<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Erzurum Haber Gazetesi &#187; A. Berhan Yılmaz</title>
	<atom:link href="http://www.erzurumhabergazetesi.com/author/abyilmaz/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com</link>
	<description>ErzurumHaberGazetesi.com</description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Feb 2012 15:11:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Diş hekimliğinde uzmanlık</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/25414-dis-hekimliginde-uzmanlik</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/25414-dis-hekimliginde-uzmanlik#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Jun 2011 08:18:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=25414</guid>
		<description><![CDATA[CHP;
Sağlık Bakanlığının ve Sağlık Bakanı Sayın Prof. Dr. Recep AKDAĞ&#8217;ın uzun yıllar verilen mücadele ile&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>CHP;</p>
<p>Sağlık Bakanlığının ve Sağlık Bakanı Sayın Prof. Dr. Recep AKDAĞ&#8217;ın uzun yıllar verilen mücadele ile kanunlaştırdığı</p>
<p>DİŞ HEKİMLİĞİNDE UZMANLIK Uzmanlık konusunu Anayasa Mahkemesine götürmüştür.</p>
<p>Memleketin bu kadar sorunu varken CHP&#8217;nin bu tavrını kınıyorum.</p>
<p>Toplumdan uzak olmak ve boş işlerle uğraşmak CHP&#8217;nin sanırım artık geleneksel tavrı olmuştur.</p>
<p>Bilime, uzmanlığa ve meslek gelişimine karşı olmak bir partinin uğraşacağı bir konu olmamalıdır ve CHP dönüp kendini sorgulamalıdır.</p>
<p>CHP&#8217;ye oy vermiş olan meslektaşlarımız bile şu an bu partinin yaptığı bu garabet işe anlam verememektedirler.</p>
<p>Ayrıca;</p>
<p>Kim ne derse desin bu konuda biz dişhekimlerine açık destek veren,</p>
<p>bu ülkede dişhekimliği mesleğinin ileri ülkeler seviyesine gelebilmesi için çalışan ve uzmanlık alanlarının bütün akademisyenlerin,</p>
<p>bilim adamlarının ve fakültelerin fikirlerini alarak belirleyen</p>
<p>SAĞLIK BAKANI SAYIN PROF.DR. RECEP AKDAĞ BEYEFENDİYE&#8217;DE</p>
<p>bütün toplum önünde teşekkür ediyor, selam, sevgi ve saygılarımı gönderiyorum.</p>
<p>Son olarak sayın Bakan Beyden ricamız uzmanlık belgelerinin bir an evvel ilgililere gönderilmesidir.</p>
<p>Yaklaşık iki aydır bütün belgeler bakanlığa gönderilmiştir fakat henüz Uzmanlık Diplomaları alınamamıştır.</p>
<p>Sayın Bakan bilime ve dişhekimliğine bu kadar büyük bir hizmet etmişken, bu işi de bir an evvel sonuçlandırmalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Prof. Dr. AHMET BERHAN YILMAZ </strong></p>
<p>- ATATURK UNIVERSITESI DIS HEKIMLIGI FAKULTESI AGIZ, DIS VE CENE RADYOLOJISI A.B.D BASKANI<br />
- DOSIAD &#8220;DOGU ANADOLU SANAYICI VE IS ADAMLARI DERNEGI&#8221; YUKSEK ISTISARE KONSEYI BASKANI<br />
- PALANDOKEN GAZETESI YAYIN DANISMANI VE KOSE YAZARI<br />
- ANKARA GAZETESI, KADIKOY GAZETESI, KARTAL GAZETESI, ERZURUM HABER GAZETESI, RIZENIN SESI GAZETESI, AKTUEL DERGI, HABER-TE HABER, XHABERLER, DADASTV, HABERVATAN, ERZURUMNET GAZETELERI, ERZURUMHABER, VE NTERNET HABER SITELER KOSE YAZARI</p>
<p><strong> AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/25414-dis-hekimliginde-uzmanlik/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hazreti Ali&#8217;nin duası (Kumeyl Duası)</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/25360-hazreti-alinin-duasi-kumeyl-duasi</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/25360-hazreti-alinin-duasi-kumeyl-duasi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Jun 2011 10:31:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=25360</guid>
		<description><![CDATA[Seçimler dün yapıldı, bugün birileri sevinç, birileri üzüntü içinde, birileri hayal kırıklığı yaşıyor, birileri elde&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Seçimler dün yapıldı, bugün birileri sevinç, birileri üzüntü içinde, birileri hayal kırıklığı yaşıyor, birileri elde ettiklerinin şaşkınlığını yaşıyor.</strong><br />
Seçimler dün yapıldı, bugün birileri sevinç, birileri üzüntü içinde, birileri hayal kırıklığı yaşıyor, birileri elde ettiklerinin şaşkınlığını yaşıyor.</p>
<p>Elde edilen veya elde edilemeyen her ne varsa dünyaya dair; her şeyin, makamın, mevkiin, paranın geçici olduğunu bilen ve yaptığı hatalara göz yaşı dökenlere ve başta kendime Hz. Ali&#8217;nin bir duasını gönderiyorum.</p>
<p>Hani şair diyor ya</p>
<p>&#8220;Yol O&#8217;nun, varlık O&#8217;nun, gerisi hep angarya&#8221;</p>
<p>Sonuç olarak; Yıllardır, aylardır dünyanın saltanatından gözü kör olmuş bizlere aşağıdaki duayı sindire, sindire okumak düşer.</p>
<p>HAZRETİ ALİ&#8217;NİN DUASI (KUMEYL DUASI)</p>
<p>Ey Rabbim,</p>
<p>Her şeyi kaplayan rahmetinden,  Her şeye gücü yeten kuvvetinden,</p>
<p>Önünde her şeyin boyun eğdiği kudretinden,</p>
<p>Karşısında hiçbir şeyin duramadığı izzetinden,</p>
<p>Her şeyi kaplayan azametinden, Her şeyi kuşatan ilminden,</p>
<p>Her şeyi aydınlatan nurundan,  istiyor ve bekliyorum,</p>
<p>Rabbim, İsmet perdesini yırtan günahlarımı affet.</p>
<p>Nimetleri değiştiren hatalarımı affet,</p>
<p>Duaların kabulünü engelleyen ve belalar getiren işlediğim bütün günahları ve yaptığım bütün hataları affet.</p>
<p>Allah&#8217;ım! Senden hatalarıma göz yummanı, bana merhametli davranmanı, beni verdiğine razı, kanaatkâr ve her durumda mütevazı kılmanı diliyorum.</p>
<p>Rabbim, biliyorum ki;</p>
<p>Senden başka günahlarımı bağışlayacak</p>
<p>Suçlarımı örtecek kimse yok.</p>
<p>Biliyorum ki ben nefsime zulmettim.</p>
<p>Sana itaat etmedim.</p>
<p>Bütün bunlara rağmen beni unutmadığından</p>
<p>Ve bana lütfettiğinden dolayı</p>
<p>Kalbim sana kavuşma arzusuyla yanıyor</p>
<p>Rabbim biliyorum ki sen benim dostumsun</p>
<p>Her kötülüğümü örtersin</p>
<p>Başıma gelen her belayı hafifletirsin</p>
<p>Rabbim görüyorsun ki zincirlerim beni çökertti.</p>
<p>Çirkin ve boş emellerim beni senden uzaklaştırdı.</p>
<p>Dünya beni aldattı.</p>
<p>Gururum ve kayıtsızlığım kalbimi katılaştırdı</p>
<p>Rabbim biliyorum ki sen benim dostumsun</p>
<p>Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar</p>
<p>Affet beni ey Rabbim</p>
<p>Gizlice yaptığım günahlar senin ilmindedir.</p>
<p>Beni gizli günahlarımın ağırlığından kurtar.</p>
<p>Sen her şeye şahitsin.</p>
<p>Günahlarımı rahmetinle gizledin, biliyorum.</p>
<p>Rabbim sen her günahı bağışlayan ve her hatayı örtensin.</p>
<p>Sen benim fakirliğimden ve güçsüzlüğümden haberdarsın.</p>
<p>Ya Rabbi, Yüceliğin adına seni anmama yardım et</p>
<p>Boş emellerim, günahlarım, aşırılıklarım, bilgisizliğim ve gafletimden dolayı</p>
<p>senin af kapını gözyaşımla çalıyorum.</p>
<p>Biliyorum ki derdimin ilacı sensin.</p>
<p>Ey Rabbim, benim kimim var senden başka</p>
<p>Affı ve rahmeti başka kimden isteyeyim.</p>
<p>Bu kadar günah ve aşırılıktan sonra sana geldim</p>
<p>Pişman ve perişanım</p>
<p>Beni çirkin günahlarımın arkadaşlıklarından kurtar.</p>
<p>Gözyaşımla sana dönüyor, günahımı itiraf ediyorum.</p>
<p>Yalnız sana sığınıyor, özrümün kabulü için af diliyorum.</p>
<p>Beni affet Rabbim, beni affet.</p>
<p>Ey Kerim ve Rahim olan Rabbim</p>
<p>Sen benim dünya ve ondan gelecek belalara karşı gücümü arttır.</p>
<p>Bana kudretinle güç ver. Biliyorsun ki ben sana muhtacım</p>
<p>İlahi; Bilmiyorum sana neleri şikayet edeyim.</p>
<p>Zorlukları mı? İnsanları mı?</p>
<p>Üzerime gelen günah ve belaları mı?</p>
<p>Beni affet Rabbim.</p>
<p>Her şeye sabrettim ama senin ayrılığına sabredemem.</p>
<p>Beni hizmetine al. Sana sürekli bir kul olayım</p>
<p>Güvencim, dayanağım, dostum sevdiğim sensin.</p>
<p>Her halimde sana koşarım.</p>
<p>Bana kuvvet ver. Kapına gelmeme yardım et</p>
<p>Uğrunda her şeyimi vermem için bana güç ve nur ver.</p>
<p>Huzurunda değişmez olayım.</p>
<p>Sana koşanlarla birlikte sana koşayım.</p>
<p>Seni sevenlerle birlikte seni seveyim</p>
<p>Rahmetin ve kudretinle koru beni, Hatalarımı affet.</p>
<p>Değil mi ki sen kullarına bu hükmü verdin.</p>
<p>Bana yönelin, benden isteyin, kabul edeyim dedin</p>
<p>Ben de yüzümü sana çevirdim</p>
<p>Elimi sana uzattım</p>
<p>Rabbim! Yüzümü sana çevirdim ve ellerimi sana açtım; izzetin hakkına duamı kabul eyle ve arzularıma ulaştır; fazlın ve kereminden ümidimi kesme; beni insan ve cinlerden oluşan düşmanlarımdan koru.</p>
<p>Ey çabuk razı olan! Duadan başka bir şeye sahip değilim, affet beni; muhakkak ki sen her istediğini yaparsın.</p>
<p>Tüm zerrelerimle sana sığınıyorum Rabbim,</p>
<p>Rahmetinle, şefkatinle beni kucakla&#8230;</p>
<p><strong> A.Berhan YILMAZ</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/25360-hazreti-alinin-duasi-kumeyl-duasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Asla müslüman olmadın&#8230;</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/25131-asla-musluman-olmadin</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/25131-asla-musluman-olmadin#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Jun 2011 07:49:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=25131</guid>
		<description><![CDATA[Önümüzdeki hafta ülkemiz için çok önemli bir seçim yaşayacağız. Bu nedenle, her şeyin Allah&#8217;tan geldiğini&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önümüzdeki hafta ülkemiz için çok önemli bir seçim yaşayacağız. Bu nedenle, her şeyin Allah&#8217;tan geldiğini bilmekle birlikte sebepler dairesinde bizleri yönetecek, çoluk çocuğumuzun geleceği üzerinde söz sahibi olacak insanları seçeceğimizi unutmadan, bir kilo domates alırken, bir pantolon, bir etek seçerken gösterdiğimiz özeni bu seçimde de göstermemiz gerektiğini asla unutmamalıyız.</p>
<p>Peygamber Efendimiz (SAV) neye layıksanız, neyi hak ediyorsanız onunla yönetilirsiniz derken; ülkemizin, memleketimizin adaletli yönetilmesi, huzur içinde olması için önce kendimizi düzeltmemiz gerektiğini vurgulayarak, buradaki hassasiyeti bizlere net olarak anlatmıştır. Kısaca bizler sahabe gibi davranmadan, yöneticilerimizden Hz. Ömer gibi olmalarını beklememiz anlamsız bir hayalden başka bir şey değildir.</p>
<p>Bu seçim öncesi kesinlikle siyaset yapmamaya, yazmamaya kararlıyım bu nedenledir ki bu hafta yazı yazmak, kendi düşüncelerimi sizlerle paylaşmak yerine geçenlerde Hoca Ahmet Yesevi&#8217;nin asırlar öncesinden hepimize seslenen Divan-ı Hikmet adlı eserini okurken rastladığım ve beni, düşüncelerimi, beynimi, nefsimi ısıran bir şiirinden birkaç kıtayı sizlerle paylaşmak istiyorum.</p>
<p>Şimdi herkes kendine düşeni alsın ve lütfen hiç kimse kendinden başkasını suçlamasın.</p>
<p> <br />
DİVAN-I HİKMET (119. Hikmet)</p>
<p>Ey gönül işledin günah asla pişman olmadın</p>
<p>Sufiyim deyip laf edip yârin talibi olmadın</p>
<p>Yazık ömrün geçti bir an giryan olmadın</p>
<p>Sufi-nakş oldun veli, asla Müslüman olmadın</p>
<p> <br />
Sufilik öyle midir daima işin gaflet ile</p>
<p>Tespih tanesi elinde, dillerin gıybet ile</p>
<p>&#8220;Çilpeç sellesi&#8221; vurursun kötü nefs izzet ile</p>
<p>Sufi-nakş oldun veli asla Müslüman olmadın</p>
<p> <br />
Ey sufi ibadet eylersin hepsi kibir ve riya</p>
<p>Can ve gönül dünyaya mağrur dillerinde ah-vah</p>
<p>Can verirken olacağın iman nurundan ayrı</p>
<p>Sufi-nakş oldun veli, asla Müslüman olmadın</p>
<p> <br />
Sufi olmayıp neylesin evde yapacak işi yok</p>
<p>Sufilik iddiası eder halka vermeğe aşı yok</p>
<p>Ah-vah derler yine gözünde damla yaşı yok</p>
<p>Sufi-nakş oldun veli, asla Müslüman olmadın</p>
<p> <br />
Sufi olup nefs için her dem kapıya bakasın</p>
<p>Adak alıp geldi mi deyip her dem kişiye bakarsın</p>
<p>Allah&#8217;ın lanetini boynuna her dem takarsın</p>
<p>Sufi-nakş oldun veli, asla Müslüman olmadın</p>
<p>Ey sufi gamsız yürürsün tespih tanesi alıp</p>
<p>Dünyaya mağrur olup din işini arkaya atıp</p>
<p>Kork şimdi kork şimdi Allah&#8217;a yalvarıp</p>
<p>Sufi-nakş oldun veli, asla Müslüman olmadın</p>
<p> <br />
Sufi olup mal almak için eyledin savaş</p>
<p>Zahirin sufi gibidir bâtının uygun değil</p>
<p>Ey habersiz, ey habersiz mahcupsun ezel gününden</p>
<p>Sufi-nakş oldun veli, asla Müslüman olmadın</p>
<p> <br />
Ey Ahmed sen sufi olsan sufilik kolay değil</p>
<p>Hâk Resul&#8217;ü sufi olup dünya malını sevmiş değil</p>
<p>Dünyayı seven kişi şüphesiz bilin insan değil</p>
<p>Sufi-nakş oldun veli, asla Müslüman olmadın.</p>
<p>A.Berhan YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/25131-asla-musluman-olmadin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KİRÂMEN KÂTİBİN VE KASETLER</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/24919-kiramen-katibin-ve-kasetler</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/24919-kiramen-katibin-ve-kasetler#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 May 2011 08:50:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=24919</guid>
		<description><![CDATA[Son günlerde hepimizi rahatsız eden siyasi rant adına yapılan her türlü eylemi hayretle ve nefretle&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde hepimizi rahatsız eden siyasi rant adına yapılan her türlü eylemi hayretle ve nefretle izliyoruz.</p>
<p>Bütün bu olanlar karşısında “Kışın geleceğine iman ettiğimiz kadar, ahiretin geleceğine de iman etmiş olsak temmuz ayının kavurucu sıcağında odunumuzu ve kömürümüzü alarak kışa hazırlık yaptığımız gibi öteki dünya hazırlığımızı da aynı şekilde yapardık ve küçücük dünya menfaatleri için yaptığımız kötülüklerin hiç birini yapmazdık” diye düşünmeden edemiyoruz.</p>
<p>Birilerinin özel hayatlarını takip altına alanlar ve onların yanlışlarını orta yere serenler en az kayıt altına aldıkları kişilerin işledikleri haramlar kadar büyük bir günah işlediklerini bilmiyorlar mı?</p>
<p>Ama hepimiz biliyoruz ki; Kirâmen Kâtibin melekleri aracılığıyla bizlerin doğduğumuz andan itibaren kayıt altına alındığımız gerçeği bizim asıl gerçeğimizdir.</p>
<p>Unutmayalım ki yaptıklarımız, söylediklerimiz, dedikodularımız, birkaç oy için söylediğimiz yalanlar, birilerine attığımız iftiralar, iyiliklerimiz, kötülüklerimiz, günahlarımız, sevaplarımız Kiramen Kâtibin melekleri vasıtasıyla bir bir kaydediliyor.</p>
<p>Üstelik bu kayıtlar bütün organlarımızın, bu olayları yaşadığımız herkesin ve her şeyin şahadeti altında bizlere izlettirilecek.</p>
<p><strong>ALKIŞLANMAK ARZUSU</strong><strong></strong></p>
<p>Siyasetçilere, sanatçılara ve toplumda bir şekilde öne çıkan insanlara bakınca hepsinde karşısındaki düşünen insanları rahatsız eden bir şekilde alkışlanma, pohpohlanma ve methedilme arzusu görüyoruz. Özellikle siyasetçiler beni en yükseklere çıkarın, beni methedin diye neredeyse yalvarıyorlar veya sitem ediyorlar.</p>
<p>Ben de diyorum ki alkıştan başka bir ses duymak istemeyenler, eleştiriye, hatalarının gösterilmesine dayanamayanlar evlerine gidip çocuklarına çeşitli numaralar yaparak en içten ve en temiz duygularla kendilerini istedikleri kadar alkışlatabilirler.</p>
<p><strong>TEKASÜR SURESİ</strong><strong></strong></p>
<p>Bir aile büyüğümüz sohbetler esnasında biri bilerek veya bilmeyerek herhangi bir şeyle övününce hemen “Elhâkumut tekâsur” diyerek karşısındakini uyarır. Son zamanlarda seçim konuşmaları ve tartışmaları yapan siyasileri dinleyince onların hepsine birden “Elhâkumut tekâsur” dememiz gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>Tekâsür, dünyalık işlerde çokluk yarışı veya çoklukla övünmek demektir. Bu surede; Mal, mülk, evlât, akraba, taraftar veya her türlü çokluğu bir gurur ve şeref sebebi sayanlar, çokluğun tutkusuyla oyalanıp, böbürlenip, kendilerinden geçenler, hatta ölüleri bile üstünlük olarak orta yere getirenlerin bu tutumu eleştirilmekte ve gerçek üstünlüğün ahirette ortaya çıkacağı belirtilmektedir.</p>
<p>İşte bu sebeple Allah’ın izni olmadan tükürüğünün bile yutamayacak olanların olur olmaz her şeyle öğünmeleri, Allah’ın nasip ettiklerini ben yaptım, ben ettim diye anlatarak böbürlenmeleri ne derece doğrudur merak ediyorum.</p>
<p>Sonuçta Allah her türlü çoklukla öğünenleri şiddetli bir azap ile uyarıyor ve bunun çok büyük bir hata olduğunu söylüyor.</p>
<p>Ahmet Berhan Yılmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/24919-kiramen-katibin-ve-kasetler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Masum değiliz hiçbirimiz</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/24746-masum-degiliz-hicbirimiz-2</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/24746-masum-degiliz-hicbirimiz-2#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 May 2011 11:10:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=24746</guid>
		<description><![CDATA[Kendini dindar, dürüst, ahlaklı olarak tanımlayan kardeşim; Alkol alıp sarhoş olmak haram da, gıybet, dedikodu,&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kendini dindar, dürüst, ahlaklı olarak tanımlayan kardeşim; Alkol alıp sarhoş olmak haram da, gıybet, dedikodu, iftira helal mi?</strong></p>
<p>Kendini dindar, dürüst, ahlaklı olarak tanımlayan kardeşim; Alkol alıp sarhoş olmak haram da, gıybet, dedikodu, iftira helal mi? Birinin parasını çalmak, namusuna göz dikmek haram da, o kişinin arkasında konuşmak, dedikodu yapmak, iftira atmak, onunla alay etmek, onu küçük düşürmeye çalışmak helal mi? Birisinin malını, ekmeğini çalıp yemek haram da, insanların diğer haklarını gasp etmek helal mi? Bir insanın alnına silah dayayıp öldürmek haram da, onun haksızlığa uğramasına yol açıp yaşarken öldürmek helal mi? Bana söyleyebilir misin? Allah’a açık şirk koşmak haram da, bir dünya menfaati için kullara yaranmaya çalışmak yoluyla Allah’tan değil de kullardan yardım beklemek ve bu yolla şirke girmek helal mi? Söyle bana kardeşim; Her bir günah yüzümüzde bir leke olarak iz bıraksaydı şu an yüzümüz görünüyor muydu sence? Birilerini hataları ve günahları dolayısıyla kınarken, onların günahlarından bahsederken o birilerinden daha büyük bir günah işlediğini ve hatta o an nefsinin elinde oyuncak olduğunu anlaman için illa ki ölmen ve de görmen mi gerek? Hani bir büyük laf vardı ya “hiç kimse sınanmadığı günahın masumu saymasın kendini” düsturunca ortamını bulamadığın için yapamadığın, önüne konmadığı için alamadığın, bir türlü uygun yeri bulamadığın için sahip olamadığın para, kadın, içki gibi her türlü zevki yaşayanları kınarken bir gün (Allah korusun) aynı günah ile imtihana tabi tutulabileceğini ve de anında kaybedebileceğini sakın unutma.</p>
<p>Hep merak ederim “ölünün arkasından” konuşulmaz da, “dirinin arkasından” konuşulabilir mi diye? Ölü hakkını savunamaz, sesini çıkaramaz da iftiralar, dedikodular, arkasından konuşulanlara müdahil olamayacakların da hemen hemen aynı kurala girdiği gerçeği aklımıza gelmez mi? Kendini dindar, dürüst, ahlaklı tanımlayan kardeşim; Bana garanti verebilir misin o kınadığın, arkasında konuştuğun ve hatta ölmüş insanların yerinde sen olsaydın aynı günahları, hataları işlemez miydin? Sen daha kötü, daha çirkin ve daha berbat işler görmeyeceğini söyleyebilir misin? Demem o ki kardeşim; Sen cebinde para, yanında kadın ve hatta altında seni güçlü kılan koltuk ve de uygun ortamın olmadan sakın ne ölülerin ne de dirilerin arkasından günah pazarlığı yapma, onları ayıplama ve kınama.</p>
<p>A.Berhan YILMAZ</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/24746-masum-degiliz-hicbirimiz-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MİLENYUM KORSANLARI</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/23121-milenyum-korsanlari</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/23121-milenyum-korsanlari#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Apr 2011 14:45:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=23121</guid>
		<description><![CDATA[Çocukken bize öğretilen şöyle bir söz vardı;
Kanunen (şeriatte) bu senin, bu benim,
Dostlukta (tasavvufta) hem senin,&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çocukken bize öğretilen şöyle bir söz vardı;</p>
<p>Kanunen (şeriatte) bu senin, bu benim,</p>
<p>Dostlukta (tasavvufta) hem senin, hem benim,</p>
<p>Hakikatte ise ne senin, ne benim.</p>
<p>Şimdilerde Irak, Libya gibi ülkelere bakınca da aklıma şöyle bir şey geldi,</p>
<p>Bu dünyada altın, petrol ve bütün zenginlik kaynaklarını kendileri için yaratılmış gibi yaşayan ve nerede zenginlik varsa saldıran, yağmalayan ABD, Fransa, İngiltere ve benzeri ülkelerde bu söz “bu dünyada her şey bizim” olarak mı söyleniyor?</p>
<p>Bütün zamanlarda ve şimdilerde leş kargaları gibi Müslümanların zenginliklerinin başına üşüşenler kendilerinde bu kadar hakkı nereden buluyorlar ve de birçok Müslüman ülkeden bu desteği nasıl alıyorlar anlayamıyorum.</p>
<p>Ama anladığım, bildiğim tek bir şey var bu bir din savaşıdır ve bunu birçok Avrupalı lider “bu bir haçlı seferidir” diyerek itiraf etmişlerdir.</p>
<p>Bu milenyum korsanları kendi dinleri, vatandaşları ve ülkelerinin geleceği adına kurdukları haçlı ordularıyla yine bir Müslüman ülkeyi yağmalama hareketine girişmişken acaba bizler beynimizde, kalbimizde olayı nasıl değerlendiriyoruz veya yaşıyoruz?</p>
<p>Bakınız bugünümüzü ne iyi anlatan söz rahmetli Necip Fazıl’dan geliyor;</p>
<p>- Önümüzde küfürden buz dağları vardı, bizler titreyen nefeslerimizle onları erittik ama şimdilerde ortalık çamurdan geçilmiyor.</p>
<p>Evet, bizler bugünlere kolay gelmedik, az sıkıntı çekmedik, az ezilmedik, az üzülmedik fakat olanlara, olaylara bakınca bazen sanki hiçbir şey değişmemiş gibi geliyor, yine güce teslim oluyoruz, yine onlar söylüyor biz yapıyoruz.</p>
<p>Üstelik üzerimize bulaşan çamurları, necaseti temizlemek yerine bu necasetle yaşamayı onur sayıyoruz.</p>
<p>Ben Müslüman Türk miletinin bu meselede bu kadar duyarsız, sessiz olmasını kabullenemiyorum.</p>
<p>Son söz yine Kuran- Kerim’den;</p>
<p>Ey iman sahipleri! Fasığın biri size bir haber getirdiğinde, hemen onu etraflıca araştırıp inceleyin, delil arayın! Yoksa bilgisizlikle, yanlış bilgilenmeyle bir topluluğu suçlar, kötülük eder, zarar verirsiniz de yaptığınıza pişman olursunuz. (Hucurat / 6)</p>
<p>Peki, biz ne yapıyoruz; ABD ve onun uşaklarının ülkemizdeki ve dünyadaki televizyon kanalları, gazetelerinin dezenformasyonuna teslim olup bu şekilde beynimizi birilerine kiralayıp dünyanın birçok yöresinde ve son olarak Libya’da Müslümanlara yapılan zulme karşı çıkmıyoruz ve de oralarda neler oluyor araştırmıyoruz.</p>
<p>Hep soruyorum; Bu milenyum korsanları Karabağ’da, Filistin’de, Çeçenistan’da neden yoklar ve dünyada artık bizim ülkemiz istediği için bir şeyler oluyorsa buralarda yapılan aşikâr zulüm ve toprak gaspı karşısında neden harekete geçilmiyor.</p>
<p>Yoksa biz mi istemiyoruz?</p>
<p>Bu NATO veya Birleşmiş Milletler sadece Müslüman ülkelere zulüm etmek ve bu ülkeleri yağmalamak için mi var?</p>
<p>Bir soru daha;</p>
<p>Biz bu işin neresindeyiz?</p>
<p>AHMET BERHAN YILMAZ</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/23121-milenyum-korsanlari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AĞLAYIN SU YÜKSELSİN</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/22893-aglayin-su-yukselsin</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/22893-aglayin-su-yukselsin#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Mar 2011 06:27:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=22893</guid>
		<description><![CDATA[Ağlayın Libya&#8217;ya,
Ağlayın Irak&#8217;a,
Ağlayın Filistin&#8217;e
Ve
Ağlayın ağlayamadığımıza,
Ağlayın düştüğümüz bu hale,
Sanmayın bir şeyler başardığımızı,
İyi bilin yıllardır kaybeden tarafın&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ağlayın Libya&#8217;ya,<br />
Ağlayın Irak&#8217;a,<br />
Ağlayın Filistin&#8217;e<br />
Ve<br />
Ağlayın ağlayamadığımıza,<br />
Ağlayın düştüğümüz bu hale,<br />
Sanmayın bir şeyler başardığımızı,<br />
İyi bilin yıllardır kaybeden tarafın aslında biz olduğumuzu;<br />
Önümüze Saddam&#8217;ı koyup milyonlarca müslümanı katletmediler mi?<br />
Ne yapabildik?<br />
Filistin hala aynı zalim zihniyetin zulmü altında değil mi?<br />
Konuşmaktan başka ne yapabiliyoruz?<br />
Gözümüzün içine bakarak dokuz Türk&#8217;ü bu zihniyet şehit etmedi mi?<br />
Ne çabuk unuttuk Mavi Marmara&#8217;yı<br />
Ne oldu ne bedel ödediler?<br />
Hatırlıyor musunuz veya biliyor musunuz Afganistan diye bir ülke var ya neler oluyor orada, merak edeniniz var mı?<br />
Unutturdular değil mi?<br />
Şimdi de önümüze Kaddafi&#8217;yi koyup aynı şeyi Libya&#8217;da yapıyorlar,<br />
Bizler ise seyrediyoruz zulmü, televiyonlarda batılıların kazandığı herhangi bir savaş filmini seyreder gibi,<br />
Yıllarca Irak&#8217;ta tecavüze uğrayan, zalimce katledilen Müslüman genç kızları, kadınları, erkekleri seyrettiğimiz gibi.<br />
Şimdi de aynı senaryo; vurulan, yakılan, yıkılan, zulüm edilen Müslümanlar ve Müslüman toprakları,<br />
Fransa&#8217;nın, İtalya&#8217;nın, İngiltere&#8217;nin, ABD&#8217;nin daha doğrusu batının kanlı elleri ve kararmış yürekleri yine Müslüman topraklarında,<br />
Bunlar ki zalim,<br />
Bunlar ki kan dökmeyince rahat edemeyen hastalıklı ülkeler,<br />
Bunlar ki kendi insanları daha rahat etsin diye yapamayacakları zulüm ve gaddarlık olmayan mahluklar,<br />
Peki,<br />
Şimdi biz hangi taraftayız?<br />
Anlatın bana,<br />
Ve ağlayın basiretsizliğimize,<br />
Dua edin en azından,<br />
İyi bilin bu şekilde yapılan her zulmün bizi biraz daha onursuzlaştırdığını ve o zalimlere eş ettiğini.<br />
Ağlayın, dua edin ve boşa bağıranlara, çağıranlara, konuşanlara bakmayın,<br />
Olanlara iyi bakın, yaşananlara iyi bakın,<br />
Irak, Filistin, Afganistan, Bosna, Karabağ, Çeçenistan şimdi de Libya,<br />
Ölenler kim, öldürenler kim ve biz hangi taraftayız iyi bakın,<br />
Sakın aldanmayın ve ağlayın,<br />
Giden bizden gidiyor ve kazananlar bizler değiliz.<br />
Kanmayın,<br />
Hani Necip Fazıl diyor ya:<br />
- Ağlayın su yükselsin, belki kurtulur gemi.<br />
İşte bu sebeple ağlayın,<br />
Ve Yüce Allah Kuran-ı Keriminde buyuruyor ki;<br />
- Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğruya iletmez. (Maide / 51)<br />
Allah ne tarafta durmamız gerektiğini bizlere emrederken ve üstelik bizler de böyle bir iddiayla yola çıkmışken.<br />
Söylenecek ne kaldı ki?</p>
<p>A.Berhan Yılmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/22893-aglayin-su-yukselsin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NE İSTİYORSUN BİZLERDEN?</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/22647-ne-istiyorsun-bizlerden</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/22647-ne-istiyorsun-bizlerden#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Mar 2011 10:53:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=22647</guid>
		<description><![CDATA[Bir zamanlar her cümlesinde Hz. Peygamber, Hz. Ömer, Hz. Ali, Hz. Ebubekir’den bahseden ve onların&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir zamanlar her cümlesinde Hz. Peygamber, Hz. Ömer, Hz. Ali, Hz. Ebubekir’den bahseden ve onların izinden gidiyoruz diye ortaya çıkan sen,</p>
<p>Şimdilerde davranışlarınla ve mağrurluğunla değil bu kişileri, Allah’ı ne derece tanıdığından bizleri şüpheye düşüren yine sen,</p>
<p>Dün karşı olduğun bütün değerlerin temsilcisi olarak etrafına anlattığın insanları bugün onların izindeyiz diyerek kutsayan sen,</p>
<p>Peygamberine bile söz söylenirken susan ama liderine, partine laf söylenince kahramanca oradan oraya atlayarak insanlara saldıran sen,</p>
<p>İnsanlar birbirini doğrarken, ölürken, öldürürken üstüne sıçrayan bir parça kan yüzünden feryat figan koparan, ortalığı velveleye veren ve kendini kahraman ilan eden sen,</p>
<p>Hırsının, nefsinin ve şeytanın esiri olmuş insanların kavgalarını, çekişmelerini iğrenç bir haz ile sadece kendini düşünerek seyreden ve ancak ucu sana dokunduğunda sesini çıkaran, hiç kimseye yardım elini uzatmayan sen,</p>
<p>Yaptığı işlerde Allah rızası hariç her türlü dünyevi ve makamsal menfaati kollayan, bekleyen, arzulayan ve talep eden sen,</p>
<p>İnsanların birbirini ezmelerinden, üzmelerinden, maddi, manevi kötü duruma düşmelerinden onulmaz bir zevk alan sen,</p>
<p>Nefsin ve menfaatlerin ne derse desin “Emredersin!” diyen sen,</p>
<p>Bugün güçleri, cesaretleri ve yetenekleri sebebiyle senin gibileri önlerinde diz çökertenlere teslim olan ama onlara bu özellikleri vererek o makamlarda olmalarını sağlayan asıl gücü, Yüce Allah’ı tanımayan ve teslim olmayan sen,</p>
<p>İnancının maksadını bilmeyen, neye inandığının bile farkında olmayan ve yaptığı her türlü hataya kendince fetva uyduran sen,</p>
<p>Amaç para olunca paranın dini, imanı, dili, rengi, ırkı olmaz diyerek haram ile helali inkâr eden sen,</p>
<p>Kendini herkesten akıllı, cesur ve bilgili sanan ve hiç kimseden akıl almayan ve bu sebeple onulmaz hatalar yapan sen,</p>
<p>Daha dün, yapamadıkları doğrular ve yaptıkları hatalar ve adaletsizlikler sebebiyle birilerini kınayan, sitem eden, ama bugün aynı hataları daha katmerlisiyle yapan sen,</p>
<p>Daha dün yaptıkları, düşündükleri ve yaşantıları sebebiyle hakaret ettiklerinin gücüne teslim olan ve onlara hizmetkâr olan veya olmak için her türlü manevrayı yapan sen,</p>
<p>Bir de çekinmeden herkesin senin gibi olmasını, davranmasını isteyen, bu yolda mücadele veren ve Alah’a teslim olanları bile senin liderine teslim olmadılar diye dışlayan, yok etmeye çalışan, iftiralara boğan sen,</p>
<p>Sırf senin partinden nemalandıkları için orada olan; inkârcılara, hainlere, bölücülere, bütün kutsal değerlere karşı olanlara bile kol kanat açan ama öz kardeşlerini siyasetten uzak kaçıyorlar, siyaset yapmıyorlar ve yalanlara ortak olmuyorlar diye terk eden sen,</p>
<p>Ortalıkta azıcık güç bulduklarında ona buna ve hatta senin dostlarına iftira atanları bile başının üstünde gezdiren sen,</p>
<p>Mağrurluğundan mağdurları gözü görmeyen sen,</p>
<p>Peki, söyler misin hala ne istiyor ve ne bekliyorsun bizlerden?</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/22647-ne-istiyorsun-bizlerden/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MASUM DEĞİLİZ HİÇBİRİMİZ</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/21304-masum-degiliz-hicbirimiz</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/21304-masum-degiliz-hicbirimiz#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Feb 2011 12:30:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=21304</guid>
		<description><![CDATA[Kendini dindar, dürüst, ahlaklı olarak tanımlayan kardeşim;
Alkol alıp sarhoş olmak haram da, gıybet, dedikodu, iftira&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kendini dindar, dürüst, ahlaklı olarak tanımlayan kardeşim;</p>
<p>Alkol alıp sarhoş olmak haram da, gıybet, dedikodu, iftira helal mi?</p>
<p>Birinin parasını çalmak, namusuna göz dikmek haram da, o kişinin arkasında konuşmak, dedikodu yapmak, iftira atmak, onunla alay etmek, onu küçük düşürmeye çalışmak helal mi?</p>
<p>Birisinin malını, ekmeğini çalıp yemek haram da, insanların diğer haklarını gasp etmek helal mi?</p>
<p>Bir insanın alnına silah dayayıp öldürmek haram da, onun haksızlığa uğramasına yol açıp yaşarken öldürmek helal mi?</p>
<p>Bana söyleyebilir misin? Allah’a açık şirk koşmak haram da, bir dünya menfaati için kullara yaranmaya çalışmak yoluyla Allah’tan değil de kullardan yardım beklemek ve bu yolla şirke girmek helal mi?</p>
<p>Söyle bana kardeşim;</p>
<p>Her bir günah yüzümüzde bir leke olarak iz bıraksaydı şu an yüzümüz görünüyor muydu sence?</p>
<p>Birilerini hataları ve günahları dolayısıyla kınarken, onların günahlarından bahsederken o birilerinden daha büyük bir günah işlediğini ve hatta o an nefsinin elinde oyuncak olduğunu anlaman için illa ki ölmen ve de görmen mi gerek?</p>
<p>Hani bir büyük laf vardı ya “hiç kimse sınanmadığı günahın masumu saymasın kendini” düsturunca ortamını bulamadığın için yapamadığın, önüne konmadığı için alamadığın, bir türlü uygun yeri bulamadığın için sahip olamadığın para, kadın, içki gibi her türlü zevki yaşayanları kınarken bir gün (Allah korusun) aynı günah ile imtihana tabi tutulabileceğini ve de anında kaybedebileceğini sakın unutma.</p>
<p>Hep merak ederim “ölünün arkasından” konuşulmaz da, “dirinin arkasından” konuşulabilir mi diye? Ölü hakkını savunamaz, sesini çıkaramaz da iftiralar, dedikodular, arkasından konuşulanlara müdahil olamayacakların da hemen hemen aynı kurala girdiği gerçeği aklımıza gelmez mi?</p>
<p>Kendini dindar, dürüst, ahlaklı tanımlayan kardeşim;</p>
<p>Bana garanti verebilir misin o kınadığın, arkasında konuştuğun ve hatta ölmüş insanların yerinde sen olsaydın aynı günahları, hataları işlemez miydin? Sen daha kötü, daha çirkin ve daha berbat işler görmeyeceğini söyleyebilir misin?</p>
<p>Demem o ki kardeşim;</p>
<p>Sen cebinde para, yanında kadın ve hatta altında seni güçlü kılan koltuk ve de uygun ortamın olmadan sakın ne ölülerin ne de dirilerin arkasından günah pazarlığı yapma, onları ayıplama ve kınama.</p>
<p>AHMET BERHAN YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/21304-masum-degiliz-hicbirimiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>UNIVERSIADE, GURUR, MUTLULUK VE SİTEM</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/21017-universiade-gurur-mutluluk-ve-sitem</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/21017-universiade-gurur-mutluluk-ve-sitem#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Feb 2011 07:37:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=21017</guid>
		<description><![CDATA[Evinde sıkıntısı olan, hastası olan, aç olan, işsiz olan ve dolayısıyla haklı olarak kendi derdiyle&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Evinde sıkıntısı olan, hastası olan, aç olan, işsiz olan ve dolayısıyla haklı olarak kendi derdiyle ilgili olan insanlardan özür dileyerek ve onların bütün sıkıntıları paylaştığımı belirterek; bu son hafta, Üniversite Oyunları sebebiyle, Erzurum’da bir bayram havası, bir düğün neşesi, tatlı bir mutluluk yaşandığını söylemeliyim.</p>
<p>Büyük bir heyecan, büyük bir mutluluk ve çok hoş bir kalabalık yaşadık. Şehrimizle gurur duyduk, insanımızla gurur duyduk.</p>
<p>Son günlerde şiddetli soğuğa rağmen yarışmaların ve yarışmacıların seyircisiz kalmaması da Erzurumlunun bu oyunlara verdiği önemi göstermiş, bu konuda verilen emeğin boş olmadığını ispatlamış oldu.</p>
<p>Salonlar, yarışmaların yapıldığı alanlar, insanların fedakarca çalışmaları, bütün yapılanlar mutluluk ve hepimiz adına cesaret vericidir.</p>
<p>Hep birlikte bu heyecanı yaşadık ve hepimiz hem şu an için hem de gelecekte olabilecekler adına mutlu olduk.</p>
<p>Erzurum ve Erzurumlu, hükümetin hızına ve bu konudaki arzusuna ayak uyduramayan ve beceriksiz davranan yerel yönetime rağmen, gerektiğinde neleri başarabileceğini göstermiştir.</p>
<p>Şunu da belirtmek gerekir ki bu bir başlangıçtır ve dolayıyla nihai hedef değildir bu oyunlar Erzurum’un ileriye yönelik planlamalarında çok çok önemli bir araçtır ve sanıyorum ki Erzurum kendisine hükümet tarafından altın tepside sunulan bu imkanı şu ana kadar yerel yönetimin hataları dışında iyi kullanmıştır.</p>
<p>Allah için ben bu güzellikleri Erzurum’a yaşatan herkese minnettarım ve teşekkür ediyorum.</p>
<p>Bu noktada daha önceleri de yazdığım bir üzüntümü belirtmeden geçemeyeceğim;</p>
<p>Atatürk Üniversitesinin çok çok büyük katkılarıyla, çabalarıyla ve desteğiyle alınan bu oyunlardan üniversitemizin resmen dışlanması ve sanki Erzurum’da bütün kurumların böyle bir üniversite yokmuş gibi davranması bizleri bir hayli üzmüştür.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki Atatürk Üniversitesi 55 yıldır bu şehrin hemen hemen her şeyidir ve herkes bilmektedir ki bu oyunlar Erzurum’a kurum olarak Atatürk Üniversitesi’nin, kişisel olarak da Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Sayın Mehmet Ali Şahin’in çabalarıyla alınmıştır.</p>
<p>Sizler fırsat bu fırsat diyip o dönemlerde devlet parasıyla turistik seyahat yapanlara, kenarda gezip iş bitince ortada görünenlere ve onların söylediklerine bakmayınız.</p>
<p>İşte bu sebepledir ki, bu oyunlarda gereken ve yakışan Atatürk Üniversitesi’nin başrolde olmasıydı ama olmadı. Bu konuda söylenecek, yazılacak çok şey olmasına rağmen daha fazla yazmak ve konuşmak şu andan itibaren bizlere düşmez.</p>
<p>Ama Atatürk Üniversitesine yapılan bu haksızlıklar ve üniversiteyi kurum olarak hiçe saymalar karşısında suskun kalınmasını da doğru bulmadığımı belirtmek zorundayım.</p>
<p>Gerçi olan oldu önceden tedbir alınmalı ve üniversitenin hakları korunmalıydı şimdi konuşsan neye yarar denebilir fakat bu hata siyasiler ve kurumlar tarafından alışkanlık haline gelebilir ve üniversitemiz irtifa kaybedebilir.</p>
<p>Evet, testi kırılmadan önce kimseyi uyarmamış, uyaramamış olabiliriz ama bu hatanın üzerine gitmemek, olan oldu dememek ve yeni testilerin kırılmaması için güçlü ve etkin bir tedbir almak gerekir.</p>
<p>Unutulmamalıdır ki; Yarın, şu an en büyük makamdan, en küçüğüne hepimiz dâhil bu makamlarda oturanlar olmayacak ama Atatürk Üniversitesi ve Erzurum bir arada ve iç içe olacaktır.</p>
<p>AHMET BERHAN YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/21017-universiade-gurur-mutluluk-ve-sitem/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KİFAYETSİZ MUHTERİS</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/20733-kifayetsiz-muhteris</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/20733-kifayetsiz-muhteris#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 Jan 2011 10:58:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=20733</guid>
		<description><![CDATA[Kifayetsiz muhteris; haddini bilmeyen, hududa riayet etmeyen, kendi kapasitesini değerlendiremeyen, eksikliklerini bilmeyen, niteliksiz olduğunu fark&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kifayetsiz muhteris; haddini bilmeyen, hududa riayet etmeyen, kendi kapasitesini değerlendiremeyen, eksikliklerini bilmeyen, niteliksiz olduğunu fark etmeyen, yaptıklarını ve kendilerini her zaman abartan, karşısındaki nitelikli insanların yeteneklerini, becerilerini ve üstünlüklerini görmeyen, önemsemeyen veya yok sayan bu şekilde kendini her makam, her mevkie layık gören insanları en güzel tarif etme şeklidir.</p>
<p>Dunning-Kruger Etkisi de denilen bu olay bilginin getirdiği tevazuunun aksine, cehaletin, bilgisizliğin ve yetersizliğin kişinin kendine olan güvenini artırdığını ortaya koyar. Burada anlatılan kapasitesizliğin, yetersizliğin ve haddini bilmemenin insanda garip bir şekilde özgüven oluşturması ve hedeflerini elde etmesi açısından kişinin negatif tüm özelliklerini pozitife dönüştürmesidir.</p>
<p>Bizim çok güzel bir sözümüz vardır “Kişi kendini bilmek kadar arif olamaz”. Fakat mesleki veya siyasi yükselme bu durumun tam tersi olan insanlara daha açık ve daha rahat bir yol sunar ve kişi kendini bilemedikçe yükselir. Kendini her şeye, her makama layık gören ve işinde çok iyi olduğuna inanan kifayetsiz muhterisler her an, her yerde ve her şekilde kendileriyle, yaptıklarıyla övünür, haddi olmayan görevlere talip olur, davranışlarına hudut çizmeden her şartı zorlar ve her yerde ön planda olmaya çalışırlar. Üstelik bu durumu kendilerine hak olarak telakki ettikleri için bunu zekice bir davranış olarak nitelendirirler.</p>
<p>Gerçek bilgi, yetenek ve zekâ sahibi insanlar ise böylesi bir tavra giremedikleri ve alçak gönüllü davrandıkları için çoğu zaman geri planda kalırlar. Ortada bir gerçek vardır ki atama, seçme makamında bulunanların da çoğu bulundukları yere kifayetsiz olmalarına rağmen ihtiraslarıyla geldikleri için gerçek bilgi yerine ihtirası tercih ederler.</p>
<p>İşte bu sebepledir ki gördüğü her şeyi ve hatta insanları bile sahiplenen, övülmeyi, alkışlanmayı, pohpohlanmayı bekleyen ve bunu bulamayınca da hırçınlaşan bir sürü insanı tepemizde görüyoruz.</p>
<p>Yaptıkları, hatta başkalarının yaptığı iyi şeyleri her an başa kakan, ben yaptım, ben ettim diyerek sanki bir diyet isteyen, konuşmalarına “ben olmasaydım” diye başlayan ve her konuşmasında mutlaka kendisiyle övünerek insanlardan alkış bekleyen kifayetsiz muhterisler kendi hatalarından dolayı meydana gelen problemleri de başkalarının başına yıkarak hemen bir suçlu bulurlar.</p>
<p>Hâlbuki bizim geleneğimizde “İyilik et denize at, balık bilmezse Halik bilir” diye özellikle makam sahiplerine ve de hepimize söylenmiş bir söz vardır.</p>
<p>Şimdi; yakında yapılacak seçimler için ortalığa düşenler, düşecek olanlar, yeniden seçilmek için çabalayacak olan muhterisler Allah rızası için kendilerine baksınlar ve düşünsünler ben kifayetli miyim, yetenekli miyim ve becerikli miyim diye.</p>
<p>Gerçi bu konuda yapılan bütün çalışmalarda kifayetsizliğin ve özellikle ihtirasla birleşen kifayetsizliğin ilgili kişi tarafından görülemeyen, tespit edilemeyen bir hastalık olduğu belirlenmiştir. Bu nedenle bu kişileri etrafında bulunan ve onlara gerçekleri söylemeyen insanların dürüstçe uyarmaları gereklidir.</p>
<p>Kendilerini vazgeçilmez sanan, yaptıkları veya zaten dünya ile birlikte ülkemizde de oluşan her şeyi kendileri yapmış gibi insanların başına başına kakan ve hatta öyle ki insanlarda kendilerine teşekkür etme hevesi bile bırakmayan bu muhterislere söylenecek sloganlaşmış tek söz vardır; mezarlar kendilerini vazgeçilmez sanan insanlarla doludur.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/20733-kifayetsiz-muhteris/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AĞLAMAK İSTER MİSİN?</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/20331-aglamak-ister-misin</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/20331-aglamak-ister-misin#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Jan 2011 07:25:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=20331</guid>
		<description><![CDATA[Ağlamak ister misin?
Akşamdan sabaha, sabahtan akşama kadar,
Her yerde, her zaman,
Ağlamak ister misin benimle?
Her bir hastanın&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ağlamak ister misin?<br />
Akşamdan sabaha, sabahtan akşama kadar,<br />
Her yerde, her zaman,<br />
Ağlamak ister misin benimle?<br />
Her bir hastanın acısına, üzüntüsüne,<br />
Hiç tanımadığın bir evladın, ananın, babanın, kardeşin ölümüne,<br />
Her bir şehit haberi vursun mu seni de kalbinin orta yerinden?<br />
Evine ekmek götüremeyen her babanın acısına ortak olmak ister misin?<br />
Soğuktan üşüyen her bir bebeğin elleriyle üşüsün mü senin de kalbin?<br />
Gözyaşların dolsun mu bir çanağa?<br />
Dönsün mü gözlerin kan çanağına?<br />
Ağlamak ister misin?<br />
Ulaşabildiğin, ulaşamadığın her insanın derdine, kederine, sıkıntısına, <br />
Ama yalnız, ama karşılıksız ve kimsesiz,<br />
Yoksa gözyaşlarına birileri şahit mi olmalı illaki? <br />
Ağladığını ispatlamalı mısın herkese?<br />
Bilmeli mi, görmeli mi milyonlarca insan ağladığını?<br />
Bilmeli mi bütün insanlar nerede, neye, neden ve hatta ne amaçla gözyaşı döktüğünü?<br />
Söyleyebilir misin korkak mısın, zayıf mısın?<br />
Taş kalbinin acısı mı ağlatır seni, yoksa hırsların dayanılmaz baskısı mı?<br />
Yoksa kalbindeki sevgi ve yufka yüreğinin hassasiyeti mi ağlatır seni?<br />
Belki de itiraf edemediğin hatalarına ağlıyorsundur olamaz mı?<br />
Peki, sen gerçekten ağlamak ister misin?<br />
Gel o zaman önce tövbe et.<br />
Yalvar seni yaratana ve ağla günahların için?<br />
Ağla, üzdüğün, kırdığın insanlar için.<br />
Ağla, yaptığın veya sebep olduğun haksızlıklar için.<br />
Ağla, yaptığın her doğru şeye şükredebilmiş olmak için.<br />
Ağla ve rahatla.<br />
Ve sus, kendini, kalbini dinle.<br />
İşte o zaman dünya gelecektir seninle.</p>
<p><strong>Ahmet Berhan Yılmaz</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/20331-aglamak-ister-misin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EY İNSAN!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/20019-ey-insan</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/20019-ey-insan#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Jan 2011 07:41:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=20019</guid>
		<description><![CDATA[Ey İnsan! Nesin sen?
Dürüst müsün, yalancı mısın?
Demokrat mısın, diktatör müsün?
Merhametli misin, acımasız mısın?
Kibirli misin, tevazu&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ey İnsan! Nesin sen?</p>
<p>Dürüst müsün, yalancı mısın?</p>
<p>Demokrat mısın, diktatör müsün?</p>
<p>Merhametli misin, acımasız mısın?</p>
<p>Kibirli misin, tevazu sahibi misin?</p>
<p>Menfaatlerim için yapabileceklerimin sınırı yok mu diyorsun, yoksa insanlara faydalı olmak için sınır tanımam mı diyorsun?</p>
<p>Hatalarını, günahlarını bilen, en azından bunları kabullenerek yaşayan bir insan mısın?</p>
<p>Yoksa kendini hatasız ve günahsız gören bir garip yaratık mısın?</p>
<p>Ey İnsan! Sen hala adam olmak için hatasız olmak gerektiğini mi düşünüyorsun?</p>
<p>Sen bu sebeple mi hatalarını, günahlarını saklıyor ve bunları bilenleri, dile getirenleri birer birer avlıyorsun?</p>
<p>Bilmiyor musun?</p>
<p>İnsanı insan yapan hatalarıdır, günahlarıdır?</p>
<p>Düşünmüyor musun?</p>
<p>Allah istese hatasız, günahsız kullar olarak bizleri yaratırdı.</p>
<p>Ey! Kendini hatasız, günahsız gören veya bu şekilde göstermeye çalışan insan.</p>
<p>“Hiç kimse sınanmadığı günahın masumu saymasın kendini.”  Sözünü sakın unutma.</p>
<p>Hiç kimse; yarın nasıl bir sınava gireceğinden emin olmadan ne kendini ne de önder gördüğü insanları hatasız olarak yazmasın defterine.</p>
<p>Sen bir hırsızın hırsızlık yaptığı çaresizlik noktasında imtihana tabii tutulmadan, sen bir katilin katil olduğu anda yaşadıklarını yaşamadan ben hırsızlık yapmam, ben adam öldürmem diyerek övünebilir misin?</p>
<p>Sen miden tıka basa doluyken çocukları açlıktan ağlayan bir babanın geçirdiği imtihanı anlayabilir misin?</p>
<p>Sen kapıları birileri tarafından açılan birileriyle, açacak kapısı olmayanların aynı sınava gireceklerini düşünebilir misin?</p>
<p>Sen dağda çobanlık yapan biriyle şehirde lüks içinde yaşayanların aynı imtihandan geçirildiğini mi düşünüyorsun?</p>
<p>Sen belki de hak etmeden sırf bulunduğu konum nedeniyle binlerce el tarafından alkışlanan biriyle, alkışlayacak elleri bile olmayan birinin aynı sorularla karşılaşacağını mı sanıyorsun?</p>
<p>Unutma insan olmanın yolu hatasızlıktan değil hatalarından ders almaktan geçer.</p>
<p>Ey İnsan! Sen idealleri uğruna, inançları uğruna, değerleri uğruna dünyadan vazgeçenlere bir bak ve bizlerin aslında masum olmadığımızı ve hatalarımızı gör.</p>
<p>Gerisi seninle Allah arasındadır ki orası senin bileceğin iştir.</p>
<p><em><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/20019-ey-insan/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MODA&#8230;</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/19539-moda</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/19539-moda#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Jan 2011 08:37:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=19539</guid>
		<description><![CDATA[Dostluklar yalan olmuş, şimdi düşmanlık 
moda.
İnsanlara zulmedip, sahte pişmanlık moda
Her türlü menfaatin arkasından koşuşturmak,
Allah adın kullanıp,&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small;">Dostluklar yalan olmuş, şimdi düşmanlık <br />
moda.<br />
İnsanlara zulmedip, sahte pişmanlık moda<br />
Her türlü menfaatin arkasından koşuşturmak,<br />
Allah adın kullanıp, sahte dindarlık moda</span></p>
<p><span style="font-size: small;">*****<br />
Şimdilerde camiler dolup dolup taşıyor,<br />
Camilerin önünde pahalı cipler moda,<br />
Tarikat, cemaatler siyasete koşuyor,<br />
Siyasette dinini kullanan tipler moda.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">*****<br />
Hizmet, halka ve Hakk&#8217;a denirdi hep bizlere,<br />
Şimdilerde lidere hizmet ve kulluk moda,<br />
Yöneten imparator, kölelikse millete,<br />
Azınlığa zenginlik, halka yoksulluk moda</span></p>
<p><span style="font-size: small;">*****<br />
Hiç çaba sarf etmeden paraya para katmak,<br />
Bu dönem, bu devirde kul hakkı yemek moda,<br />
Milletin parasıyla lüks içinde yaşamak,<br />
Bu yüzyılda halkını yalandan sevmek moda</span></p>
<p><span style="font-size: small;">*****<br />
Emaneti ehline verin demiş peygamber,<br />
Bugünler, emaneti ahbaba vermek moda.<br />
İnsanlar kin doluyor, yüreklerde nefretler,<br />
Yüze karşı gülüp de arkadan sövmek moda</span></p>
<p><span style="font-size: small;">*****<br />
Makam ve para için kırk küsur takla atıp,<br />
Bugünler cambazlığı iyi becermek moda.<br />
İftira, dedikodu, yalana yalan katıp,<br />
Dostu bile devirip, yerlere sermek moda.</span></p>
<p><span style="font-size: small;">*****<br />
Bu insanlar ne desin, kime şikâyet etsin.<br />
Güvenilen dağlarda kayak yapanlar moda,<br />
Şimdilerde insanlar doğrucuya küfretsin,<br />
Çünkü yalancıları baş tacı etmek moda</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/19539-moda/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Eğitimde önümüze düşen şapka</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/17755-egitimde-onumuze-dusen-sapka-2</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/17755-egitimde-onumuze-dusen-sapka-2#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Dec 2010 07:37:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=17755</guid>
		<description><![CDATA[Günümüz dünyasında eğitim alanında, bilimde belli bir standardı ve başarıyı yakalayamayan ülkelerin refaha erişmesi, ekonomik&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz dünyasında eğitim alanında, bilimde belli bir standardı ve başarıyı yakalayamayan ülkelerin refaha erişmesi, ekonomik olarak büyümesi, ilerlemesi mümkün değildir.</p>
<p>Eğitimine çeki düzen veremeyen ve ileri dünya standardına getiremeyen ülkeler tek bacakla koşmaya çalışanlar gibi bir noktada tıkanır kalırlar, ilerleyemezler.</p>
<p>2000 yılından beri OECD Eğitim Direktörlüğü her üç yılda bir PISA adı altında tüm dünyada eğitim alanında referans olan, ülkelerin eğitim sistemlerinin ve seviyelerinin uluslararası karşılaştırmada nerede durduğunu göstermek amacıyla çalışmalar yapmaktadır.</p>
<p>Bu çalışmalarda 15 yaş grubu öğrencilerinin matematik, fen bilgisi, problem çözme ve okuma dallarında yetenek ve bilgi birikimleri test edilmektedir.</p>
<p>Konuya girmeden önce bu sınavlara üç kere katılan ülkemizin her seferinde sondan ikinci olduğunu söylemek zorundayım. 2003 ve 2006 yıllarında 30 OECD ülkesi arasında Türkiye 29., 2009 yılında 33 OECD ülkesi arasında Türkiye 32. Sırada yer almaktadır.</p>
<p>Daha kötüsü OECD Ülkeleri arasında yar almayan ve PISA’ya katılan diğer ülkeler de değerlendirmeye alınınca ülkemizin yeri daha aşağılara düşmektedir.</p>
<p>PISA testi ve sonuçları tüm ülkelerde eğitim politikalarının ve eğitim sistemlerinin varsa eksiklerini, hatalarını ortaya koyması açısından çok büyük itibar görmektedir ve ülkelerin eğitim politikaları bu sonuçlara bağlı değiştirilmektedir.</p>
<p>Ülkemizin de katıldığı 2003 yılına ait PISA sonuçları belli olunca Milli Eğitim Bakanı tarafından yapılan açıklamada; Türk Eğitim Sisteminin dünyadaki bilimsel ve ekonomik gerçeklere duyarlı bir yapı taşımadığı, mevcut müfredat içeriği ile bu sınavlarda OECD ortalamalarının altında bir sonuç alınacağının bilindiği belirtmiştir. Bakan; yapılacak olan müfredat ve sistem değişiklikleriyle sonraki PISA testinde önemli merhaleler kaydedileceği söylemiştir.</p>
<p>2003 yılı sonuçları için Dışişleri Bakanlığı da bir açıklama yapmış, başarısızlığımız ve bunun sebeplerini ortaya koymuştur. Bu açıklamada ülkemizin temel eğitim sisteminin eksikliklerini objektif bir şekilde ortaya koyan bu testlerin önemi belirtilmiş ve ileriye dönük temel eğitim politikalarına ve uygulamalarına ışık tutması açısından bu testlerin değer taşıdığı söylenmiştir.</p>
<p>Bugün 2003’ten bu yana altı yıl geçmiş ve ülkemiz adına hiçbir şey değişmemiştir. Bakanlar değişmiş, altı ayda bir sistem değişmiş ama ülkemiz eğitimde dünyanın gerisinde kalmaya devam etmiştir.</p>
<p>Her PISA testi sonucu OECD tarafından açıklanınca bu konuyu gündeme getirmeye çalışan biri olarak PISA sonuçlarının hükümetler dâhil Türk toplumunda her hangi bir spor karşılaşması kadar bile önem arz etmemesinden büyük üzüntü duymaktayım. Böylesi bir milli meselenin göz ardı edilmesi, eğitimin siyasete, popülizme kurban edilmesi ülkemiz ve insanımız için çok acıdır.</p>
<p>Nasıl acı olmasın ki; bu sonuçlarla öğrencilerimizin problem çözme becerisi, okuma anlama, metinler arası ilişki kurma, fen bilgisi, matematik gibi temel konularda dünya standardının çok altında olduğu görülmektedir.</p>
<p>Yine bu testler ülkemizde bölgeler, okullar ve öğrenciler arası gelir uçurumunun da eğitim sistemimizin gelişmiş ülkeler seviyesine erişememesinde çok önemli bir faktör olduğunu ortaya koymaktadır.</p>
<p>Demek ki; biz çocuklarımızı yıllardır kendi aralarında yarıştırırken, aralarından birinciler seçerken diğer ülkeler almış başını gitmiş.</p>
<p>Dünyada ekonomisi üst seviyelerde olan ülkelere baktığımızda önce eğitim problemlerini çözmüş olduklarını görürüz. Mesela Çin, mesela Japonya, mesela Kore ki bütün bu ülkeler bu testlerde ilk sıralarda yer almaktadırlar.</p>
<p>Ülkemizde yaşanan gelir dağılımdaki adaletsizliğin, uçurumun altında yatan temel sebebin de eğitim sistemimizdeki adaletsizlik ve başarısızlık olduğunu da unutmayalım.</p>
<p>Kısaca hiçbir başarı tesadüf değildir ve eğitimsel bir alt yapısı vardır. Kısaca Çin mucizesi, Japonya mucizesi denen şey bu ülkelerin eğitim problemlerini aşmış olmalarıdır.</p>
<p>OECD: Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı</p>
<p>PISA: OECD Eğitim Direktörlüğü Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı</p>
<p>AHMET BERHAN YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/17755-egitimde-onumuze-dusen-sapka-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR DOST MEKTUBU</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/17307-bir-dost-mektubu</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/17307-bir-dost-mektubu#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Dec 2010 07:49:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=17307</guid>
		<description><![CDATA[ 
Bu hafta değerli bir dostumdan gelen ve beni çok etkileyen bir mektubu sizlere sunuyorum. 
…&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong> </p>
<p><em>Bu hafta değerli bir dostumdan gelen ve beni çok etkileyen bir mektubu sizlere sunuyorum. </em></p>
<p><em>… </em></p>
<p>Sevgili Berhan&#8217;cığım, Merhaba;</p>
<p>İnsanları birbirlerine yaklaştıran bir şey mutlaka vardır. Ortak bir taraf vardır. Yan yana gördüğümüz iki insanın ortak bir tarafı mutlaka vardır. Bu ortaklığın ne olduğu önem taşıyabilir.</p>
<p>Benim böyle,  ataklar halinde sana kendimi yakın hissediyor olmamda da bir ortak yan var. Onun ne olduğunu ben anlıyorum. Farkındayım.</p>
<p>Çok şey anlatmak ve yazmak istiyordum.</p>
<p>Her gün bir şeyler öğrenmekle hayatım geçti. Yorucu oldu ama yorgunluklar daha ziyade düşünmekle alakalı oldu. Bunun bir hastalık olduğuna inanıyorum. Kimi insanın şeker hastalığı, kimi insanın akciğer kanseri hastalığı oluyor kimi insanda da zihinsel ve kalbi hastalıklar oluyor.</p>
<p>Aslında insanlara kusur bulmak biraz zor, Allah yaratmamış mı?</p>
<p>Geçen gün kendi kendime dedim ki &#8220;Allahın boyu 23 milyon kilometre olabilir mi?&#8221;</p>
<p>Bir Allaha inandığımı söylüyorsam da günün her saatinde O Allahın güneşi de yaratmış, yaratabilmiş, yoktan var etmiş bir Allah olduğunu hatırlıyor değilim.</p>
<p>Bu gerekli olabilir veya olmayabilir. Bunlar aklıma geliyor. İşte bunun bir hastalık olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Bazı insanlar senin çok güzel tahlil ettiğin gibi hırs ve kazanmak duygularını çok ön plana çıkarmış olabiliyorlar. Dost musun, değil misin anlaması 25 yılını alabiliyor.</p>
<p>Acaba biraz daha param olsaydı, mesela 5&#215;5 bir jipim, Bodrum&#8217;da-İzmir&#8217; Çeşme’de yazlığım ve İstanbul Maslak&#8217;ta deniz manzaralı bir dairem olsaydı da bunları yazar mıydım?</p>
<p>Daha önce başkaları tarafından da dile getirildiği gibi yaşadığımız hayat içinde şu anda paradan daha büyük bir güç yok. Öyle gözüküyor. Bir farkla ki para sahibi olanlar canlarını garantiye alabilmiş değiller. Hiç beklemedikleri bir yönden ölüm onlara yanaşabiliyor.</p>
<p>O zaman inançlı kalmaya devam ediyorum.</p>
<p>Aynanın karşısına geçip kendime baktığımda ortalama olarak iyi kalpli ve çalışkan olduğumu görüyorum. Ama dünyada sağlam gözüken bir yerim olmadı, tuhaf düşmanlıklar ve sevgisizliklere maruz kaldım. Ama bu konuda yalnız olduğumu düşünmüyorum. Hemen her iş kolunda benzer olayların başka bazı insanlar içinde vaka olduğuna şahidim.</p>
<p>Bir defasında Nuray Mert,  Mehmet Ali Yılmaz hakkında şöyle bir cümle yazmıştı, kulaklarımda hep çınlar: &#8220;bu memlekette Mehmet Ali Yılmaz bakan oldu, ne hazırlığı varmış?&#8221;</p>
<p>Devlet ve makam işlerinin hayatımızdaki başka bazı kısmetler gibi kısmetten ibaret olduğunu anladım. Bunu bir gün hastaneye girdiğimde anladım. Baktım ki bir sürü insan sedyelerde ben ise doktorum. Dedim ki bu insanlardan herhangi biri hasta olmayı seçmiş olamaz. O halde sen de doktor olmayı seçmiş değilsin.</p>
<p>Kendime bazen şunu soruyorum &#8220;yaşadıklarını ver karşılığında maddi olarak ne istersen verelim&#8221;. Hayır. İstemem.</p>
<p>Bazen,  olanların,  hayatımıza olan katkısını kitap okumaya benzetiyorum. Yediğimiz yemeklerin hepsini midemizde tutmadığımız gibi okuduklarımızın da hepsi aklımızda kalmıyor. Ancak biz onlarla bir olgunluğa ve gelişmeye yöneliyoruz. Bunu Şopenhaver&#8217;den öğrendim.</p>
<p>Çok zaman geçti ve biraz yaşlandık. Dişlerimiz, saçlarımız biraz anlatıyor.</p>
<p>Âşık Veysel demiş ki &#8220;teneşire çıkanaca gine onda ümit yaşar&#8221;.</p>
<p>…</p>
<p>Yazdıkların ve yazılarınla ilgili olarak, yukarıdaki nedenlerle kişilere yönelik eleştiri yapmamanı sana daha çok yakıştırır oldum. Sana bazı yayın organlarının bu şansı vermiş olması az bir şey değil. Onu farklı kullanman gerektiğini düşündüm. Ama İsmet Özel&#8217;in Zor Zamanda Konuşmak adlı kitabındaki köşe yazarlığı ile alakalı metni de okumanı isterim. İnsanlar nabızlarına uygun şerbet de istiyor olabilirler ve öyle yazmadığın takdirde seni okumayı heyecanlı bulmayabilirler. Ama önemli olan halkın heyecanı olmasa gerek. Önemli olan halkın heyecanı olduktan sonra, kendilerine karşı yenik düştüğümüzü hissettiğimiz insanlar çok başarılı. O zaman biz bunu niye kabul etmiyoruz?</p>
<p>Niye bu mektubu ben sana yazıyorum?</p>
<p>Ankara’da çalıştığım günlerde, eğer ülkemiz bu hastanenin yönetildiği gibi yönetiliyorsa çok kötü demiştim. Oradan ayrılmak istedim. Ayrıldım. Ama şimdi iyi bir durumda değilim gibi gözüküyor.</p>
<p>Çok önemli bir bürokrata gıyabında ana-avrat küfür eden bir adamın daha sonra,  o bürokratın en yakın adamı sayıldığına gözlerimle şahit oldum.  </p>
<p>Aynı bürokrat Erzurum günlerimde haftanın hemen her günü beni evine götürüp bamya yediriyordu ama Ankara&#8217;da kapısında 2 saat bekledikten sonra görüşemeden ayrıldım. Beni 1 kere bile aramadı:  &#8220;Abdullah nasılsın?&#8221;</p>
<p>Fakat diğer yandan ben kendimi kemik bekleyen bir köpek kadar aşağı da gördüm. İçimde bir sarkaç gibi gidip gelen bir şey oldu. Hala daha gidip gelir.</p>
<p>İşte kimi zaman sarkaç yükselip senin gibi düşünen insanlara yaklaşıyor. Kimi zaman alçalıyor.</p>
<p>Feridüddin Attar da diyor ki &#8220;değil meczuplara nursuz ve pirsizlere bile BAKSAN hepsinin de mazur olduğunu görürsün.&#8221;</p>
<p>Vesselam.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/17307-bir-dost-mektubu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ÖYLE BİR GEÇER ZAMAN Kİ</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/16894-oyle-bir-gecer-zaman-ki</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/16894-oyle-bir-gecer-zaman-ki#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Nov 2010 08:22:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=16894</guid>
		<description><![CDATA[Öyle bir geçer zaman ki, anlayamazsın,
Neler götürür insandan ve neler getirir,
Bilemezsin,
Kör eder seni nefsin ve&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öyle bir geçer zaman ki, anlayamazsın,</p>
<p>Neler götürür insandan ve neler getirir,</p>
<p>Bilemezsin,</p>
<p>Kör eder seni nefsin ve kibrin,</p>
<p>Hırsların törpüler inançlarını ve ideallerini,</p>
<p>Yaşlanırsın ve yaşlandıkça bağlanırsın dünyaya,</p>
<p>Artar tamahın, artar iştahın ve artar arzuların,</p>
<p>Miden büyür, büyüdükçe miden yüreğin küçülür,</p>
<p>Miden dolmaz olur,</p>
<p>Yüreğin almaz olur sevgileri,</p>
<p>Taş kesilir kalbin acılara, gözyaşlarına ve diğer insanlara,</p>
<p>İstersin her şey benim olsun,</p>
<p>İstersin bana açmayan her gül solsun,</p>
<p>Bütün güç bende olsun istersin,</p>
<p>Bütün insanlar senin önünde diz çöksün istersin,</p>
<p>Ama bilemezsin ne zaman göçüp gideceksin,</p>
<p>Bilemezsin nerde, ne zaman öleceksin.                                                               </p>
<p>Bilemezsin yaptıklarının hesabını nasıl vereceksin.</p>
<p>Ama bir de öyle bir geçer zaman ki,</p>
<p>Tebessümle bakmışsındır hayata ve insanlara,</p>
<p>Büyütmemişsindir kibrini kalbinde,</p>
<p>Kin duymamışsındır hiç kimseye,</p>
<p>Ben var ya ben dememiş, tevazu göstermişsindir insanlara,</p>
<p>Burnun kalkmamıştır kimi nasıl harcarım kokusunu alabilmek için,</p>
<p>Menfaatlerin çakışmamıştır diğer insanlarla,</p>
<p>Hiçbir arzun için üzmemişsindir insanları,</p>
<p>Kırmamışsındır kalpleri hırsların için,</p>
<p>Sevmişsindir insanları karşılıksız,</p>
<p>İnanmış, güvenmişsindir Allah’a,</p>
<p>Korkmuşsundur haksızlık yapmaktan,</p>
<p>Mutlu olmuşsundur tuttuğun her elin ardından,</p>
<p>Her elini tutana dua etmişsindir,</p>
<p>Sana yapılan iyiliklere teşekkür etmişsindir.</p>
<p>Harcamamışsındır insanları küçücük bir menfaatin için,</p>
<p>Tamah etmemişsindir hakkın olmayan hiçbir şeye,</p>
<p>Zaman değiştirememiştir seni ve yüreğini,</p>
<p>Bakmamışındır insanlara Kaf dağının tepesinden,</p>
<p>İsyan etmemişsindir yokluklara ve şükretmişindir,</p>
<p>İşte o zaman bayramdır hayat sana, bayramdır ölüm.</p>
<p>Mutlusundur bu dünyada, mutluluk verdiğin için insanlara,</p>
<p>Ve hesap günü yanındadır iyiliklerin, gülümsemelerin ve tevazuun.</p>
<p>Tabi ki dünya değil de ahret ise gerçek arzun.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/16894-oyle-bir-gecer-zaman-ki/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İBRAHİM OLAMADAN KURBAN KESMEK</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/16322-ibrahim-olamadan-kurban-kesmek</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/16322-ibrahim-olamadan-kurban-kesmek#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Nov 2010 19:57:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=16322</guid>
		<description><![CDATA[Demek ki bizler henüz yorulmadık, ağır imtihanlara tabi tutulmadık, evlatlarımızı veya çok sevdiklerimizin fedası bizlerden&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Demek ki bizler henüz yorulmadık, ağır imtihanlara tabi tutulmadık, evlatlarımızı veya çok sevdiklerimizin fedası bizlerden istenmedi.</p>
<p>Demek ki hayatın hep kolay ama aldatıcı taraflarını gördük, yaşadık.</p>
<p>Eğlencenin, saltanatın ve de saltanat sürenlerin abartılı ve günah dolu hayatlarının kulu, kölesi olduk.</p>
<p>Esir olduk nefsimize ve şeytana.</p>
<p>Ne firavun gördük, ne Nemrutla savaştık. Ama Firavunca yaşamayı, Nemrutça davranmayı başardık.</p>
<p>Firavunları yüceltip, Nemrutlara alkış tuttuk.</p>
<p>Alnımızı secdeye, yüreğimizi dünyaya koyduk.</p>
<p>Şimdi yine bir kurban bayramı geldi;</p>
<p>Kurban; anlamını Hz. İbrahim’in en değerli varlığı olan İsmail’ini feda etmesinde bulmuş ise;</p>
<p>Bizler neyimizi feda edeceğiz;</p>
<p>Bırakın evlatlarımızı, anamızı babamızı, kardeşlerimizi,</p>
<p>Kıskançlıklarımızı, kibrimizi, nefretlerimizi ve kinlerimizi de akıtabilecek miyiz kurbanımızın kanıyla birlikte?</p>
<p>Kurban edebilecek miyiz hırslarımızı Allah rızası için?</p>
<p>Bencilliklerimizi ve bütün hayvani duygularımızı söküp atabilecek miyiz kalbimizin orta yerinden?</p>
<p>Kalplerimizde yer etmiş ve bize esaret hayatı yaşatan bağlandığımız, kulu kölesi olduğumuz bütün İsmaillerimizden kurtulabilecek miyiz?</p>
<p>Şeytani, nefsanî ve dünyevi arzularımızdan, hırslarımızdan kurtulabilmek için bir fırsat değil midir kurban?</p>
<p>Kurban; bizi insan olmaktan, dürüst, inançlı ve iyi niyetli olmaktan çıkaran hırslarımızdan, kibrimizden tamamen kurtulmak gibi bir anlam taşımaz mı?</p>
<p>Kurban bayramında asıl kurban edilmesi gereken kendi zaaflarımız ve içimizdeki bütün kötülükler değil midir?</p>
<p>Kurbanımızın kanıyla birlikte hırslarımızın, bencilliklerimizin, kibirlerimizin de akması ve günahlarımızdan arınmamız temennisiyle ……</p>
<p>AHMET BERHAN YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/16322-ibrahim-olamadan-kurban-kesmek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Benmişim Kendime En Büyük Ceza&#8230;</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/15820-benmisim-kendime-en-buyuk-ceza</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/15820-benmisim-kendime-en-buyuk-ceza#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Nov 2010 07:38:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=15820</guid>
		<description><![CDATA[Etrafıma bakıyorum sanki aynalarla çevriliyim, kendimi görüyorum her yerde ve her insanda. Yürüyen her insanla&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Etrafıma bakıyorum sanki aynalarla çevriliyim, kendimi görüyorum her yerde ve her insanda. Yürüyen her insanla yürüyorum, konuşuyorum konuşan her insanla.<br />
Ölenle ölüyor, ağlayanla ağlıyorum.<br />
Her yerde mutsuzluk, huzursuzluk, çaresizlik, korku, güvensizlik ve umutsuzluk görüyorum.<br />
Cesaretsiz, güvensiz ve pamuk ipliğine bağlı ilişkilerin yer aldığı bir dünyada yaşıyorum milyonlarca ben&#8217;le birlikte.<br />
Bir yere ve birilerine yamanmayı ve yaranmayı başarı sayan, korkak ve basiretsiz insanları uyarmaya çalışıyorum ama kendi kendimi bile işitemiyorum ve kendime bile faydam olmuyor.<br />
Arkasını kollamaya çalışmaktan önünü göremeyen ve bu sebeple paranoya içindeki insanlara sesleniyorum.<br />
Kendi ikbalini başkalarının kötülüğünde arayan ve bunu hayatının gayesi haline getirenlere haykırıyorum.<br />
Kafamı kaldırmaktan, etrafıma bakmaktan korkuyorum. Sanki ben olmuş her bir insan ve üstüme üstüme yürüyorlar.<br />
Hâlbuki çocukken düşlediğim dünya bu değildi, hayat bizlere böyle anlatılmamıştı.<br />
İnsanların ikballeri için bütün değerlerini bir kenara itebileceği söylenmemişti bizlere, başkalarının ayıplarını arayarak başarılı ve mutlu olma çabası hiç yoktu hesapta.<br />
Yıllarca beraber çabaladığımız, beraber yaşadığımız insanlara bakıyorum her birimiz diğerimiz için ötekileşmişiz artık.<br />
Araçlar amaç olmuş; para, makam ve güç sahibi olmak vatana, millete hizmet etmek için istenmesi gerekirken bütün bunlar, ulaşılması gereken tek hedef haline gelmiş.<br />
Bizler, kendimizi arzın merkezi ilan etmiş herkesin ve her şeyin bize hizmet etmesini ve herkesin kölemiz olmasını bekler olmuşuz.<br />
Bekliyoruz herkes bize methiyeler dizsin, bizi övsün ve göklere çıkarsın.<br />
Her yerde ve her zaman adaletten, dürüstlükten bahsediyoruz ama işimize geldiğinde her türlü sahtekârlığa ve zalimliğe uygun fetvalar buluyoruz.<br />
Seviyoruz yalanı, yalancıyı, dedikoduyu ve başkalarının hayatına mal olsa bile iftirayı.<br />
Başkalarının hata yapmasını dört gözle bekliyor, ayıpları örtmemiz gerekirken afişe ediyoruz.<br />
Akşam bir arada namaz kıldığımız insanlarla gündüz rüşvet pazarlığı yapıyoruz.<br />
Daha camiden çıkmadan gıybet ve dedikoduya başlıyoruz.<br />
Bir bardak kırılmasın diye üzerine titrerken, kalpleri büyük bir zevkle kırıyor ve ardından üzerine basıp geçiyoruz.<br />
Fırsat kolluyoruz kavga için, fırsat kolluyoruz birbirimizi üzmek ve ağlatmak için.<br />
Başarısız ilişkiler, başarısız işler ve başarısız hayatlarımıza methiyeler dizilmesini istiyoruz, bekliyoruz.<br />
Eleştirilere kendini, kalbini, algılarını kapatmış kendini hatasız kabul eden amirler, yöneticiler, hocalar, siyasiler kısaca hepimiz.<br />
İstişareyi kendilerine yaranmak ve yamanmak isteyenlerle yapmayı tercih edenler ve söylediklerinin sadece onaylanmasını bekleyen kişilikler.<br />
Soruyorum ne istiyor insanlar, ben ne istiyorum, ne bekliyorum. Neden korkuyoruz hayattan ve dünyaya yeni adımlar atmaktan.<br />
Neden bu kadar bencil, tarafgir, kötü niyetli ve neden bu kadar peşin hükümlüyüz hayata ve insanlara karşı.<br />
Neden kendimizi cezalandırıyor, su gibi akacak zaman ve bir gün bitecek bu dünya için kendimizi eziyor ve üzüyoruz.<br />
A.Berhan YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/15820-benmisim-kendime-en-buyuk-ceza/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet Kimin Cumhuriyeti?</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/15310-cumhuriyet-kimin-cumhuriyeti</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/15310-cumhuriyet-kimin-cumhuriyeti#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Nov 2010 08:40:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=15310</guid>
		<description><![CDATA[Cumhuriyet Bayramı ile ilgili köşe yazılarını, haberleri okuyorum ve bir yazarın Başbakan Tayyip Erdoğan&#8217;ın &#8220;Cumhuriyet&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Cumhuriyet Bayramı ile ilgili köşe yazılarını, haberleri okuyorum ve bir yazarın Başbakan Tayyip Erdoğan&#8217;ın &#8220;Cumhuriyet herkesindir&#8221; sözüne karşı çıkıyor olması çok garibime gidiyor. Ne yani cumhuriyet hepimizin değil mi?<br />
Üstelik yazarımız bunu bu yıl katıldığı bir Cumhuriyet Balosunda katılımcıları ve yaşananları anlatırken söylüyor ve &#8220;Başbakan burada olsaydı Cumhuriyet kimin Cumhuriyetidir anlardı&#8221; diyor.<br />
Önceleri çok zorlanmama rağmen artık bu zihniyeti çok iyi anlıyorum. Bunlar; halkla halay çekmeyen ama her türlü batı kökenli dansı iyi kıvıran, ninelerin elleriyle çalkaladığı ayranın tadını bilmeyen ama şarabın kaç türünün olduğunu, hangi kadehle hangi içkinin içileceğini çok iyi bilen, Bach, Beethoven ile kendinden geçen ama bir tane türküyü sonuna kadar dinleyemeyen kişilerdir.<br />
Bunlar kendi milletinin dini ve milli değerleri dâhil bütün değerlerini önemsememekle de bir iş yaptıklarını sanırlar.<br />
Yine bunlar Cumhuriyet balolarının laikliğin teminatı olduğunu iddia eden, Senfoni orkestrasını dinledikten sonra işte Çağdaş Türkiye diye haykıran, köylüye, kentliye bırakın demokrasiyi, cumhuriyeti bile çok gören insanlardır ki bunlar kendileri gibi olmayan, kendileri gibi düşünmeyen, kendileri gibi yaşamayan herkesi &#8220;öteki&#8221; ilan eden, bir bakıma topluma asıl bölücülüğü yerleştiren zihniyetlerdir.<br />
Onlara göre bu Cumhuriyet bu halkın, işçinin, fakirin, işsizin, doktorun, mühendisin, öğrencinin cumhuriyeti değil kendilerine göre belirledikleri elit bir tabakanın ve ne yazık ki bürokrasiye göre de şehrin ileri gelenlerinin cumhuriyetidir.<br />
Bu zihniyeti ve bakış açısını anlayabilmek için Erzurum&#8217;da birkaç yıl önce yaşanan bir olaydan bahsedelim; Birkaç yıl önce Erzurum&#8217;da bir dernek tarafından verilen bir Cumhuriyet Balosuna hemen hiç kimsenin katılmamasını Erzurum&#8217;da Cumhuriyet aleyhtarlığı gibi göstermeye çalışanlar yine bu kişilerdi.<br />
Hâlbuki bu akli evveller düşünemediler ki; Erzurum Atatürk&#8217;ü milletvekili yapmış, Cumhuriyetin temellerini atmış hatta cumhuriyeti kurmuş, vatanın kurtulması için kanımızın son damlasına kadar savaş vermiştir.<br />
Mesele baloya gelince; Erzurum veya Anadolu&#8217;nun hemen her şehri, yabancı elçilikler, konsolosluklar aracılığıyla ülkemize dayatılan, başka bir kültürün değeri olarak ülkemize giren ve adına balo denen olayı kendisine yabancı görmüştür.<br />
Mesela Erzurum&#8217;a da balo kültürünü getirmeye çalışan, ilk baloyu yapan o dönemlerde Mahallebaşı semtinde bulunan bir Amerikan okuludur dolayısıyla Amerikan Konsolosluğudur. Bu sebeple Erzurumlu bunu sömürgecilik gibi görmüş ve bu sebeple balo denince aklına hiç hoş şeyler gelmemiştir.<br />
Burada acı olan ve hepimizi üzmesi ve düşündürmesi gereken; Cumhuriyet denince akla ilk gelen şeyin huzur, mutluluk, eşitlik adalet, halkın kendi kendini yönetmesi değil balo, resepsiyon ve özellikle Erzurum&#8217;da bir caddenin akla gelmesidir.<br />
Bu arada şunu da hiç kimse unutmasın ki Cumhuriyet elden gidiyor, laiklik elden gidiyor diyenlerin, demokrasinin her ikisinden de önemli olduğunu hiç dile getirmemeleri ve demokrasiye laiklik kadar bile sahip çıkmamaları manidardır. Çünkü gerçek demokrasi gelirse bu tabakanın rantı, gücü ve saltanatı sona erecektir.<br />
En iyisi bizler Cumhuriyet Caddesinde yürüyelim, onlar Cumhuriyet Balolarında kadeh tokuştursun, eğlensin, bir diğerleri Cumhuriyet resepsiyonlarında kendilerince elit ve değerli kabul ettiklerini ağırlasın.<br />
Yok, daha neler halk egemen olacakmış, kendini yönetecekmiş komik hem de çok komik.<br />
Bu arada; Cumhuriyet Caddesi&#8217;nde yürüyenler, siz hiç Cumhuriyet balosuna veya resepsiyonuna davet aldınız mı?</p>
<p>A.Berhan Yılmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/15310-cumhuriyet-kimin-cumhuriyeti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beni Kategorize Etme</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/14919-beni-kategorize-etme</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/14919-beni-kategorize-etme#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Oct 2010 12:16:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=14919</guid>
		<description><![CDATA[Başörtüsü veya inanç özgürlüğü karşıtlarının ortaya delikanlıca çıkıp asıl niyetlerini, fikirlerini veya aslında neye karşı&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong></strong>Başörtüsü veya inanç özgürlüğü karşıtlarının ortaya delikanlıca çıkıp asıl niyetlerini, fikirlerini veya aslında neye karşı olduklarını dürüstçe açıklamaları gerekir.</p>
<p>Cumhuriyetimizin 87. Yılında ülkemizde; demokrasinin, insan haklarının, inanç hürriyetinin, insanlara saygının ve en önemlisi özgürlüklerin giderek artması beklenirken bu topraklarda tam tersi yaşanıyor.</p>
<p>Birileri hala kendi yaşam tarzlarını dayatmaya, insanları kendisi gibi düşünmeye, kendisi gibi giyinmeye ve kendisi gibi yaşamaya zorluyor. Daha da kötüsü bunu yaparken dürüstçe, ahlaklı bir biçimde de yapmıyor. Kendi art niyetlerini, kendi zalimane fikirlerini, kendi yapabileceklerini karşısındakine isnat ederek bunu yapıyor.</p>
<p>Şimdi bu arkadaşlara, yazarlara, bu konuda konuşanlara, ortalığı yaygaraya verenlere sormak gerek;</p>
<p>87 yıllık Türkiye Cumhuriyeti tarihinin yaklaşık son otuz yılında başörtüsü yasağı yaşanmıyor mu? 12 Eylül ihtilalinin bir hediyesi değil mi bütün bu yasaklar bu ülkeye.</p>
<p>Peki, aksi bir durum hiç yaşanmış mı? Yani devlet eliyle başörtüsü örtmek mecburiyeti getirilmiş mi veya başını açmak yasaklanmış mı? Elbette hayır ve zaten olamaz da. Ne kimsenin böyle bir arzusu olabilir ne de beklentisi olabilir. Bunu başını örtenler de istemez.</p>
<p>Bu durumda olmayan bir tehdidi uyduran, insanlara yasak getiren ve uygulayan siz, insanlara zulüm eden siz iken nedir sizin derdiniz. Hem yasaklar sizin arzularınıza, keyfinize göre belirlenecek hem de insanlar azıcık kafasını çukurdan çıkarıp nefes almak isteyince de kafasına kafasına vuracaksınız.</p>
<p>Sizler Allah’ın emrine siyasi simge bahanesiyle karşı çıkıyorsanız mücadeleniz de siyasi olmalıdır. Sırf inandığı ve huzur bulduğu için başını örtenlerle, inançlarını yaşamaya gayret eden milletle, toplumun değerleriyle, inançlarıyla savaşacağınıza ilgili siyasi kurumlarla mücadele etmeniz gerekir.</p>
<p>Eğer haklıysanız, dürüstseniz, topluma huzur getirecekseniz hiç kıvırtmadan çıkın milletin karşısına dürüstçe, içinizden ne geçiyorsa ve aslında neye karşıysanız anlatın derdinizi ve kendinizi, ikna edin milleti ve iktidara gelin.</p>
<p>Ben sizlere bir şey söyleyeyim mi?</p>
<p>Sizler bu milleti zorla kendinizden uzaklaştırıyor, AK Partili yapıyorsunuz, sizler milletin değerlerine, milletin kendisine savaş açarak rakibinize açık destek verdiğinizi görmüyor musunuz?</p>
<p>Bugünkü başörtüsü tartışmalarını bu millet beynine yazmıyor mu? Bu tartışmalar seçimde AK Partiye oy olarak dönmeyecek mi?</p>
<p>Azıcık toplumun içine girin, milleti dinleyin ve sizlerin bu veya benzeri konularda konuştuklarınızın, yazdıklarınızın, yaptıklarınızın veya yapmayı düşündüklerinizin nasıl değerlendirildiğini görün.</p>
<p>Etrafınızda bulunan, sizin gibi düşünen, sizin gibi yaşayan veya sizden bir şekilde nemalanan üç beş insanın gazına gelmeyin. Bu millet kendi yaşamasa bile inançlarına, dinine ve kutsal saydıklarına değer verenleri iktidarda görmek istiyor çünkü doğrunun bu olduğuna inanıyor.</p>
<p>Bu milletin, aksini düşünen zekâ özürlülerine rağmen; senfoni orkestrası ile çağdaşlığın, rakı ile ilericiliğin, başörtüsü ile cumhuriyetin değerlerine ve laikliğe zarar vermiş olmanın bir araya gelemeyeceğini bilecek kadar zeki ve aklı başında olduğunu görmüyor musunuz?</p>
<p>Bu millet özgürlüğüne düşkün, demokrasiye, cumhuriyetine, dinine, değerlerine, inançlarına bağlıdır ve cumhuriyeti de, demokrasiyi de içine sindirmiştir.</p>
<p>Sırça köşklerinden halkı seyrederken milletin biraz özgürleşip rahat hareket etmeye başladığını görerek feryat edenlere, kendi insanını köle gibi görenlere, insanların giyeceği kıyafetlerine bile müdahale etme hakkını kendinde bulanlara bu millet inanmıyor, inanmaz da.</p>
<p>Bu ve benzeri bütün yasaklara, bu saçmalıklara, bu zulme destek verenlerin, toplumun değerleri yerine kendi değerlerini ikame etmeye çalışanların ülkemiz siyasetinde çok partili hayata geçildiğinden beri halktan hiçbir zaman tek başına iktidar olacak desteği alamaması manidar değil midir?</p>
<p>Hepiniz şunu iyi bilin ki; kendini toplum üstü gören birileri bu milleti bölmeye çalışmasa, bu millet belki aç, belki işsiz, belki zengin ama birbiriyle problemsiz, huzur içinde yaşayacak. Sizlerin durduğunuz yerden göremediğiniz milletin sizin saçma sapan sıkıntılarınızı paylaşmadığıdır.</p>
<p><strong>Ahmet Berhan Yılmaz</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/14919-beni-kategorize-etme/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tanrı, Türban ve Paradoksa Gitgeller</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/14414-tanri-turban-ve-paradoksa-gitgeller</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/14414-tanri-turban-ve-paradoksa-gitgeller#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Oct 2010 10:56:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=14414</guid>
		<description><![CDATA[Yıllardır mahalle baskısının en dehşetlisini uygulayıp sonra da dönüp ya ileride başımıza gelirse diye uydurdukları&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yıllardır mahalle baskısının en dehşetlisini uygulayıp sonra da dönüp ya ileride başımıza gelirse diye uydurdukları bir mahalle baskısı tehdidinden şikâyetçi olan,  uyguladıkları haksız yasaklarla insanları mağdur edip mazlumu oynayan, toplumu kıyafetleri, inançları ve mahalleleriyle bölen insanları izledikçe ülkemizin nasıl bir çıkmaza sokulduğunu ve yıllarını kaybettiğini görüp üzülmemek elde değil.</p>
<p>Bir garip güruh bunlar; Allah’a tanrı, başörtüsüne türban demeyi maharet sayan, İstiklal Marşı yerine 10. Yıl marşını ikame etmeye çalışan, herhangi bir din ile alakası olmadan her dinin kendi ritüellerine karışan, ülkemiz insanının dini veya milli değerlerini görmezden gelmeyi maharet sayan bir kısım insan.</p>
<p>Bu güruh kendileri hiçbir zaman hiçbir kuralını yaşamadıkları, hayatlarının içine almadıkları halde dini tartışır, namazı tartışır, ibadetin yapılacağı dili tartışır, kurbanı tartışır, başörtüsünü tartışır ve hadsizliğin en büyüğüne kalkışarak kural koyucu olmaya çalışır.</p>
<p>Allah kendi gönderdiği kitapta kendisine Allah derken bunlar inatla ve kasıtla tanrı kelimesini kullanırlar. Yani Allah’ın kendi kendine koyduğu ismi bile değiştirmeye çalışırlar.</p>
<p>Bunlar Cumhuriyetimizin 87. Yılına gelmemize rağmen hala 10. Yıl marşıyla kendilerinden geçer ve hatta İstiklal Marşı yerine bu marşı koymaya çalışırlar. 87 yıldır bu vatana ve millete hiçbir faydaları olmamasına ve aradan 87 yıl geçmesine rağmen hala onuncu yılda kalmalarına ne utanırlar ne de üzülürler.</p>
<p>Başörtülüler, başörtülerine başörtüsü derken yine bu insanlar gömleklerinin üzerine taktıkları, Fransızca bir kelime olan ve Hırvat icadı kravatlarıyla kendi ithal ettikleri bir kelime olan türban ile başörtüsüne vurgu yaparak “Bu türbandır ve de türban Fransızcadır” diyerek başörtüsünü yabancılaştırmaya ve ötekileştirmeye çalışırlar, bu şekilde mükemmel bir paradoksa imza atarlar.</p>
<p>Diğer taraftan en yabancı modacıları ve yabancı markaları takipten yorulmuş hanımefendiler “Bu kızlar anneannelerimizin örtüsünü örtmüyor, bunlarınki türbandır” diyerek kendi yaptıklarıyla ve giyindikleriyle çelişkiye düşerler.</p>
<p>Bu insanlar çağdaş, demokrat geçinir ama kendilerinin örnek aldığı dünyanın ileri hiçbir ülkesinde olmayan temel insan haklarına, din ve inanç hürriyetine aykırı yasaklamalara imza atar ve amansızca desteklerler.</p>
<p>Yıllardır başörtüsü uğruna mesleğini yapmayan, hangi aşamada olursa olsun eğitimini terk edenlerin inancını görmezden gelip hala başörtüsüne siyasidir diyebilenleri vicdanlarıyla baş başa bırakmaktan başka çaremiz olmadığı aşikârdır.</p>
<p>Hangi parti veya siyasi ekol bir bayanı okulundan, eğitiminden, işinden, aşından edebilir veya en azından otuz yıldır bu mücadelenin devam etmesini sağlayabilir ki yasağın ilk başladığı günlerde üniversite imtihanına girenler bugün 50 yaşına gelmiştir.</p>
<p>Benim istediğim gibi giyineceksin, benim istediğim gibi davranacaksın, benim istediğim gibi düşüneceksin ve benim istediğim gibi yaşayacaksın deme ve bunu dayatma hakkı hiçbir insanda, hiçbir kurumda ve hiçbir siyasi görüşte yer alamaz ve bunu yapmaya çalışanlar zalimdir.</p>
<p>Birileri başını örtmeden nasıl mutlu oluyor ise diğerleri de başını örtünce mutlu olmaktadır. Bu sebeple ortalığı yaygaraya verenlerin anlamaya çalışması gereken temel mesele inanan bir insanın Allah’ın emirlerine, yasaklarına uyma arzusu ve kendini bu şekilde mutlu, özgür ve emniyette hissetmesidir.</p>
<p>İlla anlamak da gerekmez her iki taraf da “Senin dinin sana, benim dinim bana” diyecek ve birbiriyle yaşamayı kabullenecektir. İşte o zaman bu ülkeye huzur gelecektir.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/14414-tanri-turban-ve-paradoksa-gitgeller/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İNSAN NEDEN YAZAR?</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/13813-insan-neden-yazar-2</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/13813-insan-neden-yazar-2#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Oct 2010 07:45:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=13813</guid>
		<description><![CDATA[İnsan neden yazar, bu nasıl bir ihtiyaçtır? Neye karşı ve ne amaçla mücadele vermektedir. Büyük&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan neden yazar, bu nasıl bir ihtiyaçtır? Neye karşı ve ne amaçla mücadele vermektedir. Büyük çoğunluğun susmayı, sesini kesip sırasını savmayı tercih ettiği yerde yazanlar, çizenler, konuşanlar ne yapmak isterler.</p>
<p>İnsanların çoğu evinde, kahvesinde, oyun salonunda, sıcak yatağında keyif çatarken veya güce yanaşıp maddi, manevi beslenirken, diğerlerinin derdi nedir ki kendince doğru olduğuna inandıklarını yazarak bir sürü sıkıntıyı göğüsler veya yazdıklarıyla bedel ödemeyi göze alır?</p>
<p>Suskunluğu kendine yediremeyenler, vatanına, milletine ve şehrine karşı kendini sorumlu ve hatta borçlu hissedenler yüzyıllardır gücü elde edince zalimleşen ve insanların kendilerine kayıtsız şartsız teslim olmalarını bekleyenlere karşı ne yapmak ister.</p>
<p>Yazmak; kendilerini toplum üstü görenlerin, kibirlerinden iyice azmış olanların, megalomani denen illete kapılmış olanların ekmeğine yağ sürmeyi reddedenlerin nefeslenme ve yaşama alanıdır.</p>
<p>İnsanlar; milletine karşı yapılan aşağılanmaların, zulümlerin, en hafifinden dikkate alınmamanın, yaşanan sefaletin, sosyal, ekonomik adaletsizliğin normalleşmemesi ve toplum tarafından kadermiş gibi algılanmaması için bir şeyler yapmalıdır.</p>
<p>Birileri gerçeklerin, eksiklerin, onursuzlukların, beceriksizliklerin üzerini örtmeye çabalarken birilerinin de beyninde yaşadığı gelgitleri, sıkıntıları, doğruları paylaşması yanlış mıdır?</p>
<p>Vatan, millet sevgisi, din, iman, namus, ahlak her dönemde birilerinin işlerine geldiğinde kullanıp, gelmediğinde ise bir dahaki sefere kullanılmak üzere bir kenara attıkları değerleri yazanlar, haykıranlar bekler ki; okuyanlar, dinleyenler kendisine dayatılan bu dini, milli ve demokratik masalların farkına varsın ve artık uyansın.</p>
<p>Toplumlar ne kadar aç, sefil, geri kalmış, çökmüş, perişan durumda olurlarsa olsunlar dünyayı kendi hırslarıyla ve zalimce yönetme sevdasına kapılmış insanlardan merhamet veya anlayış göremezler. Çünkü bu insanlar asla hoşgörülü olamazlar. Onların barışı ölüm, sevgisi kan demektir.</p>
<p>Sesini kes, sıranı sav ve korkak ol sağ ol anlayışına göre yetiştirilmiş, bunu kadermiş gibi algılayan ve sırası gelince ilahlara kurban edilecek çaresiz ve korkak köleler,   düşünsel veya bedensel olarak aksi bir durum olabileceğine inanamazlar. İşte bu sebepledir ki karşılarına çıkan ve gerçekleri söyleyenleri de dışlayarak, belki de okumaktan, dinlemekten bile korkarak, benden uzak olsun diyerek ve arkasında başka bir planı vardır düşüncesinin zavallılığıyla izlemektedirler.</p>
<p>Bizler haramların, ahlaksızlıkların, çeşit çeşit tatların beyinleri ve ağızları sulandırdığı, kişisel çıkarlar veya gücü elde edebilmek için dinin bile rahatlıkla kullanılabildiği bir dönemde yaşıyoruz. İlahlaştırdıklarının artıklarıyla, döküp saçtıklarıyla beslenenler ve bu sayede güç edinenler olanları seyretmekte, alkışlamakta ve bu onursuz zavallılıklarından büyük bir haz almaktadırlar.</p>
<p>Cahiliye döneminde olduğu gibi kendi putunu yapıp sonra da tapınanlar gibi partisine, liderine, yöneticisine bağlananlar veya menfaatleri adına bu şekilde davrananlar için söyleyebileceğimiz şudur; Kendi değerlerinden, inançlarından ve dürüstlükten ne kadar çok uzaklaşırsan o kadar çok işine yararsın zalimlerin.</p>
<p>Ama bu sefaletten kurtulmak mümkündür, bizler mazlum rolüne soyunmazsak birileri de zalim olamaz, siz ALLAH’I tanırsanız, hakkıyla inanır ve güvenirseniz kimse size ilahlık yapamaz.</p>
<p>Sizler ve bizler kendilerini ilahlarına kurban eden, menfaatleri adına zulüm karşısında susanların, elde ettikleri makam, para adına yalan söyleyenlerin, yalanların üstünü örtenlerin, inkârcıların farkına vardığımız ve onlara hak ettikleri şekilde davrandığımız zaman sahip olduğumuz gerçek gücün de farkına varmış olacağız.</p>
<p>Son söz; hepimiz kendi gücümüzü görelim ve Allah’tan gayrı tapındığımız, bağlandığımız her ne varsa hepsini ayaklarımızın altına alalım ve hem bedensel hem de düşünsel olarak özgürleşelim.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/13813-insan-neden-yazar-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İFTAR ÇANI ÇALDIYSA ORUCUMUZU AÇALIM</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/12781-iftar-cani-caldiysa-orucumuzu-acalim-2</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/12781-iftar-cani-caldiysa-orucumuzu-acalim-2#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Aug 2010 06:48:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=12781</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan; yılda bir ay Müslümanların mecburi işleri ve hayatını idame ettirecek işleri dışında yapması gerekenler&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan; yılda bir ay Müslümanların mecburi işleri ve hayatını idame ettirecek işleri dışında yapması gerekenler hariç, gereksiz hayat gailesinden uzak kalmaları ve mümkünse biraz daha fazla ibadetle meşgul olmaları gereken bir aydır.<br />
İnsanımızı dininden, ibadetinden uzaklaştıramayanlar, yıkamıyorsak tahrip edelim mantığıyla dini gündemi amaç dışına çıkarmaya çalışmaktadırlar. Bu tahribata da ne yazık ki en büyük desteği de bizler kendi ellerimizle vermekteyiz ve bu yıl da referandum insanların Allah&#8217;a yaklaşmalarını istemeyen şeytanın imdadına yetişti.<br />
Ramazanı özellikle ve planlı bir şekilde iftar ile sahur arasına sıkıştırmaya çalışanlar, asıl ibadet olan sahur ile iftar arasında tutulan orucun önemsenmemesine, yok sayılmasına çalışmaktalar.<br />
Oruçlu iken değil haramlardan helallerden bile neden, niçin ve ne bekleyerek kaçındığımızı önemsemeyenler, ramazanı eğlenceye, zengin ve bol çeşitli, kalabalık, nefsi okşayan, şeytani ve bu yıl da siyasi iftar sofralarına indirgeyenler bilerek, bilmeyerek bu ibadetin tahrip edilmesine ve amacından uzaklaşmasına sebep oluyorlar.<br />
Yöneticilerimiz, zenginlerimiz ve basınımız öylesine şevkle ve iştahla ramazanı iftar sofralarına ve sonrasındaki etkinliklere boğuyorlar ki, ramazanda maneviyata dair hiçbir şey kalmıyor.<br />
Çoğu oruçlu yaptığı ibadetin manevi hazzından uzaklaşarak ramazan ayında kalabalıklar içinde karnını doyurmaya, iftar sonrası eğlenmeye ve siyaset yapmaya endeksleniyor.<br />
Eğer oruç, kişinin nefsine, gözlerine, midesine, diline, ayaklarına, ellerine yokluğu yaşatması ise; bizim gibi iftar sofrasının çeşit, çeşit yiyeceklerini düşünerek, ona buna hakaret ederek, gıybet ederek, yalan söyleyerek, insanları küçük düşürerek ve siyasi beklentilerini ibadetinden üstün tutarak günü akşam edenler oruç yerine ne tutuyorlar adını koyamıyorum.<br />
Hele bu yıl referandum çalışmalarının, mitinglerinin ramazana denk gelmesi ve ne yazık ki siyasi hesapların her türlü milli ve manevi değerlerin önüne geçmesi bütün ülkenin ramazanının siyasete, evet ve hayır kelimelerine kurban gitmesine sebep oldu.<br />
Öyle ki iftarlar siyasetle doldu, iftar dualarında eller referanduma, referandum dualarına açılır oldu.<br />
İmamlar vaazlarında, hocalar konuşmalarında el altından referandumda kendi siyasi görüşlerinin reklamını yaparak sağ olsunlar dinimize ve camilerimize yeni bir soluk getirmeye başladılar. Aynı kişilerin 28 Şubat döneminde yaptıklarını, söylediklerini bilince de insan kahrolmadan ve güce teslimiyete hayret etmeden yapamıyor.<br />
28 Şubat döneminde korkudan titreyip köşelere sinen, bir tane mazlumun elini tutmayan ve hatta korkudan 28 Şubatçıları kutsayan bazı kişileri şimdilerde mecliste, kürsülerde, mitinglerde, orada burada böyle cesur, kabadayı ve vatan, millet aşığı görünce şaşkınlıktan küçük dilimizi yutuyoruz. Gerçi halkımız küçük dillerini değil de bu numaraları yutuyor ya neyse.<br />
Hal böyle olunca yarın AB Üyeliği için bir referandum olunca ben sanıyorum ki iftar vakitleri çanlarla, sahurlarımız gonklarla duyurulur ve iftar sofralarımızda bardaklar iftarın şerefine kalkar.<br />
Maksat siyaseten kazanmak değil mi?<br />
Nasıl olsa Allah affeder ama kullar affetmez değil mi?<br />
Peygamber efendimiz orucu bakın ne diyor;<br />
- Oruç perdedir. Biriniz bir gün oruç tutacak olursa kötü söz sarf etmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa &#8220;ben oruçluyum!&#8221; desin ve ona bulaşmasın.<br />
- Kim yalanı ve onunla ameli terk etmezse bilsin ki onun yiyip içmesini bırakmasına Allah&#8217;ın ihtiyacı yoktur.<br />
Bütün bunları söyleyen Yüce Peygamber iken bizler bütün bunları göz göre göre yapanları alkışlıyor ve kutsuyorsak vay halimize.</p>
<p>A.Berhan Yılmaz</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/12781-iftar-cani-caldiysa-orucumuzu-acalim-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İFTAR ÇANI ÇALDIYSA ORUCUMUZU AÇALIM</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/12731-iftar-cani-caldiysa-orucumuzu-acalim</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/12731-iftar-cani-caldiysa-orucumuzu-acalim#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Aug 2010 12:25:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=12731</guid>
		<description><![CDATA[Ramazan; yılda bir ay Müslümanların mecburi işleri ve hayatını idame ettirecek işleri dışında yapması gerekenler&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan; yılda bir ay Müslümanların mecburi işleri ve hayatını idame ettirecek işleri dışında yapması gerekenler hariç, gereksiz hayat gailesinden uzak kalmaları ve mümkünse biraz daha fazla ibadetle meşgul olmaları gereken bir aydır.</p>
<p>İnsanımızı dininden, ibadetinden uzaklaştıramayanlar, yıkamıyorsak tahrip edelim mantığıyla dini gündemi amaç dışına çıkarmaya çalışmaktadırlar. Bu tahribata da ne yazık ki en büyük desteği de bizler kendi ellerimizle vermekteyiz.</p>
<p>Bu yıl da referandumun insanların Allah’a yaklaşmalarını kabullenemeyen şeytanın imdadına yetiştiğini görüyoruz.</p>
<p>Ramazanı planlı bir şekilde iftar ile sahur arasına sıkıştırmaya çalışanlar, asıl ibadet olan sahur ile iftar arasında tutulan orucun ehemmiyetinin göz ardı edilmesine, yok sayılmasına çalışmaktalar.</p>
<p>Oruçlu iken değil haramlardan helallerden bile neden, niçin ve ne bekleyerek kaçındığımızı önemsemeyenler, ramazanı eğlenceye, zengin ve bol çeşitli, kalabalık, nefsi okşayan, şeytani ve bu yıl da siyasi iftar sofralarına indirgeyenler bilerek, bilmeyerek orucun tahrip edilmesine ve amacından uzaklaşmasına sebep oluyorlar.</p>
<p>Siyasilerimiz, yöneticilerimiz, belediyelerimiz, zenginlerimiz ve basınımız öylesine şevkle ve iştahla ramazanı iftar sofralarına ve sonrasındaki etkinliklere boğuyorlar ki, ramazanda maneviyata dair hiçbir şey kalmıyor.</p>
<p>Çoğu oruçlu yaptığı ibadetin manevi hazzından uzaklaşarak ramazan ayında kalabalıklar içinde karnını doyurmaya, iftar sonrası eğlenmeye ve siyaset yapmaya endeksleniyor.</p>
<p>Eğer oruç, kişinin nefsine, gözlerine, midesine, diline, ayaklarına, ellerine yokluğu yaşatması ise; bizim gibi iftar sofrasının çeşit, çeşit yiyeceklerini düşünerek, ona buna hakaret ederek, gıybet ederek, yalan söyleyerek, insanları küçük düşürerek ve siyasi beklentilerini ibadetinden üstün tutarak günü akşam edenler oruç yerine ne tutuyorlar adını koyamıyorum.</p>
<p>Hele bu yıl referandum çalışmalarının, mitinglerinin ramazana denk gelmesi ve ne yazık ki siyasi hesapların her türlü milli ve manevi değerin önüne geçmesi bütün ülkenin ramazanının siyasete, evet ve hayır kelimelerine kurban gitmesine sebep oldu.</p>
<p>Öyle ki iftarlar siyasetle doldu, iftar dualarında eller referanduma, referandum dualarına açılır oldu.</p>
<p>İmamlar vaazlarında, hocalar konuşmalarında el altından referandumda kendi siyasi görüşlerinin reklamını yaparak sağ olsunlar dinimize ve camilerimize yeni bir soluk getirmeye başladılar.</p>
<p>Aynı kişilerin 28 Şubat döneminde kendilerini nasıl sakladıklarını, ne yaptıklarını, ne söylediklerini bilince de insan kahrolmadan ve güce teslimiyete hayret etmeden yapamıyor.</p>
<p>28 Şubat döneminde korkudan titreyip köşelere sinen, bir tane mazlumun elini tutmayan ve hatta korkudan 28 Şubatçıları kutsayan bazı kişileri şimdilerde mecliste, kürsülerde, mitinglerde, orada burada böyle cesur, kabadayı ve vatan, millet aşığı görünce inanamıyoruz, şaşkınlıktan küçük dilimizi yutuyoruz. Gerçi halkımız küçük dillerini değil de bu numaraları yutuyor ya neyse. </p>
<p>Hal böyle olunca yarın AB Üyeliği için bir referandum olursa ve güç emrederse ben sanıyorum ki aynı kişiler iftar vakitlerini çanlarla, sahurları gonklarla duyuracak ve iftar sofralarımızda bardaklarını iftarın şerefine kaldıracaklar.  </p>
<p>Maksat siyaseten kazanmak değil mi?</p>
<p>Nasıl olsa Allah affeder ama kullar affetmez değil mi?</p>
<p>Peygamber efendimiz bakın ne diyor;</p>
<p>- Oruç perdedir. Biriniz bir gün oruç tutacak olursa kötü söz sarf etmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa “ben oruçluyum!” desin ve ona bulaşmasın.</p>
<p>- Kim yalanı ve onunla ameli terk etmezse bilsin ki onun yiyip içmesini bırakmasına Allah&#8217;ın ihtiyacı yoktur.</p>
<p>Bu hadisleri söyleyen Yüce Peygamberi unutarak mitinglerde, televizyonlarda, toplantılarda bütün bunları göz göre göre yapanları alkışlayan ve kutsayan bizlerin vay haline.</p>
<p>AHMET BERHAN YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/12731-iftar-cani-caldiysa-orucumuzu-acalim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bizler de biliyoruz bitaraf olanın bertaraf olacağını.</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/12469-bizler-de-biliyoruz-bitaraf-olanin-bertaraf-olacagini</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/12469-bizler-de-biliyoruz-bitaraf-olanin-bertaraf-olacagini#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 10:36:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=12469</guid>
		<description><![CDATA[Bizler de biliyoruz haklı ile haksızın savaşında tarafsız kalmanın aslında haksızlığa destek olacağını.Bizler de biliyoruz&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bizler de biliyoruz haklı ile haksızın savaşında tarafsız kalmanın aslında haksızlığa destek olacağını.Bizler de biliyoruz darbe anayasası değiştirilirken &#8220;hayır&#8221; demenin büyük bir hata olacağını.<br />
Ama anlayamıyoruz bu güç elinizdeyken neden bu kadar eksik bir anayasa hazırladığınızı ve gözümüzün içine baka baka bu kadar yetersiz bir anayasa değişikliğiyle yetinmemizi istediğinizi.<br />
Anlayamıyoruz; YÖK&#8217;ün, 28 Şubat&#8217;ın, ikna odalarının, kıyafeti ve inançları sebebiyle okulundan atılan yüzlerce gencin sorunlarının, seçim kanunu, dini eğitim yaşı, partiler kanunu, dokunulmazlıkların neden önemsenmediğini.<br />
Bütün bunlarla ilgili tedbirlerin bu yeni anayasada neden yer almadığını anlayamıyoruz. Üstelik seçim meydanlarında hepsiyle ilgili verdiğiniz sözler hala kulaklarımızdayken.<br />
Haftalardır bu referandumda, 12 Eylül&#8217;ü bütün ailesiyle büyük sıkıntılarla yaşamış, o dönemde neler olduğunu çok iyi bilen o dönemin genç bir lise ve üniversite öğrencisi olarak &#8220;hayır&#8221; demeyeceğimi ama kasti olarak dayatılan bu kadar eksikle &#8220;evet&#8221; demenin de çok zor olduğunu yazıyorum.<br />
Fakat aldığım cevaplar ortada; sen nasıl evet demezsin, sen aslında evet diyorsun da bu şekilde kurnazca evet reklamı yapıyorsun, hayır dememekte aslında hayır&#8217;ı desteklemektir, aslında sen hayır&#8217;cısın gibi sitem dolu, izahtan uzak hatta dedikodudan öteye geçemeyen onlarca mail, telefon. Hele hele siyasilerin tavırları ve yazdıklarım konusunda söylemleri çok daha ilginç ama onları burada yazmayayım.<br />
Zaten liderler boy savaşına girmişken, birbirlerinin soylarıyla uğraşırken, villa alıp villa satarken kısaca liderler seviyeyi bu kadar düşürmüşken bizim gibi çantada keklik olmayanları kim, nasıl ikna edecek merak ediyorum. Gerçi her iki tarafın da bu şekil bir ihtiyacı olduğunu da düşünmüyorum ya neyse.<br />
Biri benim boyum senin boyundan uzun al tepe tepe kullan diyor, bir diğeri benim boyum kısa ama ben de neler var neler diyor. Utanıyorum ve biz bu adamlara mı layığız diyorum.<br />
Siyasetin seviyesi bu kadar düşmüşken hatta çukurlaşmışken tabi ki azıcık doğruları yazmaya kalkanlar, doğru soruları soranlar, Allah, Vatan ve millet için bir şeyler yapmaya çalışanlar göze batıyorlar ve saçmalamış gibi oluyorlar bunu da görüyorum.<br />
Hani ramazan geldi en azından Allah&#8217;a, oruca, millete saygısı olanlar ramazan ayının manevi ikliminden de etkilenerek daha seviyeli davranırlar, konuşurlar diye bekledik. Ne mümkün, liderlerin ve beyinlerini liderlerine teslim etmiş, kendi tabirleriyle onların vagonluğunu yapan kişilerin gıybet, iftira ve dedikodu savaşı daha bir hızlandı ve üstelik iftar sofralarında bile devam eder oldu.<br />
Bu arada söylediğim gibi bu seviyesizlik bizim sorularımızı da arada kaynattı ve kimse bunlara cevap verme ihtiyacı hissetmedi. Çünkü liderlere baktığınızda onlar kimseyi ikna etme çabasında değiller, tek dertleri kendi tabanlarına hitap etmek ve eldeki seçmeni memnun etmek.<br />
Yoksa koca koca okumuş yazmış insanların boy, pos, soy, sop, villa, gömlek, pantolon üzerinden siyaset yapmaları pek inandırıcı gelmiyor bana.<br />
Bu bizlere bir tek şeyi ispatlıyor Türk Milletinin düştüğü acınacak ve ağlanacak durumu. Liderler de Türk Milletini, yani bizleri bu seviyelerde görüyorlar.<br />
Bu bir reyting savaşıdır ve kavgalı dövüşlü filmler, kavgayı iyi beceren kişiler daha çok müşteri çeker. Mesela Sayın Başbakan &#8220;benim boyum 1.85 al tepe tepe kullan&#8221; dediği zaman ne demek istemiştir, insanların bu cümle karşısında attıkları çığlıklar ve yaptıkları alkışlar neyin göstergesidir bunun sosyolojik analizinin yapılması gerekir.<br />
Tekrar soruyorum iki ay evvel &#8220;hayır&#8221; demeyeceğini açıklamış biri olarak beni &#8220;evet&#8221; demeye ikna edecek biri var mı?<br />
Liderleri ve onları ne derlerse desinler onaylamaktan başka çaresi olmayanları dinliyorum ve emin olun her üç liderin de söylediği önemli bir şey göremiyorum.<br />
Biri hayır oyu verecekleri şer cephesi olarak tarif ediyor, bir diğeri evet diyecekleri vatan hainliğiyle suçluyor.<br />
Peki, bir yıl sonra seçim yapılacak bir ülkede sizlerin kalkıp halkı bu kadar bölmeye, ortamı bu kadar germeye hakkınız var mı?<br />
Sizler önümüzdeki seçimde şer cephesinde yer alanlar veya vatan hainleri diye insanları ayırıp ona göre mi oy isteyeceksiniz. Şer cephesinde yer alanlar bana oy vermesin, vatan haini olanlar benim partimden uzak dursun mu diyeceksiniz?<br />
Şimdi söylediklerinizden dolayı önümüzdeki seçimlerde hiç mi utanmayacaksınız?<br />
Ama ne yazık ki siyasilerin ve özellikle liderlerin değişmez bir özelliği var ve bu özellik hangi kanattan, hangi inançtan gelirse gelsin değişmiyor. İnsan siyasete girince bütün gömleklerini çıkarıyor ve siyasetçi gömleğini giyiyor ve diyor ki &#8220;Siyasette dün dündür, bugün bugündür&#8221;<br />
Bu arada benim sorularım yine arada kaynadı gitti.<br />
Belki bir dahaki sefere sorularımı sorar ve derdimi anlatabilirim.</p>
<p>Ahmet Berhan YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/12469-bizler-de-biliyoruz-bitaraf-olanin-bertaraf-olacagini/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>DÜN DÜNDÜR, BUGÜN BUGÜNDÜR</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/12418-dun-dundur-bugun-bugundur</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/12418-dun-dundur-bugun-bugundur#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 07:03:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=12418</guid>
		<description><![CDATA[Bizler de biliyoruz bitaraf olanın bertaraf olacağını.
Bizler de biliyoruz haklı ile haksızın savaşında tarafsız kalmanın&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bizler de biliyoruz bitaraf olanın bertaraf olacağını.</p>
<p>Bizler de biliyoruz haklı ile haksızın savaşında tarafsız kalmanın aslında haksızlığa destek olacağını.</p>
<p>Bizler de biliyoruz darbe anayasası değiştirilirken “hayır” demenin büyük bir hata olacağını.</p>
<p>Ama anlayamıyoruz bu güç elinizdeyken neden bu kadar eksik bir anayasa hazırladığınızı ve gözümüzün içine baka baka bu kadar yetersiz bir anayasa değişikliğiyle yetinmemizi istediğinizi.</p>
<p>Anlayamıyoruz; YÖK’ün, 28 Şubat’ın, ikna odalarının, kıyafeti ve inançları sebebiyle okulundan atılan yüzlerce gencin sorunlarının, seçim kanunu, dini eğitim yaşı, partiler kanunu, dokunulmazlıkların neden önemsenmediğini.</p>
<p>Bütün bunlarla ilgili tedbirlerin bu yeni anayasada neden yer almadığını anlayamıyoruz. Üstelik seçim meydanlarında hepsiyle ilgili verdiğiniz sözler hala kulaklarımızdayken.</p>
<p>Haftalardır bu referandumda, 12 Eylül’ü bütün ailesiyle büyük sıkıntılarla yaşamış, o dönemde neler olduğunu çok iyi bilen o dönemin genç bir lise ve üniversite öğrencisi olarak “hayır” demeyeceğimi ama kasti olarak dayatılan bu kadar eksikle “evet” demenin de çok zor olduğunu yazıyorum.</p>
<p>Fakat aldığım cevaplar ortada; sen nasıl evet demezsin, sen aslında evet diyorsun da bu şekilde kurnazca evet reklamı yapıyorsun, hayır dememekte aslında hayır’ı desteklemektir, aslında sen hayır’cısın gibi sitem dolu, izahtan uzak hatta dedikodudan öteye geçemeyen onlarca mail, telefon. Hele hele siyasilerin tavırları ve yazdıklarım konusunda söylemleri çok daha ilginç ama onları burada yazmayayım.</p>
<p>Zaten liderler boy savaşına girmişken, birbirlerinin soylarıyla uğraşırken, villa alıp villa satarken kısaca liderler seviyeyi bu kadar düşürmüşken bizim gibi çantada keklik olmayanları kim, nasıl ikna edecek merak ediyorum. Gerçi her iki tarafın da bu şekil bir ihtiyacı olduğunu da düşünmüyorum ya neyse.</p>
<p>Biri benim boyum senin boyundan uzun al tepe tepe kullan diyor, bir diğeri benim boyum kısa ama ben de neler var neler diyor. Utanıyorum ve biz bu adamlara mı layığız diyorum.</p>
<p>Siyasetin seviyesi bu kadar düşmüşken hatta çukurlaşmışken tabi ki azıcık doğruları yazmaya kalkanlar, doğru soruları soranlar, Allah, Vatan ve millet için bir şeyler yapmaya çalışanlar göze batıyorlar ve saçmalamış gibi oluyorlar bunu da görüyorum.</p>
<p>Hani ramazan geldi en azından Allah’a, oruca, millete saygısı olanlar ramazan ayının manevi ikliminden de etkilenerek daha seviyeli davranırlar, konuşurlar diye bekledik. Ne mümkün, liderlerin ve beyinlerini liderlerine teslim etmiş, kendi tabirleriyle onların vagonluğunu yapan kişilerin gıybet, iftira ve dedikodu savaşı daha bir hızlandı ve üstelik iftar sofralarında bile devam eder oldu.</p>
<p>Bu arada söylediğim gibi bu seviyesizlik bizim sorularımızı da arada kaynattı ve kimse bunlara cevap verme ihtiyacı hissetmedi. Çünkü liderlere baktığınızda onlar kimseyi ikna etme çabasında değiller, tek dertleri kendi tabanlarına hitap etmek ve eldeki seçmeni memnun etmek.</p>
<p>Yoksa koca koca okumuş yazmış insanların boy, pos, soy, sop, villa, gömlek, pantolon üzerinden siyaset yapmaları pek inandırıcı gelmiyor bana.</p>
<p>Bu bizlere bir tek şeyi ispatlıyor Türk Milletinin düştüğü acınacak ve ağlanacak durumu. Liderler de Türk Milletini, yani bizleri bu seviyelerde görüyorlar.</p>
<p>Bu bir reyting savaşıdır ve kavgalı dövüşlü filmler, kavgayı iyi beceren kişiler daha çok müşteri çeker. Mesela Sayın Başbakan “benim boyum 1.85 al tepe tepe kullan” dediği zaman ne demek istemiştir, insanların bu cümle karşısında attıkları çığlıklar ve yaptıkları alkışlar neyin göstergesidir bunun sosyolojik analizinin yapılması gerekir.</p>
<p>Tekrar soruyorum iki ay evvel “hayır” demeyeceğini açıklamış biri olarak beni “evet” demeye ikna edecek biri var mı?</p>
<p>Liderleri ve onları ne derlerse desinler onaylamaktan başka çaresi olmayanları dinliyorum ve emin olun her üç liderin de söylediği önemli bir şey göremiyorum.</p>
<p>Biri hayır oyu verecekleri şer cephesi olarak tarif ediyor, bir diğeri evet diyecekleri vatan hainliğiyle suçluyor.</p>
<p>Peki, bir yıl sonra seçim yapılacak bir ülkede sizlerin kalkıp halkı bu kadar bölmeye, ortamı bu kadar germeye hakkınız var mı?</p>
<p>Sizler önümüzdeki seçimde şer cephesinde yer alanlar veya vatan hainleri diye insanları ayırıp ona göre mi oy isteyeceksiniz. Şer cephesinde yer alanlar bana oy vermesin, vatan haini olanlar benim partimden uzak dursun mu diyeceksiniz?</p>
<p>Şimdi söylediklerinizden dolayı önümüzdeki seçimlerde hiç mi utanmayacaksınız?</p>
<p>Ama ne yazık ki siyasilerin ve özellikle liderlerin değişmez bir özelliği var ve bu özellik hangi kanattan, hangi inançtan gelirse gelsin değişmiyor. İnsan siyasete girince bütün gömleklerini çıkarıyor ve siyasetçi gömleğini giyiyor ve diyor ki “Siyasette dün dündür, bugün bugündür”</p>
<p>Bu arada benim sorularım yine arada kaynadı gitti.</p>
<p>Belki bir dahaki sefere sorularımı sorar ve derdimi anlatabilirim.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/12418-dun-dundur-bugun-bugundur/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AYNADAN AKSEDENLER</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/12160-aynadan-aksedenler</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/12160-aynadan-aksedenler#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Aug 2010 10:17:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=12160</guid>
		<description><![CDATA[Ne sizler Hz. Ömer, ne de bizler sahabeler gibiyiz.
Görülüyor ki ne sizlerin Hz. Ömer gibi&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne sizler Hz. Ömer, ne de bizler sahabeler gibiyiz.</p>
<p>Görülüyor ki ne sizlerin Hz. Ömer gibi adaletli hükmetme gibi bir hassasiyetiniz var, ne de bizlerin bunu hak edecek yaşam tarzımız…</p>
<p>Ne sizler hatalarınızı, eksikliklerinizi kabul edebilecek kadar dürüst, olgun ve eleştiriye açıksınız.</p>
<p>Ne de bizler yalansız, riyasız, hak ve hukuk çerçevesinde eleştirecek kadar insaflı ve dürüstüz.</p>
<p>Ne sizler bizlere Hz. Ömer’in kendi yönetiminde olanlara sorduğu gibi</p>
<p>“Bende bir eğrilik görürseniz ne yaparsınız?”  Diye sorarsınız,</p>
<p>Ne de bizler, sorsanız bile; “O zaman seni kılıcımızla düzeltiriz” şeklinde cevap verebiliriz.</p>
<p>Sizler kendinizi hatasız, kusursuz görerek kibriniz ve kendinizi beğenme hastalığınız yüzünden çukurdan çukura inerken bizler de sizin bu halinize karşı sadece arkadan arkaya konuşarak indiğiniz çukurlarda sizlerle birlikte batıyoruz.</p>
<p>Mevlana; Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol sözünü bizlere ve sizlere söylemiş olmalı.</p>
<p>Sizler göründüğünüz gibi değilmişsiniz, bizler de olduğumuz gibi değiliz aslında.</p>
<p>Bizler bunca yılın getirdiği sıkıntılarla ve manevi açlıkla gereğinden fazla güvendik ve inandık sizlere.</p>
<p>Sizleri farklı sandık diğerlerinden ve olmayacak şeyler umut ettik.</p>
<p>Kendi yaşantımıza ve yaptıklarımıza bakmadan dürüst, cesur, yalansız, riyasız adaletli bir yönetim sergilemenizi bekledik sizlerden.</p>
<p>Bizler önümüze konan her şeyi helal, haram ayırt etmeden silip süpürürken, bize sunulan en küçük makamın imkânlarını bile özel yaşantımızda kullanırken, sizlerin Hz. Ömer gibi önüne konan lokmayı ülkemin her ferdi bunu yiyebiliyor mu diye sorgulamadan yememenizi, mesai bitince devletin kandilini söndürmenizi bekledik ve devletin imkânlarıyla saltanat sürmemenizi istedik.</p>
<p>Unuttuk, toplumların neye ve kime layık ise onunla yönetileceği gerçeğini.</p>
<p>Kendi yaşamımıza bakmadan adil, dürüst, hak ve hukuk tanıyan yöneticiler istedik ve yanıldık.</p>
<p>Kısaca haddimizi aştık, hak etmediğimizi istedik ve kendimizi düzeltmeden sizlerin düzelmesini arzu ettik.</p>
<p>Şimdi de çaresiz kaldık çünkü siyaset şeytandandır diye bizlere yıllarca öğüt verenlerin siyasetle bir bütün olduğunu hayretler içinde gördük.</p>
<p>Yıllarca kendi nefsini ve hatta bizim nefsimizi kurtarabilmemiz için uğraşanların dünya makamı için kendilerinin yanı sıra ailelerini bile şekilden şekle soktuğunu seyrettik.</p>
<p>Allah rızası ve milletinin yararı için doğruları ortaya koymak yerine makamı, koltuğu, menfaati adına susanları, korkanları, yalanlara sarılanları izledik.</p>
<p>Allah diyerek onun razı olmadığı işleri yapanları, Peygamber diyerek emanete hıyanet edenleri gördük.</p>
<p>Bütün bunları izlerken kendimizi düzeltmek adına hiçbir şey yapmadık ve toplumlar hak ettikleri gibi yönetilirler gerçeğiyle bir kere daha karşı karşıya kaldık.</p>
<p>Bu durumda da; bütün bu olanlar karşısında aslında suçlunun sizler kadar kendimiz olduğunu çok çok iyi anladık.</p>
<p>Fakat en azından bizler aynaya baktık, kendimizi ve hatalarımızı gördük. Şimdi sıra sizlerde geçin bir boy aynasının karşısına ve kendinizin ne olduğunuzu ve hatalarınızı görün.</p>
<p>Hepimiz hatalarımızı anladığımız ve düzeltmeye başladığımız zaman Allah bizlere ve vatanımıza yardım edecek ve bu terör belası, hırsızlıklar, yolsuzluklar, yoksulluklar, hortumlar, haksız saltanatlar, ahlaksızlıklar mutlaka son bulacak.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/12160-aynadan-aksedenler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SAĞ EL VERSİN, DÜNYA ALEM İZLESİN</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/11948-sag-el-versin-dunya-alem-izlesin</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/11948-sag-el-versin-dunya-alem-izlesin#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Aug 2010 06:20:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=11948</guid>
		<description><![CDATA[Bizim geleneğimizde yapılan iyiliklerin ve yardımın, sadece yardım edilen ve yardım eden kişi arasında kalması&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bizim geleneğimizde yapılan iyiliklerin ve yardımın, sadece yardım edilen ve yardım eden kişi arasında kalması gerektiğini ve hatta yardım edilenin bile kimden yardım aldığını bilmemesinin doğru olduğunu anlatan harika bir söz vardır “sağ elin verdiğini sol el görmesin”</p>
<p>Ramazanın gelmiş olmasıyla birlikte yine her türlü siyasi ve kişisel reklama dönük yardımların geçen yıllarda olduğu gibi insanlara onur kırıcı bir şekilde dağıtılmaması, iftar çadırlarında siyasal teşhire yönelik şovlar sergilenmemesi, onlarca reklam severin yardım ve hayır adı altında ortalıklara düşmemesi temennisiyle olanlara bakalım.</p>
<p>Ramazan günlerinde kurulan iftar çadırlarına basını, kameraları çağırarak her türlü gösteriyi yapan siyasetçiler, sanatçılar veya zenginler “sağ elin verdiğini sol el görmesin” cümlesinden ne anlamaktadırlar merak ederim.</p>
<p>Gittikleri fakir evlerinden seçmenlerine canlı yayın yaptıran, güya hayırseverliklerini sergilemek için o kişilerin fakirliğini ve çaresizliğini teşhir edenlerin böylesi tavırlara girmelerini anlayamıyorum.<br />
Aslında gayet iyi niyetle başlatılan ve geleneklerimize de uygun olan iftar çadırları siyasilerin, partilerin, belediyelerin oy toplama, bazı kişilerinde kendi reklamlarına yönelik davranışları sebebiyle iyilik ve yardım olmaktan çıkmış birer menfaat çadırına dönüşmüştür.</p>
<p>Bilmem kim beyin-hanımın çadırı, şu belediyenin-bu partinin çadırı yetmezmiş gibi her iftar sonrası dua kısmında bütün bu insanları doyuran olarak yapılan konuşmalar yardımın, sadakanın gizli olmasını, gizli kalmasını isteyen dinimizle ne derece bağdaşıyor cevabı açıktır.</p>
<p>Hele hele devletin veya başka insanların parasıyla parti veya belediye amblemli torbalarla evlere dağıtılan yardımlar veya kamyon arkalarından insanları birbirine ezdirerek dağıtılan paketler için söylenecek söz yoktur. Bu çok acıtıcı ve kahredici bir durumdur.</p>
<p>Yardım Allah rızası için yapılıyorsa, karşılığı Allah’tan bekleniyorsa, işin içinde siyasi veya kişisel reklam yoksa gizlice yapılmalı değil midir?</p>
<p>Diğer taraftan insanların onuru kırma pahasına, onlar için incitici ve üzücü bir şekilde teşhire, reklama yönelik yardımların amacı da bellidir. Bütün bunlar karşılığı Allah’tan değil kullardan beklenen etkinliklerdir.</p>
<p> İnsanların yoksulluğundan, sıkıntılarından faydalanmak, onları bir araya toplayıp birbirlerini ezerek bir torba kapmak için onurlarını bir kenara koyarak birbirlerinin üzerine çıkmalarına sebep olmak nasıl bir yardım şeklidir anlaşılamaz<br />
Bu şekil siyasi amaçlı veya reklama yönelik olanı yardım değil teşhirdir ve bu resmen ibadeti reklama dönüştürmek, din üzerinden çıkar sağlamaktır ki bunun hesabı hepimiz için ağır olur.</p>
<p>Son olarak; Bu gibi hayır işlerini, yardımları usulünce, gerektiği gibi yapan, sosyal dayanışma, yardımlaşmanın ne olduğunu, nasıl yapılması gerektiğini bilen ve sayısı diğerlerinden çok daha fazla olan gerçek hayırseverleri saygıyla selamlıyorum.</p>
<p>A.Berhan YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/11948-sag-el-versin-dunya-alem-izlesin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YA ŞUNDADIR YA BUNDA</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/11725-ya-sundadir-ya-bunda</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/11725-ya-sundadir-ya-bunda#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Aug 2010 07:57:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=11725</guid>
		<description><![CDATA[Kırk yıldır sövdüklerine sarılıyorlar.
Kırk yıldır reddettiklerini bugün kabul ediyorlar:
Bir taraf Hz. Ömer adaleti diyor, kul&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kırk yıldır sövdüklerine sarılıyorlar.</p>
<p>Kırk yıldır reddettiklerini bugün kabul ediyorlar:</p>
<p>Bir taraf Hz. Ömer adaleti diyor, kul hakkı diyor,</p>
<p>Ama laiklik elden gitmiyor,</p>
<p>Diğer taraf Nazım Hikmet’i meğer ne çok severmiş,</p>
<p>Ezbere bilirmiş Nevzat Çelik şiirlerini, Ahmet Kaya şarkılarını.</p>
<p>Demokrasi bu olsa gerek, işine gelene sarılmak.</p>
<p>Dünya dönüyor ya, insanlar da dönecek elbet.</p>
<p>Hiçbir şey durduğu yerde durmuyor keza hiçbiri de…</p>
<p>Bu hızı benim bünyem kaldırmıyor.</p>
<p>Ve benim de başım dönüyor.</p>
<p>Evet, büyük yazarın dediği gibi;</p>
<p>“İdraklerimize deli gömlekleri giydiriyor” birileri.</p>
<p>İçimden sizin evetinize de, hayırınıza da demek geliyor.</p>
<p>Hele hele hangi taraftan olursa olsun,</p>
<p>Dinimizi bu referandumda kullananlara,</p>
<p>Dini referans göstererek taraftar bulmaya çalışanlara,</p>
<p>Allah’tan korkun ve utanın diyorum.</p>
<p>Evet &#8211; hayır mı oynuyoruz ne,</p>
<p>Ya şundadır, ya bunda,</p>
<p>Ülkem düştü sandığa.</p>
<p>Erkan Yolaç’ın dediği gibi,</p>
<p>Evet ya da hayır demeyeceksiniz,</p>
<p>Bu iki kelimeyi de kullanırsanız kaybedeceksiniz.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/11725-ya-sundadir-ya-bunda/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>12 EYLÜL İLE HESAPLAŞMAK</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/11501-11501</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/11501-11501#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 07:05:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=11501</guid>
		<description><![CDATA[12 Eylül ile hesaplaşırken haksız yere bedenleri öldürülenlerin yanında en az onlar kadar önemli ve&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>12 Eylül ile hesaplaşırken haksız yere bedenleri öldürülenlerin yanında en az onlar kadar önemli ve acı olan değerleri, inançları ve dolayısıyla beyinleri öldürülen gençlerin unutulmaması gerekir.</p>
<p>Bugün yaşadığımız birçok sıkıntının sebebi o dönemde kimliksiz ve kişiliksiz yetiştirilmiş gençlerin bugün birçok yerde söz sahibi olmaları değil midir?</p>
<p>1980 sonrası yetişen veya yetiştirilen gençlerin üzerine oynanan zalimce oyunlar ve onların beyinlerinin nasıl yıkandığı yeterince önemsenmedikçe bu ülke gençliği daha çok sıkıntı yaşayacaktır.</p>
<p>O dönemde yapılan ve başarılanlara baktığımızda bugün daha ileri yaşlara gelmiş bile olsalar;</p>
<p>İnançlarından uzaklaştırılmış, milli ve manevi duygularından arındırılmış, okumayan, öğrenmeyen, bilmeyen ve tek hedefi para kazanmak, çalışmadan köşe dönmek olan bir gençlik görüyoruz.</p>
<p>Beynini kullanamayan ve kullanması için başkalarına teslim eden bir kuşakla karşı karşıya kalıyoruz.</p>
<p>Sağcı, solcu, dindar, milliyetçi, sosyalist herhangi bir değeri olmayan, olsa da anında kıvırtabilen, sadece ye, iç, gez ve tüket gençliğiyle dünyamızı paylaşıyoruz.</p>
<p>Milli ve dini duyguların geri plana itildiği, her şeyin para ve güç zannettirildiği, paraya, makama, güce teslim olmak üzere yetiştirilen ve bugün semeresi alınan doyumsuz ve sorumsuz bir gençliği seyrediyoruz.</p>
<p>Bu gençlik; hangi inanca sahip olursa olsun fikirlerini beyan edemeyen, savunamayan, inançlarını yaşayamayan korkakların fikirsizliği ideolojileştirdiği bir dönemden geliyor ve bugün de aynı şeyler yaşanıyor.</p>
<p>Bugün futbol sevdalılarının vatan sevdalılarından daha heyecanlı, daha çok sayıda olmasını neye bağlayabiliriz?</p>
<p>Bugün para, makam veya güç için inançlarını, kutsallarını veya bütün değerlerini bir kenara itebilenler hangi dönem gençleridir acaba?</p>
<p>Bugün partisi, lideri, futbol takımı gibi geçici hevesler için her şeyini feda edebilenler, insanların ve hatta ana babalarının bile kalplerini kırabilenler, hatta ana baba katili olabilenler hangi sefil dönemin eseridir acaba?</p>
<p>Bugün 40 yıl savunduğu değerlerini, inançlarını bir makam koltuğu için rahatlıkla terk edebilenlerin böylesi rahat kimlik ve kişilik değiştirebilmeleri neyin sonucudur acaba?</p>
<p>Bu beyinleri esir alınmış insanların hali, haksız yere idam edilmiş insanların düştüğü durum kadar acı, incitici ve ağlanması gereken bir durum değil midir?</p>
<p> Bütün bu gençler ki artık genç değiller, birilerinin kendi ikballeri için bilerek ve isteyerek bütün değerlerinden uzaklaştırdığı bir nesil olarak tarihe geçmeyecek midir?</p>
<p>O günün gençleri, bugünün makam, mevki para sahipleri olarak, güç karşısında hala korkak, hala kimliksiz davrananlar; birilerinin dünyevi hırsları adına her kılığa, kimliğe girebilen bireyler değil midir?</p>
<p>İşte bu nedenledir ki bizler 12 Eylül ile hesaplaşırken ölenlere tabi ki ağlamalıyız ama öncelikle ve büyük bir hızla makamı, gücü ve parayı her türlü değerin üstünde gören kimliksizliğe, zavallılığa ve dönekliğe çare bulmalıyız.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/11501-11501/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EVET Mİ HAYIR MI SÖYLE BANA NEDİR SENİN CEVABIN?</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/11310-evet-mi-hayir-mi-soyle-bana-nedir-senin-cevabin</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/11310-evet-mi-hayir-mi-soyle-bana-nedir-senin-cevabin#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 09:36:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=11310</guid>
		<description><![CDATA[Geçen haftaki yazımda; Bugünkü iktidarı muhalefete, muhalefeti de iktidara koyunuz, referandum konusunda söylemleri hemen değişecek,&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen haftaki yazımda; Bugünkü iktidarı muhalefete, muhalefeti de iktidara koyunuz, referandum konusunda söylemleri hemen değişecek, hayır diyenler evet’çi, evet diyenler ise hayır’cı olacak demiştim. Bunu da özellikle siyasiler ve parti liderleri adına söylemiştim.</p>
<p>Bu hafta boyunca aldığım mailler, telefonlar veya konuştuğum insanlar ki bunların içersinde siyasiler de var, benim bu konuda ne kadar haklı olduğumu gösterdi.</p>
<p>Çünkü doğru bilgilenmek için yeni anayasayı okumuş, bu referandumla ilgilenen, referanduma ne sebeple evet veya ne sebeple hayır diyeceğini bilen insanların sayısı siyasiler de dâhil çok az. Bu konuda halkı bilgilendirmesi gerekenler bile siyasi konuşuyorlar. Bir ülkenin anayasası hazırlanırken siyasi söylemlerin ne işi var dediğinizde de bunun aslında anayasanın yenilenmesinden ziyade siyasi hırsların ve kurumların savaşı olduğunu işitiyorsunuz.</p>
<p>Peki, insanlar anayasayı değerlendirmiyorsa, ne olduğunu bilmiyorsa neye göre evet veya hayır diyecekler? Bunun cevabı bu hafta içi bu konuyu konuşurken okuryazarlığı ve bu işlerle de yakın ilgisi olan bir dostumun verdiği cevapta gizli. Kendisine evet mi vereceksin, hayır mı diye sorduğumda aldığım cevap;</p>
<p>- “Evet” verecekmişiz, öyle diyorlar. Oluyor.</p>
<p>Referanduma parti veya farklı taassuplarla evet veya hayır denileceğini hepimiz biliyoruz ki zaten AK Parti liderinden aldığı güç ve bu milletin Recep Tayyip Erdoğan’a olan sevgisine, ilgisine güvenerek referandumdan çıkacak sonucun kendi istediği gibi olacağına inanıyor ve haksız da sayılmaz. Bu söylemi bir adım daha öne götüreyim Tayyip Erdoğan olmasa bu anayasa “evet” alamaz.</p>
<p>Zaten dün akşam Bülent Arınç bir televizyon kanalında bunu çok net ortaya koydu ve bir lider referanduma evet veya hayır denecek dediği zaman eğer onun seçmenleri bu karara uymuyorsa o kişinin liderliği sorgulanır dedi.</p>
<p>Demek ki mesele liderde bitiyor. Bu halk, anayasayı onaylarken veya reddederken neyi kabul veya reddettiğini bilip de ne yapacak önemli olan liderin kararı. Bu da Türk usulü demokrasi oluyor sanırım.</p>
<p>Bu referandumda en büyük sıkıntıyı ben ve benim gibi 12 Eylül anayasasının değişmesi gerektiğini düşünenler ve bu iktidarın söylemlerinden yeni anayasa konusunda yüksek beklentileri olanlar yaşıyor.</p>
<p>Bir tarafta mutlaka değişmesi gereken bir anayasa diğer tarafta çok şeyler beklediğiniz ama beklentilerinizi bulamadığınız yeni bir anayasa. Böylesi güçlü bir iktidarın hazırladığı anayasa bu olmamalıydı ve değişmesi gereken bu anayasa karşımıza ne çıkarsa çıksın onu tercih edelim noktasına da getirilmemeliydi. </p>
<p>Demokrasi bütün kurumlarıyla bu ülkeye yerleştirilmek isteniyorsa YÖK, dokunulmazlıklar, Partiler Kanunu, Seçim Yasası, kılık kıyafet zulmü, dini eğitim yaşına getirilen sınırlama konusunda verilen sözler de unutulmamalı ve yerine getirilmeliydi.</p>
<p>Kurumlarında, partilerinde, meclisinde demokrasi olmayan, birilerinin çok özel kanunlarla korunduğu, özel dokunulmazlıklara sahip olduğu, birilerinin devletin her türlü maddi ve manevi imkânını, gücünü sınırsız kullandığı ülkemizde bu gibi antidemokratik ve insani değerlerin yok sayıldığı uygulamalara yeni anayasa da dur demiyorsa demokrasi ve yenilik bunun neresinde kalıyor.</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/11310-evet-mi-hayir-mi-soyle-bana-nedir-senin-cevabin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İktidar İle Muhalefet Yer Değiştirse Referanduma Ne Derler</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/11144-iktidar-ile-muhalefet-yer-degistirse-referanduma-ne-derler</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/11144-iktidar-ile-muhalefet-yer-degistirse-referanduma-ne-derler#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 06:54:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=11144</guid>
		<description><![CDATA[12 Eylül şimdi de yeni anayasanın halkoyuna sunulacağı gün olarak gündemde. Bu referandumu her siyasi&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>12 Eylül şimdi de yeni anayasanın halkoyuna sunulacağı gün olarak gündemde. Bu referandumu her siyasi parti kendine göre ele aldığı için halkoylaması bir kör dövüşüne dönmüş durumda.<br />
Anlayacağınız burada toplumdan ziyade kendini düşünen ve partisinin gücünü ortaya koymak isteyen zihniyetler çarpışıyor.<br />
Bizler gayet net olarak biliyoruz ki bugünkü iktidarı muhalefete, muhalefeti de iktidara koyunuz oyların rengi hemen değişecek ve hayır diyen evet’çi, evet diyen ise hayır’cı olacak. Çünkü bu ülkede siyaset amaçsız ve gereksiz bir şekilde, bir diğerine karşı olmaktan öteye gidemiyor.<br />
12 Eylül Anayasasının değişmesini canı gönülden arzu eden biri olarak burada yeni anayasaya evet veya hayır denilmesi konusunda henüz bir fikir beyan etmeyeceğim fakat 12 Eylül’ü ve 28 Şubat’ı gerçekleştirenler yargılanmadan 12 Eylül’den intikam alınması veya 12 Eylül ile hesap görülmesi gibi söylemler havada kalıyor.<br />
Yine aynı şekilde 28 Şubat ve sonrası süreçle ilgili ne bir adım ne de bir gelişme yokken, binlerce insan okulundan, mesleğinden ve geleceğinden olmuşken, haksızlığa uğramışken bu insanları ve bu insanların hakkını ve hukukunu yok sayar gibi bu konuda hiçbir kanuni tedbire ve düzenlemeye gidilmemesi neyin nesidir anlamıyorum.<br />
28 Şubat ve 12 Eylül’ü gerçekleştirenler ile ilgili hiçbir yargılamaya gidilmeden, kanuni tedbir almadan 12 Eylül Anayasasına savaş açanlar “eşeğe gücü yetmeyenler, öcünü eşeğin semerinden alır” darbı meselini hatırlatıyorlar.<br />
Son olarak televizyonlarda tartışanlar, bu konuda konuşan uzmanlar ve özellikle yeni anayasayı okumuş olduğunu tahmin ettiğim çok az sayıda siyasetçiye seslenmek istiyorum; bu kadar teknik konuşmak yerine benim anlayacağım şekilde bir şeyler anlatırlarsa ben de bir karar verebilirim. Ama bu kanuna AK Partililer evet, diğerleri hayır vermelidir gibi bir yaklaşım varsa bu halka saygısızlıktır ve halkı adam yerine koymamaktır.<br />
Öyle ki biz burada anayasamızı oylayacağız bir parti programını değil. Çünkü partiler, insanlar geçicidir ama anayasa kalıcıdır. Böyle olunca da bugün işimize gelen iktidar yarın değişince ortada kalma ihtimalimiz doğar.<br />
Eğer anayasa iktidara farklı bir güç veriyorsa, yeni gelen iktidar da anayasayı kendine göre, kendi gücünü sergilemek için kullanacaktır ve olan yine bizlere, bu topluma olacaktır.</p>
<p>A.Berhan YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/11144-iktidar-ile-muhalefet-yer-degistirse-referanduma-ne-derler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BIRAK SARHOŞU KENDİ UYANSIN</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/10918-birak-sarhosu-kendi-uyansin</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/10918-birak-sarhosu-kendi-uyansin#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Jul 2010 07:12:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=10918</guid>
		<description><![CDATA[Kendi dünyevi arzularına her türlü yolu kullanarak ulaşan insanlar istediklerini elde ettikten sonra hoşgörüyü, adaleti&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kendi dünyevi arzularına her türlü yolu kullanarak ulaşan insanlar istediklerini elde ettikten sonra hoşgörüyü, adaleti ve demokrasiyi unutuveriyorlar. Öte yandan elde ettikleri gücü korumak amacıyla yaşantılarının hiçbir anında inanmadıkları demokrasi, özgürlük, eşitlik, insan hakları söylemleriyle de insanları aldatıyorlar.  <br />
Bu insanlar milliyetçi, solcu, dinci (dindar değil) veya her neci olurlarsa olsunlar menfaatleri gerektirdiği an, ne olmaları gerekiyorsa onu olurlar.<br />
Öyle ki çok farklı örgüt, tarikat, cemaat, mezhep, dinden gelmiş olsalar bile dünya menfaatleri onları aynı noktada birleştirdiği zaman birden bire kol kola yürümeye başlarlar. Bu dönekliklerinden ve inançlarına ihanetten hiç de hayâ etmeyen bu insanlar yaptıklarına da kendilerince hemen bir fetva, kılıf bulurlar.</p>
<p>Yukarıda bahsettiğimiz insanların makam, şöhret, para gibi zaaflarını rahatlıkla kullanarak toplumların geleceğini kendi hesaplarına göre tasarlayan güçler; Bu insanlar aracılığıyla gelecek korkusunu ve maddi kaygıları insanların yüreğine yerleştirmeyi hedeflerler. Böylece inançlı insanları bile paranın, gücün ve makamın dünyada saygı duyulması ve hatta itaat edilmesi gereken en önemli üç otorite olduğuna inandırırlar.<br />
Bunun sonucu Allah’a itaatin yerine zalim bile olsa otoriteye, güce, makama, paraya itaat edilmesi gerekliliği düşüncesi her bireye dayatılır ve inandırılır. <br />
Dünyamızda gücü elinde bulunduranlar inançlarından uzaklaşmış insanlardan oluşan bir toplum isterler. Çünkü inançları zayıf olan ve hedefi olmayan insanlar çabucak köleleştirilebilirler, korkak olurlar ve çok çabuk aldatılabilirler. Şaşırmamanız gereken bir durum, bu gibi aldanmış, aldatılmış insanlara önemli makamlarda da rastlayabileceğiniz gerçeğidir.</p>
<p>Dikkat edilirse günümüzde sistem ve onu yönlendirenler; dinin yerini partilerle, hakkın hukukun yerini de para ve güçle ikame etmektedir.<br />
Bu durumda bir tarafta inançları ve insanları sömürenler, diğer tarafta sömürülenlerden ibaret bir toplum yapısı karşımıza çıkar. İşin garibi sömürülen insanlar kendilerinden birilerini ve hatta bizzat kendilerini iktidarda zannettikleri için hallerinden şikâyetçi de değildirler çünkü maddi, manevi ne kaybettiklerinin farkında değildirler.</p>
<p>Sonuçta kargaşadan, huzursuzluktan, açlıktan, kutsalları kullanmaktan güç alan iktidarlar, iktidar beklentisi içinde olanlar ve bu iktidarları kutsayan korkak, beceriksiz ve bütün değerlerini düşünmeden birilerine, bir yerlere teslim edebilen bir toplum modeliyle karşı karşıya kalınır.<br />
Televizyonlarda, gazetelerde, internet haberleşme ağlarında ve hatta rüyasında bile dezenformasyona uğrayan beyinler, karnını doyurmaktan başka bir derdi olmayan insanlar, beynini bir yerlere kiraya vererek sorumluluklarından kaçanlar ve bir daha uyanmamak üzere uyutulan bir millet karşımıza çıkar.</p>
<p>Bütün bunların sonucu; üzerine ölü toprağı serpilmiş, vatan, millet ve inançları için hiçbir mücadele, fedakârlık yapmayan, oy verip sonra televizyonların karşısına geçerek oy verdiği kişilerin vatanını, milletini, dinini, imanını kurtarmasını bekleyen aldanmış insanlar.</p>
<p>Ve yaptığımız en büyük hata; Allah’tan beklememiz gerekeni insanlardan beklemek, Allah’tan istememiz gerekeni başkasından istemek, bilerek veya bilmeyerek Allah yerine partiye, lidere, güçlü gördüğü insanlara sığınmak.<br />
Ve belki de en doğru sözü söyleyen “bırak sarhoşu kendi uyansın” diyen can dostumun uyarısı. </p>
<p>Ahmet Berhan YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/10918-birak-sarhosu-kendi-uyansin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NEYDİ?</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/10622-neydi</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/10622-neydi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Jun 2010 07:27:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=10622</guid>
		<description><![CDATA[Yaptıklarının tümü O’na alışılmadık derecede önemli ve büyük görünüyordu.
Yaptığı her şeyi kahramanca buluyordu.
Yaptığı her şeyi&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaptıklarının tümü O’na alışılmadık derecede önemli ve büyük görünüyordu.<br />
Yaptığı her şeyi kahramanca buluyordu.<br />
Yaptığı her şeyi ilk, en büyük ve başkalarınca yapılamaz sanıyordu.<br />
Peki, neydi onu aldatan?<br />
Neydi, yaptıklarını bu kadar büyük gösteren?<br />
Neydi diğer insanları O’na bu kadar önemsiz gösteren.<br />
Kendisini bu kadar kibirli yapan ve önemli gösteren neydi?<br />
Yaratanın izni olmadan kendi tükürüğünü yutmaya bile gücü olmayan insanı “ben, ben” dedirten neydi?<br />
Yaptığı her şeyin doğru olduğunu ona düşündüren nedendi?<br />
Neydi onu gerçeklere karşı kör eden?<br />
Neydi onu sağır eden,<br />
Neydi onu hissizleştiren.<br />
Ağlarken bile gözyaşı yerine gözlerinden kibir akmasına sebep olan neydi?<br />
İnsanlara gülümserken dudaklarında tebessüm yerine kibir görünmesi neydi?<br />
Neydi, her sabah onu yarı ölümden uyandıran, ayağa kaldıran ve O’nu yaşatan gücü unutturan ve “ben, ben” diye kibirlendiren?<br />
Neydi onu yeryüzünde bu kadar kibirli ve böbürlenerek yürüten?<br />
Ve son olarak;<br />
“İnsanları küçümseyerek ve yersiz bir gurura kapılarak, surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde küstahça, böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni, övüneni, kendisini methedeni, büyüklük taslayanı, böbürleneni şüphesiz ki sevmez.” Ayetine rağmen küçücük bir koltuğa oturan, azıcık güç elde eden hemen herkesin bu ayete muhalefet etmesine sebep olan neydi?</p>
<p>Ahmet Berhan  YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/10622-neydi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İSRAİL ÇEŞİTLEMELERİ</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9783-9783</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9783-9783#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Jun 2010 08:49:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=9783</guid>
		<description><![CDATA[Sayın Başbakanımız “İsrail en iyi dostunu kaybediyor” dediği zaman, İsrail ile “dost” hatta “en iyi&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sayın Başbakanımız “İsrail en iyi dostunu kaybediyor” dediği zaman, İsrail ile “dost” hatta “en iyi dost” kelimelerini aynı cümlede kullandığı için kahroluyoruz.</p>
<p>Ülkemizin Ordusunun İsrail ile tatbikat yapacak olduğunu duyunca ve bunu düşündükçe tüylerimiz diken diken oluyor.</p>
<p>Milletvekillerimizin TBMM’de utanmadan, sıkılmadan birbiriyle yumruklaşırken uyum içersinde &#8220;İsrail Dostluk Grubu” kurduklarını ve Mecliste 247’si Ak Partili, 52’si MHP’li olmak üzere 307 milletvekilinin İsrail dostu olduğunu öğrendiğimizde de binlerce kere kahrolmuştuk.</p>
<p>11 Mayıs 2010 tarihinde Filistinlilerin bütün yalvarmalarına rağmen İsrail’in Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü&#8217;ne (OECD) üyeliğini veto hakkımız varken bunu yapmadığımızda da çok yaralanmıştık ve İsrail ekonomisinin uluslar arası meşruiyetini, güvenilirliğini yükselten bu gelişme İsrail tarafından tarihi başarı olarak ilan edilmişti.</p>
<p>Şimdi soruyorum hem de gayet samimi ve yürekten soruyorum. Mavi Marmara’da gelişen o gaddarca saldırı olmasaydı, dokuz şehit ve onlarca yaralı vermeseydik İsrail hala birlikte askeri tatbikat yapabileceğimiz kadar dost bir ülke miydi?</p>
<p>Mavi Marmara olayı oluncaya kadar neredeydi aklımız?</p>
<p>Bu İsrail daha bir yıl önce 1500’e yakın Filistinliyi fosfor bombalarıyla, topuyla, tüfeğiyle katletmemiş miydi?</p>
<p>Bu İsrail değil mi on yıllardır bölgesinde yaşayanlara zulmeden ve insanları canından, evinden, ocağından eden ve yıllardır uyguladığı ablukayla insanları açlığa, perişanlığa mahkûm eden.</p>
<p>İsrail’in yıllardır süren bu zalimliğine karşın milletvekillerimizin 2008 yılında dostluk grubu kurması hangi akla, vicdana, Müslümanlığa, insanlığa ve de hangi Türklüğe sığar. Bunun izahı var mıdır?</p>
<p>Bu İsrail’le askeri tatbikat yapmak, milyar dolarlık anlaşmalar imzalamak, savunma sanayimizin en can alıcı işlerini onlara ihale etmek onları cesaretlendirmek ve zalimliğine zalimlik katmak değil midir?</p>
<p>Nedir bu yani ortalıklarda bağıracağız, alttan alttan ilişkilerimizi mi sürdüreceğiz? Bu nasıl bir anlayış, nasıl bir insanlık ve nasıl bir yönetim şeklidir.</p>
<p>Bizler hala tanklarımızla ilgi anlaşmaların sürdürülmesinden, insansız uçakların İsrail’den alınacak olmasından ve hala İsrail’le yapılan bir sürü ihalenin, anlaşmanın devam etmesinden rahatsız oluyoruz.</p>
<p>Biz ne dersek diyelim; İsrail Başbakanı Netanyahu hiç umursamaksızın biz yaptığımızla gurur duyuyoruz ve gerekirse yine yaparız diyor.</p>
<p>Her şey aşikâr ortadadır ve duam odur ki yüce Allah göz göre göre zalimlerle dostluk rüzgârları estirenleri, dışarıda başka içeride başka davrananları birer birer farş edecektir ve nitekim ediyor da.</p>
<p>Bir hadis-i şerif ile yazımızın ikinci kısmına geçelim; “Ahir zamanda dünya menfaati için dini alet eden riyakârlar çıkar. Sözleri baldan tatlıdır. Bunlar kuzu postuna bürünmüş birer kurttur.” (Tirmizî)</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>BU NEYİN ZAFERİ</em></strong></p>
<p>Vuran İsrail ölenler biz, onca şehit, onlarca yaralı var.</p>
<p>Gemilere saldıran, el koyan İsrail, insanlarımızı esir alan, kaçıran, hapishanelerde bekleten ve işkence eden İsrail.</p>
<p>Gemide şehit edilen 9 Türk’ten altısını öldüren askere cesaret madalyası takılacağını açıklayan İsrail.</p>
<p>Kısaca saldıran, vuran, kıran, öldüren ve istediğini elde eden İsrail, ama gelin görün ki zafer nidalarını atan bizleriz.</p>
<p>Bizim gönül tellerimize dokunarak konuşan başbakanımızın karşısında bize sanki de savaş açmış bir ülkenin başbakanı olarak yaptığımızın arkasındayım diyerek yapılan insanlık dışı saldırıyla gurur duyan İsrail Başbakanı.</p>
<p>İsrail değil özür dilemek, yaptık yine yaparız söylemleriyle bize kafa tutuyor ve İsrail Dışişleri Bakanı Lieberman ülkemize daha bugün hakaret ediyor yani baskı hiçbir işe yaramamış hatta İsrail iyice azmış.</p>
<p>Bizim ülkemiz sadece askeri tatbikatı ve futbol maçını iptal etmiş ki Yunanistan dâhil birçok ülke aynı şeyi yapmış. Hele hele Nikaragua bizden çok daha sert bir tavır takınmış ve İsrail’le bütün diplomatik ilişkilerini resmen kesmiş.</p>
<p>Biz ne yapıyoruz; insansız uçaklar, tankların modernizasyonu, askeri anlaşmalar için İsrail ile hala aynı masadayız, aynı saflardayız.</p>
<p>Böyle düşmanlığa can feda ve böyle düşmanlık dostlar başına.  </p>
<p>İsrail’de herhalde şu şarkı dillerdedir.</p>
<p>Sen beni sevsen ne olur, sevmesen ne olur.</p>
<p>Dünya benim emrimde, gerisi boştur.</p>
<p>Buyurun bakın; hala Avrupa, ABD küsmesin ve bize karşı hoşgörülü olsun diye çabalayan herkese Allah ne diyor; “Sen onların dinine, inançlarına tabi olmadıkça, uymadıkça ne Yahudiler ne de Hıristiyanlar asla senden razı olmazlar ve kabullenmezler.” (Bakara – 120)</p>
<p>Ahmet Berhan YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9783-9783/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ATATÜRK ÜNİVERSİTESİNDEN GURUR ADIMI</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9478-ataturk-universitesinden-gurur-adimi</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9478-ataturk-universitesinden-gurur-adimi#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 May 2010 09:25:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=9478</guid>
		<description><![CDATA[Atatürk Üniversitesi tarafından düzenlenen 1.Avrasya İpek Yolu Üniversiteleri Toplantısı yaklaşık 70 Üniversiteyi bir araya getirmesiyle&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Atatürk Üniversitesi tarafından düzenlenen 1.Avrasya İpek Yolu Üniversiteleri Toplantısı yaklaşık 70 Üniversiteyi bir araya getirmesiyle hem Üniversitemize hem de Erzurum’a önemli, gururlu günler yaşatıyor.</p>
<p>28 Mayısta başlayan ve Yükseköğretimde Yeni Yaklaşımlar ve İşbirliği Arayışları başlığı altında üniversiteleri bir araya getiren toplantıda üniversiteler arası işbirliği imkânları ve üniversitelerin sorunları tartışılıyor.</p>
<p>Atatürk Üniversitesi bölgemiz ülkeleri ve çevre illerimizin üniversiteleri için lokomotif olabilecek kalitede ve güçte bir üniversitedir ve 70 üniversiteyi bir araya getiren bu toplantıyla bu konumunu güçlendirmiştir.</p>
<p>Bu toplantıda atılacak adımlar, imzalanacak olan protokoller, alınacak kararlar üniversitemizi ve dolayısıyla şehrimizi mutlaka bir adım daha ileriye taşıyacaktır. Atatürk Üniversitesinden başka tutunacak dalı olmayan Erzurum için bu durum çok büyük bir ehemmiyet arz etmektedir.</p>
<p>Şehrimizde misafir olarak bulunan rektörlerin içinde Atatürk Üniversitesi’nde yetişmiş olanların bulunması da bizler için hem gurur hem de avantaj teşkil etmektedir.</p>
<p>Üniversitemizi bu gayretinden dolayı destekliyor ve can-ı gönülden tebrik ediyorum.</p>
<p><strong>TÜRKÇE OLİMPİYATLARI</strong></p>
<p>Özellikle İngilizce konuştuğunda kendini daha bir adam zannedenlerin ülkesi olan Türkiye’mizin ana dilinin beyazı, sarısı, siyahıyla her ırktan ve her ülkeden gençler, çocuklar tarafından konuşulduğunu her gördüğümde gözyaşlarıma engel olamıyorum.</p>
<p>Türkçemizin başka ülkelerde öğretiliyor olduğunu görmek, bilmek bana her zaman garip bir iç huzuru veriyor.</p>
<p>Türkçe Olimpiyatları; ülkemizde hepimizin İngilizce konuşmaya çabaladığı ve ne yazık ki bununla gurur duyduğu şu dönemde kalbimize bir ferahlık vermektedir. Ben sanıyorum ki başka bir ülkenin dilini konuşabiliyor olmaktan gurur duyan ve bunu her fırsatta göstermeye çalışan nadir birkaç milletten biriyizdir.</p>
<p>Kısaca hepimiz altına üstüne bakmadan, sağa sola çekmeden başka ülkelerde Türk Okulları açan, o okullarda okuyan çocuklara, en azından bir kısmına Türkçe öğreten ve Türkiye’de bu ülkeleri bir araya getirerek Türkçe Olimpiyatlarını yapan, gerçekleştiren ve bizleri mutluluktan gözyaşlarına boğan her bir kişiye teşekkür etmeli ve onlarla gurur duymalıyız.</p>
<p><strong>HAS HALI GERİ DÖNMEZ AMA </strong></p>
<p>Has Halı ile ilgili yazım beklediğimin çok çok üzerinde ilgi gördü. Bu olaya gereksiz yere siyasi yaklaşanlar da oldu, ciddi manada bunu dert edinenler de oldu, ilgili firmaya haksız yere sitem edenler de oldu.</p>
<p>Öncelikle bilinmelidir ki bizim derdimiz ne siyasilerdir ne de siyasettir. Bizim derdimiz Erzurum’dur, Türkiye’dir. Bu sebeple bu sorunu iktidara vurmak amaçlı kullananları da, iktidarı korumak için firmaya haksız sitem edenleri de, olayı işlerine geldiği gibi ele aldıkları için kınıyorum.</p>
<p>Burada mesele açıktır ve nettir; mesele Erzurum’da Has Halı aracılığıyla evine kazanç sağlayan en az bin kişinin artık bu kazançtan yoksun kalmalarıdır. Bu nedenle şehrimizin veya ülkemizin sıkıntılarını dile getirirken bizi kimin, hangi partinin iktidarda olduğu ilgilendirmez. Bizi sorunlarımızın üzerine gidilmesi ve çözülmesi ilgilendirir.</p>
<p>Bu noktada öncelikle; yaklaşık 15 yıldır Erzurum’da çalışan, 2007 yılında Erzurum’a sağladığı istihdam sebebiyle Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası tarafından ödüllendirilen bir firmayı bu şehirde hala tanımayanlar, bilmeyenler varsa bu şehre olan ilgisizliklerinden ve duyarsızlıklarından dolayı utanmalıdırlar.</p>
<p>İkinci olarak; Has Halı kazanç elde etmek üzere kurulmuş bir şirkettir. Daha fazla parayı ve ilgiyi nerede bulursa haklı olarak işlerini oraya kaydıracaktır. Bu sebeple bizler şirketi sorgulayacağımıza böyle bir şirketi elden kaçırdığımız için kendimizi sorgulamalıyız.</p>
<p>Sözü çok uzatmadan bu sorunu dile getirmemizin amacına gelelim; bizim hatalarımızdan, ilgisizliğimizden, duyarsızlığımızdan, bilgisizliğimizden dolayı önemli bir firma Erzurum’u terk etmiştir. Bu durumda bizler bundan çıkarabilirsek bir ders çıkarmalıyız, hatalarımızı ve eksiklerimizi görmeliyiz.</p>
<p>Çok daha önemlisi; Demek ki Erzurum’da ve birçok ilçemizde yetişmiş, dokuduğu halılarla dünya birincisi olmuş mahir eller, ustalar vardır. Bu elleri boş bırakmamak boynumuzun borcudur.</p>
<p>Bu konuyla bir şekilde ilgilenen herkese sesleniyorum gelin bu olayı siyasallaştırmayın, kişiselleştirmeyin, sağa sola çekmeyin, gelin hep beraber bu mahir ve usta ellerin yeniden çalışmasını sağlayacak adımları atalım. Belki de birkaç yıl sonra kalitede ve estetikte dünya birincisi olan halı yine Erzurum’dan çıkar, ne dersiniz?</p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9478-ataturk-universitesinden-gurur-adimi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ERZURUM&#8217;DA BİN KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLAYAN &#8220;HAS HALI&#8221; DİYARBAKIR YOLCUSU</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9128-erzurumda-bin-kisiye-istihdam-saglayan-has-hali-diyarbakir-yolcusu</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9128-erzurumda-bin-kisiye-istihdam-saglayan-has-hali-diyarbakir-yolcusu#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 24 May 2010 06:45:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=9128</guid>
		<description><![CDATA[2003 Yılında Yakutiye, 2006 Yılında Erzurum isimli halılarıyla Dünya Halı Oscar&#8217;ı olarak değerlendirildiği için dünyanın&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>2003 Yılında Yakutiye, 2006 Yılında Erzurum isimli halılarıyla Dünya Halı Oscar&#8217;ı olarak değerlendirildiği için dünyanın en itibarlı halı ödülü olan America&#8217;s Magnificent Carpet Ödülünü, Erzurum&#8217;da dokunan halılarla, iki kere kazanan Has Halı Erzurum&#8217;da bulunan bütün tezgâhlarını Mayıs ayı sonunda Diyarbakır&#8217;da açmak üzere kapatıyor.<br />
Evet, yanlış okumadınız, halı üretimi konusunda Erzurum sayesinde dünyada başarıdan başarıya koşan, America&#8217;s Magnificent Carpet ödülünü iki kere alan tek firma olan, Amerikan Başkanı Bush&#8217;un ve birçok Hollywood ünlüsünün evinde kullandığı halıları üreten Has Halı Erzurum&#8217;da üretimi bırakıyor.<br />
Bu ne demek? Has Halı vasıtasıyla evine ekmek götüren yüzlerce insan artık bunu yapamayacak ve dünya birinciliğini kazanmış eller artık halı dokuyamayacak demek.<br />
2010 yılındayız; gittikçe azalan nüfusuyla, her gün daha kötüye giden sosyo-ekonomik durumuyla Erzurum&#8217;un doğru dürüst tek bir fabrikası yoktur, köylerimizde hayvancılık bitmiştir, kendimizi besleyecek sebze, meyve bahçelerimiz yoktur, tarım can çekişmektedir.<br />
Bilemiyorum abartıyor muyum ama Erzurum&#8217;un merkezinde, köylerinde ve ilçelerinde bin kızımızın çalıştığı Has Halı&#8217;nın tezgâhlan dışında doğru dürüst sanayisi ve sanayicisi de yoktur. Ve artık Has Halı&#8217;da yoktur.<br />
2008 yılı Kasım Ayına kadar Erzurum&#8217;da bin kişiye istihdam sağlayan Kayseri Merkezli Has Halı kıymeti bilinmese de Erzurum&#8217;da çok önemli bir şirket pozisyonundayken gelişen ekonomik kriz ve Erzurum&#8217;da teşviklerin yetersizliği, yöneticilerin, siyasilerin ilgisizliği Has Halı&#8217;yı yeni bir arayışa itmiştir.<br />
Bu tarihten itibaren peyderpey eleman azaltan bin kişiden şu an itibariyle yüz kişiye düşen Has Halı Mayıs ayı sonunda tezgâhlarını tamamen kapatıp Erzurum&#8217;daki istihdamı sıfırlayarak burada yaptığı işi Diyarbakır&#8217;a taşıyor.<br />
Burada sorulacak soru şudur; bu gidişi durdurmak ve bu şirketi Erzurum&#8217;da tutabilmek için neler yapılmıştır veya neden hiçbir şey yapılmamıştır?<br />
Has Halı Diyarbakır&#8217;da birçok açıdan daha avantajlı olacağını gördüğü ve şirket adına şehrin siyasilerinden, yöneticilerinden olumlu sözler aldığı için gidiyor. Kısaca Diyarbakır ilgileniyor, destek oluyor ve daha rahat bir çalışma ortamı sunuyor Has Halı&#8217;ya.<br />
Koyunu dağda besleyen çobanından, yapağısını elde edip satana, tezgâhta halı dokuyanından, yeme, içme ve servis hizmeti verenine; Erzurum Merkezde, ilçelerde, köylerde evlerine ekmek götüren bin kişinin çok üzerinde insan artık işsiz, ekmeksiz veya en azından yan gelirsiz.<br />
Dile bile kolay değil, binin üzerinde kişiden bahsediyoruz. Evine ekmek götüren ama artık bu geliri kaybeden bin kişi.<br />
Bu sayıda bir istihdamı ve bunun getirdiği girdiyi çok uzun yıllardır ülkemizin en büyük yatırımcısı olan devlet bile Erzurum&#8217;a sağlamamıştır. Bir tek Turkcell-Global Bilgi AŞ&#8217;ne bağlı Erzurum Bilgi İletişim A.Ş bu sayıda bir istihdam sağlamaktadır. Ayrıca unutulmamalıdır ki;  Has Halı&#8217;nın birçok insanı köyünde, kasabasında iş sahibi yapmış ve bir şekilde göçün önüne geçmiştir.<br />
Bizler Erzurum olarak bu derece önemli sayıda bir istihdamı kaybetmemeliydik. Bu şehrin ileri gelenleri, yöneticileri ve siyasileri kısaca yedikleri, içtikleri 2011 olan ve bu şehrin asıl sorunlarını bir türlü görmek istemeyenler hepinize sesleniyorum Has Halı bu şehrin neresine düşer, ne iş yapar ve neden bu şehri terk eder? Merak edeniniz, ilgileneniniz var mı?<br />
Olur ki ilgilenen olursa Has Halı Erzurum Müdürü Hasan Nuhoğlu mayıs ayı sonuna kadar yerinde, belki bir çayını içersiniz ve eminin sizlere anlatacağı çok şey vardır; yapılan fedakârlıklardan, alınan ödüllere, sağlanan istihdamdan ve şehre giren paraya kadar çok şey.<br />
Ben yıllar önce de yazdım sayın siyasiler ve yetkililer Erzurum&#8217;u ve sorunlarını 2011&#8242;e kurban etmeyin ve 2011&#8242;in Erzurum&#8217;un asli ve ciddi sorunlarını örtmesine izin vermeyin, 2011 Erzurum için düğün bayramdır ama her düğün gibi gelir, gider ve ertesi günü yorgun, argın uyanılır dedim.<br />
Erzurum sıkıntıdadır, zor durumdadır ve bu şehir sayesinde dünyanın en önemli halı şirketlerinden biri haline gelen Has Halı&#8217;nın, elde ettiği bütün başarılara rağmen bu şehri terk etmesi bu durumun en net ve en taze örneğidir.</p>
<p>Ahmet Berhan YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/9128-erzurumda-bin-kisiye-istihdam-saglayan-has-hali-diyarbakir-yolcusu/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AVRUPA&#8217;DAN ANLADIGIMIZ</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8814-avrupadan-anladigimiz</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8814-avrupadan-anladigimiz#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 May 2010 11:53:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=8814</guid>
		<description><![CDATA[Zenginlik, özgürlük ve hesap vermeden yaşamak bizim Avrupa&#8217;dan anladığımız.
Dini, dili tamamen farklı ve kabul edilemez&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zenginlik, özgürlük ve hesap vermeden yaşamak bizim Avrupa&#8217;dan anladığımız.<br />
Dini, dili tamamen farklı ve kabul edilemez bir kimliğe sahip insanlarız biz onların gözünde.<br />
Aslında manevi değeri olmayan, yalancı, zalim, ruhsuz bir toplumdur Avrupa.<br />
Sömüre sömüre bugünlerine gelen, başkalarının sırtından beslenen, kan, zulüm ve günah üzerine kurulmuş bir toplum ve ülkeler birlikteliği.<br />
Avrupa&#8217;nın doymak bilmez midesi doyacak diye kaç milyar insan aç kaldı bugüne kadar, kaç ülke, kaç insan sömürüldü ve bedel ödedi.<br />
Dünyada kaç milyar insan köle gibi bu ülkelere ve bu ülke insanlarına çalışıyor, çalıştırılıyor?<br />
Kaç insan aç kalıyor Avrupa doysun diye veya kaç insan tükeniyor Avrupalı bol bol tüketsin diye?<br />
İnsanlara kendi ürettiğini bile kullandırmayan,  kahvesini, çayını, petrolünü kendi insanlarının hizmetine sunan Avrupa&#8217;da bu yoğurdun bolluğu nereden geliyor?<br />
Firavunlaştıkça firavunlaşan, enaniyetin temsilcileri olan, Asya ve Afrika&#8217;nın %85&#8242;ini sömürerek bugünlerine gelenlere karşı nedir bu meftunluk?<br />
Kendi eğlencesine harcadığı, herhangi bir fakir ülke insanının asli ihtiyaçlarına harcayabildiğinin binlerce katına ulaşabilen zalimlere karşı nedir bu ilgi?<br />
Sınıfsal, toplumsal, kültürel ve ülkesel emperyalizmi bu kadar güçlü ve şiddetli hale getiren ve üçüncü dünya ülkeleriyle acımasızca oynayan Avrupa&#8217;yı önder tayin etmek neyin nesidir?<br />
Kendi vatandaşlarına her türlü özgürlüğü, zenginliği, mutluluğu ve refahı sunan ve bizim aksimize kendi insanını birinci sınıf gören ama diğer insanlara kendi vatandaşlarının hizmetkârları, köleleri gibi davranan hatta kullanan zihniyete karşı nedir bizi zavallı kılan bu yaklaşım?<br />
Yediklerinde kan, yüreklerinde kin olan ve bizim her türlü değerimize düşman olanlara karşı nedir bu kutsamalar?<br />
Atalarımızın ve dedelerimizin kanı hala ellerinde, nefreti hala yüreklerinde ve gözleri hala topraklarımızda olanlarla nedir bu barış çabaları, nedir bu tavizler ve nedir bu sarılmalar, öpüşmeler?<br />
Dinin bütün insani ve toplumsal değerlerini kaldıran, parayı, makamı ilahlaştıranlara karşı nedir bizi bu kadar ezik kılan?<br />
Onların secde ettiklerine secde etmediğimiz sürece bizi kabullenemeyecek olanlara karşı nedir bu onlardan olabilme çabaları?</p>
<p>Avrupa olmaz ise bizler birinci sınıf, özgür, huzurlu, güçlü ve onurlu olamayacak mıyız?<br />
Bizler kendi insanımıza kendi inisiyatifimizle birinci sınıf muamelesi yapamaz mıyız?<br />
Bizler kendi gücümüzü kendi inancımızdan ve kendi değerlerimizden alamaz mıyız?<br />
Bizler kendi insanımızı düşman görmemek ve kendi insanımıza hak ettiği özgürlükleri verebilmek için için çifte standartlarla dolu Avrupa&#8217;ya muhtaç mıyız?<br />
Unutmamalıyız ki Avrupa verdiğinden kat be kat fazlasını almadan bizlere günahını bile vermez.<br />
Bundan yıllar sonra onların Türkiye için planladığı her şeyin gerçekleştiğini ve bizim insanlarımızın hem burada hemde oralarda hala zulme ve haksızlığa uğradığını göreceğimizden şüpheniz olmasın.<br />
Taviz verdiğimiz için methedilirken, onların istediklerine evet dediğimiz için cesaretimizden bahsedilirken ve sırf bu sebeple tebrik edilirken ne kadar mutlu olduğumuza bakılırsa çok da haksız sayılmamamız gerekir.</p>
<p>Ahmet BERHAN YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8814-avrupadan-anladigimiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Töreli ol töreli&#8230;</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8481-toreli-ol-toreli</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8481-toreli-ol-toreli#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 May 2010 16:04:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=8481</guid>
		<description><![CDATA[Bizim buralarda büyüklerin hata yapanları veya hata yapmasını istemediklerini en önemli uyarması “töreli” davran demekle&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Bizim buralarda büyüklerin hata yapanları veya hata yapmasını istemediklerini en önemli uyarması “töreli” davran demekle olur. Bunun aksine davrananlar töresiz, devamsız ve benzeri sözcüklerle suçlanır, azarlanır. Bu sebeple töreli davranmak, dürüst olmak, cesur olmak, adam gibi adam, kadın gibi kadın olmak önemlidir. En azından normal Anadolu insanı olan bizler için hala böyledir.</span></p>
<p>   <span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Okuluna töreli git, arkadaşlarınla töreli oyna, dersine töreli çalış, töreli konuş, töreli davran, töreli yat, töreli kalk. Buradaki anlamıyla “töre” hem olması gerektiği gibi, hem toplumsal ahlaka, sisteme uygun hem de dini, milli geleneğe uygun davranmak anlamına gelir. </span></p>
<p>   <span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Bu sebeple bizim töreli olarak yaşamaya çalıştığımız hayatımızda, hiçbir zaman ve kim olursa olsun bir başkasının yanlışına, yalanına, hatasına ortak olmak olmamıştır, olamaz da. Buna ne dinimiz ne de milli kimliğimiz müsaade eder.</span></p>
<p>   <span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Bu girişten sonra gelelim asıl meselemize;</span></p>
<p>   <span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Anayasa değişikliği TBMM’de oylanırken 8. Maddede ortaya çıkan ve iktidar partisinde sıkıntıya sebep olan hayır oyları sonucu ismi hayırcı olarak geçen bir milletvekilinin bu iddiayı yalanlarken “Başbakan uçurumdan atlıyorsa, bize yakışan onun arkasından atlamaktır. Karar doğrudur yanlıştır önemli değil, Türk töresi böyle gerektirir” beyanatı okuyan, yazan, düşünen her insan gibi beni de hayretler içersinde bıraktı. </span></p>
<p>   <span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Öncelikle şunu belirteyim burada ne Anayasa değişikliğini ne de iktidar partisindeki demokratik tavrı tartışmak niyetinde değilim. Burada bir milletvekilinin büyük bir yanlışı Türk Töresi diye adlandırmasını ve diğerlerinin, özellikle de ilgili liderin bu söze karşı çıkmamasını ve kabullenmesini eleştiriyorum. </span></p>
<p>   <span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Şükür gözlerimiz görüyor, kulaklarımız duyuyor ama bizler gördüklerimize ve duyduklarımıza inanamaz hale geliyoruz, şaşırıyoruz, üzülüyoruz ve korkuyoruz.</span></p>
<p>   <span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Düşünüyoruz; bir tarafta sizler hiç akıl etmez misiniz, sizler hiç düşünmez misiniz diyen bir Allah’a ve inanca sahip olacağız, diğer tarafta akıl etmeden ve düşünmeden hatalarımızı olmayan bir töre bühtanıyla örteceğiz. </span></p>
<p>   <span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Hepimiz de, bunu söyleyen kişi de çok iyi bilmektedir ki bizim geleneğimizde, töremizde böylesi bir garabet durum söz konusu olamaz, olmamıştır. Bu sebeple lütfen hiç kimse kendi düştüğü veya düşürüldüğü hatalı durumu Türk Töresidir diyerek bütün Türklere bühtanda bulunmasın. </span></p>
<p>   <span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Bizler Peygamberine bile “Bunu sen mi söylüyorsun, yoksa Allah mı  emretti? Diye sorarak itiraz edebilen, Halife Ömer’i eğer yanlış yaparsan seni şu kılıçla düzeltiriz diye kılıcını kınından çıkararak uyaran, bu uyarıyı alınca ellerini açarak Allah’a şükreden ve kendisine kılıç çeken o kişiye teşekkür eden bir töreden geliyoruz. Yine Fatih Sultan Mehmet’in mahkemede kendi aleyhine karar veren kadıya teşekkür etmesi de bizim töremizin ne olduğunu ortaya koymaktadır.</span></p>
<p>   <span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Görülüyor ki bizim töremize göre; bir liderin biz senin yanlışında da yanındayız, senin yanlışlarını da biz ört bas ederiz söyleminde bulunanları, bu tavır içine girenleri uyarması ve bu gibi kişilere güvenmemesi gerekir. </span></p>
<p>   <span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Lafı uzatmadan bütün milletvekillerine sesleniyorum;</span></p>
<p>   <span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">- Bu millet sizleri oralara doğru işler yapasınız, yanlışları düzeltesiniz ve hata yapan kim olursa olsun karşısında durasınız diye göndermiştir. Bir kişi uçurumdan atlayınca ardından sorgulamadan atlayasınız diye değil.</span></p>
<p>   <span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Bir insana, lidere bağlanmak, güvenmek iyi şeydir ama öncelikle o kişinin, o liderin bunu hak etmesi gerekir. Diyelim ki iyi bir liderin arkasından gidiyorsunuz bu sefer de onun yanlışlarında bile onu onaylamak, sorgusuz, sualsiz kabullenmek, susmak hem o kişiye hem de gittiğiniz yola ihanet olur. </span></p>
<p>   <span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Ötesinde bu şekilde davranmak sizin kişiliğinizden, inancınızdan, dürüstlüğünüzden taviz vermeniz ve sizi vekil tayin eden insanların vebalini üstlenmeniz anlamına gelir ki bunun hesabını veremezsiniz. </span></p>
<p>   <span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Geçici olan, ölümlü olan makam, mevki, parti ve kim olursa olsun Allah’ın yanında aciz konumda olan bir insan için hiç kimsenin kendisini Allah’tan etmesine değmez. </span></p>
<p>   <span style="font-size: small; color: #ff0000; font-family: Times New Roman;"><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8481-toreli-ol-toreli/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HES&#8217;SİYATIMIZ VEYA KURBAĞALARI ÜRKÜTMEK&#8230;</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8217-hessiyatimiz-veya-kurbagalari-urkutmek</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8217-hessiyatimiz-veya-kurbagalari-urkutmek#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 May 2010 09:24:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=8217</guid>
		<description><![CDATA[Aylardır gündemden düşmeyen, bu ülkenin en sakin insanlarına sahip olan bölgemizi bile isyana sürükleyen ve&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Aylardır gündemden düşmeyen, bu ülkenin en sakin insanlarına sahip olan bölgemizi bile isyana sürükleyen ve kimin, ne amaçla bu bölgeye dayattığını çözemediğimiz Hidroelektrik santrallerinin inatla ve millete rağmen yapımına devam edilme kararlılığı aklımıza şu sözü getiriyor &#8220;Bari attığınız taş ürküttüğünüz kurbağalara değse.&#8221;<br />
Şimdi Siyaset &#8211; Bürokrasi &#8211; Müteahhit üçgenine sormak gerek; sizler, millete karşı bu savaşı ne adına veriyorsunuz. Neden dünyada güzelliğine az rastlanır bu doğa harikasını betona boğmaya, bu güzelliği yok etmeye karar verdiniz ve neden yöre halkını hiçe sayıyorsunuz. Hani sizler milletin iradesinin hâkim kılınmasına, insanlara zulüm yapılmamasına vesile olacaktınız, hani baskıcı ve dayatmacı yöneticiler eskilerde kalmıştı?<br />
Bir soru da ilimizin siyasilerine; sizler ne zaman Erzurum adına bir şeyler yapacaksınız, sizler bu görevi sadece partinize hizmet etmek için mi üstlendiniz? Sizler; bu suskunluğunuz, sessizliğiniz ve bu kadar ürkütücü ve üzücü teslimiyetiniz sonucu çok büyük bir vebal üstlendiğinizin ne zaman farkına varacaksınız? Unutmayınız ki partiler, makamlar geçici şehirler, ülkeler kalıcıdır. Hele hele binlerce insanın kul hakkı, vebali öbür dünyada da sizinle birlikte olacaktır.<br />
Resmi rakamlar ortada; ülkemizdeki kayıp-kaçak elektrik kullanımı %20&#8242;ye yakın ve bunun ekonomik değeri yılda yaklaşık 2,2 milyar dolara tekabül ediyor. Öyle ki bu kaçak kullanım bazı illerde %70&#8242;in üzerinde seyrediyor. Sizler Erzurum&#8217;a, Rize&#8217;ye, Trabzon&#8217;a karşı bu savaşı vereceğinize kaçak elektrik kullanım problemini çözün sonra enerji açığını bahane ederek doğayı katletme pahasına, gerekli gereksiz yapılacak HES&#8217;lerden bahsedin.<br />
Yoksa Nasreddin Hoca gibi karanlıkta kaybettiklerinizi aydınlıkta aramak daha mı kolay geliyor? Bunu sormak beni de çok üzüyor ama gücünüz bize mi yetiyor?<br />
İnsanların sizlere oy vermesi sizlerin her dediğinize evet diyeceği ve her yaptığınızın doğru olacağı anlamına gelmediği gibi kafanıza esen her şeyi yapabilirsiniz anlamına hiç gelmez. Sizlerin haksız olma ve yanılma ihtimaliniz olamaz mı? Mesela Rize ve Trabzon&#8217;da yargı oralardaki HES&#8217;lerin hem doğaya zarar vereceği hem de canlıların hayatını olumsuz yönde etkileyeceği kararına vardı, HES&#8217;lerin yapımını ve doğa katliamını en azından şimdilik durdurdu.<br />
Şimdi gücünü bu milletten aldığını iddia eden iktidara sesleniyorum; vatanına, milletine âşık, vatanına yıllardır yük olmamış, sevgiden başka bir duygu beslememiş bu yöre halkına istediği huzuru veriniz ve bu bölgenin yakasından düşünüz. Bir faydanız olmuyor ise bari zararınız da olmasın.<br />
YAKUTİYE BELEDİYESİNE TEŞEKKÜR<br />
Yakutiye Belediyesi&#8217;nin Yakutiye Medresesi ve Lala Paşa Camii&#8217;ni de içine alan çevre düzenlemesi ve peyzaj çalışması bir belediyenin asli hizmet alanında yapması gereken çalışmalara iyi bir örnek olacağa benziyor.<br />
Erzurum&#8217;da uzun yıllardır göremediğimiz böylesi güzel ve kalıcı bir belediye hizmeti için Yakutiye Belediyesine şimdiden teşekkür etmek gerekir.<br />
Belediye başkanları göreve geldikleri andan itibaren siyasi mülahazalardan uzak bir şekilde, görev aldıkları şehrin ve insanlarının daha rahat ve huzur içinde yaşayabilmeleri için gereken ne varsa onu yapmak durumundadır.<br />
Bunun yanı sıra kişiliksiz yönetim sergileyen, cesaretsizlikleri sebebiyle parti taassubundan, teslimiyetinden kurtulamayan belediye başkanlarının da hem kendilerine, hem şehirlerine önemli zararlar verdikleri de aşikârdır.<br />
Belediyeler; yol, su, imar, ulaşım gibi birincil hizmetlerinin yanı sıra park, bahçe ve benzeri yapılanmalarla şehrin kaotik ortamından insanları belli bir süre de olsa uzaklaştıracak gerekli alanları oluşturmakla da görevlidirler.<br />
Fakat ne yazıktır ki Erzurum&#8217;da belediyeler genellikle bu gerçeğin aksine davranarak insanlara huzurlu ve rahat bir hayat şansı sağlayacak alanları oluşturmak yerine bütün alanları otomobillere ve binalara teslim edecek yapılanmaları ortaya koymak gayretinde görünmektedirler.<br />
Erzurum&#8217;un şehirleşmedeki en önemli eksiklerinden biri açık alanlar veya meydanlardır. Meydanlar şehirlerin kalbidir ve şehir hayatının olması gereken önemli bir parçasıdır. Meydanlar buluşma noktalarıdır, önemli olayların, hatıraların yaşandığı yerlerdir.<br />
Yıllardır birçok vesileyle değindiğim insanların randevu verebileceği, buluşabileceği, çocukların koşturabileceği, birini beklerken canınızın sıkılmayacağı bir meydan, bir alan Erzurum&#8217;un ihtiyacıdır.<br />
Dünyanın ve ülkemizin önemli şehirleri meydanları ile bütünleşmiş, meydanları ile nam salmışlardır ve Yakutiye Belediyesi de bu konuda önemli bir adım atmıştır. Bu tarihi meydanın son yıllarda Erzurum&#8217;a yapılmış önemli, hayırlı ve kalıcı hizmet olarak tarihteki yerini alacağına inanıyorum.</p>
<p>Ahmet BERHAN YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/8217-hessiyatimiz-veya-kurbagalari-urkutmek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İKİNCİ ÜNİVERSİTE HAKKIMIZDIR, LÜTUF DEĞİLDİR&#8230;</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7100-ikinci-universite-hakkimizdir-lutuf-degildir</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7100-ikinci-universite-hakkimizdir-lutuf-degildir#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Mar 2010 07:45:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=7100</guid>
		<description><![CDATA[Yeni üniversite kararıyla ilgili çevremden ve de duyduklarımdan çok net görüyorum ki kurulacak olan yeni&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni üniversite kararıyla ilgili çevremden ve de duyduklarımdan çok net görüyorum ki kurulacak olan yeni üniversiteden herkes gururlu, memnun, keyifli ve umutlu.<br />
Ama ne yazık ki; Erzurum&#8217;a kurulacak olan ikinci üniversite ile ilgili her kafadan bir ses çıkıyor. Ben senden daha çok sevindim, sen sevinmedin savaşı, birilerine ben senden daha çok teşekkür ettim, sen teşekkür etmedin mücadelesi trajikomik bir garabete dönüştü.<br />
Bu güzelim olayı bile siyasi değerlendirenler, siyasi menfaate tahvil etmeye çalışanlar veya bir yerlere bu şekilde yanaşma gayreti içinde olanlar belli bir kesimin dışındakilere bu sevinci paylaşmayı ve doğruları söylemeyi yasakladılar.<br />
Bir üniversitenin kuruluş aşamalarını ve neyin nasıl olması gerektiği noktasında toplumu aydınlatması gerekenler siyasiler gibi konuşmaya, davranmaya başlayınca ortalıkta saçma sapan işler olmaya başladı. Birileri yeri belli olmayan, kurulacak fakültelerinin ne olduğu bilinmeyen, ne zaman öğrenci ve öğretim görevlisi alabileceği bile ortada olmayan bir üniversiteye kadro tahsisi ile ilgili rakamları konuşarak üzerine gidince meseleyi iyi bilen çok sayıda insan bu durumdan haklı olarak rahatsız oldu.<br />
Bilinmelidir ki hiçbir gazeteciye okurlarıyla kavga yakışmaz, yakışmıyor da. Gazeteci; içinde yaşadığı toplum ve şehir adına siyasilerle, yöneticilerle çatışabilir ama asla siyasiler adına halkla, okurlarıyla kavga etmemelidir. Kısaca gazeteci güçlünün yanında değil, doğrunun yanında durmalıdır. Unutulmamalıdır ki güçlünün yanında olmak kolay olandır ama çoğu zaman doğru olan değildir.<br />
Çünkü ülkemizde siyasal ve makamsal olarak her türlü yetkiyi, gücü ellerinde bulunduranlar her yerde rahatlıkla ve sorgusuz konuşabilmekte,  seslerini istedikleri gibi duyurabilmektedirler. Bunun üstüne milletin sesi olması olması gereken gazeteciler de siyasilerin sesi olunca insanlar ne oluyoruz yahu demeye başladılar.<br />
Rakam ve kadrolarla ilgili konuyu 26 Mart 2010 Cuma günü (bu Cuma) YÖK&#8217;ün resmen açıkladığı rakamlarla somutlaştıralım ve bu milletin ne demek istediği anlaşılır hale gelsin. Kurulmuş olan 41 (Kırkbir) yeni üniversiteye ki bu üniversiteler birkaç yıl önce kurulmuş ve öğretim üyesine aç üniversitelerdir, 2000 (iki bin) kadro tahsis edildi. Görülüyor ki üniversite başına 50 (elli) öğretim görevlisi bile düşmüyor. Kısaca siyasiler bin düşünüp bir konuşmuyor olabilir ama yılların gazetecileri bin düşünüp, bin hesap edip bir yazmalı ve sonra da doğruların karşısında sağa sola bocalamamalıdırlar.<br />
Burada asıl sıkıntı; hedefi yanlış koymak, halkı yanlış bilgilendirmek ve bunu da beceremediler hissiyatıyla halka umutsuzluk aşılamaktır. Bu siyaseten günü, önümüzdeki seçimi kurtarabilir ama bu insanları kandırmaktan başka bir şey de değildir.<br />
Bu konu bir kere daha gösterdi ki siyasilerimiz, gazetecilerimiz, üniversitemiz, halkımız, sivil toplum örgütlerimiz yani hepimiz topyekûn kafa değişikliğine gitmeli, millete değer vermeli, sonucu ne olursa olsun yalan söylememeli ve biz demeyi öğrenmeliyiz.<br />
Bizimle birlikte yeni üniversite kararı alınan diğer illerin siyasilerini, üniversitelerini, yerel basınını ve sivil toplum örgütlerini dinlemeliyiz, incelemeliyiz. Bu şekilde neyi nasıl yapmamız gerektiğini, onların neden bizim ilimizden fersah fersah ileride olduğunu anlamalı, doğru tavrı, dik durmayı ve eğilmemeyi öğrenmeliyiz. Hak ettiğimiz üstelik geciken bir karar için de bir daha el ayak öpmemeli, bu kadar abartılı tazim törenlerine girmemeliyiz.<br />
O şehirlerin insanları üniversiteleri için her türlü alt yapıyı aylar önce hazırlamışken, maddi manevi ne yapılacağını hep birlikte kararlaştırmışken bizler birbirimizi ezip üzmemeli, gereksiz yere halkı yanıltmakla meşgul olmamalıyız.<br />
Bizler henüz kuramadığımız bir üniversiteyi ben yaptım, ben düşündüm, senin sevinmeye bile hakkın yok diyerek şahsileştirirken şunu unutuyoruz ki geçmişinde bu şehre hiçbir katkıda bulunmayıp ta şimdilerde ortalara atlayanlar yıllar önce bu şehre ne kadar katkıda bulunmuşlarsa burada da aynı şeyi yapacaklardır.<br />
Bütün Erzurumlular bilsin ki; Yeni üniversiteyi kimseler bize bağışlamadı, bu üniversite bize inayet, lütuf değildir. Bizler bu üniversiteyi hak ettik. Bu vatan, bu iktidar bizlere çok şey borçludur, bu şehre hak ettiği ve verilmesi gerekenleri şeyleri de henüz verebilmiş değildir. Siyaseten ikinci üniversitenin bir sadaka, bir bağış gibi algılanmasına uğraşanlar ve bu karara menfaatleri adına saygı duruşuna geçenler teslimiyetçi, ezilmiş kişilikler olarak tarihe yazılacaklardır. Bu kişiler onurumuza, şehrimize ve geleceğimize zarar vermektedirler.<br />
Yazımı daha önce yayımlanmış ve kendime ait bir şiirin son iki kıtası ile bitiriyorum ve ne demek istediğimin anlaşılacağını umuyorum.<br />
****<br />
Kalbimin orta yerinde kıskançlık,<br />
Dilimin ucunda methiyeler var.<br />
Her zaman uzaklarda gezerim güzelliklerden,<br />
Ama makam, para, ün olunca ortada<br />
İlk ben olurum oralarda.<br />
İstemem benden başkasının bir şeyler başarmasını,<br />
Ama varsa da en önce ben biat ederim bu başarıya.<br />
****<br />
Kalbimin orta yerinde korkaklık,<br />
Dilimin ucunda cesaret ve hamaset var.<br />
Korkarım kaybetmekten dünyalıklarımı,<br />
Riyakârca söylerim hep hoşa gidecek sözleri,<br />
Allah nasıl olsa affeder, ama insanlar zalimdir derim,<br />
Ben böyle geldim, böyle giderim.</p>
<p>A.Berhan YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/7100-ikinci-universite-hakkimizdir-lutuf-degildir/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SORULAR,SORULAR,SORULAR</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6880-sorularsorularsorular</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6880-sorularsorularsorular#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Mar 2010 11:55:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=6880</guid>
		<description><![CDATA[”Bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz, yine de hak davamdan vazgeçmem” diyen bir peygamberin&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>”Bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz, yine de hak davamdan vazgeçmem” diyen bir peygamberin yolunda gittiğini iddia eden bizler elimize üç beş kuruş tutuşturulduğunda, herhangi bir makam koltuğu verildiğinde veya dünyevi bir gücün baskısıyla davamızdan, inançlarımızdan taviz veriyorsak düştüğümüz bu halin sebebini kendimizde mi, başkalarında mı aramalıyız?</p>
<p>Allah’a inandığımızı beyan edip, güce, paraya, makama tapınır gibi yaşayan, sadece partimiz, menfaatlerimiz uğruna mücadele eden bizler Allah’ın yardımını yanımızda bulamıyorsak ve devamlı olarak gelip gelip bir yerlerde tıkanıyorsak niçin niyetlerimizi ve yaptıklarımızı değil de hep başka sebepleri sorguluyoruz, suçluyoruz? </p>
<p>Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir diyen bir öğretinin terbiyesinde olduğunu iddia eden bizler, vatanımızda milyonlarca aç yatan varken her şey yolundaymış gibi davranıyorsak, haddimizi aşan bir lüks içinde yaşıyorsak acaba kimlerden oluyoruz?</p>
<p>İnançlarımızda ve yaşantımızda samimi olmadığımız için karşımızdakileri ikna edemediğimizi ve bu sebeple onlara güven veremediğimizi anlayabilmemiz için başımıza taşların yağması mı gerekiyor?</p>
<p>Devlet başkanı, ordu komutanı ve çok daha önemlisi peygamber olmasına rağmen ve istese zamanının en lüks hayatını sürebilecekken hasırda yatabilen, halkı toksa tok, açsa aç olan bir peygamberin yolunda olduğunu iddia edenlere bakıyorum. Onlar yedi yıldızlı otellerde tatil yaparken, beş yıldızlı restoranlarda yemek yerken, milyonluk makam arabalarında dolaşırken milyonlarca aç, işsiz ve parasız için neyin mücadelesini verdiklerini düşünüyorlar acaba? Hatta onları anlayabiliyorlar mı merak ediyorum? </p>
<p>Haksızların, hırsızların, düzenbazların daha başarılı ve kazanan taraf olduğunu görenler o kişilerin daha cesur ve hayat tarzlarında daha samimi olduğunu ve bu sebeple başardıklarını düşünebiliyorlar mı?</p>
<p>Verilen tavizlerin, atılan geri adımların düşmanı daha kararlı ve cesur kıldığını, bir tür yenik düşmek olduğunu anlayabilmek için daha kaç kere kıvırmamız, tavizlerimizin sonunda kaybettiğimizi görmemiz gerekiyor?</p>
<p>Alacakları oy, makam, para için kırk türlü yalan söyleyenlerin, kırk takla atanların, halkı aldatanların Allah rızası için doğruları söylediklerinde kendilerine bu milletin kalbinin ardına kadar açılacağını ve Allah’ın yardımının onlara yetişeceğini ne zaman anlayacaklar?</p>
<p>Yaptıklarında ben yaptım, ben başardım diyerek kendilerini yere göğe sığdıramayanlar, insanların başına vura vura bunları anlatanlar, yapamadıklarında, başaramadıklarında neden hep başkalarını suçlarlar ve hatayı kendilerinde aramazlar acaba?</p>
<p>Farklı dinden, milletten olanlarla yüzyıllarca huzur içinde yaşamış bir milletten geliyor olmamıza rağmen, bütün değerlerimizin ortak olduğu, sadece ayrıntıda farklılıklarımızın olduğu insanlara karşı hissettiğimiz düşmanca hislerin sebebini bırakın başkasına, kendimize izah edebiliyor muyuz?</p>
<p>Emaneti ehline veriniz emrini, emaneti kendi ehlinize veriniz olarak algıladığımız, hoşgörüyü, anlayışı ve sevgiyi adaletli dağıtmadığımız ve küçücük ayrıntıları sindiremediğimiz sürece iktidarların, yönetimlerin, liderlerin değişeceğini ama bu gidişatın değişmeyeceğini ne zaman anlayacağız?</p>
<p>AHMET BERHAN YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6880-sorularsorularsorular/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>VURUN KERPİCE</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6613-vurun-kerpice-2</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6613-vurun-kerpice-2#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 14:26:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=6613</guid>
		<description><![CDATA[Adam mısın: ebediyen cihanda hürsün gez;
Yular takıp seni bir kimsecik sürükleyemez.
Adam değil misin, oğlum, gönüllüsün&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adam mısın: ebediyen cihanda hürsün gez;</p>
<p>Yular takıp seni bir kimsecik sürükleyemez.</p>
<p>Adam değil misin, oğlum, gönüllüsün semere</p>
<p>Küfür savurma boyun eğdiğin semercilere.</p>
<p>                                                                        Mehmet Akif Ersoy</p>
<p>*********</p>
<p>12 Mart bizim için iki kere önemlidir birincisi Erzurum’un düşman işgalinden kuruluşu diğeri de İstiklal Marşımızın kabulüdür.</p>
<p>Sayın büyüklerimiz her yıl birbirinin tekrarı olan, içinde her türlü sosyal ve içtimai sloganı barındıran, ellerine tutuşturulan yazılı metni okudukları için bizler böylesi günlerde konuşmak yerine susmanın daha mantıklı olduğu kanaatini taşıyoruz.</p>
<p>Bu noktada düşmandan kurtuluştan bahsetmişken aslında bir türlü kurtulamadığımız o günlerdeki düşmanımızdan bahsetmeden geçmek olmayacak.</p>
<p>Son haftalarda ABD ve İsveç’in Ermeni soykırım iftirası ile ilgili aldığı kararlarla ilgili siyasilerimizin birbirinden farklı beyanatları merakımı celbetti. Başbakan büyük elçileri geri çağırıyor, İsveç gezisini iptal ediyor (gerçi Başbakan 12 Nisan tarihli ABD gezisini iptal etmedi ama), bu kararlar aleyhimize çıkmasın diye ABD’ye bir sürü milletvekili gönderiyor, bazı siyasilerimiz ise sırf popülizm adına bu kararlar bizim için önemli değil diyor.</p>
<p>Bu ülke hala 24 Nisan’da Obama “soykırım” kelimesini kullanacak mı kullanmayacak mı diye korku ve heyecan içinde beklerken hatta papatya falı açarken bu kararlar nasıl önemli olmuyormuş anlamak bizlere zor geliyor.</p>
<p>Öte yandan bizim Başbakanımızın, Cumhurbaşkanımızın yapamadığını Sarkisyan yaptı. Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan Paris’ten tehdidini savurdu ve gerekirse protokollerden imzamızı çekeriz” dedi. Biz ise bu süreç Ermenilerle ilişkilerimizi zedeliyor diye ağlamakla meşgulüz.</p>
<p>*********</p>
<p>Deprem; içimizi yakan, korkutan ve bir türlü tedbir alınmayan acı bir gerçek. Bu sefer de kerpiç suçlu çıktı. Yetkililer her zaman olduğu gibi yaraların sarılacağını söyleyerek kendi vicdanlarını temizlediler. Ama hiç biri; bizler vakti zamanında tedbir alsak, halkımıza en azından depreme dayanıklı kerpiç evler yapmış olsak bu afet yaşanmazdı demedi. Kendi ihmallerini ve bölgenin fukaralığını ne konuştular ne de konuşulmasına izin verdiler.</p>
<p>Şimdi sormak gerek; orada ihmal ve fakirlik sebebiyle ölen evlatların, anaların, babaların vebali ne olacak, bu vebali de yara bandıyla kapatabilecek miyiz?</p>
<p>Yeni yapılacak olan evler ağlayan çocukların bir damla gözyaşının yerini tutabilecek mi?</p>
<p>Bir soru daha sormak gerek; o gün depremde yıkılan kerpiç evlerin dokuz bin yıl önce yapılanlarla tamamen aynı olması gerçeği kimin vicdanını rahatsız eder acaba. Şöyle bir kere düşünelim.</p>
<p>- Her yıl araba değişenleri mi? Makam arabalarına yüz binlerce dolar verenleri mi? Yüz bin liralık makam odası yaptıranları mı? Lojmanlarını devletin kesesinden on binlerce lira harcayarak yenileyenleri mi? Dört bin TL kira yardımı alan bürokratları mı? Hastasından beş bin &#8211; on bin TL ameliyat parası alan doktorları mı? Devletin her türlü imkânıyla saltanat sürenleri mi? Nasıl olsa devlet ödüyor diye lojmanına elli bin TL telefon parası gelenleri mi? Deprem bölgesine giderken kendileri için deprem bölgesinin terk edilip geçecekleri yolların asfaltlanmasına ses çıkarmayanları mı?  </p>
<p>Kimi rahatsız eder sizce? Mesela bu kadar ihmalden, ilgisizlikten ve sahipsizlikten siz rahatsız oldunuz mu?</p>
<p>Şimdi vebal bunun neresinde diyenler bir kere daha düşünsünler. Birileri devletin her türlü imkânını özel, tüzel demeden kullansın, birileri ise yokluktan kerpicin altında kalsın.</p>
<p>Bizler ne dersek diyelim suçlu ilan edildi, öyleyse vurun kerpice.</p>
<p><strong><em>Ey! Vicdan kayıptasın, epeydir ayıptasın.</em></strong></p>
<p><strong><em>Fakirlik evler yıkmış, bilmem farkında mısın?</em></strong></p>
<p><strong><em>Çok sessiz gelir derler yoksullara ölümler.</em></strong></p>
<p><strong><em>Yoksullar ölünce de acaba ağlar mısın?</em></strong></p>
<p><strong>AHMET BERHAN YILMAZ</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6613-vurun-kerpice-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>VURUN KERPİCE</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6568-vurun-kerpice</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6568-vurun-kerpice#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Mar 2010 08:56:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=6568</guid>
		<description><![CDATA[Adam mısın: ebediyen cihanda hürsün gez;
Yular takıp seni bir kimsecik sürükleyemez.
Adam değil misin, oğlum, gönüllüsün&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adam mısın: ebediyen cihanda hürsün gez;<br />
Yular takıp seni bir kimsecik sürükleyemez.<br />
Adam değil misin, oğlum, gönüllüsün semere<br />
Küfür savurma boyun eğdiğin semercilere.<br />
Mehmet Akif Ersoy<br />
*********</p>
<p>12 Mart bizim için iki kere önemlidir birincisi Erzurum&#8217;un düşman işgalinden kuruluşu diğeri de İstiklal Marşımızın kabulüdür.<br />
Sayın büyüklerimiz her yıl birbirinin tekrarı olan, içinde her türlü sosyal ve içtimai sloganı barındıran, ellerine tutuşturulan yazılı metni okudukları için bizler böylesi günlerde konuşmak yerine susmanın daha mantıklı olduğu kanaatini taşıyoruz.<br />
Bu noktada düşmandan kurtuluştan bahsetmişken aslında bir türlü kurtulamadığımız o günlerdeki düşmanımızdan bahsetmeden geçmek olmayacak.<br />
Son haftalarda ABD ve İsveç&#8217;in Ermeni soykırım iftirası ile ilgili aldığı kararlarla ilgili siyasilerimizin birbirinden farklı beyanatları merakımı celbetti.</p>
<p>Başbakan büyük elçileri geri çağırıyor, İsveç gezisini iptal ediyor (gerçi Başbakan 12 Nisan tarihli ABD gezisini iptal etmedi ama), bu kararlar aleyhimize çıkmasın diye ABD&#8217;ye bir sürü milletvekili gönderiyor, bazı siyasilerimiz ise sırf popülizm adına bu kararlar bizim için önemli değil diyor.<br />
Bu ülke hala 24 Nisan&#8217;da Obama &#8220;soykırım&#8221; kelimesini kullanacak mı kullanmayacak mı diye korku ve heyecan içinde beklerken hatta papatya falı açarken bu kararlar nasıl önemli olmuyormuş anlamak bizlere zor geliyor.<br />
Öte yandan bizim Başbakanımızın, Cumhurbaşkanımızın yapamadığını Sarkisyan yaptı. Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan Paris&#8217;ten tehdidini savurdu ve gerekirse protokollerden imzamızı çekeriz&#8221; dedi. Biz ise bu süreç Ermenilerle ilişkilerimizi zedeliyor diye ağlamakla meşgulüz.</p>
<p>*********<br />
Deprem; içimizi yakan, korkutan ve bir türlü tedbir alınmayan acı bir gerçek. Bu sefer de kerpiç suçlu çıktı. Yetkililer her zaman olduğu gibi yaraların sarılacağını söyleyerek kendi vicdanlarını temizlediler. Ama hiç biri; bizler vakti zamanında tedbir alsak, halkımıza en azından depreme dayanıklı kerpiç evler yapmış olsak bu afet yaşanmazdı demedi. Kendi ihmallerini ve bölgenin fukaralığını ne konuştular ne de konuşulmasına izin verdiler.<br />
Şimdi sormak gerek; orada ihmal ve fakirlik sebebiyle ölen evlatların, anaların, babaların vebali ne olacak, bu vebali de yara bandıyla kapatabilecek miyiz?<br />
Yeni yapılacak olan evler ağlayan çocukların bir damla gözyaşının yerini tutabilecek mi?<br />
Bir soru daha sormak gerek; o gün depremde yıkılan kerpiç evlerin dokuz bin yıl önce yapılanlarla tamamen aynı olması gerçeği kimin vicdanını rahatsız eder acaba. Şöyle bir kere düşünelim.<br />
- Her yıl araba değişenleri mi? Makam arabalarına yüz binlerce dolar verenleri mi? Yüz bin liralık makam odası yaptıranları mı? Lojmanlarını devletin kesesinden on binlerce lira harcayarak yenileyenleri mi? Dört bin TL kira yardımı alan bürokratları mı? Hastasından beş bin &#8211; on bin TL ameliyat parası alan doktorları mı? Devletin her türlü imkânıyla saltanat sürenleri mi? Nasıl olsa devlet ödüyor diye lojmanına elli bin TL telefon parası gelenleri mi?</p>
<p>Deprem bölgesine giderken kendileri için deprem bölgesinin terk edilip geçecekleri yolların asfaltlanmasına ses çıkarmayanları mı?<br />
Kimi rahatsız eder sizce? Mesela bu kadar ihmalden, ilgisizlikten ve sahipsizlikten siz rahatsız oldunuz mu?<br />
Şimdi vebal bunun neresinde diyenler bir kere daha düşünsünler. Birileri devletin her türlü imkânını özel, tüzel demeden kullansın, birileri ise yokluktan kerpicin altında kalsın.<br />
Bizler ne dersek diyelim suçlu ilan edildi, öyleyse vurun kerpice.<br />
Ey! Vicdan kayıptasın, epeydir ayıptasın.<br />
Fakirlik evler yıkmış, bilmem farkında mısın?<br />
Çok sessiz gelir derler yoksullara ölümler.<br />
Yoksullar ölünce de acaba ağlar mısın?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6568-vurun-kerpice/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>OĞLUMA MEKTUP</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6187-ogluma-mektup</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6187-ogluma-mektup#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 08:34:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/6187-ogluma-mektup</guid>
		<description><![CDATA[Oğlum;
Bizler, sizlere; güçlü bir ülke, sağlam temele oturmuş inanç ve dürüst bir dünya bırakamıyoruz bizleri&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small;">Oğlum;<br />
Bizler, sizlere; güçlü bir ülke, sağlam temele oturmuş inanç ve dürüst bir dünya bırakamıyoruz bizleri bağışlayın.<br />
Bizler, kendi hırslarımız, çekişmelerimiz, kıskançlıklarımız sebebiyle kavgalı, huzursuz, modern dünyanın gerisinde, saygınlığı çok da iyi olmayan bir ülke bırakıyoruz sizlere, özür dileriz.<br />
Bizler, dünyanın en güzel ve en verimli topraklarında, dünya tarihine damgasını vuran büyük bir milletin evlatları olarak atalarımıza layık olamadığımız gibi kendi evlatlarımıza da iyi örnek olamamanın üzüntüsü ve utancı içindeyiz.<br />
Bizler, siz evlatlarımıza; söz verip tutmayanların, makam ve para için birçok değerini feda eden, yalan söyleyen, ikiyüzlü davrananların sorgulanamadığı ve el üstünde tutulduğu bir ülke bırakıyoruz, hakkınızı helal edin.<br />
Oğlum;<br />
Dilerim bu mektubu okurken neyi başardınız ki ne öğüt veriyorsunuz demez ve beni anlamaya çalışırsın.<br />
Dilerim bizler gibi davalarında ve yaşamlarında samimi olmayan vatanseverlerin, dindarların, milliyetçilerin, demokratların, halkçıların oyunlarına kapılmadan, birilerinin art niyetlerinin kurbanı olmadan vatan, millet, din adına doğruları yaşayabilir, yaşatabilirsin.<br />
Oğlum, İyi bilmelisin ki;<br />
Şimdilerde ılımlaştırılan bir dinin, susturulan bir milliyetçiliğin girdabında, paradan ve makamdan başka derdi olmadığına kanmış insanlardan oluşan ülkemizde uğruna ölünecek değerlerin olmadığına inandırılmak isteniyorsunuz. Gerçekleri, okumanızın, bilmenizin ve öğrenmenizin engellendiği bir ortamda, vatan, millet ve din gibi değerler konusunda hassasiyetiniz ve inançlarınız törpüleniyor. Parti, para, futbol gibi günübirlik değerler önünüze hizmet edilmesi ve kazanılması gereken kutsal amaçlar gibi sunuluyor.<br />
Oğlum;<br />
Günümüzde halkı yönetmenin halkla paylaşarak, halkla yaşayarak olabileceğini ve nereden geldiklerini unutanlar bu samimiyetsizliklerinden doğan başarısızlık ve hezimetin suçunu halka yüklemek ve cezasını millete çektirmek istiyorlar.<br />
Oğlum;<br />
Birileri sen ve senin gibileri fikirsizleştirmeye, susturmaya çalışıyor olabilir, beyninize iman, vatan, millet sevgisi yerine parti, para, futbol ve her türlü dünyevi şehveti doldurarak sizleri de satın almaya çalışıyor olabilir.<br />
Unutma ki seni etkilemek ve aldatmak için Allah diyenle, aksini yapan arasında fark yoktur.<br />
Unutma; davalarında başarılı olanlar davalarında samimi olanlardır. Sen eğer karşında haksız birinin başardığını görüyorsan bil ki o kendi davasında senden daha samimidir.<br />
Canım oğlum eninde sonunda davalarında, inançlarında samimi ve dürüst olanların kazandığını öğreneceksin. Fakat bu kazancın; dünyevi manada makam, mevki, para ve güç değil de vatanımızın bir adım daha öne çıkmasına sebep olabilmek, Allah’ın huzuruna, yalansız, riyasız, yetim ve kul hakkı yemeden gidebilmek olması gerektiğini iyi bilmelisin.<br />
Son olarak bilmeni isterim ki; makamına, parasına veya gücüne özendiğin, onlar gibi olmak istediğin insanlar ve bu insanların nasıl olduğu anlaşılamadan birden bire yüksek makamlar ve büyük paralar kazanan senin de yaşıtın olan çocukları olabilir.<br />
Fakat emin ol ki bu kişilerin kalplerine girebilsen, hırsları, hasetleri ve kibirleri sebebiyle çektikleri ızdırabı ve bu uğurda ne kadar küçülebildiklerini bir görebilsen onlara imrenmek yerine, o kişilere acırsın.<br />
Sevgili oğlum; her zaman erdemli, inançlı ve şartlar ne olursa olsun dürüst ol.<br />
Seni Allah’a emanet ediyor, seni seviyor ve gözlerinden öpüyorum.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"><strong>A.Berhan Yılmaz</strong><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/6187-ogluma-mektup/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KARANLIĞA HAYKIRMAK !!!</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5872-karanliga-haykirmak</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5872-karanliga-haykirmak#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 11:01:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=5872</guid>
		<description><![CDATA[Karanlığa haykırıp sesini duyurabildin mi?
Sesini duyduğu halde gözlerini kapatanları fark ettin mi?
Masum, çaresiz insanları ve&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small;">Karanlığa haykırıp sesini duyurabildin mi?<br />
Sesini duyduğu halde gözlerini kapatanları fark ettin mi?<br />
Masum, çaresiz insanları ve onları hiçe sayan insafsızları gördün mü?<br />
Bencilliği, kindarlığı ve zalimliği yaşadın mı?<br />
Bütün bunlara sebep olanların vicdanlarının hiç sızlamadığını anladın mı?<br />
Haksızlıklara karşı ellerini uzatamayan yüreksizlerin, seninle birlikteler sandığın anda sırra kadem basanların kimler olduğunu çözebildin mi?<br />
İkiyüzlüleri ve bile bile bu riyakârlıktan zevk alanları tanıdın mı?<br />
Suçluyken hesap vermeyenlerin, suçsuzken aksini ispat edemeyenlerin yaşadığını gördün mü?<br />
Dost bildiklerinin ellerindeki güllerin aslında birer taş olduğunu öğrendin mi?<br />
İnsanların tanrılaştırdıkları nefislerini, tanrılaştırdıkları makam, para, kadın, güç ve ne varsa dünyaya ait onlara tapar gibi bağlı olduklarını anladın mı?<br />
Ama boş ver sen takma kafanı,<br />
Kapat gözlerini ve yorma kendini, uyu uyuyabildiğin kadar,<br />
Görme olanları, duyma haykıranları, sakın doğruları söyleme,<br />
Küçül küçülebildiğin kadar üç kuruşluk dünya için,<br />
Ve bana, korkaklığının sana öğrettiği öğütlerinden ver.<br />
Susalım hep beraber ve çocuklarımız da bu tanrıların kölesi olsun.<br />
Sen devam et yolculuğuna dünyada, bugün, yarın ve gidebildiğin yere kadar.<br />
Yolculuk bitince de biletsiz bindiğin bu dünyadan, korkaklığınla ayrıl.<br />
Ama sanma ki bu dünyada bağlandıkların seninle gelecekler,<br />
Ve bil ki, senin çocuğun ve ondan sonrakiler de belki zengin, belki makam sahibi olacak.<br />
Fakat hep kölesi olarak yaşayacak, korkularının, paranın, makamın ve gücün.<br />
Kölesi olacak, sen ve senin gibilerin tanrılaştırdıklarınızın kölesi.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"><strong>A.Berhan YILMAZ</strong><br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5872-karanliga-haykirmak/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YARGI, VANCOUVER, BURSA VE ERZURUM..</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5562-yargi-vancouver-bursa-ve-erzurum</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5562-yargi-vancouver-bursa-ve-erzurum#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Feb 2010 08:46:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=5562</guid>
		<description><![CDATA[Son zamanlarda Erzurum&#8217;la ilgili haberler, Erzurum&#8217;da meydana gelen gelişmeler bizlere çok güzel şeyler söylemiyor. Olaylar&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son zamanlarda Erzurum&#8217;la ilgili haberler, Erzurum&#8217;da meydana gelen gelişmeler bizlere çok güzel şeyler söylemiyor. Olaylar ve şehrin gidişatı Erzurum&#8217;un yıllardır süregelen talihsizliğini ve sahipsizliğini Sağır Sultan&#8217;ın bile duyacağı şekilde haykırıyor.<br />
Şehrimizin kendine özgü problemlerine geçmeden önce Erzurum merkezli yargı depremi ve gelişen olayların hepimizi bir kere daha ne oluyor, kim neyin savaşını veriyor kaygısına ittiğini belirtmekte fayda görüyorum. Çünkü konumu ne olursa olsun her vatandaş bu olayların meydana geliş şeklinden ve gidişatından kaygılı, üzgün ve sıkıntılıdır.<br />
Burada hepimizin gördüğü; paylaşılamayan bir güç, saltanat ve elindekileri kaybetmek istemeyen birden fazla tarafın var olduğudur. Peki, biz sade vatandaşlar bu savaşın neresindeyiz, bütün bu olayların ve kişilerin yanında bizler kimiz, neyiz ve ne yapmalıyız? Biri bunu anlatmalı ama şu günler bizleri görecek hali yok kimsenin.<br />
Bizler tarafların hiçbiriyle saltanatı, gücü, serveti, şaşaayı paylaşmadığımız için kimin ne kaybedeceğini de bilemiyoruz. Daha kötüsü; bu olayların sonunda olabilecekleri ve kendimizin bile ne kaybedeceğimizi bilmiyoruz. Ayrıca kimin vatan, millet ve Allah Rızası için, kimin kendi gücü ve menfaatleri uğruna savaştığını da çözemiyoruz artık. Bu sebeple hangi tarafın haklı olduğu da bizi ilgilendirmiyor, yeter ki arada ezilen biz olmayalım.<br />
Bu konuyu fazla uzatmadan şehrimize ve şehrimizin problemlerine gelmek istiyorum;<br />
Erzurumspor&#8217;un grup maçlarına çıkamadığı için küme düşürülmesi hepimiz adına utanç vericidir ve çok üzücüdür. Üstüne üstlük peşi sıra meydana gelen gelişmeler hepimiz tarafından malum. Yerine getirilmeyen sözler, basınımıza da yansıyan ve artık arsızlığa varan umursamazlıklar, üstü örtülen gerçekler ve kişisel beceriksizlikler ve aymazlıklar sonucu Erzurumspor&#8217;un hali.<br />
Evvelki hafta; Erzurum Hava Limanında görevli memur yok diye saatlerce bekletilen turistler, onların isyanı, Erzurum için birçok gazetede, haber sitelerinde ve gruplarda yazılan üzücü haberler ve devamında ne bir açıklama, ne bir özür. Ne de bu hatanın bir daha olmayacağına dair yetkili ağızlardan bir garanti.<br />
 2011 Üniversitelerarası Kış Oyunlarına hazırlanan bir kent olan Erzurum&#8217;dan Kanada&#8217;da düzenlenen Vancouver 2010 Kış Olimpiyatları&#8217;na götürülenler ve götürülmeyenler sebebiyle ortaya çıkan tartışmalar, dedikodular, söylentiler, haksızlık iddiaları. Gerçi ben bu gezi işlerini de pek çözemiyorum şöyle ki bu tip gezilere asıl gitmesi gerekenlerin yerine her nedense başkaları gidiyor, geziyor ve geliyor. Bunun ne derece doğru olduğunu da takdirlerinize bırakıyorum.<br />
 Zaten 2011 birileri için altın yumurtlayan tavuk oldu. Kendileri, arkadaşları ve kendi elleriyle makam sahibi yaptıkları dostlarıyla birlikte birilerine epeyce bir yurt dışı seyahati yaptırdı.<br />
 Ne diyelim keser ellerinde ve yontuyorlar kendilerine ama bu yetim hakkıyla yapılan gezilerin hesabını Allah sorar. Burada asıl üzücü olan ise; bütün bu haksızlıklara bazı hassasiyetleri taşıdığına inandığımız ve bizim insanlarımız diye düşündüklerimizin sebep olmasıdır.<br />
 İddia ediyorum Erzurum&#8217;da sağlam bir tane cadde, sağlam bir tane sokak bulunmuyor ve bu kafa yapısıyla şehrimizde değişen bir şey olmayacağı da aşikâr. 2011 için asli görevleri Erzurum&#8217;u görünüşüyle, caddeleriyle, sokaklarıyla, binalarıyla, insanıyla oyunlara hazırlamak olanların asıl işleri yerine milletin parasıyla bu kadar gereksiz yurt dışı gezisi yapması anlaşılır gibi değildir.<br />
 Sekiz yıllık iktidarında şehirleşme noktasında bir adım ileri gidememiş, şehirleşme tecrübesini edinememiş ve uygulamaya koyamamış insanların İtalya &#8211; Torino&#8217;da, Harbin &#8211; Çin&#8217;de, Vancouver &#8211; Kanada&#8217;da ve 2011 bahanesiyle gezilen diğer ülkelerde neler yaptıklarını ve ne amaçla bu gezilere çıktıklarını merak etmek her vatandaş gibi bizim de hakkımızdır sanırım.<br />
 2011&#8242;in Erzurum için tarihi bir yıl olacağı kesindir ama Erzurum&#8217;a bakınca her taraftan sahipsizliğini ve talihsizliğini haykırıyor olması da üzücüdür; tabi duyana, anlayana, sorumluluklarını bilene ve en önemlisi Allah&#8217;tan korkana. <br />
Geçen hafta yaşanan ve her zaman olduğu gibi bizim şehirden etkili, yetkili, ilgili hiç kimsenin sesini çıkarmadığı bir olay da Erzurum &#8211; Bursa arası uçak seferlerinin kaldırılmasıydı.  Sun Express haftada iki sefer de olsa bu iki kent arasında bağlantıyı sağlıyordu. Bursa ki Erzurum&#8217;dan sonra en çok Erzurumluyu barındıran bir kent olarak her zaman gönüllerde olan bir il bizler için. Ne oldu, neden oldu kimin hangi hesabı tutmadı bilinmez bu uçak seferleri kaldırıldı.<br />
Peki, ardından ne oldu; iktidarıyla, muhalefetiyle Bursa milletvekilleri ortak bir sesle ayaklandı, Bakan Faruk Çelik bu konuda çok sert bir tepki gösterdi ve Anadolu Jet&#8217;in bu konuda gerekli boşluğu doldurması için gerekli çalışmaların başlamasına ön ayak oldu. Peki, bizim sevgili siyasilerimiz ne yaptılar, neden bu meselede de bu kadar duyarsız kaldılar bilinmez?<br />
Geçen haftalarda Sayın Recep Akdağ,  Saadettin Aydın ve Fazilet Çığlık hakkında benim de inanmadığım veya inanmak istemediğim birçok haber yer aldı basınımızda ve gruplarda. Hemen hepsi haklı olarak tepki gösterdiler ve Sayın Recep Akdağ Bakanlık Basın Müşaviri aracılığıyla, diğer isimler de başka yollardan tekziplerini ve itirazlarını yayınlattılar. Bu itirazlar hem gazetelerde hem de yazıların yer aldığı internet haberleşme gruplarında yer aldı.<br />
Bizler de kendilerine dokunulunca gösterdikleri hassasiyeti ve tepkiyi Erzurum&#8217;un yukarıda sıralamaya çalıştığımız ve bunun gibi onlarca sayıda olan sorunlarında da, yapılan haksızlıklar karşısında da göstermelerini bekliyoruz.</p>
<p>Ahmet BERHAN YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5562-yargi-vancouver-bursa-ve-erzurum/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİZ DAHA ÇOK HAYAL KIRIKLIĞI YAŞARIZ ÇOK&#8230;</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5284-biz-daha-cok-hayal-kirikligi-yasariz-cok</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5284-biz-daha-cok-hayal-kirikligi-yasariz-cok#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 08:47:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=5284</guid>
		<description><![CDATA[Her iki taraf da kulaklarını tıkayıp sadece konuştukça, sadece kendini onaylayanları dinledikçe, Her iki taraf&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her iki taraf da kulaklarını tıkayıp sadece konuştukça, sadece kendini onaylayanları dinledikçe, Her iki taraf da meseleyi anlamak için sorulan soruları bile kendine hakaret olarak algılayıp karşı saldırıya geçtikçe,<br />
Her iki taraf da her şeyi benim liderim bilir gibi bir zaaftan ve giydirilmiş kibirden kurtulmadıkça,<br />
Her iki taraf da vatan, millet, din düşmanlarına gösterdikleri anlayış, hoşgörü ve değeri bir diğerine göstermedikçe,<br />
Biz daha çok çekeriz çok.<br />
Birbirimizi dinlemek, anlamak niyetiyle değil de diğerimize kendi düşüncemizi dayatmak, kabul ettirmek için uğraştıkça,<br />
 Daha düne kadar beraber ağladığımız, beraber güldüğümüz, beraber yaşadığımız ve aynı değerleri paylaştığımız insanları parti taassubuyla bir anda hain ilan ettikçe,<br />
Sağ, sol fark etmez herhangi bir partinin; bu vatanın, bu milletin ve inançlarımızın yanında beş para bile değeri olamayacağını düşünmedikçe,<br />
Partisinin ve liderinin peşinde koştuğunun yarısını bu vatan için koşturmadıkça,<br />
Siyasilerin önünde eğildiğimizin onda birini yaratanın önünde eğilmedikçe,<br />
Biz daha çok yanarız çok,<br />
Şairin dediği gibi, Baykuşa çifte yalı, bülbüle zindan düştükçe, Mazluma sürgün evi, zalime cihan düştükçe,<br />
Yerinde sayanların gürültüsünün yürüyenlerin ve ilerleyenlerin çıkardığı sesin duyulmasına engel oldukça,<br />
Allah diyerek insanları kandıranlar yüzünden, Allah diye söze başlayanlardan korkuldukça,<br />
Şeyh Edebali&#8217;nin Osman Gaziye nasihatini ceplerinden düşürmediklerini söyleyenlerin hırs, sinir ve nefret dolu davranışlarını gördükçe,<br />
Biz daha çok hayal kırıklığı yaşarız çok.</p>
<p>Ahmet Berhan YILMAZ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5284-biz-daha-cok-hayal-kirikligi-yasariz-cok/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TBMM’de Gördüklerimiz</title>
		<link>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5034-tbmm%e2%80%99de-gorduklerimiz</link>
		<comments>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5034-tbmm%e2%80%99de-gorduklerimiz#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 09:05:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>A. Berhan Yılmaz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.erzurumhabergazetesi.com/?p=5034</guid>
		<description><![CDATA[Geçenlerde TBMM’de hepimizi üzen, kahreden bir kavga meydana geldi. Kavgada sadece kendilerine oy verenlerin değil&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><br />
</strong></p>
<p>Geçenlerde TBMM’de hepimizi üzen, kahreden bir kavga meydana geldi. Kavgada sadece kendilerine oy verenlerin değil bütün milletin temsilcisi, vekili olarak ve vatanı, milleti mutlu etmek, refaha kavuşturmak için orada bulunan bir sürü adamın birbirine girdiğini, hakaret, küfür ettiğini ve yumruklaşmaya kadar giden kavgaya giriştiklerini izledik.</p>
<p>Üzüldük; İsmindeki Büyük ibaresini Büyük Türk milletini temsil ettiği için alan bu meclisi özellikle bazı Uzak Doğu ülkelerinde sıklıkla meydana gelen ve video komedi kanallarında, sanki biz de hiç olmazmış gibi gülerek izlediğimiz ülkelerin meclisine benzettikleri için üzüldük.</p>
<p>Şaşırdık; kavga edenlerin seçim meydanlarındaki konuşmalarını hatırladık. Toplumsal huzurdan, toplumsal mutabakattan, hoşgörüden, sabırdan, dinden, imandan, vatan millet sevgisinden bahsettiklerini hatırladık ve aslında ne için kavga ettiklerini anlayınca kahrolduk.</p>
<p>Gördük; birbirine acımasızca hakaret eden, yumruk sallayan ve belki de o an imkân olsa birbirine öldüresiye vuracak olan iki parti mensuplarının da aslında her açıdan aynı olduklarını ve iyilikte değil de kötülükte nasıl buluşabildiklerini gördük.</p>
<p>Nefret ettik; kavga edenlerle, onları ayırmaya çalışanlara bakınca kardeşi kardeşe vurduran bu siyasi hırstan, kinden, çekememezlikten iğrendik.</p>
<p>Fark ettik; her iki partinin mensuplarının da kendilerini, kendi hırslarını ve kinlerini; bağlı olduklarını iddia ettikleri birçok değerden üstün tuttuklarını fark ettik.</p>
<p>Milli ve manevi değerler açısından aynı yapıda insanlardan oy alan partilerin, bu değerler ortaya gelince bir araya gelip millet adına ortak tavır sergilemeleri, mücadele etmeleri gerekirken birbirine girerek, kavgaya tutuşmaları, çözmeleri gereken bir sorun üzerinden kavga etmeleri,  böylesi olayın kahramanları olmaları aklıselim her insanı üzmüştür sanırım.</p>
<p>Sonuçta bu kavgada kim haklı, kim haksız veya bu kavgayı kim başlattı, kim bitirdi meselenin en son düşünülecek tarafıdır, çünkü bu olayda her iki taraf ta haksız ve suçludur.</p>
<p>Bizleri üzen diğer bir nokta da tek bir hareketleriyle olayları başlamadan bitirecek güce sahip her iki parti başkanının da olaya seyirci kalmaları ve bu tavırlarıyla olayı sanki de onaylamış olmalarıdır.</p>
<p>Ben bu olay sebebiyle toplum içinde mutlu olan, kavgaya karışanları onaylayan, hak veren ve destekleyen herhangi bir kişi ile karşılaşmadım. Çünkü hepimiz çok iyi biliyoruz ki bu kavga siyasilerin şahsi kavgasıdır. Bu kavga ne millet adına, ne vatan adına, ne başörtüsü adına ne de Peygamber Efendimiz adına yapılmıştır. Bu kavga siyasi hırs, kişisel nefret ve siyasilerin içlerini yakan kavuran kin sebebiyle meydan gelmiştir.</p>
<p>Bu kavgaya karışan, kendini ortaya atan ve sebep olanlar da iyi bilsinler ki onların gözlerindeki hırsı, kini, nefreti hepimiz gördük ve bu kişiler toplum vicdanında birer birer yargılanmaktadırlar.</p>
<p>Bütün bunlar göz önüne alındığında; her iki tarafında düştükleri bu acınası ve iç acıtıcı durumdan çıkabilmeleri ve bu millete borçlu oldukları makamlarını temize çıkarabilmeleri için, önce tövbe etmeleri sonra da bu milletten özür dilemeleri gerekmektedir. Bu kadarcık iyi niyet gösterisini de bu millet hak ediyordur sanırım.</p>
<p><strong>Ahmet Berhan Yılmaz</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.erzurumhabergazetesi.com/5034-tbmm%e2%80%99de-gorduklerimiz/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

