logo

22 Nisan 2010

Ya bu ülkede vicdan sahibi hakimler olmasaydı..

Bir an düşünün ki, bağımsız bir yargı sistemi ve tarafsız hakimler yok…… Dünyanın bütün güzelliği sizin ülkenizde olsa ne hükmü olur ki?
Nasıl ki gözünü para ve şöhret hırsı bürümüş bir adam için, ahlaki değerler tali dereceye düşüyorsa, kafayı elektrik üretimine takmış bizim bürokratımız için de, tabiatın, insanın ve diğer canlıların hiçbir anlamı olmuyor.Kim bilir kaç asırdan bu yana Tortum Şelalesi öylece akıp duruyordu, önce üstüne baraj yaptılar, sonra da şelalenin suyunu büsbütün kestiler. Öyle bir çirkinlik çıktı ki ortaya, suyu akarken seyrine doyum olmayan o güzelim tabiat harikası, adeta hilkat garibesine döndü.
Bu işlere kim karar veriyor, yetkilerini hangi yasalardan alıyorlar doğrusu bilmiyorum. Bildiğim şu ki, şayet bu ülkede ve bu şehirde vicdan sahibi, hukukçularımız, hakimlerimiz olmasaydı, bugün hala Tortum Şelalesi bir yudum suya muhtaç kalmış olacaktı.
Adamların hiç bir şey umurlarında değil…
Halk zaten çaresiz…
Baksanıza tabiatını ve yaşadığı çevreyi korumaya kalktığı için, ya bir tümen askerle köyleri kuşatılıyor, ya da toplu halde ağızsız dilsiz içeri tıkılıyor.
Geriye bir tek vicdan sahibi hakimler kalıyor.
Ya onlar da olmasaydı?
Neyse ki, hem şelalenin hem de insanlığın imdadına hakimler yetişti de, aklını tabii güzellikleri katletmekle bozmuş olan canavarlara “dur” denildi.
Mahkemelerin de işi çok zor.
Çünkü: Bu tabiat kasaplarının öylesine geniş bir hedefleri var ki, Tortum Şelalesi bu hedefin içinde sadece bir nokta. Durduran olmaz ise, İspir’i, Tortum’u, Uzundere’yi, Olur’u ve nihayetin de bütün Kuzey’i, bir çırpıda haritadan silip atacaklar!
Kendilerince gerekçeleri çok geçerli: Elektrik üreteceğiz!
Bu ülkenin enerjiye ihtiyacı var mı, var…
Hangi aklıselim çıkıp diyebilir ki, Türkiye ihtiyacı olan enerjiyi kendisi üretmesin, ithal etsin.
Kaldı ki, buğdaydan, elmaya, etten, tavuk yemine kadar akla gelebilecek her şeyi limitsizce ithal eden bir anlayış, niçin elektrik ithalinden kaçıyor anlamış değilim.
Buna rağmen istiyorum ki, ülkem ihtiyacı olan enerjiyi kendi öz kaynaklarıyla üretsin, kimseye mecbur kalmasın.
Dünyada onlarca örneği var; elektrik üretiminin pek çok yolu bulunuyor. Nükleer santralden tutunuz da, rüzgardan elektrik elde etmeye kadar…
Bin adet HES yapacaksınız ki, ancak küçük çaplı bir barajın ürettiği elektrik kadar bir elektrik elde edebilesiniz…
Bin adet HES yapmak için de, milyonlarca ağacı, bahçeyi, çayırı, merayı, oralarda yaşan tüm canlıları yok etmeniz gerekecek.
İnsan da işin cabası…
Ankara bürokrasisi yasaya karşı hile yaparak, çevre etki raporu alınmasın diye, HES’leri yıldızlar gibi kırpıyorlar!
Kağıt üzerinde ne kadar dere, çay, ırmak ve çağlayan varsa; parselleyip satıyorlar. Gerçekte durum nedir, o su o civarın ihtiyacını karşılamaya yetiyor mu, diye bakan yok.
“Ben devletim, sattım” diyor, satıyor!
Şimdilik Tortum Şelalesi en azından büsbütün kurumaktan kurtarılmış oldu; ehli vicdan bir yargı insanı sayesinde…
Ya diğerleri?
Sahi bu gözünü karartmış adamların elinden nasıl kurtaracağız bize sadece emanet edilen bu tabiatı?
Bu ayın sonunda, “Toprak Dede” yani TEMA Vakfı’nın kurucusu, banisi ve ömrünü ülkesi için harcamış olan Hayrettin Karaca Erzurum’a geliyor. Tortum’a, Uzundere’ye gidecek ve orada bizzat HES’ciler eliyle o güzelim derelerin nasıl yok edilmek istendiğini görecek.
Hayrettin Bey, ta İstanbul’dan kalkıp geliyor da, bu şehrin vekaletini üstlenmiş olan bizim vekillerimiz kıllarını dahi kıpırdatmıyorlar. Neyse ki, kerhen de olsa kısaca isimlerine STK denilen oluşumlar bir bildiri yayımladılar.
Eh… Bu da bir şey…
Düne kadar, yani TEMA’cılar ve basının tacizleri olmasaydı, bu bildiri de olmayacaktı.
Vicdan sahibi bir bürokrat bırakın yakından görmüş olmayı, Tortum Şelalesi’ni kartpostaldan bile görseydi, “buranın suyunu kesin, kurutun” diyemezdi.
Ama ne yazık ki, Ankara’da öyle bürokratlar var ki, haritada yerini bilmedikleri şehirler için ahkam kesip, hüküm veriyorlar.
İyi ki bu ülkede hakimler var; iyi ki…

Mehmet Şener

Share
3.769 kez okundu
#

SENDE YORUM YAZ