Kayıt Ol | Giriş | Anasayfam | Favori | İletişim | Künye | İlçeler:
Yazarlar  
admin
Erzurum’lu Kadınlar’dan Vali Öztürk’e ziyaret
29.07.2010
Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) bünyesinde oluşturulan Kadın Girişimciler…
Kenan GÜLERCİ
Kenan GÜLERCİ
Türkçe sevdalısı çocuklarla Kartal’da ilginç karşılaşmamız
18.06.2010
Türkçe olimpiyatlarına Kırgızistan’dan katılan kolbastı ekibi gazetemizi ziyarette bulundu. Bu…
Esat BİNDESEN
Esat BİNDESEN
Erzurum’da et pahalanacak!
13.07.2010
Et Erzurum’da ucuzlamadı. Neden? Bu soruyu kasaba sordum, “Pazartesine 2…
Recep KAPUCU
Recep KAPUCU
Erzurum polisine bin kere Maşallah!
22.07.2010
Karanlık eller, sonunda Erzurum’a da uzandı. Önce sağa, sola şüpheli…
Gamze İSPİRLİ
Gamze İSPİRLİ
Esnafın Ramazan Taktiği….
26.07.2010
  Ramazan ayına sayılı günler kala zam sağanağı da başladı.…
Mehmet Şener
Mehmet Şener
Tortum’da sessiz çığlık…
27.07.2010
Bir sonuç verir ya da vermez fark etmez; Tortum halkı…
Orkun ÇİZMELİ
Orkun ÇİZMELİ
Güreşleri tesislerde yapmanın ne anlamı olabilir?
16.07.2010
Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Küçükler, Erzurumspor’a ait tesislerde güreş maçlarını…
Orhan BOZKURT
Orhan BOZKURT
Susa kalmak!…
30.06.2010
Aylardır dostlarım, yani siz okurlarım;  ‘neden yazmıyorsun?’ diye sitem dolu,…
ŞİKAYETİM VAR!..
ŞİKAYETİM VAR!..
Özel kalem sekreterine verilen skandal ceza!..
29.07.2010
Belediyenin tek bayan personeline verilen sokak temizliği cezasına halk tepki…
Kadir SABUNCUĞLU
Kadir SABUNCUĞLU
Vuraler’lerin yürek burkan acısı
28.07.2010
Efsanevi teknik direktörlerden merhum Hadi Vuraler’in oğlu Erdal Vuraler, eşi…
Sinan Özcaylak
Sinan Özcaylak
İnadına açıklama…
30.06.2010
İl Emniyet Müdürü İbrahim Çelik, geçtiğimiz aylarda gündeme gelen bir…
A. Berhan Yılmaz
A. Berhan Yılmaz
12 EYLÜL İLE HESAPLAŞMAK
26.07.2010
12 Eylül ile hesaplaşırken haksız yere bedenleri öldürülenlerin yanında en…
Feridun Fazıl Özsoy
Feridun Fazıl Özsoy
ŞEHİR, MEDENİYET VE KİMLİK (1)
16.07.2010
Büyük medeniyetlerin doğduğu en önemli mekan şehirlerdir. Bir başka deyişle…
Sayıl Narmanlıoğlu
Sayıl Narmanlıoğlu
AMAN DİKKAT!
23.06.2010
Genelkurmay, bilgilendirme toplantısı yaptı. Öne çıkan ana başlık, terör örgütünün…
Vahdet Nafiz AKSU
Vahdet Nafiz AKSU
ORGAN NAKLİ MERKEZİ’NİN YENİ DÖNEMİ
20.07.2010
Palandöken Gazetesi’nin Cumartesi günkü manşetinde “Organ Nakli Merkezinde” ameliyatlara başlandığına…
Göze Çarpanlar  
Bu süslenmiş koç geline gidecek
Erzurum evlilik geneleklerini koruyor Türkiye’de geçerliliğini kaybetmeye başlayan bir çok…
Anket  

Erzurum Vakıf ve Dernekleri Amacına Uygun Çalışıyor mu?

Sonuçları görüntüle

Yükleniyor ... Yükleniyor ...
Erzurum Rus’tan çekmedi, bu kafalardan çektiği kadar
Erzurum Rus’tan çekmedi, bu kafalardan çektiği kadar

Memleket bizim; ne atabiliriz ne de satabiliriz… Fakat memleketimizin karşı karşıya kaldığı ve artık kronik hale dönüşen çok ciddi problemleri var.
Öyle ki neyin eğri, neyin doğru olduğunu dahi çoğu zaman tefrik edemiyoruz. Hastalık dalga dalga yayılarak, dört bir yana sirayet etmiş… İfratla tefrit arasında gidip gelmekten, aradaki durakları unuttuk. Tıpkı siyahla beyaz arasında onlarca rengin bulunduğu gerçeğini ıskaladığımız gibi… Küsüp bir kenara çekilmek ya da başımızı alıp gitmek yerine, mücadele etmekten başka çare yok. Nasıl ki, insan annesini severken güzel yahut çirkin olmasına bakmıyorsa, memleket sevgisi de öyle bir şey…
Canımızı sıksa da, zaman zaman bizi nefessiz bıraksa da memleket bizim; hem de iyisiyle kötüsüyle…
Ne insanımızı hakir görüp, kıyafetlerinden ötürü kimseyi istiskal edebiliriz; ne de kendimizi arzın merkezine koyarak, “Ben olmasam bu şehrin hali nice olur?” gibi hastalıklı bir ruha teslim olmalıyız. Biz olsak da olmasak da dünya dönmeye, güneş her sabah doğup her akşam batmaya devam edecek. Biz olsak da olmasak da, zaman hükmünü icra edecektir.
Bir kusurundan ötürü çocuğumuza kızarken, nasıl ki onu öldürmüyorsak, sırf bizim gibi düşünmeyen insanlarla bir arada yaşıyoruz diye, bütün bir şehre kin ve nefret duyamayız.
İşin kolayına kaçanlar için mazeret hazır:
“Bu şehirden bir halt olmaz; bu şehirle bir yere varılamaz”
Garip bir anlayış ve bir o kadar da düşündürücü…
Her neye sahipse bu şehir sayesinde sahip olanlar, en çok da bu şehrin değerleriyle savaşıp duruyor. Kimisi “giderim” diye tehdit ediyor, kimisi de atılan her hayırlı bir adım için “hikaye” diyor! Kimisi bir işin içinde kendisi yoksa o işi kötü ilan ediyor; kimisi de hastalık derecesinde her işe muhalif…
Kimisinin elinde yafta dolaşıp duruyor, kimisi de şuna buna kulp takacağım diye bitap düşüyor. Erzurum Erzurum olalı, ne Rus’tan ne de Ermeni çetecilerden çekmedi; bu müzmin muhterislerden çektiği kadar!
Ne sevgisinde samimiyet var, ne de öfkesinde mertlik…
Merhum Reyhani bir dizesinde, “Yurdu sevenlere, gurbet kelepçedir; bile bile koluma taktım gidirem” diyor.
Hoş çekip gidenleri kınamıyoruz; ama kalıp mücadele edenleri de ortak aklın icaplarına uymaya ve nefsinin elinde oyuncak olmamaya davet ediyoruz.
Hastalık çok da, en acı vereni şudur:
“Çekememezlik!”
Lügat manasından daha yakıcı bir hal; ve neredeyse herkesin yakasına yapışmış durumda.
Hani siyasetçiler zaman zaman tehlikeli bir oyun oynuyorlar:
“Onlar ve biz”
Erzurum’da da, “sen-ben davası” öyle bir noktaya gelip dayandı ki, birimizin beyaz dediğine, diğerimiz şartlı bir refleksle hemen kara diyor. Birimiz bir gelişme yahut yapılan bir iş için güzel demişsek, öteki hemen kötü yaftasını yapıştırıyor.
Kamplaşma fikri ayrılık olmaktan çıkıp, savaşan iki ordunun cephelerine benzedi. Her an bir saldırı, her an düşmanlık…
Erzurum bu hastalıktan ötürü, öyle yorgun düştü ve öylesine harap oldu ki, şifa bulması bile birkaç ömrü tüketecek.
Birbirimizi çekemiyoruz, birbirimizi sevmiyoruz ve birbirimizi anlamıyoruz.
Ne acı bir durum; sanki şiarımız oldu: Konuşmak yerine kavga ediyoruz, öğrenmek yerine karalıyoruz!
Çekememezlik, kıskançlık sınırını aşalı epey oldu…
“Benim yoksa, onun da olmasın, ben bu işin içinde yoksam o iş batsın”.
Keşke hastalık sadece bu çekememezlikle sınırlı olsaydı; dahası da var:
İftira, küfür ve kin…
“Erzurum kötü gidişattan kurtulup, kalkınma yolunda ilerlesin”.
Tamam da bunun olabilmesi için, önce iyi niyet, samimiyet ve cesaret lazım…
Sonra da herkes kendi gücü nispetinde çalışmak durumunda.
Adam “Hayır” diyor. “Ben ne çalışırım, ne çalışanı alkışlarım ne de yapılan güzel işlere arka çıkarım; ben böyle oturup karalama yapacağım. Çok da üstüme gelirseniz çeker giderim ha…”
Değil mi ki, bu şehir işte bu kafaların yüzünden treni kaçırdı ve bugün debelenip duruyor.
İster şans deyin, ister Allah’ın bir lütfü…
Erzurum bu kafalara rağmen arada bir de doğru hamleler yapıp, güzel imkanlarla karşılaşıyor. Bereket bu şehirde aklıselim insan sayısı halâ çoğunlukta da, hiç olmasa doğan fırsatlar geri tepilmiyor.
Ne yazık ama…
Birbirimizi yemek için harcadığımız enerjinin yarısını bu şehrin kalkınması ve kendi işimizin büyümesi için tüketsek, kim bilir nasıl büyük işler çıkarırız.
Hastalığımızı bilip, ona göre çare aramalıyız. Erzurum bu illetten de kurtulabilir.
Çünkü tarihi ve kültürel arka planı nice belaları atlattığını gösteriyor.
Bu musibet anlayış da bertaraf edilecektir. Fakat önce böyle bir hastalığımızın olduğunu kabul etmeliyiz.
Çünkü: Memleket bizim…

Mehmet ŞENER


Yazarın tüm yazıları için »» Mehmet Şener
10.03.2010 11:10
132 kez okundu
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 puanlar, ortalama: 5,00 puan, toplam 5)
Yükleniyor ... Yükleniyor ...


Yorum yap