkün değil. Çok başarılı ve vazgeçilmez isimler olsalardı mensubu oldukları partilerden dışlanmazlardı.</p>
<p>Mustafa Nuri Akbulut ve İbrahim Özdoğan iktidar partisi milletvekiliyken Erzurum’a ne yapabilmişler ki şimdi yeni kurulan bu partilerde bir şeyler yapabilsinler.</p>
<p>Hem Abdüllatif Şener’e hem de Mustafa Sarıgül’e sesleniyorum. Daha teşkilatlanma aşamasında bu hataları yaparsanız, Erzurum’dan bir şey beklemeyin. Yapmanız gereken, halkın rağbet ettiği, güvendiği, işinde başarılı isimleri bulup çıkarmak. Eğer biz AKP’ye alternatif olacağız diyorsanız, bu partiden dökülenlerle yetinmemeniz gerekiyor.</p>
<p>Sayın Akbulut ve Sayın Özdoğan sizi bize sayıyla mı verdiler? Vazgeçin artık. Çekin ellerinizi Erzurum’un üzerinden. Denediniz başaramadınız, faydalı olamadınız, niye ısrar ediyorsunuz?<br />
</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/1895-sizi-bize-sayiyla-mi-verdiler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnşallah Domuz gribi olmazsınız Sayın Başbakan!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/1870-insallah-domuz-gribi-olmazsiniz-sayin-basbakan</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/1870-insallah-domuz-gribi-olmazsiniz-sayin-basbakan#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 18:05:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=1870</guid>
		<description><![CDATA[Siz iktidara geldikten sonra geçirdiğiniz her seçim döneminde, sağlık alanında yapılan reformları konu ederek vatandaştan oy alacaksınız, sonrada bu reformları gerçekleştiren Bakan’a hiç de hak etmediği şekilde fırça atacaksınız. El insaf Sayın Başbakan!
Hemşerimiz, Erzurumlu diye söylemiyorum. Bakan Akdağ, sağlık&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Siz iktidara geldikten sonra geçirdiğiniz her seçim döneminde, sağlık alanında yapılan reformları konu ederek vatandaştan oy alacaksınız, sonrada bu reformları gerçekleştiren Bakan’a hiç de hak etmediği şekilde fırça atacaksınız. El insaf Sayın Başbakan!<br />
Hemşerimiz, Erzurumlu diye söylemiyorum. Bakan Akdağ, sağlık alanında şimdiye kadar yapılmamış işlerin altına imza attı. Ak partili olan olmayan herkes kendisini hizmetlerinden ötürü taktir ediyor. Nasıl etmesin? Eczane kuyruklarını, hastanelerde rehin kalmaları, sağlıksız fiziki yapıları hepimiz hatırlıyoruz. Şimdi herkesin bir aile hekimi var, gittiğiniz hastanede istediğiniz doktoru seçme özgürlüğüne sahipsiniz, hastane rehin bırakılma, bıçak parası alınması gibi olaylar neredeyse hiç yaşanmıyor. En önemlisi ilaç alacağım diye kimse saatlerce kuyrukta beklemiyor. Yeni yapılan hastaneler çiçek gibi, Yatan hastalar üst üste istiflenmiş gibi yatmıyor. Koğuş sistemi anlayışı değişti. Sayın Başbakan’da hemen her fırsatta, gittiği her yerde göğsünü gere gere Bakan Akdağ’ın hizmetlerinden dem vurdu, oy topladı.<br />
Gelelim Domuz gribi meselesine. Sağlık Bakanlığı neredeyse bütün dünyada etkili olan bu illetle de mücadele noktasında süreci iyi yönetiyor. Yiğidi öldürün hakkını yemeyin. Gerekli bütün tedbirler alıyor. Korucu önlem olarak aşılar alındı temin edildi. İsteyen aşı yaptırır istemeyen yaptırmaz. Ama yeterli derece aşı Türkiye’de mevcut. Bu aşılar olmasaydı çıkacak eleştirileri düşünüyorum. “Tüm dünya aşı kullanıyor, Türkiye hala aşı almadı. Vatandaşın sağlığına ayrılacak para yok mu, Sağlık bakanlığı ne iş yapıyor?”Hepimiz bunları yüksek sesle dillendirecektik.<br />
Başbakan’ın milletin içinde Sağlık Bakanına karşı yaptığı saygısızlığa gelince, Bu Başbakanın maalesef üslubu. Ancak yanlış yerde ve yanlış kişiye karşı kullandı Kasımpaşalılığını.<br />
Sormak lazım Sayın Başbakan’a trilyonlarca lira ihalenin döndüğü Sağlık Bakanlığında bir tek ihalede yolsuzluk iddiası mı var? Sayın Bakan sağlık anlamında vatandaşı mutlu etmek onlar için çalışmak dışında ne yapmış? Sağlık alanında dünya ülkeleriyle yarışır hale geliyoruz. Bunun için mi hak etti bu fırçayı? Gücünüz başını eğmiş işini en iyi şekilde yapanlara mı yetiyor?<br />
Merak ediyorum mecliste yolsuzluk yaptığı iddiasıyla hakkında üç kez gensoru verilmiş Kemal Unakıtan’a hiç fırça attınız mı? ‘Kemal ağabeyi’ diye hitap ettiğiniz Unakıtan’a “yahu oğlunu zengin etmek için vergi kanununda bir sürü düzenleme yaptın. Aklını başına topla” dediniz mi? Veyahut Türkiye’de bitme noktasına gelen Tarım ve Hayvancılık hususunda Bakan Mehti Eker’e “ arkadaşım Erzurum bile kendi ihtiyacı olan eti dışarıdan alıyormuş, neden geriledi bu hayvancılık? Siz Bakanlık olarak ne yapıyorsunuz?” diye Kasımpaşalı edasıyla fırça attınız mı? Ekonomik kriz yüzünden sanayici iş adamı kepenk kapatmak zorunda kaldı. Bir çok insan işsiz kaldı, ilgili bakanlarınızı toplayıp “ Neden yeterli tedbiri alamadık, hasar bu kadar büyük oldu diye sert çıkışlarınızı yaptınız mı?” Bunlara şahit olmadık. Kabinenin en başarılı bakanı Sağlık Bakanına attınız fırçanızı. İnsaf el insaf.<br />
Üstelik bu fırçanız Erzurumluları da ziyadesi ile üzdü. Şimdi aşı vurulmadınız ya umarım “Domuz Gribi”ne yakalanmazsınız. Yakalanırsanız inanın bu attığınız fırçadan sonra çok fazla üzülen olmayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/1870-insallah-domuz-gribi-olmazsiniz-sayin-basbakan/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vekillere örnek olsun!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/1751-vekillere-ornek-olsun</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/1751-vekillere-ornek-olsun#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Oct 2009 15:58:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=1751</guid>
		<description><![CDATA[Erzurum Valisi Trabzonlu
Palandöken ilçe kaymakamı Trabzonlu
Vakıflar Bölge müdürü Trabzonlu
Telekom Bölge müdürü Trabzonlu
Dsi Bölge müdürü Trabzonlu
Kara Yolları Bölge müdürü Trabzonlu
Tapu Kadastro Bölge müdürü Trabzonlu
Sadece Erzurum’da Biri vali, biri kaymakam, Beşi bölge müdürü, toplam yedi&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Erzurum Valisi Trabzonlu<br />
Palandöken ilçe kaymakamı Trabzonlu<br />
Vakıflar Bölge müdürü Trabzonlu<br />
Telekom Bölge müdürü Trabzonlu<br />
Dsi Bölge müdürü Trabzonlu<br />
Kara Yolları Bölge müdürü Trabzonlu<br />
Tapu Kadastro Bölge müdürü Trabzonlu</p>
<p>Sadece Erzurum’da Biri vali, biri kaymakam, Beşi bölge müdürü, toplam yedi Trabzonlu yönetici bulunuyor. Türkiye’nin diğer illerini siz düşünün!<br />
Helal Olsun Trabzon milletvekillerine. Bürokratlarına sahip çıkıyor, atamalarında aktif rol oynuyor. Hepsini bütün samimiyetimle kutluyorum.<br />
Nedendir bilmem aklıma geldi! 23 Temmuz Erzurum Kongresi kutlamalarına katılan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü ‘Horonla’ karşılamıştık Çifte Minareli Medrese’de. Gerçi Kültür ve Turizm İl Müdürümüz Erzurumlu ama olsun Trabzonlu bürokrat arkadaşlarına bir kıyak yapmak istemiş olabilir…<br />
Neyse geçelim bunu. Ne diyordum Trabzon milletvekillerini kutlamak gerekiyor. İllerinin sorunlarına hakim, Türkiye genelinde ne kadar Trabzonlu varsa onlara sahip çıkan bir profil sergiliyorlar.<br />
Erzurum milletvekillerine örnek olsun diye yazdım. Merak ediyorum bizim Milletvekillerimiz kaç Erzurumlu bürokratın atamasında aktif rol oynamıştır. Veyahut siyasi mülahazalarla görevlerinden alınan, kaç Erzurumlu bürokratın yeniden atanması için caba sarf etmişlerdir. Bilen, duyan varsa söylesin.<br />
Gözlemlerime dayanarak hiç diyebilirim. Öyle ya Erzurum’da ki bürokrat atamalarında bile etkili olamayan, söylediklerinin arkasında duramayan milletvekilleri, başka illerde bunu nasıl yapsınlar? Haksızlık ettiğimi düşünenler olabilir.Hemen örnek vereyim.<br />
Ak Parti il binasında milletvekili Muzaffer Gülyurt’un da katıldığı bir basın toplantısında, Gazeteci Recep Kapucu sormuştu “ Erzurum’da tarım gerçeği ortaya çıktı. Bize pembe tablolar çizilirken, gördük ki ölmüşüz ağlayanımız yok. Tarım Müdürüyle ilgili bir tasarrufunuz olacak mı?” diye. Gülyurt’un cevabı sevindiriciydi. “ Evet bir değişiklik düşünüyoruz. Birkaç müdürümüz daha var.” Demiş Bizlerde haber yapmıştık. ( kayıtlarımız da mevcuttur) Haberimiz sonrasında öğrendik ki Sayın vekil Tarım İl Müdürünü arayıp “Ben böyle bir şey söylemedim. Gazeteciler yazmış. Özür diliyorum” demiş. Bu size yeterli bir örnek olmuştur sanıyorum. Bu tutumu sergileyen bir milletvekilinin Erzurumlu bürokratlara sahip çıkmaya gücü yeter mi? Bence yetmez&#8230;!<br />
Bakın yine aklıma bir şey geldi. 22 Temmuz Seçimleri Dönemi program yapıyorum. Milletvekili adayı Fazilet Dağcı ÇIĞLIK canlı yayın konuğum. Kendisi uzun yıllar yurt dışında yaşadığı için Erzurum’u ne kadar tanıyor, sorunlarını hangi ölçüde biliyor diye kendisine bir soru sordum. “ Erzurum’dan milletvekili olmaya talipsiniz. Erzurum’un güney ilçelerini sayabilir misiniz?” Fazilet Dağcı Çığlık cevap olarak “ İspir var demişti” Diğerlerini sorduğum da “ Efendim bilgisayar var bakarım, öğrenirim. Bu çok mu önemli?” deyip biraz sitemli soruyu geçiştirmişti.<br />
Umarım Fazilet hanım söylediğini yapmış ve geçen süre içerisinde Güney İlçelerimizi internetten bakıp öğrenmiştir. Soruyorum şimdi, Erzurum’a bu kadar uzak olan Milletvekilimiz acaba Erzurumlu bürokratları tanıyor mudur ki atamalarında da etkili olabilsin?<br />
Bizim elimizden gelen yazmak, gündeme getirmek. Biz yazdık, söyledik, gerisi size kalmış…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/1751-vekillere-ornek-olsun/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İçelim Açılalım…</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/1628-icelim-acilalim%e2%80%a6</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/1628-icelim-acilalim%e2%80%a6#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Oct 2009 12:30:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=1628</guid>
		<description><![CDATA[- Efendim hakkınızda şikayet var! Bizler teftişe geldik.
- Hoş geldiniz. Çekemiyorlar efendim çekemiyorlar.
- Bizde öyle tahmin etmiştik!
- Bakın şöyle yapalım; akşam, gidelim yemeğe iki tek bir şey atarız bu tatsız mevzuyu orada masaya yatırırız.
- Masaya başka&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>- Efendim hakkınızda şikayet var! Bizler teftişe geldik.<br />
- Hoş geldiniz. Çekemiyorlar efendim çekemiyorlar.<br />
- Bizde öyle tahmin etmiştik!<br />
- Bakın şöyle yapalım; akşam, gidelim yemeğe iki tek bir şey atarız bu tatsız mevzuyu orada masaya yatırırız.<br />
- Masaya başka bir şey yatırsak?<br />
- Yatırırız efendim yatırırız!</p>
<p>Müfettişlerin bu şekilde teftiş yaptığını da öğrenmiş olduk.</p>
<p>Aslında haksızlık ediyoruz. Müfettişlik stres dolu bir iş. Öyle ya bir takım şikayetleri incelemeye gidiyorsunuz. Hesaplar, ihaleler, icraatlar tek tek inceleme yapıyorsunuz. Canım hakkındaki iddiaları teftişe gittikleri Müdürle oturup, iki tek de mi atmasınlar(!) Bu kadar stresli bir iş yapıp da içmemek elde mi? Şükür ki içmekle yetinmişler. Zira geçmişte müfettişlik yapmış bir valimiz vardı. Ne tür alışkanlıkları olduğunu basından takip ettik… Tüühhh tüühhh tüühhh tahtaya vuralım, Allah saklamış.</p>
<p>“Kimi kime şikayet edeceğiz biz şimdi? Bu yaşananlardan sonra kime güvenmek lazım? Devletin müfettişleri etik olmayan bu davranışları sergilerse hazırladıkları rapor ne kadar güvenilir olabilir?” diyebilirsiniz. Bende size yine haksızlık ediyorsunuz derim. İki tek yuvarlayıp, tanışıp kaynaşmakta, teftiş edilecek meseleleri daha relaks bir ortamda tartışmakta ne beyis var? İlle çatık kaşlı, asık suratlı mı olmak gerekiyor müfettiş olmak için? İlle de bir şikayet makamı arıyorsanız Makro Paşa’ya efendim Makro Paşa’ya…</p>
<p>Teftiş deyince aklıma yine bir valimiz geldi. Hatırlayın oda Tayyip Erdoğan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken, onu teftiş eden müfettişlerden biriymiş. Hazırladığı raporu o dönem çok beğenmiş Sayın Başkan. Genel Başkan olup iktidarı da eline geçirince. Denizcilik müsteşarlığında görevli bu ismi hiç valilik yapmadan şehrimize vali olarak tayin etmişti. Vefa böyle bir şey işte! Herkesin örnek alması lazım(!)</p>
<p>Bence milletvekillerimizin Müdür beyi ödüllendirmesi lazım. Zira bir çok teftişten ‘alnının akıyla’ geçmiş, gerekli organizasyonları yaparak, çok zor bir görev yapan çilekeş, dertli müfettişleri eğlendirmeyi başarmış.</p>
<p>Bravo Müdür Bey! Bravo… Erzurum seninle gurur duyuyor(!)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/1628-icelim-acilalim%e2%80%a6/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de çok şey değişti çok..!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/1503-turkiye%e2%80%99de-cok-sey-degisti-cok</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/1503-turkiye%e2%80%99de-cok-sey-degisti-cok#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 23:16:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Sinan Özcaylak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=1503</guid>
		<description><![CDATA[19 Ekim 2009 Pazartesi günü Türkiye’de tarihin akışını değiştirecek bir olay yaşandı. PKK’lı bir grup terörist İmralı canisinin talimatıyla Türkiye’ye geldi. Kendilerine sorarsanız teslim olmadılar “ barış elçileriydiler.” Davul zurnalarla, karşılama komiteleriyle, kırmızı halılarla karşılandılar. Ellerinde de Cumhurbaşkanına, TBMM Başkanına,&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>19 Ekim 2009 Pazartesi günü Türkiye’de tarihin akışını değiştirecek bir olay yaşandı. PKK’lı bir grup terörist İmralı canisinin talimatıyla Türkiye’ye geldi. Kendilerine sorarsanız teslim olmadılar “ barış elçileriydiler.” Davul zurnalarla, karşılama komiteleriyle, kırmızı halılarla karşılandılar. Ellerinde de Cumhurbaşkanına, TBMM Başkanına, Genel Kurmay Başkanına ve Başbakana taleplerinin bulunduğu bir mektup getirdiler. Başbakan’ın dillendirdiği ama içeriği bilinmeyen “ kürt açılımına” destek vermek için geldiklerini iddia ettiler.</p>
<p>Hükümetin sözde “ demokratik açılımına” zarar verecekse versin, kimse de kusura bakmasın; Hoş geldiniz diyemeyeceğim!</p>
<p>Türkiye’de çok şey değişti dedim. Gelin hep birlikte 18 yıl öncesine bir uzanalım. Hatırlayın, yıl 1991 SHP’den milletvekili seçilen Leyla Zana Meclis kürsüsünde yeminini Kürtçe yapmıştı. Dönemin SHP lideri Erdal İnönü Milletvekillerinden istifalarını istemiş Leyla Zana,Hatip Dicle istifa etmek zorunda kalmıştı. Ardından SHP’den 14 aralarında Sırrı Sakık, Ahmet Türk’ün de bulunduğu 14 milletvekili DEP’e geçmişlerdi. Bu olay öylesine rahatsız edeciydi ki DEP milletvekillerinin dokunulmazlıkları kaldırıldı. Söylemleri ile PKK Terör örgütünün siyasi uzantısı olduğunu ifade eden milletvekilleri Meclis Bahçesinde gözaltına alınmış 1994 yılında 765 sayılı Türk Ceza Kanunun 168. maddesi gereğince örgüt üyesi olmaktan 15 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.</p>
<p>Bu gün DTP’li aynı milletvekilleri Grup toplantılarında Kürtçe konuşmalar yapıyor, Devlet Televizyonu Kürtçe yayın yapıyor. Başbakan Kürtçe konuşuyor, ülkenin Cumhurbaşkanı Gittiği yerlerin yıllar önce değiştirilmiş isimleriyle Kürtçe isimleriyle halka sesleniyor. Ellerinde kan henüz kurumamış olan dağdan inen eşkıya maalesef davul zurnayla karşılanıyor. Kırmızı halılar seriliyor, güvercinler uçuruluyor. Adeta kahraman gibi karşılanıyor.</p>
<p>Çok mu eskiye gittim. Devlet hayatında 18 yıl çok uzun bir süre değildir ama sizin dediğiniz olsun biraz daha yakın bir tarihe gidelim o zaman. 8 Ekim 2006 yani üç yıl öncesi. DYP Lideri Mehmet Ağar Güneydoğu illerini kapsayan seçim gezisinde, Diyarbakır’da yaptığı konuşmasında “ Türkiye bölünme korkusundan vazgeçmeli, ‘Yukarıda elinde silahla mı dolaşsın, ovada siyaset mi yapsın?’ Ama etnik ayrıma dayalı siyaset yapılamaz, ilke müşterek Vatan bir bütündür, parçalanamaz” demişti. Mehmet Ağar’ın bu sözleri ülke de bir anda ciddi bir tepki yaratmış, Ağar seçimlerde sandığa gömülmüş, en önemlisi bu gün hükümetin yaptıklarına alkış tutanlar o gün bu söyleminden ötürü adeta Ağar’ı linç etmişti. Hatta dönemin Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt öyle bir cevap veriyordu ki Ağar’a herkesin yüreğine su serpiyordu. 14 Ekim 2006 tarihli milliyet gazetesinde Org. Yaşar Büyükanıt, “ Düz ovada siyaset yapsınlar sözü bir genel af çağrısıdır. Şiddetle kınıyorum. Dağdan inen nasıl siyaset yapacak? Anaların feryatlarını duyduğunu söylüyor. O halde ‘Cumartesi analarının’ feryadını kastediyor. Asıl amaç örgüte katılımı engellemektir” demişti. Yaşanan bu gelişmeler karşısında Ağar geri adım atmak zorunda kalmıştı. Ama bu gün dağdan inen eşkıya kanlı elleriyle getirdikleri talep mektuplarında;</p>
<p>- Koşulsuz genel af,<br />
- Kürtçe eğitim,<br />
- Kürtçe yayın hakkının özel televizyon kanallarına da verilmesi,<br />
- Üniversitelerde kürt dili ve edebiyatı gibi bölümlerin açılması,<br />
- Güneydoğudaki illere, ilçelere, köylere, mahallelere Kürtçe isimler verilmesi,<br />
- Özel kürt parlamentosu. İskoçya modelinde olduğu gibi ( İngiltere İskoçların kendi parlamentolarını kurmasına izin vermişti.)<br />
- Kürt kimliğinin Anayasa ile teminat altına alınması,<br />
- Güneydoğuda otonom bölgeler oluşturulması ve sonrasında Federatif bir yapı.<br />
Gibi akıl almaz,bölücü taleplerle geliyor. Kimsenin sesi çıkmıyor.</p>
<p>Bölücü başı, Bebek katili 1999 yılında yakalandı. Binlerce insanımızın ölümüne sebep olan caninin yakalanmasına çok sevinmiştik. İdamını beklerken, İmralı cezaevine kondu. Olsun dedik en azından kontrol altında. Ama görüyoruz ki İmralı’dan hala örgütünü yönetiyor. Talimat veriyor, eşkıyalar kendilerine ‘ barış elçisiyiz’ deyip Türkiye’ ye geliyor. Hadi onlar bu cüreti kendilerinde görüyor, ya biz… Davul zurnayla, mitinglerle, kırmızı halılarla adeta kahraman gibi karşılıyoruz.</p>
<p>Yine bir mukayese yapalım mı geçmişle? Hatırlayın bir başbakan Hanım olmasına rağmen “ terör ya bitecek ya bitecek “ diyor ve öyle bir duruş sergiliyor, öyle bir mücadele başlatıyor ki PKK bölünme sürecine giriyor. Aynı Başbakan “ ülke için kurşun sıkan da kurşun yiyen de kutsaldır” diyor.<br />
Bu günse taviz vererek, talepleri müzakere ederek, şiirler okuyup şarkılar söyleyerek terörü sonlandırmayı düşünen bir Başbakan var. İmralı canisini liderleri olarak nitelendirenlerle Başbakan aynı masaya oturuyor. Önce görüşmen diyor sonra “ Başbakan olarak değil, Genel Başkan olarak görüştüm”(!) diyor.</p>
<p>Türkiye’de çok şey değişti çok!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/1503-turkiye%e2%80%99de-cok-sey-degisti-cok/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
